ATATÜRK

VE KAHRAMANLIK 

ŞİİRLERİ

 

 

 

Kendini kul olarak görürsen sahibini arama o seni bulur.

                                                                    Y.DEĞİRMENCİ

 

 

 

UNUTULMAZ

 

Sene 1071 Malazgirt ovasında

Alpaslan ın  fethettiği il unutulmaz

Kazanılan zaferi viyana kapısında

Avrupa ya duyuran kol unutulmaz.

 

Kosova,Varna da salınan kılıç ile

Bir çağ açıp bir çağı kapayan yiğitlerle

1453 İstanbul geçti ele

Fatih Mehmet gibi kul unutulmaz.

 

Kükreyerek zafer türkündür deyip

İran a,Mısıra zaferle girip

Ayaklar altına altını serip

Yavuz sultan selim. Sel unutulmaz

 

Plevne de aktı damardan kanlar

Çanakkale  yazılıdır destanlar

Sakarya da tenden çıkarken canlar

Bu kanlarda biten gül unutulmaz.

 

Vatan için korkmadan, savaşa gelenleri

30 Ağustosta yaralı kalanları

Anafartalar da can verip ölenleri

Zafer marşı çalan zil unutulmaz.

 

 

Yepyeni devletin yeni derdiyle

Türklüğü yücelten devrimleriyle

Ebedi yaşayan eserleriyle

Atamın çizdiği yol unutulmaz.

 

Alpaslanlar çıkmalı muratlar var olmalı

Fatihler yaşanmalı,yavuzlar kazanmalı

Her kişi andırmalı bir Mustafa Kemali

Başarı getiren yel unutulmaz.

 

İsteriz zafere sallansın eller

Yeniden Türklüğe açılsın yollar

Yeter ki aşılsın bütün engeller

Adalet dağıtan el unutulmaz.

 

Kem gözle bakmayın kardeş olalım

Zorluklara karşı. bir baş olalım

Her soruna birer çare bulalım

Çözümü anlatan dil unutulmaz.

 

ATATÜRK  DESTANI

Bir yüce insanı anlatan dedim

Kelimeler taştı doldu Atatürk

Çalıştı parmaklar yazdı kalemler

Sayfalarca kitap oldu Atatürk

 Zekasını çocuk iken gösterdi

            En doğruyu en güzeli isterdi

            Sevgili hocası bir isim verdi

            Ve kemal adını aldı Atatürk

 

Okudu, kahraman asker bir oldu

Beyin tezgahında ilmi dokudu

Haksızlık olan yerde yok idi

Haksızlığa karşı durdu Atatürk

 

            Hırsızlarla tutulmuştu köşeler

            Sürüyordu saraylarda neşeler

            Yenilik isterken bazı paşalar

            Gidip aynı safa girdi Atatürk

           

Birbirini takip etti hatalar

İstemedi yeniliği softalar

31 mart vakasında haytalar

Baş kaldırmış geldi gördü Atatürk

 

            Gerçi hala sürüyordu saltanat

            Başarı Kazandı bir sürü zevat

Fakat padişahta hep aynı inat

            Sabretti boynunu burdu Atatürk

 

Meşrutiyet zorla ilan edildi

Abdülhamit bundan memnun değildi

Sultan yeniliğe büyük engeldi

Durmadı hep uğraş verdi Atatürk

 

            1914 lere gelindi

            Dünya iki kutup oldu bölündü

            Bir hiç için savaşıldı ölündü

            Bundan da nasibin aldı Atatürk

 

Geri gelir diye bazı topraklar

Savaş yanlısıydı Enver paşalar

Birde savaşın diyordu almanlar

Bu karara yanlış derdi Atatürk

 

            Sonucu ne olur göremediler

            Almanlar güçlüdür güçlü dediler

            Atamın sözünü dinlemediler

            Savaş meydanının kurtu Atatürk

 

Ölüm yağıyordu dünya sathında

Savaşa girildi Alman safında

Yedi cephe aşmış düşman sınırda

Düşmana darbeler vurdu Atatürk

 

            Ne savaşlar yaptı Şamda Yemen de

            Dedemler öldüler hep cephelerde

            Geçilmez kaleydi Çanakkale de

            Burda da imtihan verdi Atatürk

                       

Çaresiz kalmıştı bur da düşmanlar

Sanki kanatlıydı erler subaylar

Dillere destandır Anafartalar

Savaşın kartalı merti Atatürk

 

            Almanlar yenilmiş mütarekede

Yiğitler ölürken yedi cephede

            Yenilgiyi kabul ettik yinede

            Olmaz diye karşı durdu Atatürk

 

Mondros ta bırakıldı silahlar

Acımadı Osmanlıya ilahlar

Geride bir yığın ahlar ve vahlar

Üzülüp saçını yoldu Atatürk

 

            Osmanlı çatısı çatırdıyordu

            Padişah kör olmuş göremiyordu

            Avrupa açıkça hasta diyordu

            Bu fikri belinden kırdı Atatürk

                       

Düşmanın eline geçmişti kozlar

Bu oyunda as olmuştu papazlar

Anlaşmada Türk e düşmedi sözler

Gizlice bir karar verdi Atatürk

 

            O korkak padişah Türkü savunmaz

            Zaten aciz kalmış bir şey yapamaz

            Türkler eli kolu bağlı kalamaz

            Herkese bu fikri yaydı Atatürk

 

Padişah baskıyla gelmişti yola

Kulluğa razıydı bir başka kula

Yakışmazdı bu hal Türk ulusuna

Güvendi Samsun’a vardı Atatürk

 

            Böyle geldi kara günler yurduma

            Kelepçe vurdular şanlı orduma

            Düştü halkım Atatürkün ardına

            Yurdu sevgi ile sardı Atatürk 

                       

İbret almadılar dökülen kandan

Çok şey istediler Türk vatanından

Ölüm fermanları çıktı sultandan

Gerçeği ortaya serdi Atatürk

 

            Mümkün müdür Türkün yurdu pay ola

            Güveni sonsuzdu Anadoluya

            Ya istiklal ya ölümdü parola

            Bu nidayla yurdu sardı Atatürk

 

Padişahın, aciz kaldığı anda

Milletin aciz kaldığı anda

Düşmanın yurduma daldığı anda

Mucizeler gibi doğdu Atatürk

 

            Doğuda ermeni devlet kuracak

            Güney Fransıza mesken olacak

            İngilizler boğazlarda duracak

            Olmaz cevabını verdi Atatürk

           

İzmiri Yunana peşkeş çektiler

İtalyanlar mersine göz diktiler

Türk e de Ankara yeter dediler

Yüreklerde yanan nardı Atatürk

 

            Hiçe sayıp yerde yatan dedemi

            Padişaha ede ede sitemi

            Dört yandan sarmıştı düşman ülkemi

            Cesaretle göğüs gerdi Atatürk

 

Güzel yurdum bir mal gibi satıldı

Gür kaşları birden bire çatıldı

Bu karara hayır diye haykırdı

Dünyaya bir nota verdi Atatürk

 

            Ölür de Türk esir olmak istemez

            Düşmanından emir almak istemez

            Yurdundan bir karış vermek istemez

            Milletçe konuşan dildi Atatürk

                       

Yıllarca savaşmış yorgundu,ordu

Sevdalıydı istiklale vurgundu

Sattı yurdu diye tahta kırgındı

Nankör emelleri kırdı Atatürk

 

            Kahpe düşman pay pay etti yurdumu

            Dağıttırdı elde kalan ordumu

            Geldi diyorlardı Türklerin sonu

            Bir ilke ortaya sürdü Atatürk

 

Bu millet hiç esir olamaz dedi

Bu uğurda olmaz bir uğraş verdi

Sömürülen milletlere gösterdi

Tüm dünyaya örnek oldu Atatürk

 

            Biz Türkler her çağda hür kalacağız

            Ya hür olacağız ya öleceğiz

            Vatandan düşmanı göndericeğiz

            Dedi ve sözünde durdu Atatürk

                       

Biliyordu başarması zor idi

Ne bir silah nede asker var idi

Millet perişandı sultan kör idi

Milletine güçtü ferdi Atatürk

 

            1919 Baharında

            Kapkara bulutlar yurdun ufkunda

            Şimdi Türk milleti vardı ardında

            Savaşa gönüllü erdi Atatürk

 

19 Mayısta samsuna çıktı

Düşmanla yeniden savaşacaktı

Türk milleti yine hür olacaktı

Her şeyi ortaya serdi Atatürk

 

            Ayrıldı bu umut ile Samsun dan

            Fikirler fışkırır oldu usundan

            Düşman sürülmeli idi yurdundan

            İstiklal yayını gerdi Atatürk

 

Amasya dan yükseldi ilk nidası

Bu nida milletin kara sevdası

Esir doğurmazdı Türk ü anası

Bir bilmece sanki sırdı Atatürk

 

            Erzurum da topladı dadaşları

            Sivasta dimdikti cesur başları

            Gerçeğe dönüştürmek için düşleri

            Bilge kişileri gördü Atatürk

 

Temsilciler toplanmıştı Sivasta

Bir milleti nasıl görürler hasta

Daha Ankaraya varmadan posta

Ülkeye yayılan nurdu Atatürk

 

            Koparmıştı İstanbul dan bağları

            Ankara da yurtsever kafaları

            Yıkılan gururu ezilen ar ı

            Kurtarma kararı aldı Atatürk

                       

Herkesi sarmıştı istiklal derdi

Kurtarmak gerekti bu cennet yurdu

Ankara da meclis toplanıverdi

Artık her gönülde yardi Atatürk

 

            Şimdi buradan çıkıyordu kararlar

            Geçersizdi Ankara da fermanlar

            Kızıp öfkelenmiş buna düşmanlar

            Çünkü çelik surlar ördü Atatürk

 

Yurdumuzda tek bir düşman kalamaz

Türk asildir asla esir olamaz

Vatan bir bütündür parçalanamaz

Fikrini ileri sürdü Atatürk

 

            Düşman güç almıştı sevr parçasından

            İstila başladı bunun ardından

            Samsun dan Sivas tan ve Erzurum dan

            Ankara ya yağan kardı Atatürk

                       

İlk kararlar oldu ilk anayasa

Herkes uymak zorunda bu esasa

İyiye güzele doğruya has a

Adım adım gidiyordu Atatürk

            Millet meclisinden çıkan kararlar

            Atılacak yurdumuzdan düşmanlar

            Gökten ölüm yağsa,çağlasa kanlar

            Tarihte şahlanan erdi Atatürk

Sakarya da boğuşarak al kanla

İnönü de pençeleşip düşmanla

30 Ağustosta kopan volkanla

Hedefe akan bir lavdı Atatürk

            Serpildi toprağa kollar gövdeler

            Şaşırmıştı bu inanca ülkeler

            İşte,özgürlüğe verilen değer

            Yepyeni bir çığır çağdı Atatürk

                       

Şahit şahlanışa Dumlupınar lar

Sakarya kan aktı al aldı sular

Hiç yoktan yaratıp şanlı ordular

Düşmanın üstüne saldı Atatürk

 

            Aktı seller gibi türkün askeri

            Birer şimşek oldu her bir neferi

            Hedefiniz Akdeniz dir ileri

            En kesin komutu verdi Atatürk

 

Yepyeni bir tarih yepyeni çağdı

Ordu şimşek gibi her yana yağdı

Fethedilmez kale aşılmaz dağdı

Düşmana engeldi zordu Atatürk

 

            Mermi omzunda Fatma bacımın

            Tercümanı ciğerimde acımın

            Sahibi, yenilmez iman gücünün

            Başlı başına bir ordu Atatürk

                       

Düşman her cephede yeniliyordu

Şahlanmıştı hasta denilen ordu

Tarih karşısında küçülüyordu

Durmadan büyüyen çığdı Atatürk

 

            Olmadı tarihte böyle bir dövüş

            Kurşuna siperdi imanlı göğüs

            Sultan,sarayında, telaşa düşmüş

            Çelik gibi ağlar gerdi Atatürk

 

Tek başına durdu dünyaya karşı

Dedi varsın çalsın o ölüm marşı

30 Ağustosta sabaha karşı

Düşmanı kalbinden vurdu Atatürk

 

            Kurtardı, namusu şerefi ar ı

            Savaş meydanında yıldırımları

            Umut bulutundan yağan karları

            Millete bembeyaz serdi Atatürk

                       

Şan ile şöhretle yazdı destanlar

Umut dolu gelecekti yarınlar

İnsanlara hükmedemez insanlar

Düşmana mezarlar kazdı Atatürk

 

            Bir güz mevsiminde 9 Eylül de

            Zafer arkasında düşman önünde

            Olmazları olur etti sonunda

            Tarihi yeniden yazdı Atatürk

 

Kaçtı kahpe düşman çekildi geri

Yaktı intikamla köyü şehri

İzmir e girmişti Türk ün askeri

Düşmanı denizde boğdu Atatürk

 

            Esir olmaktansa ölelim dedi

            Ölüm pahasına zafer bizimdi

            Gizli pazarlığı çirkin emeli

            Düşmanın yüzüne vurdu Atatürk

           

Zaferi kazandık ölürcesine

Bağlı kaldık onun  her ilkesine

Tarihe yeni ders verircesine

Her çıkmaza çare buldu Atatürk

 

            Ordusuz kumandan olmak zor işti

            Kazma, kürek, çapa, belle,savaştı

            Tarihte en büyük engeli aştı

            Siperden sipere düştü Atatürk

 

Batıda yunanı denize döktü

İngiliz sessizce çekilip gitti

Padişahta öz yurdunu terk etti

Haini vatandan sürdü Atatürk

 

            Hatırı var idi yerde yatanın

            Her karış toprağın,her damla kanın

            Vatanını satan korkak sultanın

Nihayet defterini dürdü Atatürk

           

Çekilip gitmişti sömürü beyi

Zafer ile kurtarmıştı ülkeyi

Mondros’ta sürülen o lekeyi

Lozan da barışla sildi Atatürk

 

            Silahsızdı amma inancı vardı

            Esaret Türk için ar dı vakardı

            Atam bu gerçeği ortaya serdi

            Kurtardı düşmandan yurdu Atatürk

 

Savaşı kazandık artık hür idik

Lozan da tanındık bizde var idik

Dimdikti başımız yüce dağ idik

Şöhreti,şerefti,şandı Atatürk

 

            Kurumuştu yaşlı çınar Osmanlı

            Düşman kudurmuştu,dişleri kanlı

            Gururlu,inançlı ve de imanlı

            Yepyeni bir devlet kurdu Atatürk

                       

Değişse nesiller geçse asırlar

Et ile kemikten kurulur surlar

Şehit mezarıdır dağlar ovalar

Artık her gönülde vardı Atatürk

 

            Genç bir devlet sahip küçük Asya ya

            Türk çocuğu düşmeyecek tasaya

            Koydu laikliği anayasaya

            Şeriata darbe vurdu Atatürk

 

Dedi ebediyen var olmak gerek

Kültür savaşını kazanmak gerek

Artık uygarlıkta yer almak gerek

Öğün, çalış,güven derdi Atatürk

 

            Sahipti milletim bir ulu başa

Saygılıydık Lozan da ki barışa

            Kültür cephesinde yeni savaşa

            Başlama emrini verdi Atatürk

                       

Bu savaşı kazanmamız gerekti

Tek bir kalpti millet,tek bir yürekti

Şimdi bize yenilikler gerekti

Bir irfan ordusu kurdu Atatürk

 

            Hür kalmak istersek çalışmalıyız

            En çok cehaletle savaşmalıyız

            Engel tanımadan hep aşmalıyız

            Engelleri yıktı,kırdı Atatürk

 

Girmişti düzene eğitimimiz

Resmi dil olmuştu ana dilimiz

Latin harflerinden bir alfabemiz

Olsun diye yol gösterdi Atatürk

 

            Okullardan kaldırıldı Arapça

Dilden temizlendi acemce,Farsça

Medeni kanunu insanca hakça

Milletime uygun gördü Atatürk

                       

Atatürk’tü benim baş öğretmenim

Harf devrimi ile kolay öğrenim

Dil devrimi ile öz Türkçe benim

Dilim diye karar verdi Atatürk

 

            Ata nın canını sıkanlar oldu

            Elbet önüne set çekenler oldu

            Yeniliğe karşı çıkanlar oldu

            Yepyeni bir sistem kurdu Atatürk

 

Derde derman gösterip türbeleri

Batıl inançları kör fikirleri

Soymuşlar halkımı tekke şeyhleri

Hepsinin hesabını sordu Atatürk

 

            Yer,yer ayaklandı şeyhler müritler

            Kandırdı halkımı bu parazitler

            Saldırdı ata ma çakallar itler

            Gereken cevabı verdi Atatürk

 

Koz edip yalanı,küfür edenin

Şahsi çıkar için özür edenin

Tanrı yı kendine siper edenin

Niyetini açığa serdi Atatürk

 

            Peş peşine gerçekleşti devrimler

            Kadı’nın yerini aldı hakimler

            Tek kadına eş olacak erkekler

            Medeni kanunu buldu Atatürk

Peçeyi çarşafı takıp başına

Dört kadın da bir erkeğin peşine

Düşerdi de karışmazdı işine

Kadına özgürlük verdi Atatürk

            Eğitim düzeldi fen ilerledi

            Alfabe değişti herkes öğrendi

            Atam gezilerde kendi ders verdi

            Bize baş öğretmen kaldı Atatürk

                       

Laiklik gelince şeriat gitti

Herkes kanun karşısında eşitti

İlk defa köylünün elini tuttu

Köylüyü efendi kıldı Atatürk

 

            Köylü üretendi tırnaklarıyla

            Haşir neşir olmuş topraklarıyla

            Devletin o günkü imkanlarıyla

            Emeğin hakkını verdi Atatürk

 

Onu örnek aldı esir milletler

Gerildi sömürü önüne setler

Özgür lokmadaki tatlar lezzetler

Tadıldıkça hep yüceldi Atatürk

 

            Hürriyeti kazanmayı öğretti

            Yüzyıllar boyunca bu sürecekti

            Esir milletlere bir ışık tuttu

            Sömürüye hançer saldı Atatürk

 

Karanlık günlerde güneşti aydı

Dünya diz çökerdi o yaşasaydı

Beklenmedik anda bir yıldız kaydı

10 Kasım sabahı soldu Atatürk

 

            Bir vatan sükutta sustu bir millet

            Sade atam değil hasta bir millet

            10 Kasım sabahı yasta bir millet

            Dediler ki artık öldü Atatürk

 

Türk e yine olan oldu dediler

Türk milleti başsız kaldı dediler

Büyük önderleri öldü dediler

Ölmedi o, hala sağdı Atatürk

 

            Evet canı sığmamıştı tenine

            Dünya saygılıydı fikirlerine

            Yaşıyordu, yaşayacaktı yine

            Çünkü her gönülde vardı Atatürk

                       

Kıyaslanmaz tarih büyükleriyle

Onu eş tutamam başka bitiyle

Yeni fikirleri devrimleriyle

Bir izim bir rejim sardı Atatürk

 

            Kelimeler yetmez cümleler çok az

            Ata’m yazmak ile anlatılamaz

            O,bir ölümsüzdür unutulamaz

            Eserlerde anıt oldu Atatürk

 

Yurtta sulh,cihanda sulh tu özlemi

İnsanca ve hakça yaşam düzeni

Aydınlattı fikirleri evreni

Tarihi yeniden yazdı Atatürk

 

            Ben bir Türk üm  odur bizim atamız

            Anlatamam elbet çoktur hatamız

            Normaldir Ata’yı anlatamamamız

            Dünyaya efsane kaldı Atatürk

                       

Şimdi rahat uyur anıt kabirde

Eğilsin dünyalar atam önünde

Atamın imzası var eserimde

Bende yaşar bende kaldı Atatürk

 

            Mağdur i der ey ulu Atatürk üm

            Yazamadım seni bu benim korkum

Şiirim,destanım,nesirim şarkım

Yetmiyor onurum oldu Atatürk  

 

3--ULU  ÖNDER  DESTANI

            1881

1881 İm ben

Övünç doluyum

Sevinç doluyum

Ben takvimin en şanslı yılıyım.

 

Sancılı inleyişleri Zübeyde hanımın

Bir doğumu müjdeliyordu

Pür telaştı doğum odası

Mustafa dünyaya geliyordu

Gözleri boncuk, boncuk

Bir dahi olacaktı.

Yedi düvelle savaşarak

Ulusunu kurtaracaktı.

Yarınlara silinmez imzalar atacaktı

Dünya onu tanıyacak

Dünya onu anlayacaktı.

 

Ben onunla nakış oldum beyinlere

Gönüllere ununla yazıldım

O ki milletine emsalsiz önder

O ki insanlığa ışık saçan lider

Onunla  yeniden doğarım 19 mayıslara

İlk onu öğretir çocuğuna anneler

İlk onu ezber eder okula giden bebeler

 

Onunla yazıldık tarih,tarih dağa taşa

Cümle,cümle öğretildik kurda kuşa

İşlendik nakış,nakış

Dala ,çiçeğe yaprağa

Ölümü olmayacak Mustafa kemal’in

Mustafa kemal sığmayacak toprağa.       

 

DÜNYA

Ben ki ihtiyar dünyayım

Asırlar boyu yaşarım

Kötülük yapanlara, yaptıranlara

Ölenlere öldürenlere şaşarım

Sinemde nice kötülükler taşırım.

 

Nice devletler kuruldu döşümde

Nice milletler doğdu

Niceleri silindi tarihin sahnesinden

Niceleri iç savaşlarla yıkıldı birer. birer

Nicelerini düşmanları istila ettiler

 

Ne kanlı savaşlara sahne olmuştu sinem

Akan kanları endi topraklarım

Kan buharlarıyla buluştu bulutlarım

Nice kumandanlar gördüm imparatorluklar kuran

Ülkeler fetheden nice kumandanlar gördüm

Zaferden zafere koşan

İhtiras için savaşan

 

Atilla, Asya yı  geçti boydan boya

İskender batıdan yöneldi doğuya

Sultan murat sultan Süleyman

Fatih İstanbul surlarında yaman

Yıldırımlar  akın,akın mısıra

Kimileri sahip olmak için zenginliklerime

Kimileri imparator olmak için her yerime

Savaştılar kan döktüler

Bedenlerden can söktüler

Düzenler tıktılar ihtiras için

Anlayamadım neden, niçin?

 

Kan gölüne döndü çanaklarım

Derelerim kızıla boyandı

Kırmızı aktı ırmaklarım

Hiçe saydılar yaşımı

Kel eylediler başımı

Parsellediler döşümü

Sınırlar çizildi et duvarlarla

Nice devletler silindi tarih sahnesinden

Nice milletler nasip aldı esaretten

Nice devletler kuruldu yeniden.

 

Aldırış edilmedi şaşkın bakışlarıma

Ölüm ekildi ölüm

Dağlarıma,taşlarıma

Ölüm ekildi ölüm

İnişlerime,yokuşlarıma

 

Söke,söke dişimi

Pay ettiler yokuşumu

Paylaştılar inişimi

Yaraladılar alnımı

Patlattılar kaşımı

Her fırsatta oydular gözümü

Çizik,çizik ettiler yüzümü

Sahip çıktılar her yerime

Sahip çıktılar

            Denizlerime

                        Derelerime

                                   Zirvelerime

Döşümü delerek indiler

İndiler madenlerime

 

Aldırmadılar dökülen kana

Acımadılar kıyılan cana

Hem birbirlerine kötülük ettiler

Hem de bana.

Öldüler

            Öldürdüler

                        Öldürüldüler

İhtirasları  uğruna

 

Tanımaya çalıştım insan oğlunu

Tanırken gördüm bir çok sonu

İhtiraslarına kattılar

            Öfkeyi ,kini

Birileri haklılığını savunurken

Birileri karaladı durdu ötekini

Kavgalarına kattılar

            İnancı

                        İmanı

                                   Dini

 

            1914

Ben 1914 yılıyım

Kanlı tarihin bir sayfasıyım

Kara kabuslu dönemiyim

Öldürülünce Sırbistan prensi

Yükseldi dünyanın sesi

Kabardı devletlerin öfkesi

Birden bire patladı savaş

Ben ne deyim

 

İngilizlerden kaçtı iki alman gemisi

Osmanlılara sığındı sinsi, sinsi

Osmanlılar gemileri aldı dediler

İngilizlere vermediler

Alman amiral emrinde ki bu gemiler

Rus limanlarını ateşe verdiler

Osmanlılarda savaşa dahil edildiler

 

Cepheleri genişledi savaşın

Yaktı,yıktı her bir yanı

Etkilendi bu savaştan

Müslüman’ı, Hıristiyan’ı

Emirler yağdı idarecilerden

İnsanlar öldürdü insanı.

1918 e kadar tam dört sene

 Döşüm oldu savaş meydanı

Aktı insanların kanı

Çıktı insanların canı

Yenilgiyi kabullenince  alman başbakanı

Yenilmiş sayıldı Osmanlı sultanı

 

Oysa ki Çanakkale de bir destan yazılmıştı

Bir avuç asker yedi düvelle

Ölümüne savaşmıştı

Bu ordunun komutasına

Mustafa kemal atanmıştı

Komutan şöyle sesleniyordu

Ben size ölmeyi emrediyorum

Biz ölünceye kadar

Yenileri gelecektir biliyorum

Harfiyen uyuldu bu emre

Birer,birer koşuluyordu ölüme

Sekiz metreydi siperler

Konuşuyordu süngüler

Ölüme birer,birer

Koşuyordu Mehmetçik ler

 

Ne boğazdaki gemiler yıldırabildi

Ne sahile yüklenen müttefik  güçler

Tarih olarak anılacak Anafartalar

İman gücü burada yenmişti düşmanları

Dünya burada tanıdı

Burada anladı

Anafartalar da  ortaya çıkardı

Mustafa kemal’ı

 

Artık Osmanlı’nın elinde değildi ipler

Sevr denen kasabada anlaşmıştı galipler

Teşvik edildi milliyetler

Başlatıldı isyanlar

Akıtıldı kanlar

İngilizler İstanbul’u

Fransızlar Antep ile Maraş’ı

İtalyanlar Antalya’yı

Yunanlılar İzmir’i işgal ettiler

Osmanlıya Ankara ve bölgesini reva gördüler

Düşmanın gemileri kıyılara yanaştı

Osmanlı topraklarını düşmanlar paylaşmıştı

 

Boğazda torpidolar tehdit ederken sarayı

İzmir’e çıkarma yapmıştı

Yunan’ın bir alayı

Gayri Müslim çeteler ayaklandı doğuda

Antepli şahinler feda ederken canı

Maraş ta  düşman çileden çıkarmıştı

Halka lider yapmıştı sütçü imam’ı

 

Zaferin körlüğü

Galibiyetin sarhoşluğu

Kazanmanın sağırlığı

İhtirasın tutsaklığı

Kör etmişti düşmanları

Göremediler tarih sahnesindeki

Kahramanlıkları

Unuttular Tük milletinde ki  kahramanları

 

Osmanlı hasta dediler

Çakal sürüsü gibi üşüştüler

Geçmişi  göremediler

Osmanlı sultanından olmazları istediler

Hasta adam yatakta can verecek sandılar

Yanıldılar

Aldandılar

Her isteği Osmanlı yapacaktır sandılar

 

Gelmedi akıllarına Çanakkale

Silindi uslarından Anafartalar

Unutuldu yiğit gaziler

Unutuldu bu büyük lider

O lider ki alacaktı eline ipleri

Millet ona verecekti yetkileri

Onun elindeydi Türk’ün kaderi

Anlatabildiğince anlatsın tarih

Anlatsın yer gök

Anlatsın dağ deniz

Yeterse kelimeleri

Dönüyorsa dilleri

Anlatsın bu yüce önderi.

 

 

 

YIL  1919

1919 un baharında uyanmadı toprak

Açmadı çiçekler ilk baharda

Ağaçlar süslenmedi kahrından

1919 un baharıyım ben

Kan damlar yüreğimden.

 

Bu vatanı parsellerken aç kurtlar

Bandırma vapurunda idi umutlar

Utanç verici iken İstanbul’un hali

Samsuna çevirmişti dümeni

İçler acısı saltanatın ehvali

Sokakları dövüyordu

Düşmanın mahmuzları

Saraya çevrili duruyordu

İngiliz’in topları

Samsuna giden yola çevrilmişti bakışlar

Bir umudu beslemekteydi

Gözlerde ki yaşlar.

 

Trakya perişan

Anadolu şaşkın

İzmir de hasan Tahsin tarafından sıkıldı

Düşmana karşı ilk kurşun.

Yankılanıyordu dağlar

Gönüller hüzün doluydu

Bir umut arıyordu bakışlar

1919 un mayısında esti rüzgar

Esti samsun sahillerinden

Yayıldı Anadolu’ya

Taşıdı hayır nidalarını

Dağa, denize ovaya

 

Hani toprak yeniden uyanır ya

Çiçekler açar ya ilk baharda

Ağaçlar yeniden süslenir ya gelinler gibi

Çiğdemler sarı,sarı gösterir ya kendini

Canlandı toprak

Şahlandı Mustafa kemal’e uyarak

Onun sesini duyarak

Şahlandı halk.

 

19 Mayısta kuzeyden doğdu güneş

Mustafa kemal rüzgarı ile dağıldı bulutlar

Hüzünlü gönüllerde filiz verdi umutlar

Aralandı sis perdesi

Amasya dan yükseldi sesi

           1919 MAYISI

1919 un mayısıyım ben

Görmedi gördüklerimi

Bilmedi bildiklerimi

Hiçbir yıl hiçbir ay

16 Mayısta kalkan gemi

Samsuna çevirmişti dümeni.

 

Bir coşku seli samsun kıyılarında

Bir umudun doğuşu Karadeniz de

Bir ilgi ki müjde veren dalgalara

Samsun sahillerinde sevinçli

Su,kum,taş çakıl

Yaşamadı yaşamadıklarımı

Bir başka ay

Bir başka yıl

Şahit olduklarıma ermedi akıl

 

Güneşin kuzeyden doğuşunu

Anlatırım şehir’e şehirliye

Köye köylüye

Ağaya paşaya beye

Bu güneş ışık verdi

Özgür esir her ülkeye

Bu umut ışığı layıktır

Sevmeye,sevilmeye

 
 

 BEN  SAMSUNUM

 16 Mayısta  İstanbul dan kalkan gemi

19 mayısta sahillerimde gördü seveni

İki  Mustafa kemal vardı bu yolda

Birincisi  Osmanlı

                        Ordunun müfettişi

İkincisi hürriyet aşığı

                        Vatanı kurtarmak işi

Birincisi Osmanlı paşası

                        Şöhretli şanlı

İkincisi vatan aşığı

                        Üzgün,hicranlı

Amam umutlu heyecanlı

İnançlı ve imanlı

Hüzünlü ve kederli

Kızgın ve öfkeli.

 

Mustafa kemaldi

Ufkumdaki güneş

Mustafa kemaldi

Özgürlüğe özdeş

Kalkacaktı kabus

Kalkacaktı üstünden Anadolu’nun

Samsunum sahillerim başlangıcı

Başlangıcıydı kurtuluş yolunun

Sevinç çığlık,çığlıktı

Umut ufuk,ufuktu

Keder silindi gönüllerden

Artık yüzlerde hüzün

Düşüncelerde karamsarlık  yoktu

 

22 HAZİRAN

 

Yolu geçti havzadan

Sesi yükseldi dünyaya  Amasya’dan.

Bir çağrı birliğe

Bir davet beraberliğe

Bir baş kaldırış sömürgeciliğe.

 

Amasya övünçlü adı ile

Sevinçli 22 haziran

                        Maksadı ile

Bu davete koşuyordu

Koşuyordu yurt severler

Koşuyordu kolu kanadı ile

Koşuyordu en son umudu ile.

 

Ben Amasya’yım. Amasyalıyım

Işığımı almışım Mustafa kemalden

Duyurmak için sesimizi dünyaya

Sömürüye öfkemizi haykırmak için

Dolup,dolup taşmalıyım

Savaşmaya koşmalıyım

Savaşmalıyım.

 

Özgürlük tutkuların en yücesi

Özgür kalmak  için çalışıyorum

Özgür yaşamak için savaşıyorum

Kapmışım istiklal sancağını

Hürriyete taşıyorum,

Hür yarınlar için yaşayacağım

Hür yarınlar için savaşıyorum

Hürriyet fikrini

Sivas’a, Erzurum’a  Ankara’ya  taşıyorum

ERZURUM 

 

Ben Erzurum’um Erzurumlu yum

Duydu Amasya bildirgesini kulaklarım

Çatıldı sömürüye

Sömürücüye karşı  kaşlarım

İstiklal için ayaklandı dadaşlarım

Yayla şehri Erzurum’um  ben

Haşin geçse de kışlarım

Nöbetteyim düşmanı karşılarım

Yoksa silahım

Taş atarım taşlarım.

 

İşgaller gördüm ağladım

Zaferler gördüm sevindim

Sarıkamış şehitlerini

Ben koynumda saklarım

Tabyalarımı kalkan ederek Rus toplarına

Haşin ırmaklar gibi çağlarım.

 

Kimse diyemez bu direniş niçin

Kimse soramaz bu mücadele neden

 

   
 

BEN  DADAŞIM

 

Ben dadaşım

Vatana fedadır başım

Düşmana göğüs gerişim

İstiklal için

Hürriyet için.

Gel Mustafa kemalim

Sana açık kollarım

Al Mustafa kemalim

Doğrudur kararların.

 

Vatan parçalanamaz

Manda söz konusu olamaz

Türk himayede kalamaz

Bağımlı yaşanılamaz

Diyensin sen

Bacalar tüttükçe savaş vereceğiz

Ya savaşıp öleceğiz

Yada dünya durdukça

Bizler hür kalacağız

Diyensin sen

Doğru kararlar alarak

Doğru söyleyensin sen.

 

Esaret Türk için ar’dı

Evet diyen parmaklarda

Özgürlük tutkusu

Bağımsızlık sevdası

İstiklal umudu vardı

Ya Türk milleti esir olmayacak

Yada Türk yurdunda  tüten baca kalmayacak.

 

İnandı dadaşlarım

İnandı kurtuluş umuduna

Önünde saygı ile eğildi dik başlarım

Gözlerin eritti dağlarımın karını

Sözlerin şaha kaldırdı vakarımı

Sancılı yürekler deva

Yanan bağırlara  merhem oldu

Işık saçtı kararsızlık karanlığına bakışların.

 

Silindi zihinlerden umutsuzluk

Kalktı üzerimize çöken sis

Birden bire yok oldu mutsuzluk

Mustafa kemal anlattı

Kafaları aydınlattı

Aldığı kararlar

Akla yattı.

 

Duyguları duygumuz

Kaygıları kaygımız

Arzuları arzumuz

Acıları acımız oldu

Umudu oldu  dağın

                        Ovanın

                                   Derenin

İnancı oldu

İmanı oldu

Düşünen beyinlerin

Güvenci oldu

Direnci oldu

Anadolu’da her yerin.

 

Türk ulusunu sancağı

İstiklalin bayrağı

Hürriyetin abidesi

Savaşın gözdesi

Milletin öfkesi oldu

Dadaşlardan güç

Temsilcilerden yetki

Birlikten cesaret aldı

Bu inançla

Bu duyguyla

Bu azımla

Sivas’a geldi Mustafa kemal.

 

 

 
   

SİVAS

 Yiğitler diyarı Sivas’ım ben

Kara sabanlı çiftçiler sahip tarlalarıma

Sürüleri ile çobanlar sahipken bozkırlarıma

1919    dört Eylül de tanık oldum

Mustafa kemal kararlarına

 

Bir temel atalım deniyordu

Yeni, yeni fikirler filizleniyordu

Ya istiklal,ya ölüm haykırışları

Duvarları deliyordu

En doğruda en güzelde karar kılındı

Cumhuriyetin temeli

4 Eylülde atıldı

 

kahpe düşman Türk yurdunu alamaz

Vatan bir bütündür asla parçalanamaz

Türk asildir asla esir olamaz

Deniyordu

Hürriyetin ilk sesi bu kararlar oldu

İlk harcı cumhuriyetin

Zaferin ilk müjdesi

Bu kararlardı türkün gürleyen sesi.

Bu karalardı milletin dirilişi

Engin bakışları Mustafa kemalin

Aydınlık geleceğe yönelmişti

Ya istiklal ya ölüm demişti.

Bu kükreyişle birlikte

Sivas ta yer yerineden oynamış

İnsanlık titremişti

Bu titreyişle türküm  öz benliği

Tekrar yerine gelmişti

Yeniden dirilmişti.

 

 

 

DÖRT  EYLÜL

 

Günlerden 4  eylül ben

Yayla şehri  Sivas’ta tarihe yazıldım

Alınan kararlarla zihinlere kazındım

Ben kararlar toplamıyım

İlk atılan adımıyım hürriyetin

İlk atılan temeliyim cumhuriyetin

Bu yiğitler diyarında

Delegeler el, ele

Gönül, gönül’e

Kucak kucağa  temsilciler

Kartal bakışlı Mustafa kemalle

Türklük övünç duyacaktı

Alınan kararlarla 

Dört eylülle.

 

Kürsüde Mustafa kemal konuşuyordu

“Ya istiklal ya ölüm diyordu”

Manda ve himaye kabul edilmiyordu

Bu fikri kabullendi düşünen kafalar

Bu karara kalktı evetli parmaklar

Bağımsızlık için ant içtiler

Savaşmak için söz verdiler

Bir yarışa girdi yurtseverler

Yine Mustafa kemal en önde

En başta yine Mustafa kemal ver.

 

4        Eylülde kenetlendi Türk gücü

Bir gaye fışkırdı Sivas’ın bozkırında

Bir amaç belirlendi o anda

Yayıldı iradesi milletin

            Yankılandı dünyada

İlk harcı kondu cumhuriyetin

Mustafa kemal vardı başlarında.

 

Geliyordu yurtseverler

Bölük,bölük kitle,kitle

Sıra, sıra  saf,  saf uçarcasına

İnanmışlardı hürriyete

İnanmışlardı

            Taparcasına.

Anlatılamaz bir yarış

Bir yarış ki hizmetten öte

Bir yarış ki ölümüne

Vatan için can verme yarışı

Bir yarış ki

Huzuru getirecek Anadolu’ya

Bu yarış sağlayacaktı barışı.

 

Günlerce tartışıldı nasıllar

Çareler düşünüldü nedenlere

Arandı, olmazları olur etmenin yolları

Düşünen kafalar çareler öneriyordu

Kürsüde  devleşmişti Mustafa kemal

En doğruyu söylüyor

En güzeli gösteriyor

En iyiyi öneriyor

İşte kurtuluşumuz

İşte zaferin yolu

İşte istiklal diyordu.

 

Sıvandı istiklal için kollar

Arandı çaresi hürriyetin

Zihinlerde direnci kırıldı  esaretin

Alkışlar çınlatırken duvarları

Nankör emel iradeleri yenememişti

Türk milleti savaşacaktı

Hiçbir baskı etkilememişti

Mustafa kemal gönüllere yerleşti

Sargılar sarıldı acı veren yaraya

Telgraflar çekildi Ankara’ya

Yazıldı reçetesi hürriyetin

Telgraflar ulaşınca Ankara’ya

Bulundu çaresi esaretin

Umutlar sargı oldu

            Sinelerde ki yaraya.

 

Ben 4 Eylülüm

Tarihlere Mustafa kemalle yazıldım

Onun eseriyle yaşıyorum

Onun eserine temel olarak kazıldım.

 

   

 

 

YİRMİ YEDİ ARALIK

 

27 Aralık 1919 sabahıyım ben

Bir güneş indi dikmen sırtlarından

Bir umut yağdı kar gibi beyaz

Bir derman ki yaralara

                        Akıl almaz

                                   İnanılmaz

O haşin kış sabahında

Neler olmadı ki neler

Bir bozkır kasabasında

Anadolu’nun ortasında

Türkiye’nin Ankara’sında

Yok oldu üzüntüler

 

Gözü yaşlı nineler

Bahtı kara dedeler

Cüret dolu gençler

Unutup üzüntülerini

Şadan oldu gönüller

Koştular dikmen sırtlarına

Ankaralı seymenler

Yeniden dirildi solgun umutlar

Koştu dikmen sırtlarına

Gelenler dağıtmıştı kapkara bulutları

Döküldü ortaya

                        Türk milletinin

                                   Yoğu varı

Katıldı çağrısına Mustafa kemalin

Gençleri

            Yaşlıları

Kadınları

            Kızları

Katıldı tek vücut Ankaralı

Anakara çağrısına  uydu düşünmeden

Edirneli

            Ardahanlı

Geldiler akın ,akın

Ağrıdan Van’dan

Antepten Maraş’tan

Geldiler akın, akın

Trakya’dan Anadolu’dan

Geldiler birer,birer

Kopa,kopa sultandan

Geldiler akın ,akın Ankara’ya

Geldiler birer,birer

Katılmak için kavgaya.

 

 

 

 
   

23 NİSAN

 

1919    nin 23 nisanıyım

Bayramıyım dünya çocuklarının

Çocuklara hediyesiyim Mustafa kemalin

Kalbiyim yeni idarenin

Kaderiyim Türkiye’nin

Kaderiyim türküm diyenin

 

Ben bilirim

Ben tanırım Mustafa kemali

Ben dinledim meclisin kürsüsünde

Dinledim o büyük insanı

Millet meclisini açarak Ankara’da

O yarattı o var etti

23  nisanı

            Türklük dolu imanı

İstiklal kahramanı

Dünyayı sardı şanı

 

Ben 23 nisanım

Onu görmüşüm

Onu bilmişim

Öğrenmişim,dinlemişim

Dinlemişim,söylemişim

Söylemişim gelecek nesillere

Onu anlatmak

Onu tanıtmak oldu işim

 

Kuruluşunda  millet meclisinin

Duyuluşunda gürleyen sesinin

Anlaşılışında hevesinin

Gerçekler öğrenildi

Tehlikeler görüldü

Davetlere itibar edildi

Davetlere gelindi

Vatanını sevenler

Bu mecliste örgütlendi

 

Dinlemişim davetlere gelenleri

Dinlemişim vatanını sevenleri

Bu uğurda mücadele verenleri

Vatan için ölenleri dinlemişim

Mustafa kemal ile kenetlenenleri

            Görmüşüm  öğrenmişim

En doğru kararlaraydı alkış tutuştum.

Özgürlüğe verilen değerle

Yapıcı önerilerle

Filiz veren düşüncelerle

Yankı yapmışım meclis duvarlarında

İnim,inim inlemişim

Not etmişim konuşulanları

Dinlemişim meclisi mebusanı

 

Kürsüde Mustafa kemal

Ya istiklal ya ölüm diyor

Salon alkışlarla inliyor

Görünen o ki Türk milleti

İstiklalli istiyor

Hürriyeti seviyor

Kararlar bu yönde veriliyor

Ya istiklal ya ölüme

Kalkıyor parmaklar

Ya istiklal yada ölüme evet diyor

 

Bir tutku ki gönüllere sığmayan

Bir tutku ki öfkenin ötesinde

Bir arzu ki

            Böylesi görülmedi

Bir arzu ki

            Dünya’ya meydan okuyan

Bu amaca  davet etti Mustafa kemal

Bu gaye etrafına çağırdı milleti

Topladı Ankara’da söz sahibi heyeti.

Buradan yükseliyor öz milletin öz sesi.

 

ANKARA

 

Artık rüzgar esmiyordu dikmen tepelerinde

Ankara’nın sinesinde kar yatmıyordu

Nabızlar korkulu değildi artık

Nabızlar coşkulu atıyordu.

Nisanla yaşardı umutlar

Artık zihinlerde çaresiz düşünce yoktu

Kaderi yeniden çiziliyordu milletin

En başta Mustafa kemal

İşte kurtuluşun yolu diyordu

 

Düşmana imanlar siper

Canlar kalkan olacaktı

            Her Türk vatan için savaşacaktı

            Vatana kurban olacaktı