ÖNSÖZ

            Çocukluk çağımda daha ilk okul öğrencisi iken öğretmenimin teşviki ile Şiire karşı sempati duymaya başladım.bu nedenle küçük yaşımda evimizde bulunan Adem ile Hava, Sürmeli bey,aşık Kerem,halk hikayeler,inin destanlaşmış kitaplarını zevkle ve hevesle okuyup bunların tesirinde kaldım.      Böylece daha çocukken bende böylesi güzel şiirler yazabilir miyim diyerek şiire benzer bazı dörtlükler meydana getirmeye çalışıyordum.Ne yazık ki ,o küçük çocuğun  karaladığı o dörtlüklerden hiç birisini muhafaza edemedim.

Sizlere sunmaya çalıştığım şiirlerimi askerlik görevimi bitirdikten sonraki yıllarda yani polis memuru olarak hayata atıldıktan sonra

Akşam lisesine devam ederken ve polis akademisine girdiğim ve öğrenciliğimin devam ettiği yıllarda hazırlamış bulunmaktayım.

            Son derece şiir sevgisi ile dolu olmama rağmen her şeyi her yönü ile aksettiren  bir şair olduğumu iddia edemem.

            Ben Anadolu’nun  bir küçük köyünde doğmuşum  ve o köyde büyüdüm oralarda çekilen çileler  hala bir sinema şeridi gibi gözlerimin önünden geçmektedir.Hiç bir ideolojik tutum içinde olmadan sadece halkın çilelerini,duygularını,dile getirmeye çalıştım.bu durumda halkın içinden çıkan bir ozan olarak halkın dertlerini anlatan bir ozan olduğumdan başka bir şekilde nitelendirilemez.

            Sizlere sunmaya çalıştığım bu şiir demetimde, duyduğumu, hissettiğimi.bildiğimi,gördüğümü, bir ölçü ve duygusallıkla aksettirmeye çalıştım.hatalarımın olduğunu sanıyorum,bunun eleştirisini sayın okuyucularımın yapmasını ve böylece bana yol göstererek daha güzel şiirler yazmama yardımcı olmalarını bekliyorum.noksanlarımı, eksiklerimi,bu eleştiriler sayesinde gidermeye çalışıp daha iyi eserler vermek çabasında olduğumu bildirir fikirleri ile bana ışık tutacak bütün okuyucularıma şimdiden minnettar olduğumu bildiri saygılar sunarım.

                                                 Yusuf DEĞİRMENCİ

ULAŞMAK İÇİN TELEFON NUMARALARIM

 Ev O266 241 55 69 Cep 05332472675

   
 

1   ANADOLU  ANASI 

 

O  kadını düşünüyorum hep o yaşıyor gönlümde

Boğulmaya mahkum olmuş zavallı bu çekinti gölünde

 

Elleri çatlak, çatlak, işe arzulu

Dudakları morarmış, suya, aşa arzulu

Gözleri yol bekliyor, eşe arzulu

Bağrını güneş yakmış, kışa arzulu

 

Tırnaklarına ot yeşili ruj olmuş

Dudaklarına,susuzluk mor bir boya vurmuş

Parmaklarında çamur,kına gibi kurumuş

Halsiz,halsiz gidiyordu, yorulmuş

 

Köylerde çekintilere verilir, ömrün yarısı

Hep bu hayatı yaşar kalanların gerisi

O kadındır, o kadın bu milletin annesi

Sevgimin ilahisi,duygularımın sesi

 

O kadını düşünüyorum, hep o yaşıyor gönlümde

Böyle yaşıyor binlercesi,Anadolu köylerinde

                                               Temmuz 1970

 
   

2    ÇÖPÇÜ  OLSAM 

 Çöpçü olsam

Sokakları temizle diyecekler

Sokaklarda ki gizli kiri görmeyecekler

Döndürülen dolaplardan

Çevrilen entrikalardan

Günahsız kurbanlardan

Bahis etmeyecekler

 

Sokaktaki art niyetler gitmeyecekler

Temizlenemeyecekler

Düşünceler ihtirasa esir

Aç gözler kurban arayacak

Kanlı eller tetik çekecek

Ben kanları temizleyemem

Sokaklara güvenemem

Yürümem,yürüyemem

 

Yürekler sevgini yuvası olsa

İnsanlar bir birlerini sevse,saysa

Direkler güzellikleri aydınlatsa

Sokaklar korku salmasa

Endişelenmem

Kötülük husumet ararken

Sevginin yerini nefret alırken

Saygı buharlaşıp yok olurken

Sokakları temizleyemem

Temiz yürekler gezinemezse sokaklarda

Kirlilere hizmet etmem

Çöpçü olsam

Kalpler dururken

Sokakları süpürmem

3  İÇERSEN BİR MÜDDET 

 

İçersen bir müddet bu meyhanede

Ağarır saçların birkaç senede

Ayrılmak zor olur buradan yinede

İçinde hicranın olduktan sonra

 

Yalpa vura,vura çıkarsın buradan

Sıyrılırsın kin,ihtiras gururdan

Ayrılırsın yaranından dostundan

Bura sana mesken olduktan sonra

                        3

Çoğalsa da sana hor bakan gözler

Bükülse de belin tutmasa dizler

Şahsına söylenen kusurlu sözler

Duyulmaz sen sarhoş olduktan sonra

 

Görünmez gözüne evin,ocağın

Dertlerin olsa da hem yığın,yığın

Boşaldıkça şarap dolu bardağın

Fark etmez meyhanen olduktan sonra

 

Şimden sonra sen meyhane kuşusun

Bir duble atınca beysin, paşasın

Sen her meyhanede temel taşısın

Yaşama zevkinden yıldıktan sonra

 

Çektiğin çiledir,tuttuğun yastır

Her meyhane kuşu bahtına küstür

Meyhaneyle,insan en sadık dosttur

Felek darbesini vurduktan sonra

                                   21-4-1970               

4   KİMİM  ELİNDEN,KİMİN ELİNDEN

 

Hayat için didindiğim yıllar boyunca

Sokak,sokak süründüğüm yollar boyunca

Hece,hece söylendiğim diller boyunca

Söyleyin kimin elinden,kimin elinde

 

Yatak,yatak hastalığım mezarlar gibi

Dilim,dilim biçilişim hızarlar gibi

Elden ele sallandığım çift zarlar gibi

Tavla gibi oynandığım, kimin elinden

                        5

Köşe,köşe itilişim kuralcı oyun

Boyun bükmek işim değil,böyledir huyum

Dalgalara siper oldu dövülür kıyım

Yığın,yığın kum doluşum, kimin elinden

 

Haksızlığa kurban oldum sırdır içimde

Emellere alet oldum hayat içinde

Söyleyin adalet hangi biçimde

Gerçeklerden kaçışım, kimin elinden

 

Kime desem,kime döksem içimi

Bilmiyorum söyleyen yok suçumu

Kolay değil bu Dünyadan kaçımı

Kalmaya mecbur oluşum, kimin elinden

                                               18-2-1973

4   KİMİM  ELİNDEN,KİMİN ELİNDEN

 

Hayat için didindiğim yıllar boyunca

Sokak,sokak süründüğüm yollar boyunca

Hece,hece söylendiğim diller boyunca

Söyleyin kimin elinden,kimin elinde

 

Yatak,yatak hastalığım mezarlar gibi

Dilim,dilim biçilişim hızarlar gibi

Elden ele sallandığım çift zarlar gibi

Tavla gibi oynandığım, kimin elinden

                        5

Köşe,köşe itilişim kuralcı oyun

Boyun bükmek işim değil,böyledir huyum

Dalgalara siper oldu dövülür kıyım

Yığın,yığın kum doluşum, kimin elinden

 

Haksızlığa kurban oldum sırdır içimde

Emellere alet oldum hayat içinde

Söyleyin adalet hangi biçimde

Gerçeklerden kaçışım, kimin elinden

 

Kime desem,kime döksem içimi

Bilmiyorum söyleyen yok suçumu

Kolay değil bu Dünyadan kaçımı

Kalmaya mecbur oluşum, kimin elinden

                                               18-2-1973

6     BE  DÜNYA

 

Anamdan ağlayarak gelmişim şu dünyaya

Doğmadan evvel senin neni aldım, be dünya

Bir iyi gün,mutlu yaşam, var mı insan oğluna

Oluşundan,varlığından, neni çaldım ,be dünya

 

Hicranlı yıllar geçti bunca zaman sırtımdan

Benliğimi unuttum şüphe ettim aslımdan

Bir müddet hücrelerin barındı vücudumdan

Sana geldim,sende kaldım,sana döndüm, be dünya

 

Ne neşeni gönlümde bir anlık taşımışım

Ne mutlu bir hayati bir saat yaşamışım

Gaflet içindeymişim hep sana çalışmışım

Bunca yıllık emeğim sana kalır be dünya

7     YAŞAMAK NEDİR Kİ

 

Yaşamak nedir ki can neye yarar

Hayatta emelin var olmayınca

Yuva ne demektir,ev neye yarar

Evde güler yüzlü yar olmayınca.

Dünyaya gelinir sonra ölünür

Sevgi parça,parça olur bölünür

Eve hangi şevk ile dönülür

Ev içinde huzur var olmayınca

           

Evlilik insana bir mezar olur

Hayat ömür boyu ahu zar olur

İnsan yaşadıkça karamsar olur

İnsana şevk veren biri olmayınca.

 

Deniz dalgasız ev kavgasız olmaz

Aslında eş, evde eşe darılmaz

Hüsnüniyetli bir karara varılmaz

İyi kötü bir şey sorulmayınca.

 

İster elin olsun, istersen eşin

Felç olur hayatın, güçleşir işin

Çatlar,sabretsen de, o sabır taşın

İnsanda  hüsnüniyet var olmayınca

8    DOKTOR 

 

Doktor, tutma beni bu dört duvarda

Burada daha çok hasta oldum ben

Bana ilaç ararsanız,o yarde

Yıllardır hep ondan ayrı kaldım ben

 

Özlem, özlem koktu burnuma hasret

Hiç olmadı bana kavuşmak kısmet

Eğer acıyorsan bana da hayret

Zaten yelkenleri suya saldım ben

           

İnan buna kuru ağaç yeşermez

Yapılan tedavi derdi gidermez

Yıllar önce öldüm,can geri gelmez

Dertlerle gömülen ölü oldum ben

 

Bir tabut yaptırın ölü (naşı)y çün

Bir yuva yaptırın, gönül( kuşu)yçün

En sevdiğin insanların (başı)yçün

Bırak beni bırak zaten öldüm ben

 

Aldırmam hakkımda ne söyleseler

Beni garip yaptı bu yad ülkeler

Bir gün değirmenci ölmüş derseler

İnan ki dünyaya yeni geldim ben

                                   10-7-1970

9     BIRAK DOKTOR 

 

Hayata bağlanmış ne hastalar var

İşte onlar senden bir medet umar

Öldürme zamanı ,onları kurtar

            Bırak doktor, bırak, yaşayamam ben

            Bunca ağır yükü, taşıyamam ben


 

Benim için yoktur hayatın tadı

Umudum,  bir mumdu söndü, karardı

Sanmayın hayatta emelim vardı

            Bırak doktor ,bırak, yaşayamam ben

            Bunca ağır yükü, taşıyamam ben

 

Feryadım, goncaya bülbül ötüşü

Varlığım, dünyada ama görüşü

Yalvarırım, doktor, bırak bu işi

            Bırak doktor, bırak, yaşayamam ben

            Bunca ağır yükü tanıyamam ben

 

Ahım ,bir sağırlık içinde inler

Devrilsin yapraklar,tez geçsin günler

Tanrım, size versin uzun ömürler

            Bırak doktor,bırak,yaşayamam ben

            Dünyayı sırtında yaşayamam ben

                                               15-6-1972

10    SENİ HATIRLATANLAR

 

Benimle yaşayacak

Sana duyduğum hasret

Bu dert beni, manevi bir ölüme kapattı

Bir eski şarkıyı okuyan plak

Seni bana hatırlattı

 

Kırmak istedim,seni hatırlatan plağı

                                   Kıramadım.

Silmek istedim, defterimden ismini

                                   Silemedim.

 

Arayıp bulmak istedim

Sevgini sormak istedim

                                   Bulamadım.

Sen beni unutabildin mi?

Ben seni unutamadım.

 

Türlü, türlü şeyler var, seni bana hatırlatan

Ne zaman çantamı karıştırsam

Mendilini bulurum.

Defterimi karıştırsam,ismine

Albümüme baksam,resmine rastlarım.

 

Baharlarda yeşil giysilerini

Rüzgarlarda dalgalanan saçlarını

Dalgacıklar arasında

Bana bakışlarını  görür

Gözlerini kıskanırım.

Seni hatırlatanları yok etmek istedim

Yakmak istedim hatıraların

Yakamadım.

Paylaşılan yılları  bel ki de sen karaladın

Ben isminin üzerine bile, çizgi çekemedim.

Hep seni,senin olmayı düşündüm.

Bilmem ki sen neler düşünüyorsun

Günde binlerce defa dirilip ölüyorum

Sen, seni seven için ölebiliyor musun?

 

Duydum ki!

Şimdi sende şarkı söylüyormuşsun

Şarkılarda,ismimi kalpten anıyor musun?

Sen şarkı söylüyorken radyo açamıyorum

Benim şiirlerimi alıp okuyor musun?

Bitirmek mümkün değil duyduğum şu hasreti

İnsaf dilenmiyorum

Dön geri demiyorum

Sen gidince yıkıldı hayalimdeki çatı

Tek tesellim tek dostum

Seninle yaşayanlar

Seni hatırlatanlar

Senden bana kalanlar

11     SON  AYNI  SON

 

Her günün geçişinde

Ömrünün bir metre kısaldığını

Her senenin bitişinde

Bir yaş ihtiyarladığını

düşünemiyorsan

Düşünmelisin.

 

Senden istenenleri

Yıllar sonra veremeyeceğini

Bilmiyorsan

            Bilmelisin.

 

Her canlı aynı sona bağlanır

Zamanı değerlendirmelisin

İsteneni istendiği zamanda

Verebilmelisin

            Vermelisin.

                        Ocak 1968

12   BEDDUA

 

Terk ettin aşkımı bana vermeden

Benle derdin neydi,bu zulüm neden

Dolaştırdın köşe bucak demeden

Seni gazel gibi kurutsun Allah !

 

Yanağın kırışsın,saçın dağılsın

Kör olsun gözlerin,belin kırılsın

Varsın her gün bin kol sana sarılsın

Şehvet ateşiyle eritsin Allah !

 

Kar gibi eritsin çöl gibi yaksın

Çürütsün dilini lal gibi yapsın

Eskiyip atılmış şal gibi yapsın

Çöplükten çöplüğe sürütsün Allah !

 

Kahkahan feryada dönsün inşallah

Bir yığın alevle çıksın her bir ah

Milyonlarca defa desen de eyvah

Yılanlar misali yürütsün Allah !

                                   Aralık 1969)

13    KALP HIRSIZI

 

Biliyorum

Benim yaptığım suç

Seni rahatsız etmek.

Bir suç daha var senin fark etmediğin

Ve senin işleyeceğin

Beni harap etmek.

 

Biliyorum küstahlık bu

Seni tanımadan sevmek

Küstahlığın daha büyüğüdür senin yaptığın

Seni seveni sevmemek.

 

Biliyorum namussuzluk bu hareket

Seni her gün takip etmek

Daha da büyüğü var ortada

Oda senin yaptığın

Kalbimi çalıp gitmek.

                        1968

14    BİZE NELER GÜLMÜYOR Kİ

 

Bize neler gülmüyor ki

Uyur gibi uyanıyoruz

Uyanır gibi uyuyoruz

Ve

Suçluyoruz bir birimizi

Aç yaşıyor

Tok gibi görüyoruz kendimizi.

 

Ben, bilgiye açım

O,ekmeğe aç

Bir başkası, açken anılara

Uyanık gibi

Uykuda seyrediyoruz düşlerimizi.

 

Gülüyor sokaklar

İşsiz dolaşan insanlara

Kaygısız,kedersiz

Yerli yersiz

Varlığından habersiz

Bağrında ki adımlara.

 

Şehirler de gülüyor

Caddelerle, lambalarla

Bahçelerle,parklarla

Kahvelerle,pavyonlarla

Masa ve sandalyelerle

Her türlü eğlenceyle

Oyun malzemeleriyle

Gülüyor insanlık alemine

Gülüyor tembelliklerine.

15    YILBAŞI DÜŞÜNCESİ

 

Bu akşam yılbaşı

Her evde,her yerde eğlenilecek           

Zaman mefhumu düşünülmeyecek

İnsanlar eğlenecek

Yılın eskisi gidecek

Yenisi nasıl gelecek.

 

Yarın

Bir yaş daha ihtiyarlayacak insanlar

Unutarak geçen yılın acılarını

Bir ümitle girecekler yeni yıla

Silecekler karamsarlıklarını.

 

Yarın

Bir yıl daha yitirecekler yaşamlarından

Kaybolan yıllara ağlarken düşünürler

Geçen seneler gibi

Öldürülecek gelecek yıllarda

Bir yıl daha esersiz kapanacak.

 

Yarın

Geçen senelere bir sayfa daha eklenecek

Akın başlayacak zaman çalan eğlencelere

Gaflet içinde  yeni yıl için kaldırılacak kadehler

Geçen yıllar küsecek insanlığa

Giden zaman geri gelmeyecek

Açılmayacak gaflet uykusundaki gözler

Zaman bütün anısızlığıyla yürüyecek

Geçen yıllar tembelliğe tükürecek

Bu halimiz geleceğe ne verecek

                                   31-12-1969

16    BİR GÜN GELECEK    

 

Bir gün otağına çöker yalnızlık

Yaprağı dökülmüş ağaç misali

 

Kaçarsın sen eski sevenlerinden

Alnında ki damga bir suç misali

 

Ağlaması bir eda çöker yüzüne

Yosun tutmuş taşlı yamaç misali

 

Belli olur aşka doymamışlığın

Nafaka alamamış aç misali

 

Çizgi,çizgi desenleşir suratın

Tarakla tel olmuş bir saç misali

 

Müspet,menfi taraftarların olur

Mağlup sonuçlanmış bir maç misali

 

Gün gelecek sende anlayacaksın

Varlığın Dünyada bir hiç misali

 

Geçmişle avunmak istediğinde

Göreceksin bomboş avuç misali 

17    HER ŞEYİMSİN

 

Gel benim dert ortağım

Gel benim bahçem bağım

Derdim,gamım efkarım

Bir tanecik karım.

 

Bilir misin bana nesin,neyimsin

Sen benim her şeyimsin

Ayaklarıma yol

Ciğerlerime oksijensin.

Çocukluğumda kardeşim

Sokakta arkadaşım

Uykuda düşüm

Yatakta eşimsin.

                                                                                

Hülyalarımın gerçeği

Soframın ekmeği,yemeği

Yemeğimin tuzu, biberisin.

 

Oğlum,kızım, gelinim

Acım,kederim,elemim

Neşem,coşkum,eğlencelerim

Hayata bağlayan bağımsın.

 

Efkarlı anımda dert ortağım

Tarlam bahçem bağımsın.

Bağımda yemişimsin meyvemsin

Her yerde benimlesin.

 

Ciğerimin nefesi

Kulaklarımın sesi

Çocuğumun annesi

Gerçeğimin simgesi

Acılarımın öfkesisin.

Yaşama hevesimsin.

 

Yarım şişem,kırık kadehim

Suyum,şerbetim,zehrim

Sevincim,üzüntüm,kahrım

Zulmüm,ölümüm,azrailim

Tutan elim,konuşan dilim

Sensin benim vebalim

Sen bendesin benimlesin

Sen benim her şeyimsin.

18    GÜNAHAKARLAR

 

Medeniyet eğer bu ise bence

(M) sini söyleyen diller günahkar

 

Bay ve bayan böyle yaşayan gence

Hizmet eden o gönüller günahkar

 

Yirmi dört’e doğru çık Çankaya ya

Lambalar günahkar, yollar günahkar

 

Aşıkları gölgesine çağırır

Ağaçlar,yapraklar, dallar, günahkar

 

Yapış,yapış olmuş tek vücut gibi

Şehvetle sarılan kollar günahkar

 

Şehvetle sarılan kol arasında

Arzuyla kıvrılan beller günahkar

 

Nikah defterine imza atmadan

Kanca,kanca olan eller günahkar

 

Hiç nasip olmadan gelinlik giymek

Zevk için çoğalan dullar günahkar

 

Her şeyi açıkça görür tabiat

Bir ömür bildiği sırlar günahkar

 

Gayri meşru bir arada yaşayıp

Rahim’e dökülen döller günahkar

 

Önce bu hayatı toz pembe görüp

Sonra gözden akan seller günahkar

 

Bir ömür boyunca arzu peşinde

Dünyada koşturan kullar günahkar

                                   21-8-1970      

19   YAR DEMİŞ Kİ 

 

Geçen gün bir haber geldi o yarden

Yazıktır haline acırım demiş.

Mümkün olsa eski günlere dönmek

Uğruna canımı harcarım demiş.

 

Beni yakmış idi, düşmüş ateşe

Onunmuş,o kentte, her ıssız köşe

Elinde bir şişe ve kalka düşe

Ben, ondan daha da naçarım demiş

 

İyi anlatmışlar ona da beni

Her gün meyhanede dem çektiğimi

Demişler ki ! şimdi istese seni

Kanatlı kuş olur,uçarım demiş

 

İyice öğrenmiş bu dert bambaşka

Ben bur da başkayım, o orda başka

Demişler ki ondan başka bir aşka

Allah göstermesin kaçarım demiş

 

Teselli etmişler ağlama diye

Bir aşka gönlünü bağlama diye

Olup bitenlere çağlama diye

Bende bu dert ile göçerim demiş

20   SOKAKLARIN İKRARI 

 

Dile gelmiş ikrar eder sokaklar

Buradan, göz yaşı dökenler gelmiş.

Hala gizliyorlar bir çok sırları

Hayatın yükünden, çökenler gelmiş.

 

Bir ömür ağlayıp, feryat ederek

Hiç gülmeden, bu dünyadan giderek

Sevdiği halde,sevilmeyerek

Ömür boyu çile çekenler gelmiş.

 

Hayatı hazanla kavrulur  iken

Bahtı,harman,harman savrulur iken

Her gün umutları  kırılır iken

Kaderine boyun bükenler gelmiş.

 

Yaşamları orak,orak biçilmiş

Yanık bağrı sanki yoldur geçilmiş

Alnından akan ter, tas,tas içilmiş

Onu, insafsızca içenler gelmiş

 

Dökülmüş sokağa düşkünün hali

Kimin boynundadır?bunun vebali

Onun emeğine baykuş misali

Konup da şimdi dem çekenler gelmiş.

 

Susuz,çatlak,çatlak toprak misali

Buruşmuş yanağı hortlak misali

Kuruyup toz olmuş, toprak misali

Rüzgarın önünde uçanlar gelmiş.

 

Sabrı taşmış dile gelmiş sokaklar

Birbirini yiyor derler insanlar

Çekmeyenler çile nedir? ne anlar

Bağrına taş basıp göçenler gelmiş.

21   DAĞILMIŞ ÜMİTLERİMDEN

               BİR  DEMET

 

Dağılmış ümitlerimden toplayabildiğim

Bir demet

Keşke yazabilseydim

Mürekkep diye deniz sularını boşaltıncaya kadar.

 

Özleyebilseydim keşke

Kutupların güneşe duyduğu hasretle

 

Unutabilseydim

Ekvatorun güneşten tiksintisiyle

Ve güneşin

Ekvatora etkilediği nefretle

 

Kendimi yitirmek pahasına da olsa

Gezebilseydim dünyayı

Gezebilseydim, insanların içini

Öğrenebilseydim, neler düşündüklerini

 Bütün yaşantıları hatırlayabilseydim

Mısra,mısra satır,satır yazabilseydim.

 

Ümitlerimden toplayabildiğim bir demet

                                   Sunuyorum insanlığa

Hepsini verecektim

Hepsini

Hepsini toplayabilseydim.

22   YOK

 

Ne bir nişanlım var,ne bir sözlüm var

Ne bir sevgili yar,ne bir nazlım var

Ne bir keman kaşlım,kömür gözlüm var

Bir özlemle yanar, yanar gezerim.

 

Ne siyahi, ne kumral,ne sarı saçlım

Ne bir ok kirpiklim,ceylan bakışlım

Ne kolumla saracak, ak gerdanı nakışlım

Olur diye hayal kurar gezerim.

 

Ne bir dert ortağım, ne bir karım var

Ne sevenim nede sadık yarim var

Göz yaşım,efkarım,ahım,zarım var

Her şeyi, sineme sarar gezerim.

 

Ne bir yaşantım var,ne hayatım var

Ne neşeli bir gönlüm,gülen bahtım var

Ne emelim,ne amacım,nede ahtım var

Dünyada boş yere döner gezerim.

23   BU  ÇATIDA

 

Kimse gelmemiş daha

Yolunu şaşırmışlardan buraya

Yarı olmuş şişem

            Elimdeki kadehimle baş başayım.

Böylesi yaşamak yaşamaksa

            Bu çatıda

                        Yaşamaktayım

 

Bu köhne çatıdır

            İnsana her şeyi unutturan

Bazen,maziyi hatırlatan yuvadır

Şarap dökülmüş masaların dostluğu

Yarım şişelerin sıcaklığı

Beni,ve benim gibileri

Neşelendirir bazen

            Bazen de ağlatır.

 

Bende bir zamanlar içenleri düşünür

Tükürürcesine bakardım

Hayıflanırdım

O,meyhane kuşlarına .

 

Meğerse çöker birer binaymış onlar

Ne bu günden fayda görmüşler

Nede bel bağlamışlar yarına.

 

Yine bu çatıda dertleşecek kimse yok

Biliyorum gelecekler karanlıklarla

Düşünceleriyle

            Dertleriyle gelecekler

Gizli hakikatlar yutacaklar kırmızı şaraplarla

Unutur gibi olup gidecekler.

 

Ben yine bu çatıda kalacağım

Hayat hayalleri baltalayan canavardır diye

Haykıracağım

            Haykıracağım

                        Haykıracağım.

 

24    SUÇLU  NEREDE

 

Sorsam, herkes doğruluktan bahseder

Karıştır altını,o,ondan beter

Hiç kimse hatalı değilse eğer

           

Peki, neden düştük biz bunca derde?

            Hepimiz suçsuzuz da suçlu nerede?

          

(X),(Y)den yakınır, ömrü boyunca

(Y) bir ömür merttir,kendi huyunca

gitmemişsek arzuların suyunca

           

Peki, neden düştük biz bunca derde?

            Hepimiz suçsuzuz da suçlu nerede?

 

Sönen ocakları kim etti harap?

Kim,kime çektirir bunca ızdırap?

Mademki, tüm kullar doğruydu ya Rab

           

Peki, neden düştük biz bunca derde?

            Hepimiz suçsuzuz da suçlu nerede?

 

Ya gözümüz açtır,ya karnımız aç

Hayat bumu neden (X),(Y) ye muhtaç

Neden dağlar çıplak ovalar kıraç?

 

Peki neden düştük biz bunca derde?

                        Hepimiz suçsuzuz da suçlu nerede?

25--BAŞKA - BAŞKA 

 

Garip bir kişiye rastladığın gün

Tüm çektiklerini der başka ,aşka

Biraz olsun anlıyorsan halinden

Ona,onun gibi sor başka,başka

 

Öylesi insanı gördüğün günde

Bahtına bir sis çökmüş ise bu günde

Işıksız bir umut varken gönlünde

Ruhunda sakladığı sır başka,başka

 

Nefes alır amma yaşantısızdır

Hayatta çabasız çalıntısızdır

Ömrü gelip geçmiş,kalıntısızdır

Bahtına ettiği sır başka,başka

 

Hicran ekler yine hicran üstüne

Dolmuş katar,katar bir can üstüne

Yaşar diye bakma ölmüş büstüne

Onu gözleriyle gör başka,başka

 

İnsanlar bulursun hayattan bezgin

Hayalleri yıkık,rüyası bozgun

Kırılmış gururu içinden ezgin

Daha nice,nice var nakşa,başka

26    GÜNAHKAR MIYDI

 

Bir şey anlamadı ki

Hayatından,yaşantısından

Dört sayfaya sığdırabilmişti

            Ne geçtiyse başından

 

Doğduğunda annesi

Gençliğinde bir başkası sevmiş

Kadınken,kucaklardan, kucaklara elenmiş

Gömmüş sinesine özlemlerini

Paraya vermişti artık

            Etini,kendini

                        Her şeyini

Parası,pulu varmış

Amma hayatı anlamamış

Mesut,mutlu olamamış

O kadın ki göz yaşları bir ırmağa benzeyen

Ağlayabildiğince

            Ağlamış

                        Ağlamış

                                    Ağlamış

Çocuk sevgisinden mahrum

Anne şefkati gösteremeden

Bin bir çiçekle süslemiş kalbini

Köhneleşip devrilirken

 

Sevgiden nefrete

Çileden izdıraba

Bütün hayatını hatırlıyordu.

Defterinin son satırında

Sahte aşıkları

            Şöyle anlatıyordu

 

<<ÖLÜRSEM GÖMMEYİN BENİ MEZARA

    İBRET OLMAK İSTİYORUM TÜM GENÇ KIZLARA>>

27   KARAMSAR DÜŞÜNCELER

 

Zarf üstünde pul misali

                        Damgalanmak

Didim,didim didinmek

            Kırılmak,parçalanmak

Yokluğunu bilememek

Hatırlamamak varlığını

Bürünmek kaderin reva gördüklerine

Efkara sarılmak

Dertlere gark olmak

Mutlu olmamak

Yanmak,yakınmak

Dert tenceresinde kavrulmak

Çekilip de kuytu köşelerde ağlamak

 

Ağlamak bir ömür akan çeşmeler misali

Ulumak vapur düdükleriyle

Varlığını esir etmek yaşamın cefasına

İkbalin karanlığını kabullenmek

Yol almak el yordamıyla

Bakar gözlerle görememek

Bildiğini söyleyememek

Çaresiz olmak

Yutkunmak

 

Yutkunmak,

Zehir içer gibi içmek hayatı

Doldurmak kırılası kadehlere

Saçılabildiğince saçılmak israf,israf

Sonra da toplamaya uğraşmak

Ve toplayamamak

 

Kuyu kazmak iğneyle

Kıl saymak posttan

Menzile varamamak

Ayakta duramamak

Yıkılmak, ezilmek

 

Ezilmek ayaklar altında çamur misali

Yoğrulmak hamura benzercesine

Topraklaşmak çatlak,çatlak

Savrulmak rüzgarlarla

Toz olmak

Güz olmak

Solmak sarı yapaklar gibi

Ömrün ilkbaharında

 

Solmak hazan bahçeleri misali

Solmaktan daha beteri

Daha acısı

Soldurulmak

Tomurcukken koparılmak

Koparılıp atılmak ayaklar altına

28---FARUK NAFİZ ÇAMLIBEL'E

 

Faruk Nafiz, şimdi hanlar kalmadı

Hanların yerini, oteller aldı

Bindiğin yaylılar emekli oldu

Hala, gurbetlerde solanımız var

 

Ne,o handan söz et,ne, o hancıdan

Aynı yara, gönülleri inciten

Amma, ölenler çok, dertten, sancıdan

Şeyh oğlu satılmış, olanımız var

 

Eğer inanmazsan dirilde bir kalk

Bekir Sıtkı gibi, yolcumuz var, bak

Derdini, içkiye meze yaparak

Kendi hayatına, gülenimiz var

 

Gelirler otele yırtık abayla

Geçirmiş ömrünü, ah ile vay’la

Yıllar var ki! bacı, kardeş babayla

Yan yana gelmeden, ölenimiz var

 

Sıla hasretinden, yarin aşkından

Koşup gitmiş kaderinin peşinden

Aşamadan bu dağların başından

Dönmek arzusuyla, solanımız var

                                   30-9-1972

29    SEMT FARKI

 

İki kız dünyaya  geldi yirmi beş martta

Birincisi emekte,ikincisi Mamak ta

 

Devrildi takvim yaprakları

Aylar geçti,yıllar geçti

Emekli kızda,Mamaklı kızda, gençleşti

 

Okullar kucak açtı emekli kıza

Okuyan sevgililer doldurdu kalbini

Seçti emekli kız tahsil boyunca

Sevdi,sevebildiklerini

Her yaştan gençle sevişti

Elbise gibi aşk değişti

Eş edindi nene hatunlu birini

 

Mamaklı kız  saimekadınlı birini sevdi

Fakirlik evlenmelerine, engeldi

Hizmetçilik yaptı, Mamaklı kız

Mahallede oldu sakız

Ve sonunda terk edildi

Bir zenginin hizmetine girdi

Artık Mamaklı kız

            Kız değildi

Birkaç kuruşla aldatıldı

Kadınlığı para ile satıldı

Adı orospuya çıktı

Kahpeye çıktı

Mamaklı kız şimdiden sonra

Her gün bir kucakta sabahlayacaktı

 

Kucaktan kucağa düştü

Sokaktan sokağa düştü

İğrenç dudaklarla öpüştü

Öpüştü Mamaklım kız

 

Her gün bir aşkla gün geçirdi

Her gece  bir erkek koynuna girdi

Yinede hanım efendi idi

Günden güne değerlendi

Değerlendi emekli kız

 

Mamaklı kız

Para için kendini sattı

Para emekli kızı 

Hanım efendi yaptı.

 

Mamaklı olmakla ,emekli olmak

Bu kadar bir fark yaptı.

                                   1-11-1972

30   KİN DOLU AŞK

 

Bir gün kapına geleceğim

Yüzüne söyleyeceğim günahlarını.

Avaz, avaz bağıracağım

Uyaracağım komşularını.

Aldanmayacağım göz yaşlarına

 

Unutamadığım ihaneti

Baltaladığın saadeti

Beni, seni

Geçmişini dinleyeceksin

Bütün yaptıklarından

Hatta yaşadığından utanacaksın

Divaneye döneceksin

 

Ağlamak bilmeyen gözlerinde yaş

Kahkahalar atan gırtlağında hıçkırık

Ayaklarıma kapanacak

Yalvaracaksın

Öldür beni diyeceksin

Öldür,öldür,öldür beni

Ben seven insanım

Seni öldürmeyeceğim

Ben nasıl sürünüyorsam

Kendim gibi

Senide süründüreceğim

Göreceksin

Bende seni mahvedeceğim.

31   YAŞAYAN ÖLÜLERE KİMSE

           YAŞ DÖKMEYECEK

 

İnsanlık için şiirler yazacağım

İnsanları insanlara anlatan

Sözlerime hak verenler olacak

Vermeyenler olacak

Aldanacak hayatın akışına bir çokları

Kimi yeşili,kimi kırmızıyı sevecek

Kimi sararmış hayatını andıran

                        Sarıyı benimseyecek

Kimileri ümitsizce bakacak dünyaya

Usuna,yok olmuş hayaller dizilecek

Kapanacak umut perdeleri.

 

Kendinden habersiz bir çokları

Uyanık gibi uyuyacaklar

Yolcular görecekler dönüşü olmayan yolda

Uyanır gibi olacaklar

                        Uyanacaklar

Zaman yaprak,yaprak devrilecek

Farkına varmayacaklar

Sel olacak göz yaşları geri dönmeyenlere

Kimse yaş dökmeyecek

                        Yaşayan ölülere

Devran böyle dönecek

32    SENİN İÇİN

 

Basmadın mı?

Toprak senin serinliğine muhtaçmış

                                     Çatlak,çatlak

Yanmadın mı?

Çöller enin için kızgınmış

                                      Kurak,kurak

Okumadın mı?

Kitaplar seni yazıyor

                                     Yaprak,yaprak

Duymadın mı?

Tüm feryatlar seni çağırıyor

                                        Haykırarak

Anlamadın mı?

Seven öpüşlerde hasretini çekiyor

                                        Dudak,dudak

                                              24-12-1972

33   BİR İÇTEN BİR DIŞTAN

 

Anlatamam benliğimin içini

Ben hiç ölçemedim hayat açımı

Dıştan tarar, içten yolar saçımı

Bir meçhul evhama atılmışım ben

 

İçime dönmüşüm dışla ilgili

Beni anlatamaz bir devrin dili

Esen dışta bahar,içte sam yeli

Böyle bir ahenge katılmışım ben

 

Dıştan yaşıyorum içten ölüyüm

Neyime ağlayım,neme güleyim

Kimi terk edeyim ,kime geleyim

Yalnızlık içine itilmişim ben

 

Benim benliğimde bir insanlık var

Bu,dışımda feryat içimdeyse zar

Ölümdür dünyada gerçek tek şey var

Dünyada boş yere tutulmuşum ben

                                   29-10-1972

34    ŞAYET GÖLGE  ETMEZLERSE

 

Yücelsin emeğim kan ter içinde

Yeşersin umudum o ser içinde

Neler filizlenir bir gör içimde

            Arılaşmak istiyorum beni tutsak etmezlerse

            İhsan istemem kimseden, şayet gölge etmezlerse

 

Bende baharlar gibi yeşerebilmeliyim

Cemiyetin ferdiyim,cemiyete girmeliyim

Bir şeyler almalıyım,bir şeyler vermeliyim

            Çalışır arılaşırım eğer tutsak etmezlerse

            İhsan dilenmiyorum şayet gölge etmezlerse

 

Öğrenmek gerçekleri görmek dinlemek

Dertleri dillendirmek,yazmak,söylemek

İleri gitme diye susturmak isteyerek

            Koparıp cemiyetten bir kenara atmazlarsa

            İhsan bahşetmesinler şayet gölge etmezlerse

35   YAŞAMA KIZIM

 

Düşüncem yarınlara doğru uzayıp gider

Dün (çile)ydi, bugün dert,belki de yarın keder

Senide taştan taşa şayet vuracaksa kader

İnan istemiyorum, yaşama kızım

 

Çıkarcılar elinde erirsen sabun gibi

Menfaat değirmeninde öğünürsen un gibi

Ayaklara serilirsen sahildeki kum gibi

Var olmak bir kahırdır, yaşama kızım

 

Rezalet yakanda bir rozet olacaksa

Alın yazın kara,kara yazılacaksa

Alnına kara damgalar vurulacaksa

Buna sabredilmez , yaşama kızım

 

Bir arzuyu gideren ihtiyaç olacaksan

Değerini,şanını, paraya boğacaksan

O çirkef ellerde oyuncak kalacaksan

Ölümün daha yeğdir, yaşama kızım

 

Kuşları örnek al bir yuvan olsun

İçine analık gururu dolsun

Yüzümü kara çıkarma kız n(e) olursun

Dileğim gibi olmazsan, yaşama kızım

 

Belki sana hayatı tatlı gösterecekler

Bin türlü tatlı dille kalbine girecekler

Halbuki benliğini sağken öldürecekler

Manen ölü olursan, madden yaşama kızım

 

Rotanı kendin çiz yolu kendin seç

Sana yar olacak kulu kendin seç

Hayat denizinde Salı kendin seç

Seç,hataya düşersen, yaşama kızım

                                   23-2-1973

36   KÖYÜM

 

Bir dönebilseydim geri gelmezdim

Dağlarında kar doludur köyümün.

Ona kavuşsaydım, başka sevmezdim

Obasında yar doludur köyümün.

 

Kıvrılıp dağ aşan yolları vardır

Kulağa hoş gelen dilleri vardır

Tanrının sevilen kulları vardır

Göz yaşında sır doludur köyümün.

 

Gece gündüz akan çeşmeleri var

Bir ekmek peşinde koşmaları var

Yayladan yaylaya aşmaları var

Hayatında zor doludur köyümün.

37    BETERİM 

 

Beni, bana sorma anlatamam ki

Anlatımdan aciz dilden beterim

Herkes arzulara gider üstünde

Ben, bu sırtı yoluk yoldan ,beterim

 

Gidin, sorun beni, handan, hancıdan

Usandım hasretten, bıktım sancıdan

Yanan bir ocaktan ,tüten bacadan

Ateşin koyduğu külden ,beterim

 

Kalbimde ki tutku bir yara gibi

Ben her gün dilenen fukara gibi

Eskiyip atılmış paçavra gibi

Çöplüğe mal olmuş şaldan ,beterim

 

Nefretle anıldım kula kul diye

Beddua edenim yoktur öl diye

Bir şair diyor ya ,beter ol diye

Ben o beddualı kuldan beterim

                                   27-7-1972

38    ZAMAN  BÖYLE DEĞİL Mİ ?

 

Düşünsen

Düşüncenin esiri olursun çaresiz

Ağlasan

Teselli edecek dost bulamazsın

Ümit etme

Güvendiğin dallar elinde kalır

Hele düşkün olduğun bir anlaşılsın.

 

Çeksen de izdiham yükünü ömür boyunca

Halinden şikayet etme, karına bile

Fertlerin kendini düşündüğü bu devirde

Yanmak

            Yakınmak

                        Her şey nafile

 

Sen,seni düşün

Sen, sen olmak istiyorsan

Yakanda bir rozet ve bir etiketin olsun

Yaşa o zaman yaşamların boyunca

Kanunda

            Kanun adamı da ,sen olursun

 

Hileyle hurdayla da kapmalısın mevkiini

Kardeşin bile olsa

Tanımaz yoksa kimse seni

Sağırlar duyar

Dilsizler anlatır beyliğini

İşte o zaman

Kendine döndürebilirsin evreni

Belki de çoğuna tuhaf gelir sözlerim

Gerçeği söylemedim mi

Zaman böyle değil mi

39    SEN ANLASAN OLMAZ MI 

 

Sana,sen desem

Sana göre kabalık

Siz diye hitap etsem

Bana göre aptallık olacak.

 

Duygularımı fısıldasam kulağına

Biliyorum kızacaksın,kızarsın.

Söylemesem,gizlesem

Seven yüreğimi ezeceksin,ezersin

Duygularıma cevap vermeyeceksin

Sana yabancı mıyım desem

Evet diyeceksin.

Oysaki

Anam kadar yakınsın bana

Bilmeyeceksin.

Bilsen de kabul etmeyeceksin

Durup gözlerine baksam

Ateş damlaları düşüyor kalbime.

Bakmasam

Özlem duyuyorum rengine.

Ağlasam

Erkekler ağlamaz diye gülecekler

İçimde ki bu hissi bilmeyecekler

Tutkuları görmeyecekler

Bu hissi sana anlatabilsem

Bu duygular  bakışlarla anlatılmaz mı

Ben söyleyemedim kırmamak için

Sen anlasan olmaz mı

40     ÜZÜLÜR ÜZÜLÜRÜM

 

Ağartamazsam? kararmış hayatımın seherini

Dağıtamazsam?efkarlı gönlümün kederini

Annesini,bacısını,kardeşini,pederini

Kaybedeni düşündükçe, üzülür üzülürüm

 

Biz doğmadan çizmişler bu hayatın yolunu

Uzatamazsam?ulaşılmayan ümitlere kolumu

Kızını,gelinini,torununu,oğlunu

Kaybedeni düşündükçe, üzülür üzülürüm

 

Silemezsem, o duygusuz kalbin pasını

Duyarsam uzaklardan hasretliğin sesini

Çocuğunu,karısını,köyünü,sılasını

Terk edeni düşündükçe, üzülür üzülürüm

 

Bunlar var ya,hayatın acı efsaneleri

Doludur hayatta, ızdırap sahneleri

Çekilen çileleri ve çile çekenleri

Her kaleme alışta üzülür üzülürüm

41    POSTACI

 

Ayrıyım yıllardır hasret çekerim

Kara ,kara yazılmış mektup beklerim

Okursam dağılır belki kederim

           

Çal kapıyı bir zarf ver be postacı

            Bir defa halimi sor be postacı

 

Haber bile alamadım, sılamdan

Kaçınır mı? dostlar birkaç kelamdan

İki tatlı sözden ve bir selamdan

 

İnan, öksüz kalmak zor be postacı

            Bir defa  kapımı sor be postacı

 

Mektubun var diye bana gelirsen

Bir zarf uzatarak sevindirirsen

Beni bir an için mutlu görürsen

           

Mektubu okurken dur be postacı

            Çektiğim çileyi gör be postacı

42    KIZIMI DÜŞÜNÜYORUM

 

Kızımı düşünüyorum

Kızım gibi binlercesini

Kurban edilen kızları duydukça

Kızımın olduğuna üzülüyorum

 

Çırpınmalar,gayretler

Kötülükleri gidermez ki.

Şahittir caddeler,sokaklar

İnsanlık mahkemesinde söylemez ki.

Susarsa tabiat

Saklarsa insanlık

İspat edilemez ki.

O kadar kolay değil, insanları anlatmak

Anlatmaya çalışsam

Kelimeler yetmez ki.

 

İnsanlık susacaksa

Şer peşine takılacaksa

Alnına kara damgalar vurulacaksa

Kızım öldü denmez ki.

 

Kötülüklerden korun

Uçurum başına gitme

Kötülük nerden gelir

Kim getirir bilinmez ki.

43   BİR KIZIM OLDU 

 

Bir kızım oldu

Daha yaşadığını bilmeyen

Dünyaya umutla bakan

                        Bir kızım oldu

Belki,yarının mutluluk serüveni

Belki de çekinti kervanı olacak.

Belki yaşayacak,yaşamlar boyu

Belki yaşadığını anlamayacak.

Şayet yenebilirse feleğin oyununu

Yarına bir örnek ana olacak.

 

Onu

Hep onu düşünüyorum.

Ya kalabalıklara kapılıp giderse

Ya menfaatlere kurban edilirse

Ya kaderin kara damgasını yerse

Şimdi sevinçle övgüyle

Bir kızım oldu diyebiliyorum.

O zaman taş basıp bağrıma

Bir kızım öldü diyebilecek miyim

Bilemiyorum,

                        Bilmiyorum.

                                    nisan1970

44   BENLİĞİN YAŞARKEN ÖLDÜMÜ 

 

Başına kar yağmış, dağlar gibisin

Hazanla kurumuş, bağlar gibisin

Yaşantın boyunca,ağlar gibisin

Kader, mutluluğu gömdü mü? söyle

 

Gülü kopartılmış bahçe gibisin

Geçmez hale gelmiş akçe gibisin

Anlamsız cümlede hece gibisin

Umut ışıkların söndü mü? söyle

 

Güneşten kurumuş bozkırlar gibi

Dibi delik susuz bakırlar gibi

Köşe başlarında fakırlar gibi

Elini dolduran oldu mu? söyle

 

Hazan bahçesinde bülbül müsün sen

Feleğe verilen ödül müsün sen

Şakımak bilmeyen lal dil misin sen

Tek bir mutlu günün oldu mu? söyle

 

Kalem yazmıyorsa,çiğne kır onu

Vebali kimdeyse ona sor onu

Sende benim gibi hayra yor onu

Benliğin yaşarken öldü mü? söyle

45   GURBET  YOLCUSU 

 

Omuzun bir kirli yorgan

Sırtında ceketi kırk yamadan

Terleri ile göz yaşları bir birine karışmış

Gidiyordu

            Hayatını tayin etmişçesine.

 

Çaresizlik vardı bu gidişin de

Yorulmak bilmedi elin işinde

Yılardır bağlandı gurbet ilinde

Ne aç kaldı

            Nede beş parası vardı eline

Okunuyordu çekintileri alın çizgilerinde

Yaşamını bir ömür

            Not etmişçesine.

 

O zamanın genç

Bu zamanın yaşlı yolcusu

Sevinç ve hıçkırıklarla

Perişan ve bitkin

Geliyordu

            Görüp geçirmişçesine.

Avuç açanıydı şimdi kendi ilinin

                                     Dilenircesine.

                                                  Ağustos 1964

46   ACİZ İNSANLARIZ HEPİMİZ 

 

Aciz insanlarız hepimiz

Zamanı tutamayacak kadar.

Zevksiz insanlarız her birimiz

Çalışmaktan haz duymayacak kadar.

Korkağız, inkar edemeyiz

Bilgiden kaçacak kadar.

 

Tembeliz

O derece sorumsuz,o derece günahkar

İşten kaçacak kadar.

O derece duygusuz,o derece hissiziz

Gülüşlerde ızdırabı anlamayacak kadar.

Gaflet bir yorgan gibi serilmiş üstümüze

Bir birimize gülecek kadar.

Beyaz bayrak sallamışız tembellik ordusuna

Azimsiz olacak kadar.

İnsanım derken utanıyorum

Sorumsuzluk içinde teslim  olduk tabiata

Yuh çekilecek kadar.

47   NEDEN SUSUYORSUNUZ YOLLAR

 

Neden susuyorsunuz yollar

Neyi saklıyorsunuz lambalar

Üstünüzde işlenmeden insanlığa mal olan

                                   Hangi günah var?

Failini bilmediğiniz hangi suç var ki?

 

Günaha sizinle gidiyor insanlar

Sevaba,hayıra sizle ulaşıyorlar

Üzerinizde paylaşılır nice menfaatler

Yine sizce bilinir nice ,nice kurbanlar.

Aç yaşayanları

Yaşamadan yılanları

Varlığını hatırlamayanları

                                   Biliyorsunuz

Bildiğiniz halde susuyorsunuz

                                   Söylemiyorsunuz.

Amma niçin

Bu suskunluk neden

 

Kaç yıl daha saklayacaksınız gerçekleri

Kaç yıl daha susacaksınız söylemeden.

Kaç yıl daha insanlığa güleceksiniz

Kaç yıl daha namerde hizmet edeceksiniz

Kaç yıl daha sırları saklayacaksınız

Kaç yıl daha

Kaç bin kişi kurban olacak

 

Bilirsiniz,bilirsiniz insanların sırlarını

Kimlerin nerede,neler yaptıklarını

Derdini,efkarını

Feryadını zarını

Yoğunu,varını

Zulmünü  zalimin

Ah’ını mazlumun

Bilirsiniz, bilirsiniz

Bilirsinizde söylemezsiniz

                        Söyleyemezsiniz.

 

Susmayın söyleyin,haykırın gerçekleri

Öğrenmek istiyorum adem oğullarını

Öğrenmeliyim, öğrenmeliyim ki

Emanet edebilmeliyim insanlığa

            Oğullarımı

                        Torunlarımı

                                   24-7-1977

48   NE OLURSUN POSTACI BİZE DE UĞRA

 

Hayat vurmuş bana, bir zorlu tekme

Başın ağrıtıyorum kusura bakma

Mektup sormuyorum boynunu bükme

            Ne olursun postacı bize de uğra

            Uğra da, yalnızlığımı boz ara sıra

 

Elinde bir zarfla, gel çal kapımı

İnşa et yeniden ümit yapımı

Bari sen gel bağla hayat ipimi

            Ne olursun postacı bize de uğra

            Uğra da, yalnızlığımı boz ara sıra

 

Çantanda bana ait mektup olmasın

Acı tatlı, hiçbir haber gelmesin

Yeter ki, yalnızlığım ellerce bilinmesin

            Ne olursun postacı bize de uğra

            Uğra da, yalnızlığımı boz ara sıra

 

Ellerim tutmadı sıcak bir eli

Kimsesiz olduğum bilinmemeli

Bilmeyenler mektubu var demeli

            Ne olursun postacı bize de uğra

            Uğra da, yalnızlığımı boz ara sıra

 

Herkesin kapısına gelir gidersin

Sılasından, sevdiğinden, haber edersin

Mektup veremezsen,selam verirsin

            Ne olursun postacı bize de uğra

            Uğra da, yalnızlığımı boz ara sıra

 

Yapayalnız doğmuşuz dünyaya biz

Gelirsen birkaç söz sohbet ederiz

Dertdaşım olursun gel dertleşiriz

            Ne olursun postacı bize de uğra

            Uğra da,yalnızlığımı boz ara sıra

49    BİR ZAMAN SONRA

 

Her gün aynı iş,aynı ortam,aynı yaşantı

Saat hep aynı dakikaları adımlamakta

Akşamın tutkusudur sırtımdaki karanlık

Gölgem yine yorgun,yorgun kımıldamakta

 

Yine koşturacak insanı hayat çabası

Yine gençlerde aşk,yaşlıda ölüm sevdası

Yine bu caddelerden yola çıkmış bir fani

Kesilmiyor bu yolcu kervanının arkası

 

Gün gelecek,beni de bu yolda görecekler

Geçmişteki günlerimden bahsedecekler

Hiç yaşamamış gibi anısız kalacağım

 Arkamda , gölgemi bile göremeyecekler

50    ELİNDE TEKRAR MAŞA OLMAYA 

                NİYETİM  YOK 

 

Varsın sarsın çevremi bu yalnızlık kabus’u

Başkasıyla baş başa kalmaya niyetim yok.

Sende dönüp geriye,gelsen de, kol açarak

Elinde tekrar maşa olmaya niyetim yok.

 

Aşkının özlemiyle yansam  tutuşsam

Mecnun olsam Leyla’ya çöl,çöl dolaşsam

Bu sevdanın yüzünden, bıksam, usansam

Gel diye sana haber salmaya niyetim yok.

 

Biliyorum, geleceksin,kapımızı vurarak

Masum bir eda ile,göz yaşı akıtarak

Pişman olmuşsun gibi, şöyle boyun burarak

Seninle beraber kalmaya niyetim yok.

                                               11-3-1971

51    KÖYLÜLERİM 

 

Benim bu dünyaya geldiğim yıllar

Babamlar yalın ayak geziyorlarmış.

Toplanmış köyüme çilekeş kullar

Her gün yaşamadan, beziyorlarmış.

 

Şafakla beraber uyanıp kalkan

Bir elinde orak,birinde tırpan

Usanmadan,yorulmadan, yılmadan

Tarladan tarlaya, uzuyorlarmış.

 

Kadınlar dizilir, tarla yolunda

Terler boncuk,boncuk, alınlarında

Biri kucağında,biri karnında

Çocuk doğurmaktan ,beziyorlarmış.

 

Yıllar sonra gördüm, köylülerimi

Sordum nasıl diye, bildiklerimi

Çilelerle dolu, kaderlerini

Alın teri ile, yazıyorlarmış.

 

Kimi hastalanmış,kimi mecalsiz

Kimisi kimsesiz,kimisi halsiz

Kimileri ölmüş,bebeler öksüz

El kapılarında yaşıyorlarmış.

 

Köy böyle geçirmiş uzun yılları

Uzanmaz kimsenin şefkat elleri

Hala dert anlatmaz halde dilleri

Bahtlarına ağıt düzüyorlarmış

52   KÖYLÜYE MEKTUP

 

Gelme şehirlere iş bulmak için

Altın emeğine,pul derler sonra

Gezinsen atölye, dükkan,mağaza

Bu git ve yarın gel derler sonra.

 

Uzun zaman sokaklarda gezersin

Açlık çekip,işsizlikten bezersin

Başına ne gelir kestiremezsin

İnsanca görmezler, kul derler sonra.

 

Bir kimseye gidip halin söylesen

İş verin iş diye niyaz eylesen

Şöyle boyun büküp yalvarır isen

Gözünün yaşını sil derler sonra.

 

Okul görmemişsin, diploma derler

İmtihan da sorulara cevap isterler

Aklına gelmedik türlü sualler

Erkan  budur,cevabı bil derler sonra.

 

Desen aç mı kalacağız Dünyada

İşsizlik başımda, açlık yuvamda

Mutluluk kapını çalmaz bu çağda

Ağır basan torpil bul derler sonra.

                                   Nisan 1969

53   ÖLÜLER  ŞEHRİ

 

Ölüler şehri olur hayatın bitişi.

Terk etmiş ölüler şehri her türlü işi.

Ölüler şehrinde yaşamım anlamı yok

Baharlarından,kışlarından

Yarım kalmış işlerinden

Herkes memnun yatışlarından.

 

Ölüler şehrinde bir tatlı sükunet var

Ne kavga var, ne dövüş

Ne savaş var, ne barış

Ne dedikodu,var ne haset

Ölüler şehri bir sese hasret.

 

Ölüler şehrinde bütün davalar bitmiş

Dert değil geçim davası

Kalmamış şöhret ve şan davası

Ne koltuk davası kalmış

Ne miras davası

Mal davası

Para davası

Ne iman davası

Ne inanç davası

Hatta kalmamış bu şehirde

Can davası.

 

Ölüler şehrinde ne var olan var

Nede yok olanlar yok.

Ne zengin var, ne fakir

Ne bencil var, ne hakir

Ne açlar,nede toklar

Ne ağlayan,nede gülen

Nede bu sırrı bir bilen

Nede bizlere bildiren

Ölüler şehridir

İnsanları eşitlendiren.

 

Ölüler şehri misafirperver

Her gelene kucak açan

Herkesi barındıran

Gelenleri göndermeyen

Ser vermeyen

Sır vermeyen

Ölüler şehridir

Canlıya ter vermeyen.

 

Burada doğaya bağlı insanlık

Ölüler şehrinde hayat bitmiş

Ölüler şehri her türlü işi terk etmiş

Kalkmış bütün ayırımlar

Dil ayırımı

Din ayırımı

Irk ayırımı

Kalmamış

Eş,dost kayırımı.

 

Ölüler şehrini dolaştım,adım,adım

Ölüler şehrinde ölüleri aradım

Sokaklar geniş mi geniş

Caddeler boş mu boş

Gölgeler loş mu loş

Yaşamın bin türlü fitneliğinden ırak

Ölüler şehri ne hoş

                      19-1-1973

54   BEKLETİYORLAR 

 

Ne çığlıkları duyuyorlar

Ne feryatları işitiyorlar

Bize karşı üzülüyorlar

İçin,için  gülüyorlar

Kararlılar,güçlüler

Gururlanarak

Eziyorlar.

 

Eziyorlar ezebildiklerince

Hak,hak diye kıpırdansak

Bir ninnidir söylüyorlar

Dur bekle,dur bekle diyorlar

Ve bekletiyorlar.

 

Asır yeni ,çağ yeni

Bazen babacanlaşıyorlar

Bazen hırçınlaşıyorlar

İçlerindeki hep aynı tutku

Uyutmak istiyorlar.

Aynı nakaratı söylüyorlar

Dur bekle, dur bekle,dur bekle

Ne geçecek ki elimize beklemekle

Bekletiyorlar,bekletiyorlar.

55   BAŞTAN BAŞA SENİM

 

Yalnızlıklar içinde gerinen kollar

Sana arzulu

Değil başkasına.

Sokakları adımlayan ayaklar

Sana koşuyor

                        Değil başkasına.

Caddeleri aydınlatan lambalar

Sana ışık tutuyor

                        Değil başkasına.

Uyku ile yataklara yatanlar

Senin rüyana yatıyor

                        Değil başkasına.

Sabahlar akşamlar sen

Gündüzler sen, geceler sen

Aylar,yıllar, mevsimler sen

Bu günler sen

            Yarınlar sen

                        Dünler sen

Sakın sorma beni

Ben baştan başa senim.

56    ÖL  OĞLUM  ÖL

 

Damarında taşıdığın benden geçen kanını

Akıtarak korumaya çalışmazsan vatanını

Kötülüklerle kirletirsen gelecekte şanını

Yaşamana lüzum yok o zaman ,öl oğlum öl

 

Emeğinle terinle anıtlar dikemezsen

Geride kalanına bir eser veremezsen

Haksızlık karşısında göğsünü geremezsen

İstemem yaşamanı o zaman ,öl oğlum öl

 

Zalimle savaşmazsan,mazlumu korumazsan

Ruhundan miskinliği söküp de atamazsan

Mazluma zülüm edene köpeklik yapacaksan

Helal etmem kanımı o zaman, öl oğlum öl

 

Yaşantın boyunca sen kıl payı hak yer isen

Veya hak yiyenlere kendinden pay verirsen

Her şeyde menfaatini daha üstün görürsen

Hakkım haramdır derim, c zaman, öl oğlum öl

 

Çıkarın düşünüp çok canlar yakacaksan

Bu vatan toprağında durup kalmayacaksan

Gördüğün her düşküne yardım yapmayacaksan

Hayatın değeri yok o zaman ,öl oğlum öl

 

Vicdanının sesini duymazsa kulakların

Vatandaşın derdiyle çoğalmazsa efkarın

Ben bu günü düşündüm,senin düşüncen yarın

Düşünmezsen yarını o zaman, öl oğlum öl

                                               Aralık 1972

57    CADDELER

 

Mazisin okudum caddelerin

Neler varmış,neler varmış

İyi niyetler varmış

Ve bunları gölgeleyen kötü niyetler

Su gibi akan gönüller varmış

Bunları önleyen setler

Çatı,çatı hayaller

Ufuk,ufuk umutlar varmış

Peşlerinde hayal yıkanlar

Umut kıranlar dolaşırmış.

 

Yolunu şaşırmışlar

Dünyasını yitirmişler

Sağ iken mezarı kazılmışlar

Ve canlı insanlara

Mezar kazanlar varmış.

 

Sel misali akan göz yaşları

Dertliyi kahreden kahkahalar

Umutlarını yitirmiş yaşlılar

Yaşadığını sanan aldatılmışlar

Ve üstü kapalı

Acı gerçekler varmış.

Onları bu kaldırım taşları

Sır olarak saklayacaklarmış.

Bu gerçekler

Bu caddeler üzerinde

Dünyanın öldüğü güne kadar

Yaşayacaklarmış