|
ÖNSÖZ Çocukluk çağımda daha ilk okul öğrencisi iken öğretmenimin teşviki ile Şiire karşı sempati duymaya başladım.bu nedenle küçük yaşımda evimizde bulunan Adem ile Hava, Sürmeli bey,aşık Kerem,halk hikayeler,inin destanlaşmış kitaplarını zevkle ve hevesle okuyup bunların tesirinde kaldım. Böylece daha çocukken bende böylesi güzel şiirler yazabilir miyim diyerek şiire benzer bazı dörtlükler meydana getirmeye çalışıyordum.Ne yazık ki ,o küçük çocuğun karaladığı o dörtlüklerden hiç birisini muhafaza edemedim. Sizlere sunmaya çalıştığım şiirlerimi askerlik görevimi bitirdikten sonraki yıllarda yani polis memuru olarak hayata atıldıktan sonra Akşam lisesine devam ederken ve polis akademisine girdiğim ve öğrenciliğimin devam ettiği yıllarda hazırlamış bulunmaktayım. Son derece şiir sevgisi ile dolu olmama rağmen her şeyi her yönü ile aksettiren bir şair olduğumu iddia edemem. Ben Anadolu’nun bir küçük köyünde doğmuşum ve o köyde büyüdüm oralarda çekilen çileler hala bir sinema şeridi gibi gözlerimin önünden geçmektedir.Hiç bir ideolojik tutum içinde olmadan sadece halkın çilelerini,duygularını,dile getirmeye çalıştım.bu durumda halkın içinden çıkan bir ozan olarak halkın dertlerini anlatan bir ozan olduğumdan başka bir şekilde nitelendirilemez. Sizlere sunmaya çalıştığım bu şiir demetimde, duyduğumu, hissettiğimi.bildiğimi,gördüğümü, bir ölçü ve duygusallıkla aksettirmeye çalıştım.hatalarımın olduğunu sanıyorum,bunun eleştirisini sayın okuyucularımın yapmasını ve böylece bana yol göstererek daha güzel şiirler yazmama yardımcı olmalarını bekliyorum.noksanlarımı, eksiklerimi,bu eleştiriler sayesinde gidermeye çalışıp daha iyi eserler vermek çabasında olduğumu bildirir fikirleri ile bana ışık tutacak bütün okuyucularıma şimdiden minnettar olduğumu bildiri saygılar sunarım. Yusuf DEĞİRMENCİ ULAŞMAK İÇİN TELEFON NUMARALARIM Ev O266 241 55 69 Cep 05332472675 |
||
|
1 ANADOLU ANASI
O kadını düşünüyorum hep o yaşıyor gönlümde Boğulmaya mahkum olmuş zavallı bu çekinti gölünde
Elleri çatlak, çatlak, işe arzulu Dudakları morarmış, suya, aşa arzulu Gözleri yol bekliyor, eşe arzulu Bağrını güneş yakmış, kışa arzulu
Tırnaklarına ot yeşili ruj olmuş Dudaklarına,susuzluk mor bir boya vurmuş Parmaklarında çamur,kına gibi kurumuş Halsiz,halsiz gidiyordu, yorulmuş
Köylerde çekintilere verilir, ömrün yarısı Hep bu hayatı yaşar kalanların gerisi O kadındır, o kadın bu milletin annesi Sevgimin ilahisi,duygularımın sesi
O kadını düşünüyorum, hep o yaşıyor gönlümde Böyle yaşıyor binlercesi,Anadolu köylerinde Temmuz 1970 |
||
|
2 ÇÖPÇÜ OLSAM Çöpçü olsam Sokakları temizle diyecekler Sokaklarda ki gizli kiri görmeyecekler Döndürülen dolaplardan Çevrilen entrikalardan Günahsız kurbanlardan Bahis etmeyecekler
Sokaktaki art niyetler gitmeyecekler Temizlenemeyecekler Düşünceler ihtirasa esir Aç gözler kurban arayacak Kanlı eller tetik çekecek Ben kanları temizleyemem Sokaklara güvenemem Yürümem,yürüyemem
Yürekler sevgini yuvası olsa İnsanlar bir birlerini sevse,saysa Direkler güzellikleri aydınlatsa Sokaklar korku salmasa Endişelenmem Kötülük husumet ararken Sevginin yerini nefret alırken Saygı buharlaşıp yok olurken Sokakları temizleyemem Temiz yürekler gezinemezse sokaklarda Kirlilere hizmet etmem Çöpçü olsam Kalpler dururken Sokakları süpürmem |
||
|
3 İÇERSEN BİR MÜDDET
İçersen bir müddet bu meyhanede Ağarır saçların birkaç senede Ayrılmak zor olur buradan yinede İçinde hicranın olduktan sonra
Yalpa vura,vura çıkarsın buradan Sıyrılırsın kin,ihtiras gururdan Ayrılırsın yaranından dostundan Bura sana mesken olduktan sonra 3 Çoğalsa da sana hor bakan gözler Bükülse de belin tutmasa dizler Şahsına söylenen kusurlu sözler Duyulmaz sen sarhoş olduktan sonra
Görünmez gözüne evin,ocağın Dertlerin olsa da hem yığın,yığın Boşaldıkça şarap dolu bardağın Fark etmez meyhanen olduktan sonra
Şimden sonra sen meyhane kuşusun Bir duble atınca beysin, paşasın Sen her meyhanede temel taşısın Yaşama zevkinden yıldıktan sonra
Çektiğin çiledir,tuttuğun yastır Her meyhane kuşu bahtına küstür Meyhaneyle,insan en sadık dosttur Felek darbesini vurduktan sonra 21-4-1970 |
||
|
4 KİMİM ELİNDEN,KİMİN ELİNDEN
Hayat için didindiğim yıllar boyunca Sokak,sokak süründüğüm yollar boyunca Hece,hece söylendiğim diller boyunca Söyleyin kimin elinden,kimin elinde
Yatak,yatak hastalığım mezarlar gibi Dilim,dilim biçilişim hızarlar gibi Elden ele sallandığım çift zarlar gibi Tavla gibi oynandığım, kimin elinden 5 Köşe,köşe itilişim kuralcı oyun Boyun bükmek işim değil,böyledir huyum Dalgalara siper oldu dövülür kıyım Yığın,yığın kum doluşum, kimin elinden
Haksızlığa kurban oldum sırdır içimde Emellere alet oldum hayat içinde Söyleyin adalet hangi biçimde Gerçeklerden kaçışım, kimin elinden
Kime desem,kime döksem içimi Bilmiyorum söyleyen yok suçumu Kolay değil bu Dünyadan kaçımı Kalmaya mecbur oluşum, kimin elinden 18-2-1973 |
||
|
4 KİMİM ELİNDEN,KİMİN ELİNDEN
Hayat için didindiğim yıllar boyunca Sokak,sokak süründüğüm yollar boyunca Hece,hece söylendiğim diller boyunca Söyleyin kimin elinden,kimin elinde
Yatak,yatak hastalığım mezarlar gibi Dilim,dilim biçilişim hızarlar gibi Elden ele sallandığım çift zarlar gibi Tavla gibi oynandığım, kimin elinden 5 Köşe,köşe itilişim kuralcı oyun Boyun bükmek işim değil,böyledir huyum Dalgalara siper oldu dövülür kıyım Yığın,yığın kum doluşum, kimin elinden
Haksızlığa kurban oldum sırdır içimde Emellere alet oldum hayat içinde Söyleyin adalet hangi biçimde Gerçeklerden kaçışım, kimin elinden
Kime desem,kime döksem içimi Bilmiyorum söyleyen yok suçumu Kolay değil bu Dünyadan kaçımı Kalmaya mecbur oluşum, kimin elinden 18-2-1973 |
||
|
6 BE DÜNYA
Anamdan ağlayarak gelmişim şu dünyaya Doğmadan evvel senin neni aldım, be dünya Bir iyi gün,mutlu yaşam, var mı insan oğluna Oluşundan,varlığından, neni çaldım ,be dünya
Hicranlı yıllar geçti bunca zaman sırtımdan Benliğimi unuttum şüphe ettim aslımdan Bir müddet hücrelerin barındı vücudumdan Sana geldim,sende kaldım,sana döndüm, be dünya
Ne neşeni gönlümde bir anlık taşımışım Ne mutlu bir hayati bir saat yaşamışım Gaflet içindeymişim hep sana çalışmışım Bunca yıllık emeğim sana kalır be dünya |
||
|
7 YAŞAMAK NEDİR Kİ
Yaşamak nedir ki can neye yarar Hayatta emelin var olmayınca Yuva ne demektir,ev neye yarar Evde güler yüzlü yar olmayınca. Sevgi parça,parça olur bölünür Eve hangi şevk ile dönülür Ev içinde huzur var olmayınca
Evlilik insana bir mezar olur Hayat ömür boyu ahu zar olur İnsan yaşadıkça karamsar olur İnsana şevk veren biri olmayınca.
Deniz dalgasız ev kavgasız olmaz Aslında eş, evde eşe darılmaz Hüsnüniyetli bir karara varılmaz İyi kötü bir şey sorulmayınca.
İster elin olsun, istersen eşin Felç olur hayatın, güçleşir işin Çatlar,sabretsen de, o sabır taşın İnsanda hüsnüniyet var olmayınca |
||
|
8 DOKTOR
Doktor, tutma beni bu dört duvarda Burada daha çok hasta oldum ben Bana ilaç ararsanız,o yarde Yıllardır hep ondan ayrı kaldım ben
Özlem, özlem koktu burnuma hasret Hiç olmadı bana kavuşmak kısmet Eğer acıyorsan bana da hayret Zaten yelkenleri suya saldım ben
İnan buna kuru ağaç yeşermez Yapılan tedavi derdi gidermez Yıllar önce öldüm,can geri gelmez Dertlerle gömülen ölü oldum ben
Bir tabut yaptırın ölü (naşı)y çün Bir yuva yaptırın, gönül( kuşu)yçün En sevdiğin insanların (başı)yçün Bırak beni bırak zaten öldüm ben
Aldırmam hakkımda ne söyleseler Beni garip yaptı bu yad ülkeler Bir gün değirmenci ölmüş derseler İnan ki dünyaya yeni geldim ben 10-7-1970 |
||
|
9 BIRAK DOKTOR
Hayata bağlanmış ne hastalar var İşte onlar senden bir medet umar Öldürme zamanı ,onları kurtar Bırak doktor, bırak, yaşayamam ben Bunca ağır yükü, taşıyamam ben
Benim için yoktur hayatın tadı Umudum, bir mumdu söndü, karardı Sanmayın hayatta emelim vardı Bırak doktor ,bırak, yaşayamam ben Bunca ağır yükü, taşıyamam ben
Feryadım, goncaya bülbül ötüşü Varlığım, dünyada ama görüşü Yalvarırım, doktor, bırak bu işi Bırak doktor, bırak, yaşayamam ben Bunca ağır yükü tanıyamam ben
Ahım ,bir sağırlık içinde inler Devrilsin yapraklar,tez geçsin günler Tanrım, size versin uzun ömürler Bırak doktor,bırak,yaşayamam ben Dünyayı sırtında yaşayamam ben 15-6-1972 |
||
|
10 SENİ HATIRLATANLAR
Benimle yaşayacak Sana duyduğum hasret Bu dert beni, manevi bir ölüme kapattı Bir eski şarkıyı okuyan plak Seni bana hatırlattı
Kırmak istedim,seni hatırlatan plağı Kıramadım. Silmek istedim, defterimden ismini Silemedim.
Arayıp bulmak istedim Sevgini sormak istedim Bulamadım. Sen beni unutabildin mi? Ben seni unutamadım.
Türlü, türlü şeyler var, seni bana hatırlatan Ne zaman çantamı karıştırsam Mendilini bulurum. Defterimi karıştırsam,ismine Albümüme baksam,resmine rastlarım.
Baharlarda yeşil giysilerini Rüzgarlarda dalgalanan saçlarını Dalgacıklar arasında Bana bakışlarını görür Gözlerini kıskanırım. Seni hatırlatanları yok etmek istedim Yakmak istedim hatıraların Yakamadım. Paylaşılan yılları bel ki de sen karaladın Ben isminin üzerine bile, çizgi çekemedim. Hep seni,senin olmayı düşündüm. Bilmem ki sen neler düşünüyorsun Günde binlerce defa dirilip ölüyorum Sen, seni seven için ölebiliyor musun?
Duydum ki! Şimdi sende şarkı söylüyormuşsun Şarkılarda,ismimi kalpten anıyor musun? Sen şarkı söylüyorken radyo açamıyorum Benim şiirlerimi alıp okuyor musun? Bitirmek mümkün değil duyduğum şu hasreti İnsaf dilenmiyorum Dön geri demiyorum Sen gidince yıkıldı hayalimdeki çatı Tek tesellim tek dostum Seninle yaşayanlar Seni hatırlatanlar Senden bana kalanlar |
||
|
11 SON AYNI SON
Her günün geçişinde Ömrünün bir metre kısaldığını Her senenin bitişinde Bir yaş ihtiyarladığını düşünemiyorsan Düşünmelisin.
Senden istenenleri Yıllar sonra veremeyeceğini Bilmiyorsan Bilmelisin.
Her canlı aynı sona bağlanır Zamanı değerlendirmelisin İsteneni istendiği zamanda Verebilmelisin Vermelisin. Ocak 1968 |
||
|
12 BEDDUA
Terk ettin aşkımı bana vermeden Benle derdin neydi,bu zulüm neden Dolaştırdın köşe bucak demeden Seni gazel gibi kurutsun Allah !
Yanağın kırışsın,saçın dağılsın Kör olsun gözlerin,belin kırılsın Varsın her gün bin kol sana sarılsın Şehvet ateşiyle eritsin Allah !
Kar gibi eritsin çöl gibi yaksın Çürütsün dilini lal gibi yapsın Eskiyip atılmış şal gibi yapsın Çöplükten çöplüğe sürütsün Allah !
Kahkahan feryada dönsün inşallah Bir yığın alevle çıksın her bir ah Milyonlarca defa desen de eyvah Yılanlar misali yürütsün Allah ! Aralık 1969) |
||
|
13 KALP HIRSIZI
Biliyorum Benim yaptığım suç Seni rahatsız etmek. Bir suç daha var senin fark etmediğin Ve senin işleyeceğin Beni harap etmek.
Biliyorum küstahlık bu Seni tanımadan sevmek Küstahlığın daha büyüğüdür senin yaptığın Seni seveni sevmemek.
Biliyorum namussuzluk bu hareket Seni her gün takip etmek Daha da büyüğü var ortada Oda senin yaptığın Kalbimi çalıp gitmek. 1968 |
||
|
14 BİZE NELER GÜLMÜYOR Kİ
Bize neler gülmüyor ki Uyur gibi uyanıyoruz Uyanır gibi uyuyoruz Ve Suçluyoruz bir birimizi Aç yaşıyor Tok gibi görüyoruz kendimizi.
Ben, bilgiye açım O,ekmeğe aç Bir başkası, açken anılara Uyanık gibi Uykuda seyrediyoruz düşlerimizi.
Gülüyor sokaklar İşsiz dolaşan insanlara Kaygısız,kedersiz Yerli yersiz Varlığından habersiz Bağrında ki adımlara.
Şehirler de gülüyor Caddelerle, lambalarla Bahçelerle,parklarla Kahvelerle,pavyonlarla Masa ve sandalyelerle Her türlü eğlenceyle Oyun malzemeleriyle Gülüyor insanlık alemine Gülüyor tembelliklerine. |
||
|
15 YILBAŞI DÜŞÜNCESİ
Bu akşam yılbaşı Her evde,her yerde eğlenilecek Zaman mefhumu düşünülmeyecek İnsanlar eğlenecek Yılın eskisi gidecek Yenisi nasıl gelecek.
Yarın Bir yaş daha ihtiyarlayacak insanlar Unutarak geçen yılın acılarını Bir ümitle girecekler yeni yıla Silecekler karamsarlıklarını.
Yarın Bir yıl daha yitirecekler yaşamlarından Kaybolan yıllara ağlarken düşünürler Geçen seneler gibi Öldürülecek gelecek yıllarda Bir yıl daha esersiz kapanacak.
Yarın Geçen senelere bir sayfa daha eklenecek Akın başlayacak zaman çalan eğlencelere Gaflet içinde yeni yıl için kaldırılacak kadehler Geçen yıllar küsecek insanlığa Giden zaman geri gelmeyecek Açılmayacak gaflet uykusundaki gözler Zaman bütün anısızlığıyla yürüyecek Geçen yıllar tembelliğe tükürecek Bu halimiz geleceğe ne verecek 31-12-1969 |
||
|
16 BİR GÜN GELECEK
Bir gün otağına çöker yalnızlık Yaprağı dökülmüş ağaç misali
Kaçarsın sen eski sevenlerinden Alnında ki damga bir suç misali
Ağlaması bir eda çöker yüzüne Yosun tutmuş taşlı yamaç misali
Belli olur aşka doymamışlığın Nafaka alamamış aç misali
Çizgi,çizgi desenleşir suratın Tarakla tel olmuş bir saç misali
Müspet,menfi taraftarların olur Mağlup sonuçlanmış bir maç misali
Gün gelecek sende anlayacaksın Varlığın Dünyada bir hiç misali
Geçmişle avunmak istediğinde Göreceksin bomboş avuç misali |
||
|
17 HER ŞEYİMSİN
Gel benim dert ortağım Gel benim bahçem bağım Derdim,gamım efkarım Bir tanecik karım.
Bilir misin bana nesin,neyimsin Sen benim her şeyimsin Ayaklarıma yol Ciğerlerime oksijensin. Çocukluğumda kardeşim Sokakta arkadaşım Uykuda düşüm Yatakta eşimsin.
Hülyalarımın gerçeği Soframın ekmeği,yemeği Yemeğimin tuzu, biberisin.
Oğlum,kızım, gelinim Acım,kederim,elemim Neşem,coşkum,eğlencelerim Hayata bağlayan bağımsın.
Efkarlı anımda dert ortağım Tarlam bahçem bağımsın. Bağımda yemişimsin meyvemsin Her yerde benimlesin.
Ciğerimin nefesi Kulaklarımın sesi Çocuğumun annesi Gerçeğimin simgesi Acılarımın öfkesisin. Yaşama hevesimsin.
Yarım şişem,kırık kadehim Suyum,şerbetim,zehrim Sevincim,üzüntüm,kahrım Zulmüm,ölümüm,azrailim Tutan elim,konuşan dilim Sensin benim vebalim Sen bendesin benimlesin Sen benim her şeyimsin. |
||
|
18 GÜNAHAKARLAR
Medeniyet eğer bu ise bence (M) sini söyleyen diller günahkar
Bay ve bayan böyle yaşayan gence Hizmet eden o gönüller günahkar
Yirmi dört’e doğru çık Çankaya ya Lambalar günahkar, yollar günahkar
Aşıkları gölgesine çağırır Ağaçlar,yapraklar, dallar, günahkar
Yapış,yapış olmuş tek vücut gibi Şehvetle sarılan kollar günahkar
Şehvetle sarılan kol arasında Arzuyla kıvrılan beller günahkar
Nikah defterine imza atmadan Kanca,kanca olan eller günahkar
Hiç nasip olmadan gelinlik giymek Zevk için çoğalan dullar günahkar
Her şeyi açıkça görür tabiat Bir ömür bildiği sırlar günahkar
Gayri meşru bir arada yaşayıp Rahim’e dökülen döller günahkar
Önce bu hayatı toz pembe görüp Sonra gözden akan seller günahkar
Bir ömür boyunca arzu peşinde Dünyada koşturan kullar günahkar 21-8-1970 |
||
|
19 YAR DEMİŞ Kİ
Geçen gün bir haber geldi o yarden Yazıktır haline acırım demiş. Mümkün olsa eski günlere dönmek Uğruna canımı harcarım demiş.
Beni yakmış idi, düşmüş ateşe Onunmuş,o kentte, her ıssız köşe Elinde bir şişe ve kalka düşe Ben, ondan daha da naçarım demiş
İyi anlatmışlar ona da beni Her gün meyhanede dem çektiğimi Demişler ki ! şimdi istese seni Kanatlı kuş olur,uçarım demiş
İyice öğrenmiş bu dert bambaşka Ben bur da başkayım, o orda başka Demişler ki ondan başka bir aşka Allah göstermesin kaçarım demiş
Teselli etmişler ağlama diye Bir aşka gönlünü bağlama diye Olup bitenlere çağlama diye Bende bu dert ile göçerim demiş |
||
|
20 SOKAKLARIN İKRARI
Dile gelmiş ikrar eder sokaklar Buradan, göz yaşı dökenler gelmiş. Hala gizliyorlar bir çok sırları Hayatın yükünden, çökenler gelmiş.
Bir ömür ağlayıp, feryat ederek Hiç gülmeden, bu dünyadan giderek Sevdiği halde,sevilmeyerek Ömür boyu çile çekenler gelmiş.
Hayatı hazanla kavrulur iken Bahtı,harman,harman savrulur iken Her gün umutları kırılır iken Kaderine boyun bükenler gelmiş.
Yaşamları orak,orak biçilmiş Yanık bağrı sanki yoldur geçilmiş Alnından akan ter, tas,tas içilmiş Onu, insafsızca içenler gelmiş
Dökülmüş sokağa düşkünün hali Kimin boynundadır?bunun vebali Onun emeğine baykuş misali Konup da şimdi dem çekenler gelmiş.
Susuz,çatlak,çatlak toprak misali Buruşmuş yanağı hortlak misali Kuruyup toz olmuş, toprak misali Rüzgarın önünde uçanlar gelmiş.
Sabrı taşmış dile gelmiş sokaklar Birbirini yiyor derler insanlar Çekmeyenler çile nedir? ne anlar Bağrına taş basıp göçenler gelmiş. |
||
|
21 DAĞILMIŞ ÜMİTLERİMDEN BİR DEMET
Dağılmış ümitlerimden toplayabildiğim Bir demet Keşke yazabilseydim Mürekkep diye deniz sularını boşaltıncaya kadar.
Özleyebilseydim keşke Kutupların güneşe duyduğu hasretle
Unutabilseydim Ekvatorun güneşten tiksintisiyle Ve güneşin Ekvatora etkilediği nefretle
Kendimi yitirmek pahasına da olsa Gezebilseydim dünyayı Gezebilseydim, insanların içini Öğrenebilseydim, neler düşündüklerini Bütün yaşantıları hatırlayabilseydim Mısra,mısra satır,satır yazabilseydim.
Ümitlerimden toplayabildiğim bir demet Sunuyorum insanlığa Hepsini verecektim Hepsini Hepsini toplayabilseydim. |
||
|
22 YOK
Ne bir nişanlım var,ne bir sözlüm var Ne bir sevgili yar,ne bir nazlım var Ne bir keman kaşlım,kömür gözlüm var Bir özlemle yanar, yanar gezerim.
Ne siyahi, ne kumral,ne sarı saçlım Ne bir ok kirpiklim,ceylan bakışlım Ne kolumla saracak, ak gerdanı nakışlım Olur diye hayal kurar gezerim.
Ne bir dert ortağım, ne bir karım var Ne sevenim nede sadık yarim var Göz yaşım,efkarım,ahım,zarım var Her şeyi, sineme sarar gezerim.
Ne bir yaşantım var,ne hayatım var Ne neşeli bir gönlüm,gülen bahtım var Ne emelim,ne amacım,nede ahtım var Dünyada boş yere döner gezerim. |
||
|
23 BU ÇATIDA
Kimse gelmemiş daha Yolunu şaşırmışlardan buraya Yarı olmuş şişem Elimdeki kadehimle baş başayım. Böylesi yaşamak yaşamaksa Bu çatıda Yaşamaktayım
Bu köhne çatıdır İnsana her şeyi unutturan Bazen,maziyi hatırlatan yuvadır Şarap dökülmüş masaların dostluğu Yarım şişelerin sıcaklığı Beni,ve benim gibileri Neşelendirir bazen Bazen de ağlatır.
Bende bir zamanlar içenleri düşünür Tükürürcesine bakardım Hayıflanırdım O,meyhane kuşlarına .
Meğerse çöker birer binaymış onlar Ne bu günden fayda görmüşler Nede bel bağlamışlar yarına.
Yine bu çatıda dertleşecek kimse yok Biliyorum gelecekler karanlıklarla Düşünceleriyle Dertleriyle gelecekler Gizli hakikatlar yutacaklar kırmızı şaraplarla Unutur gibi olup gidecekler.
Ben yine bu çatıda kalacağım Hayat hayalleri baltalayan canavardır diye Haykıracağım Haykıracağım Haykıracağım. |
||
|
24 SUÇLU NEREDE
Sorsam, herkes doğruluktan bahseder Karıştır altını,o,ondan beter Hiç kimse hatalı değilse eğer
Peki, neden düştük biz bunca derde? Hepimiz suçsuzuz da suçlu nerede?
(X),(Y)den yakınır, ömrü boyunca (Y) bir ömür merttir,kendi huyunca gitmemişsek arzuların suyunca
Peki, neden düştük biz bunca derde? Hepimiz suçsuzuz da suçlu nerede?
Sönen ocakları kim etti harap? Kim,kime çektirir bunca ızdırap? Mademki, tüm kullar doğruydu ya Rab
Peki, neden düştük biz bunca derde? Hepimiz suçsuzuz da suçlu nerede?
Ya gözümüz açtır,ya karnımız aç Hayat bumu neden (X),(Y) ye muhtaç Neden dağlar çıplak ovalar kıraç?
Peki neden düştük biz bunca derde? Hepimiz suçsuzuz da suçlu nerede? |
||
|
25--BAŞKA - BAŞKA
Garip bir kişiye rastladığın gün Tüm çektiklerini der başka ,aşka Biraz olsun anlıyorsan halinden Ona,onun gibi sor başka,başka
Öylesi insanı gördüğün günde Bahtına bir sis çökmüş ise bu günde Işıksız bir umut varken gönlünde Ruhunda sakladığı sır başka,başka
Nefes alır amma yaşantısızdır Hayatta çabasız çalıntısızdır Ömrü gelip geçmiş,kalıntısızdır Bahtına ettiği sır başka,başka
Hicran ekler yine hicran üstüne Dolmuş katar,katar bir can üstüne Yaşar diye bakma ölmüş büstüne Onu gözleriyle gör başka,başka
İnsanlar bulursun hayattan bezgin Hayalleri yıkık,rüyası bozgun Kırılmış gururu içinden ezgin Daha nice,nice var nakşa,başka |
||
|
26 GÜNAHKAR MIYDI
Bir şey anlamadı ki Hayatından,yaşantısından Dört sayfaya sığdırabilmişti Ne geçtiyse başından
Doğduğunda annesi Gençliğinde bir başkası sevmiş Kadınken,kucaklardan, kucaklara elenmiş Gömmüş sinesine özlemlerini Paraya vermişti artık Etini,kendini Her şeyini Parası,pulu varmış Amma hayatı anlamamış Mesut,mutlu olamamış O kadın ki göz yaşları bir ırmağa benzeyen Ağlayabildiğince Ağlamış Ağlamış Ağlamış Çocuk sevgisinden mahrum Anne şefkati gösteremeden Bin bir çiçekle süslemiş kalbini Köhneleşip devrilirken
Sevgiden nefrete Çileden izdıraba Bütün hayatını hatırlıyordu. Defterinin son satırında Sahte aşıkları Şöyle anlatıyordu
<<ÖLÜRSEM GÖMMEYİN BENİ MEZARA İBRET OLMAK İSTİYORUM TÜM GENÇ KIZLARA>> |
||
|
27 KARAMSAR DÜŞÜNCELER
Zarf üstünde pul misali Damgalanmak Didim,didim didinmek Kırılmak,parçalanmak Yokluğunu bilememek Hatırlamamak varlığını Bürünmek kaderin reva gördüklerine Efkara sarılmak Dertlere gark olmak Mutlu olmamak Yanmak,yakınmak Dert tenceresinde kavrulmak Çekilip de kuytu köşelerde ağlamak
Ağlamak bir ömür akan çeşmeler misali Ulumak vapur düdükleriyle Varlığını esir etmek yaşamın cefasına İkbalin karanlığını kabullenmek Yol almak el yordamıyla Bakar gözlerle görememek Bildiğini söyleyememek Çaresiz olmak Yutkunmak
Yutkunmak, Zehir içer gibi içmek hayatı Doldurmak kırılası kadehlere Saçılabildiğince saçılmak israf,israf Sonra da toplamaya uğraşmak Ve toplayamamak
Kuyu kazmak iğneyle Kıl saymak posttan Menzile varamamak Ayakta duramamak Yıkılmak, ezilmek
Ezilmek ayaklar altında çamur misali Yoğrulmak hamura benzercesine Topraklaşmak çatlak,çatlak Savrulmak rüzgarlarla Toz olmak Güz olmak Solmak sarı yapaklar gibi Ömrün ilkbaharında
Solmak hazan bahçeleri misali Solmaktan daha beteri Daha acısı Soldurulmak Tomurcukken koparılmak Koparılıp atılmak ayaklar altına |
||
|
28---FARUK NAFİZ ÇAMLIBEL'E
Faruk Nafiz, şimdi hanlar kalmadı Hanların yerini, oteller aldı Bindiğin yaylılar emekli oldu Hala, gurbetlerde solanımız var
Ne,o handan söz et,ne, o hancıdan Aynı yara, gönülleri inciten Amma, ölenler çok, dertten, sancıdan Şeyh oğlu satılmış, olanımız var
Eğer inanmazsan dirilde bir kalk Bekir Sıtkı gibi, yolcumuz var, bak Derdini, içkiye meze yaparak Kendi hayatına, gülenimiz var
Gelirler otele yırtık abayla Geçirmiş ömrünü, ah ile vay’la Yıllar var ki! bacı, kardeş babayla Yan yana gelmeden, ölenimiz var
Sıla hasretinden, yarin aşkından Koşup gitmiş kaderinin peşinden Aşamadan bu dağların başından Dönmek arzusuyla, solanımız var 30-9-1972 |
||
|
29 SEMT FARKI
İki kız dünyaya geldi yirmi beş martta Birincisi emekte,ikincisi Mamak ta
Devrildi takvim yaprakları Aylar geçti,yıllar geçti Emekli kızda,Mamaklı kızda, gençleşti
Okullar kucak açtı emekli kıza Okuyan sevgililer doldurdu kalbini Seçti emekli kız tahsil boyunca Sevdi,sevebildiklerini Her yaştan gençle sevişti Elbise gibi aşk değişti Eş edindi nene hatunlu birini
Mamaklı kız saimekadınlı birini sevdi Fakirlik evlenmelerine, engeldi Hizmetçilik yaptı, Mamaklı kız Mahallede oldu sakız Ve sonunda terk edildi Bir zenginin hizmetine girdi Artık Mamaklı kız Kız değildi Birkaç kuruşla aldatıldı Kadınlığı para ile satıldı Adı orospuya çıktı Kahpeye çıktı Mamaklı kız şimdiden sonra Her gün bir kucakta sabahlayacaktı
Kucaktan kucağa düştü Sokaktan sokağa düştü İğrenç dudaklarla öpüştü Öpüştü Mamaklım kız
Her gün bir aşkla gün geçirdi Her gece bir erkek koynuna girdi Yinede hanım efendi idi Günden güne değerlendi Değerlendi emekli kız
Mamaklı kız Para için kendini sattı Para emekli kızı Hanım efendi yaptı.
Mamaklı olmakla ,emekli olmak Bu kadar bir fark yaptı. 1-11-1972 |
||
|
30 KİN DOLU AŞK
Bir gün kapına geleceğim Yüzüne söyleyeceğim günahlarını. Avaz, avaz bağıracağım Uyaracağım komşularını. Aldanmayacağım göz yaşlarına
Unutamadığım ihaneti Baltaladığın saadeti Beni, seni Geçmişini dinleyeceksin Bütün yaptıklarından Hatta yaşadığından utanacaksın Divaneye döneceksin
Ağlamak bilmeyen gözlerinde yaş Kahkahalar atan gırtlağında hıçkırık Ayaklarıma kapanacak Yalvaracaksın Öldür beni diyeceksin Öldür,öldür,öldür beni Ben seven insanım Seni öldürmeyeceğim Ben nasıl sürünüyorsam Kendim gibi Senide süründüreceğim Göreceksin Bende seni mahvedeceğim. |
||
|
31 YAŞAYAN ÖLÜLERE KİMSE YAŞ DÖKMEYECEK
İnsanlık için şiirler yazacağım İnsanları insanlara anlatan Sözlerime hak verenler olacak Vermeyenler olacak Aldanacak hayatın akışına bir çokları Kimi yeşili,kimi kırmızıyı sevecek Kimi sararmış hayatını andıran Sarıyı benimseyecek Kimileri ümitsizce bakacak dünyaya Usuna,yok olmuş hayaller dizilecek Kapanacak umut perdeleri.
Kendinden habersiz bir çokları Uyanık gibi uyuyacaklar Yolcular görecekler dönüşü olmayan yolda Uyanır gibi olacaklar Uyanacaklar Zaman yaprak,yaprak devrilecek Farkına varmayacaklar Sel olacak göz yaşları geri dönmeyenlere Kimse yaş dökmeyecek Yaşayan ölülere Devran böyle dönecek |
||
|
32 SENİN İÇİN
Basmadın mı? Toprak senin serinliğine muhtaçmış Çatlak,çatlak Yanmadın mı? Çöller enin için kızgınmış Kurak,kurak Okumadın mı? Kitaplar seni yazıyor Yaprak,yaprak Duymadın mı? Tüm feryatlar seni çağırıyor Haykırarak Anlamadın mı? Seven öpüşlerde hasretini çekiyor Dudak,dudak 24-12-1972 |
||
|
33 BİR İÇTEN BİR DIŞTAN
Anlatamam benliğimin içini Ben hiç ölçemedim hayat açımı Dıştan tarar, içten yolar saçımı Bir meçhul evhama atılmışım ben
İçime dönmüşüm dışla ilgili Beni anlatamaz bir devrin dili Esen dışta bahar,içte sam yeli Böyle bir ahenge katılmışım ben
Dıştan yaşıyorum içten ölüyüm Neyime ağlayım,neme güleyim Kimi terk edeyim ,kime geleyim Yalnızlık içine itilmişim ben
Benim benliğimde bir insanlık var Bu,dışımda feryat içimdeyse zar Ölümdür dünyada gerçek tek şey var Dünyada boş yere tutulmuşum ben 29-10-1972 |
||
|
34 ŞAYET GÖLGE ETMEZLERSE
Yücelsin emeğim kan ter içinde Yeşersin umudum o ser içinde Neler filizlenir bir gör içimde Arılaşmak istiyorum beni tutsak etmezlerse İhsan istemem kimseden, şayet gölge etmezlerse
Bende baharlar gibi yeşerebilmeliyim Cemiyetin ferdiyim,cemiyete girmeliyim Bir şeyler almalıyım,bir şeyler vermeliyim Çalışır arılaşırım eğer tutsak etmezlerse İhsan dilenmiyorum şayet gölge etmezlerse
Öğrenmek gerçekleri görmek dinlemek Dertleri dillendirmek,yazmak,söylemek İleri gitme diye susturmak isteyerek Koparıp cemiyetten bir kenara atmazlarsa İhsan bahşetmesinler şayet gölge etmezlerse |
||
|
35 YAŞAMA KIZIM
Düşüncem yarınlara doğru uzayıp gider Dün (çile)ydi, bugün dert,belki de yarın keder Senide taştan taşa şayet vuracaksa kader İnan istemiyorum, yaşama kızım
Çıkarcılar elinde erirsen sabun gibi Menfaat değirmeninde öğünürsen un gibi Ayaklara serilirsen sahildeki kum gibi Var olmak bir kahırdır, yaşama kızım
Rezalet yakanda bir rozet olacaksa Alın yazın kara,kara yazılacaksa Alnına kara damgalar vurulacaksa Buna sabredilmez , yaşama kızım
Bir arzuyu gideren ihtiyaç olacaksan Değerini,şanını, paraya boğacaksan O çirkef ellerde oyuncak kalacaksan Ölümün daha yeğdir, yaşama kızım
Kuşları örnek al bir yuvan olsun İçine analık gururu dolsun Yüzümü kara çıkarma kız n(e) olursun Dileğim gibi olmazsan, yaşama kızım
Belki sana hayatı tatlı gösterecekler Bin türlü tatlı dille kalbine girecekler Halbuki benliğini sağken öldürecekler Manen ölü olursan, madden yaşama kızım
Rotanı kendin çiz yolu kendin seç Sana yar olacak kulu kendin seç Hayat denizinde Salı kendin seç Seç,hataya düşersen, yaşama kızım 23-2-1973 |
||
|
36 KÖYÜM
Bir dönebilseydim geri gelmezdim Dağlarında kar doludur köyümün. Ona kavuşsaydım, başka sevmezdim Obasında yar doludur köyümün.
Kıvrılıp dağ aşan yolları vardır Kulağa hoş gelen dilleri vardır Tanrının sevilen kulları vardır Göz yaşında sır doludur köyümün.
Gece gündüz akan çeşmeleri var Bir ekmek peşinde koşmaları var Yayladan yaylaya aşmaları var Hayatında zor doludur köyümün. |
||
|
37 BETERİM
Beni, bana sorma anlatamam ki Anlatımdan aciz dilden beterim Herkes arzulara gider üstünde Ben, bu sırtı yoluk yoldan ,beterim
Gidin, sorun beni, handan, hancıdan Usandım hasretten, bıktım sancıdan Yanan bir ocaktan ,tüten bacadan Ateşin koyduğu külden ,beterim
Kalbimde ki tutku bir yara gibi Ben her gün dilenen fukara gibi Eskiyip atılmış paçavra gibi Çöplüğe mal olmuş şaldan ,beterim
Nefretle anıldım kula kul diye Beddua edenim yoktur öl diye Bir şair diyor ya ,beter ol diye Ben o beddualı kuldan beterim 27-7-1972 |
||
|
38 ZAMAN BÖYLE DEĞİL Mİ ?
Düşünsen Düşüncenin esiri olursun çaresiz Ağlasan Teselli edecek dost bulamazsın Ümit etme Güvendiğin dallar elinde kalır Hele düşkün olduğun bir anlaşılsın.
Çeksen de izdiham yükünü ömür boyunca Halinden şikayet etme, karına bile Fertlerin kendini düşündüğü bu devirde Yanmak Yakınmak Her şey nafile
Sen,seni düşün Sen, sen olmak istiyorsan Yakanda bir rozet ve bir etiketin olsun Yaşa o zaman yaşamların boyunca Kanunda Kanun adamı da ,sen olursun
Hileyle hurdayla da kapmalısın mevkiini Kardeşin bile olsa Tanımaz yoksa kimse seni Sağırlar duyar Dilsizler anlatır beyliğini İşte o zaman Kendine döndürebilirsin evreni Belki de çoğuna tuhaf gelir sözlerim Gerçeği söylemedim mi Zaman böyle değil mi |
||
|
39 SEN ANLASAN OLMAZ MI
Sana,sen desem Sana göre kabalık Siz diye hitap etsem Bana göre aptallık olacak.
Duygularımı fısıldasam kulağına Biliyorum kızacaksın,kızarsın. Söylemesem,gizlesem Seven yüreğimi ezeceksin,ezersin Duygularıma cevap vermeyeceksin Sana yabancı mıyım desem Evet diyeceksin. Oysaki Anam kadar yakınsın bana Bilmeyeceksin. Bilsen de kabul etmeyeceksin Durup gözlerine baksam Ateş damlaları düşüyor kalbime. Bakmasam Özlem duyuyorum rengine. Ağlasam Erkekler ağlamaz diye gülecekler İçimde ki bu hissi bilmeyecekler Tutkuları görmeyecekler Bu hissi sana anlatabilsem Bu duygular bakışlarla anlatılmaz mı Ben söyleyemedim kırmamak için Sen anlasan olmaz mı |
||
|
40 ÜZÜLÜR ÜZÜLÜRÜM
Ağartamazsam? kararmış hayatımın seherini Dağıtamazsam?efkarlı gönlümün kederini Annesini,bacısını,kardeşini,pederini Kaybedeni düşündükçe, üzülür üzülürüm
Biz doğmadan çizmişler bu hayatın yolunu Uzatamazsam?ulaşılmayan ümitlere kolumu Kızını,gelinini,torununu,oğlunu Kaybedeni düşündükçe, üzülür üzülürüm
Silemezsem, o duygusuz kalbin pasını Duyarsam uzaklardan hasretliğin sesini Çocuğunu,karısını,köyünü,sılasını Terk edeni düşündükçe, üzülür üzülürüm
Bunlar var ya,hayatın acı efsaneleri Doludur hayatta, ızdırap sahneleri Çekilen çileleri ve çile çekenleri Her kaleme alışta üzülür üzülürüm |
||
|
41 POSTACI
Ayrıyım yıllardır hasret çekerim Kara ,kara yazılmış mektup beklerim Okursam dağılır belki kederim
Çal kapıyı bir zarf ver be postacı Bir defa halimi sor be postacı
Haber bile alamadım, sılamdan Kaçınır mı? dostlar birkaç kelamdan İki tatlı sözden ve bir selamdan
İnan, öksüz kalmak zor be postacı Bir defa kapımı sor be postacı
Mektubun var diye bana gelirsen Bir zarf uzatarak sevindirirsen Beni bir an için mutlu görürsen
Mektubu okurken dur be postacı Çektiğim çileyi gör be postacı |
||
|
42 KIZIMI DÜŞÜNÜYORUM
Kızımı düşünüyorum Kızım gibi binlercesini Kurban edilen kızları duydukça Kızımın olduğuna üzülüyorum
Çırpınmalar,gayretler Kötülükleri gidermez ki. Şahittir caddeler,sokaklar İnsanlık mahkemesinde söylemez ki. Susarsa tabiat Saklarsa insanlık İspat edilemez ki. O kadar kolay değil, insanları anlatmak Anlatmaya çalışsam Kelimeler yetmez ki.
İnsanlık susacaksa Şer peşine takılacaksa Alnına kara damgalar vurulacaksa Kızım öldü denmez ki.
Kötülüklerden korun Uçurum başına gitme Kötülük nerden gelir Kim getirir bilinmez ki. |
||
|
43 BİR KIZIM OLDU
Bir kızım oldu Daha yaşadığını bilmeyen Dünyaya umutla bakan Bir kızım oldu Belki,yarının mutluluk serüveni Belki de çekinti kervanı olacak. Belki yaşayacak,yaşamlar boyu Belki yaşadığını anlamayacak. Şayet yenebilirse feleğin oyununu Yarına bir örnek ana olacak.
Onu Hep onu düşünüyorum. Ya kalabalıklara kapılıp giderse Ya menfaatlere kurban edilirse Ya kaderin kara damgasını yerse Şimdi sevinçle övgüyle Bir kızım oldu diyebiliyorum. O zaman taş basıp bağrıma Bir kızım öldü diyebilecek miyim Bilemiyorum, Bilmiyorum. nisan1970 |
||
|
44 BENLİĞİN YAŞARKEN ÖLDÜMÜ
Başına kar yağmış, dağlar gibisin Hazanla kurumuş, bağlar gibisin Yaşantın boyunca,ağlar gibisin Kader, mutluluğu gömdü mü? söyle
Gülü kopartılmış bahçe gibisin Geçmez hale gelmiş akçe gibisin Anlamsız cümlede hece gibisin Umut ışıkların söndü mü? söyle
Güneşten kurumuş bozkırlar gibi Dibi delik susuz bakırlar gibi Köşe başlarında fakırlar gibi Elini dolduran oldu mu? söyle
Hazan bahçesinde bülbül müsün sen Feleğe verilen ödül müsün sen Şakımak bilmeyen lal dil misin sen Tek bir mutlu günün oldu mu? söyle
Kalem yazmıyorsa,çiğne kır onu Vebali kimdeyse ona sor onu Sende benim gibi hayra yor onu Benliğin yaşarken öldü mü? söyle |
||
|
45 GURBET YOLCUSU
Omuzun bir kirli yorgan Sırtında ceketi kırk yamadan Terleri ile göz yaşları bir birine karışmış Gidiyordu Hayatını tayin etmişçesine.
Çaresizlik vardı bu gidişin de Yorulmak bilmedi elin işinde Yılardır bağlandı gurbet ilinde Ne aç kaldı Nede beş parası vardı eline Okunuyordu çekintileri alın çizgilerinde Yaşamını bir ömür Not etmişçesine.
O zamanın genç Bu zamanın yaşlı yolcusu Sevinç ve hıçkırıklarla Perişan ve bitkin Geliyordu Görüp geçirmişçesine. Avuç açanıydı şimdi kendi ilinin Dilenircesine. Ağustos 1964 |
||
|
46 ACİZ İNSANLARIZ HEPİMİZ
Aciz insanlarız hepimiz Zamanı tutamayacak kadar. Zevksiz insanlarız her birimiz Çalışmaktan haz duymayacak kadar. Korkağız, inkar edemeyiz Bilgiden kaçacak kadar.
Tembeliz O derece sorumsuz,o derece günahkar İşten kaçacak kadar. O derece duygusuz,o derece hissiziz Gülüşlerde ızdırabı anlamayacak kadar. Gaflet bir yorgan gibi serilmiş üstümüze Bir birimize gülecek kadar. Beyaz bayrak sallamışız tembellik ordusuna Azimsiz olacak kadar. İnsanım derken utanıyorum Sorumsuzluk içinde teslim olduk tabiata Yuh çekilecek kadar. |
||
|
47 NEDEN SUSUYORSUNUZ YOLLAR
Neden susuyorsunuz yollar Neyi saklıyorsunuz lambalar Üstünüzde işlenmeden insanlığa mal olan Hangi günah var? Failini bilmediğiniz hangi suç var ki?
Günaha sizinle gidiyor insanlar Sevaba,hayıra sizle ulaşıyorlar Üzerinizde paylaşılır nice menfaatler Yine sizce bilinir nice ,nice kurbanlar. Aç yaşayanları Yaşamadan yılanları Varlığını hatırlamayanları Biliyorsunuz Bildiğiniz halde susuyorsunuz Söylemiyorsunuz. Amma niçin Bu suskunluk neden
Kaç yıl daha saklayacaksınız gerçekleri Kaç yıl daha susacaksınız söylemeden. Kaç yıl daha insanlığa güleceksiniz Kaç yıl daha namerde hizmet edeceksiniz Kaç yıl daha sırları saklayacaksınız Kaç yıl daha Kaç bin kişi kurban olacak
Bilirsiniz,bilirsiniz insanların sırlarını Kimlerin nerede,neler yaptıklarını Derdini,efkarını Feryadını zarını Yoğunu,varını Zulmünü zalimin Ah’ını mazlumun Bilirsiniz, bilirsiniz Bilirsinizde söylemezsiniz Söyleyemezsiniz.
Susmayın söyleyin,haykırın gerçekleri Öğrenmek istiyorum adem oğullarını Öğrenmeliyim, öğrenmeliyim ki Emanet edebilmeliyim insanlığa Oğullarımı Torunlarımı 24-7-1977 |
||
|
48 NE OLURSUN POSTACI BİZE DE UĞRA
Hayat vurmuş bana, bir zorlu tekme Başın ağrıtıyorum kusura bakma Mektup sormuyorum boynunu bükme Ne olursun postacı bize de uğra Uğra da, yalnızlığımı boz ara sıra
Elinde bir zarfla, gel çal kapımı İnşa et yeniden ümit yapımı Bari sen gel bağla hayat ipimi Ne olursun postacı bize de uğra Uğra da, yalnızlığımı boz ara sıra
Çantanda bana ait mektup olmasın Acı tatlı, hiçbir haber gelmesin Yeter ki, yalnızlığım ellerce bilinmesin Ne olursun postacı bize de uğra Uğra da, yalnızlığımı boz ara sıra
Ellerim tutmadı sıcak bir eli Kimsesiz olduğum bilinmemeli Bilmeyenler mektubu var demeli Ne olursun postacı bize de uğra Uğra da, yalnızlığımı boz ara sıra
Herkesin kapısına gelir gidersin Sılasından, sevdiğinden, haber edersin Mektup veremezsen,selam verirsin Ne olursun postacı bize de uğra Uğra da, yalnızlığımı boz ara sıra
Yapayalnız doğmuşuz dünyaya biz Gelirsen birkaç söz sohbet ederiz Dertdaşım olursun gel dertleşiriz Ne olursun postacı bize de uğra Uğra da,yalnızlığımı boz ara sıra |
||
|
49 BİR ZAMAN SONRA
Her gün aynı iş,aynı ortam,aynı yaşantı Saat hep aynı dakikaları adımlamakta Akşamın tutkusudur sırtımdaki karanlık Gölgem yine yorgun,yorgun kımıldamakta
Yine koşturacak insanı hayat çabası Yine gençlerde aşk,yaşlıda ölüm sevdası Yine bu caddelerden yola çıkmış bir fani Kesilmiyor bu yolcu kervanının arkası
Gün gelecek,beni de bu yolda görecekler Geçmişteki günlerimden bahsedecekler Hiç yaşamamış gibi anısız kalacağım Arkamda , gölgemi bile göremeyecekler |
||
|
50 ELİNDE TEKRAR MAŞA OLMAYA NİYETİM YOK
Varsın sarsın çevremi bu yalnızlık kabus’u Başkasıyla baş başa kalmaya niyetim yok. Sende dönüp geriye,gelsen de, kol açarak Elinde tekrar maşa olmaya niyetim yok.
Aşkının özlemiyle yansam tutuşsam Mecnun olsam Leyla’ya çöl,çöl dolaşsam Bu sevdanın yüzünden, bıksam, usansam Gel diye sana haber salmaya niyetim yok.
Biliyorum, geleceksin,kapımızı vurarak Masum bir eda ile,göz yaşı akıtarak Pişman olmuşsun gibi, şöyle boyun burarak Seninle beraber kalmaya niyetim yok. 11-3-1971 |
||
|
51 KÖYLÜLERİM
Benim bu dünyaya geldiğim yıllar Babamlar yalın ayak geziyorlarmış. Toplanmış köyüme çilekeş kullar Her gün yaşamadan, beziyorlarmış.
Şafakla beraber uyanıp kalkan Bir elinde orak,birinde tırpan Usanmadan,yorulmadan, yılmadan Tarladan tarlaya, uzuyorlarmış.
Kadınlar dizilir, tarla yolunda Terler boncuk,boncuk, alınlarında Biri kucağında,biri karnında Çocuk doğurmaktan ,beziyorlarmış.
Yıllar sonra gördüm, köylülerimi Sordum nasıl diye, bildiklerimi Çilelerle dolu, kaderlerini Alın teri ile, yazıyorlarmış.
Kimi hastalanmış,kimi mecalsiz Kimisi kimsesiz,kimisi halsiz Kimileri ölmüş,bebeler öksüz El kapılarında yaşıyorlarmış.
Köy böyle geçirmiş uzun yılları Uzanmaz kimsenin şefkat elleri Hala dert anlatmaz halde dilleri Bahtlarına ağıt düzüyorlarmış |
||
|
52 KÖYLÜYE MEKTUP
Gelme şehirlere iş bulmak için Altın emeğine,pul derler sonra Gezinsen atölye, dükkan,mağaza Bu git ve yarın gel derler sonra.
Uzun zaman sokaklarda gezersin Açlık çekip,işsizlikten bezersin Başına ne gelir kestiremezsin İnsanca görmezler, kul derler sonra.
Bir kimseye gidip halin söylesen İş verin iş diye niyaz eylesen Şöyle boyun büküp yalvarır isen Gözünün yaşını sil derler sonra.
Okul görmemişsin, diploma derler İmtihan da sorulara cevap isterler Aklına gelmedik türlü sualler Erkan budur,cevabı bil derler sonra.
Desen aç mı kalacağız Dünyada İşsizlik başımda, açlık yuvamda Mutluluk kapını çalmaz bu çağda Ağır basan torpil bul derler sonra. Nisan 1969 |
||
|
53 ÖLÜLER ŞEHRİ
Ölüler şehri olur hayatın bitişi. Terk etmiş ölüler şehri her türlü işi. Ölüler şehrinde yaşamım anlamı yok Baharlarından,kışlarından Yarım kalmış işlerinden Herkes memnun yatışlarından.
Ölüler şehrinde bir tatlı sükunet var Ne kavga var, ne dövüş Ne savaş var, ne barış Ne dedikodu,var ne haset Ölüler şehri bir sese hasret.
Ölüler şehrinde bütün davalar bitmiş Dert değil geçim davası Kalmamış şöhret ve şan davası Ne koltuk davası kalmış Ne miras davası Mal davası Para davası Ne iman davası Ne inanç davası Hatta kalmamış bu şehirde Can davası.
Ölüler şehrinde ne var olan var Nede yok olanlar yok. Ne zengin var, ne fakir Ne bencil var, ne hakir Ne açlar,nede toklar Ne ağlayan,nede gülen Nede bu sırrı bir bilen Nede bizlere bildiren Ölüler şehridir İnsanları eşitlendiren.
Ölüler şehri misafirperver Her gelene kucak açan Herkesi barındıran Gelenleri göndermeyen Ser vermeyen Sır vermeyen Ölüler şehridir Canlıya ter vermeyen.
Burada doğaya bağlı insanlık Ölüler şehrinde hayat bitmiş Ölüler şehri her türlü işi terk etmiş Kalkmış bütün ayırımlar Dil ayırımı Din ayırımı Irk ayırımı Kalmamış Eş,dost kayırımı.
Ölüler şehrini dolaştım,adım,adım Ölüler şehrinde ölüleri aradım Sokaklar geniş mi geniş Caddeler boş mu boş Gölgeler loş mu loş Yaşamın bin türlü fitneliğinden ırak Ölüler şehri ne hoş 19-1-1973 |
||
|
54 BEKLETİYORLAR
Ne çığlıkları duyuyorlar Ne feryatları işitiyorlar Bize karşı üzülüyorlar İçin,için gülüyorlar Kararlılar,güçlüler Gururlanarak Eziyorlar.
Eziyorlar ezebildiklerince Hak,hak diye kıpırdansak Bir ninnidir söylüyorlar Dur bekle,dur bekle diyorlar Ve bekletiyorlar.
Asır yeni ,çağ yeni Bazen babacanlaşıyorlar Bazen hırçınlaşıyorlar İçlerindeki hep aynı tutku Uyutmak istiyorlar. Aynı nakaratı söylüyorlar Dur bekle, dur bekle,dur bekle Ne geçecek ki elimize beklemekle Bekletiyorlar,bekletiyorlar. |
||
|
55 BAŞTAN BAŞA SENİM
Yalnızlıklar içinde gerinen kollar Sana arzulu Değil başkasına. Sokakları adımlayan ayaklar Sana koşuyor Değil başkasına. Caddeleri aydınlatan lambalar Sana ışık tutuyor Değil başkasına. Uyku ile yataklara yatanlar Senin rüyana yatıyor Değil başkasına. Sabahlar akşamlar sen Gündüzler sen, geceler sen Aylar,yıllar, mevsimler sen Bu günler sen Yarınlar sen Dünler sen Sakın sorma beni Ben baştan başa senim. |
||
|
56 ÖL OĞLUM ÖL
Damarında taşıdığın benden geçen kanını Akıtarak korumaya çalışmazsan vatanını Kötülüklerle kirletirsen gelecekte şanını Yaşamana lüzum yok o zaman ,öl oğlum öl
Emeğinle terinle anıtlar dikemezsen Geride kalanına bir eser veremezsen Haksızlık karşısında göğsünü geremezsen İstemem yaşamanı o zaman ,öl oğlum öl
Zalimle savaşmazsan,mazlumu korumazsan Ruhundan miskinliği söküp de atamazsan Mazluma zülüm edene köpeklik yapacaksan Helal etmem kanımı o zaman, öl oğlum öl
Yaşantın boyunca sen kıl payı hak yer isen Veya hak yiyenlere kendinden pay verirsen Her şeyde menfaatini daha üstün görürsen Hakkım haramdır derim, c zaman, öl oğlum öl
Çıkarın düşünüp çok canlar yakacaksan Bu vatan toprağında durup kalmayacaksan Gördüğün her düşküne yardım yapmayacaksan Hayatın değeri yok o zaman ,öl oğlum öl
Vicdanının sesini duymazsa kulakların Vatandaşın derdiyle çoğalmazsa efkarın Ben bu günü düşündüm,senin düşüncen yarın Düşünmezsen yarını o zaman, öl oğlum öl Aralık 1972 |
||
|
57 CADDELER
Mazisin okudum caddelerin Neler varmış,neler varmış İyi niyetler varmış Ve bunları gölgeleyen kötü niyetler Su gibi akan gönüller varmış Bunları önleyen setler Çatı,çatı hayaller Ufuk,ufuk umutlar varmış Peşlerinde hayal yıkanlar Umut kıranlar dolaşırmış.
Yolunu şaşırmışlar Dünyasını yitirmişler Sağ iken mezarı kazılmışlar Ve canlı insanlara Mezar kazanlar varmış.
Sel misali akan göz yaşları Dertliyi kahreden kahkahalar Umutlarını yitirmiş yaşlılar Yaşadığını sanan aldatılmışlar Ve üstü kapalı Acı gerçekler varmış. Onları bu kaldırım taşları Sır olarak saklayacaklarmış. Bu gerçekler Bu caddeler üzerinde Dünyanın öldüğü güne kadar Yaşayacaklarmış |