|
ATATÜRK VE KAHRAMANLIK ŞİİRLERİ |
Kendini kul olarak görürsen sahibini arama o seni bulur.
Y.DEĞİRMENCİ
|
UNUTULMAZ
Sene 1071 Malazgirt ovasında Alpaslan ın fethettiği il unutulmaz Kazanılan zaferi viyana kapısında Avrupa ya duyuran kol unutulmaz.
Kosova,Varna da salınan kılıç ile Bir çağ açıp bir çağı kapayan yiğitlerle 1453 İstanbul geçti ele Fatih Mehmet gibi kul unutulmaz.
Kükreyerek zafer türkündür deyip İran a,Mısıra zaferle girip Ayaklar altına altını serip Yavuz sultan selim. Sel unutulmaz
Plevne de aktı damardan kanlar Çanakkale yazılıdır destanlar Sakarya da tenden çıkarken canlar Bu kanlarda biten gül unutulmaz.
Vatan için korkmadan, savaşa gelenleri 30 Ağustosta yaralı kalanları Anafartalar da can verip ölenleri Zafer marşı çalan zil unutulmaz.
Yepyeni devletin yeni derdiyle Türklüğü yücelten devrimleriyle Ebedi yaşayan eserleriyle Atamın çizdiği yol unutulmaz.
Alpaslanlar çıkmalı muratlar var olmalı Fatihler yaşanmalı,yavuzlar kazanmalı Her kişi andırmalı bir Mustafa Kemali Başarı getiren yel unutulmaz.
İsteriz zafere sallansın eller Yeniden Türklüğe açılsın yollar Yeter ki aşılsın bütün engeller Adalet dağıtan el unutulmaz.
Kem gözle bakmayın kardeş olalım Zorluklara karşı. bir baş olalım Her soruna birer çare bulalım Çözümü anlatan dil unutulmaz. |
|||
|
ATATÜRK DESTANI Bir yüce insanı anlatan dedim Kelimeler taştı doldu Atatürk Çalıştı parmaklar yazdı kalemler Sayfalarca kitap oldu Atatürk Zekasını çocuk iken gösterdi En doğruyu en güzeli isterdi Sevgili hocası bir isim verdi Ve kemal adını aldı Atatürk
Okudu, kahraman asker bir oldu Beyin tezgahında ilmi dokudu Haksızlık olan yerde yok idi Haksızlığa karşı durdu Atatürk
Hırsızlarla tutulmuştu köşeler Sürüyordu saraylarda neşeler Yenilik isterken bazı paşalar Gidip aynı safa girdi Atatürk
Birbirini takip etti hatalar İstemedi yeniliği softalar 31 mart vakasında haytalar Baş kaldırmış geldi gördü Atatürk
Gerçi hala sürüyordu saltanat Başarı Kazandı bir sürü zevat Fakat padişahta hep aynı inat Sabretti boynunu burdu Atatürk
Meşrutiyet zorla ilan edildi Abdülhamit bundan memnun değildi Sultan yeniliğe büyük engeldi Durmadı hep uğraş verdi Atatürk
1914 lere gelindi Dünya iki kutup oldu bölündü Bir hiç için savaşıldı ölündü Bundan da nasibin aldı Atatürk
Geri gelir diye bazı topraklar Savaş yanlısıydı Enver paşalar Birde savaşın diyordu almanlar Bu karara yanlış derdi Atatürk
Sonucu ne olur göremediler Almanlar güçlüdür güçlü dediler Atamın sözünü dinlemediler Savaş meydanının kurtu Atatürk
Ölüm yağıyordu dünya sathında Savaşa girildi Alman safında Yedi cephe aşmış düşman sınırda Düşmana darbeler vurdu Atatürk
Ne savaşlar yaptı Şamda Yemen de Dedemler öldüler hep cephelerde Geçilmez kaleydi Çanakkale de Burda da imtihan verdi Atatürk
Çaresiz kalmıştı bur da düşmanlar Sanki kanatlıydı erler subaylar Dillere destandır Anafartalar Savaşın kartalı merti Atatürk
Almanlar yenilmiş mütarekede Yiğitler ölürken yedi cephede Yenilgiyi kabul ettik yinede Olmaz diye karşı durdu Atatürk
Mondros ta bırakıldı silahlar Acımadı Osmanlıya ilahlar Geride bir yığın ahlar ve vahlar Üzülüp saçını yoldu Atatürk
Osmanlı çatısı çatırdıyordu Padişah kör olmuş göremiyordu Avrupa açıkça hasta diyordu Bu fikri belinden kırdı Atatürk
Düşmanın eline geçmişti kozlar Bu oyunda as olmuştu papazlar Anlaşmada Türk e düşmedi sözler Gizlice bir karar verdi Atatürk
O korkak padişah Türkü savunmaz Zaten aciz kalmış bir şey yapamaz Türkler eli kolu bağlı kalamaz Herkese bu fikri yaydı Atatürk
Padişah baskıyla gelmişti yola Kulluğa razıydı bir başka kula Yakışmazdı bu hal Türk ulusuna Güvendi Samsun’a vardı Atatürk
Böyle geldi kara günler yurduma Kelepçe vurdular şanlı orduma Düştü halkım Atatürkün ardına Yurdu sevgi ile sardı Atatürk
İbret almadılar dökülen kandan Çok şey istediler Türk vatanından Ölüm fermanları çıktı sultandan Gerçeği ortaya serdi Atatürk
Mümkün müdür Türkün yurdu pay ola Güveni sonsuzdu Anadoluya Ya istiklal ya ölümdü parola Bu nidayla yurdu sardı Atatürk
Padişahın, aciz kaldığı anda Milletin aciz kaldığı anda Düşmanın yurduma daldığı anda Mucizeler gibi doğdu Atatürk
Doğuda ermeni devlet kuracak Güney Fransıza mesken olacak İngilizler boğazlarda duracak Olmaz cevabını verdi Atatürk
İzmiri Yunana peşkeş çektiler İtalyanlar mersine göz diktiler Türk e de Ankara yeter dediler Yüreklerde yanan nardı Atatürk
Hiçe sayıp yerde yatan dedemi Padişaha ede ede sitemi Dört yandan sarmıştı düşman ülkemi Cesaretle göğüs gerdi Atatürk
Güzel yurdum bir mal gibi satıldı Gür kaşları birden bire çatıldı Bu karara hayır diye haykırdı Dünyaya bir nota verdi Atatürk
Ölür de Türk esir olmak istemez Düşmanından emir almak istemez Yurdundan bir karış vermek istemez Milletçe konuşan dildi Atatürk
Yıllarca savaşmış yorgundu,ordu Sevdalıydı istiklale vurgundu Sattı yurdu diye tahta kırgındı Nankör emelleri kırdı Atatürk
Kahpe düşman pay pay etti yurdumu Dağıttırdı elde kalan ordumu Geldi diyorlardı Türklerin sonu Bir ilke ortaya sürdü Atatürk
Bu millet hiç esir olamaz dedi Bu uğurda olmaz bir uğraş verdi Sömürülen milletlere gösterdi Tüm dünyaya örnek oldu Atatürk
Biz Türkler her çağda hür kalacağız Ya hür olacağız ya öleceğiz Vatandan düşmanı göndericeğiz Dedi ve sözünde durdu Atatürk
Biliyordu başarması zor idi Ne bir silah nede asker var idi Millet perişandı sultan kör idi Milletine güçtü ferdi Atatürk
1919 Baharında Kapkara bulutlar yurdun ufkunda Şimdi Türk milleti vardı ardında Savaşa gönüllü erdi Atatürk
19 Mayısta samsuna çıktı Düşmanla yeniden savaşacaktı Türk milleti yine hür olacaktı Her şeyi ortaya serdi Atatürk
Ayrıldı bu umut ile Samsun dan Fikirler fışkırır oldu usundan Düşman sürülmeli idi yurdundan İstiklal yayını gerdi Atatürk
Amasya dan yükseldi ilk nidası Bu nida milletin kara sevdası Esir doğurmazdı Türk ü anası Bir bilmece sanki sırdı Atatürk
Erzurum da topladı dadaşları Sivasta dimdikti cesur başları Gerçeğe dönüştürmek için düşleri Bilge kişileri gördü Atatürk
Temsilciler toplanmıştı Sivasta Bir milleti nasıl görürler hasta Daha Ankaraya varmadan posta Ülkeye yayılan nurdu Atatürk
Koparmıştı İstanbul dan bağları Ankara da yurtsever kafaları Yıkılan gururu ezilen ar ı Kurtarma kararı aldı Atatürk
Herkesi sarmıştı istiklal derdi Kurtarmak gerekti bu cennet yurdu Ankara da meclis toplanıverdi Artık her gönülde yardi Atatürk
Şimdi buradan çıkıyordu kararlar Geçersizdi Ankara da fermanlar Kızıp öfkelenmiş buna düşmanlar Çünkü çelik surlar ördü Atatürk
Yurdumuzda tek bir düşman kalamaz Türk asildir asla esir olamaz Vatan bir bütündür parçalanamaz Fikrini ileri sürdü Atatürk
Düşman güç almıştı sevr parçasından İstila başladı bunun ardından Samsun dan Sivas tan ve Erzurum dan Ankara ya yağan kardı Atatürk
İlk kararlar oldu ilk anayasa Herkes uymak zorunda bu esasa İyiye güzele doğruya has a Adım adım gidiyordu Atatürk Millet meclisinden çıkan kararlar Atılacak yurdumuzdan düşmanlar Gökten ölüm yağsa,çağlasa kanlar Tarihte şahlanan erdi Atatürk Sakarya da boğuşarak al kanla İnönü de pençeleşip düşmanla 30 Ağustosta kopan volkanla Hedefe akan bir lavdı Atatürk Serpildi toprağa kollar gövdeler Şaşırmıştı bu inanca ülkeler İşte,özgürlüğe verilen değer Yepyeni bir çığır çağdı Atatürk
Şahit şahlanışa Dumlupınar lar Sakarya kan aktı al aldı sular Hiç yoktan yaratıp şanlı ordular Düşmanın üstüne saldı Atatürk
Aktı seller gibi türkün askeri Birer şimşek oldu her bir neferi Hedefiniz Akdeniz dir ileri En kesin komutu verdi Atatürk
Yepyeni bir tarih yepyeni çağdı Ordu şimşek gibi her yana yağdı Fethedilmez kale aşılmaz dağdı Düşmana engeldi zordu Atatürk
Mermi omzunda Fatma bacımın Tercümanı ciğerimde acımın Sahibi, yenilmez iman gücünün Başlı başına bir ordu Atatürk
Düşman her cephede yeniliyordu Şahlanmıştı hasta denilen ordu Tarih karşısında küçülüyordu Durmadan büyüyen çığdı Atatürk
Olmadı tarihte böyle bir dövüş Kurşuna siperdi imanlı göğüs Sultan,sarayında, telaşa düşmüş Çelik gibi ağlar gerdi Atatürk
Tek başına durdu dünyaya karşı Dedi varsın çalsın o ölüm marşı 30 Ağustosta sabaha karşı Düşmanı kalbinden vurdu Atatürk
Kurtardı, namusu şerefi ar ı Savaş meydanında yıldırımları Umut bulutundan yağan karları Millete bembeyaz serdi Atatürk
Şan ile şöhretle yazdı destanlar Umut dolu gelecekti yarınlar İnsanlara hükmedemez insanlar Düşmana mezarlar kazdı Atatürk
Bir güz mevsiminde 9 Eylül de Zafer arkasında düşman önünde Olmazları olur etti sonunda Tarihi yeniden yazdı Atatürk
Kaçtı kahpe düşman çekildi geri Yaktı intikamla köyü şehri İzmir e girmişti Türk ün askeri Düşmanı denizde boğdu Atatürk
Esir olmaktansa ölelim dedi Ölüm pahasına zafer bizimdi Gizli pazarlığı çirkin emeli Düşmanın yüzüne vurdu Atatürk
Zaferi kazandık ölürcesine Bağlı kaldık onun her ilkesine Tarihe yeni ders verircesine Her çıkmaza çare buldu Atatürk
Ordusuz kumandan olmak zor işti Kazma, kürek, çapa, belle,savaştı Tarihte en büyük engeli aştı Siperden sipere düştü Atatürk
Batıda yunanı denize döktü İngiliz sessizce çekilip gitti Padişahta öz yurdunu terk etti Haini vatandan sürdü Atatürk
Hatırı var idi yerde yatanın Her karış toprağın,her damla kanın Vatanını satan korkak sultanın Nihayet defterini dürdü Atatürk
Çekilip gitmişti sömürü beyi Zafer ile kurtarmıştı ülkeyi Mondros’ta sürülen o lekeyi Lozan da barışla sildi Atatürk
Silahsızdı amma inancı vardı Esaret Türk için ar dı vakardı Atam bu gerçeği ortaya serdi Kurtardı düşmandan yurdu Atatürk
Savaşı kazandık artık hür idik Lozan da tanındık bizde var idik Dimdikti başımız yüce dağ idik Şöhreti,şerefti,şandı Atatürk
Kurumuştu yaşlı çınar Osmanlı Düşman kudurmuştu,dişleri kanlı Gururlu,inançlı ve de imanlı Yepyeni bir devlet kurdu Atatürk
Değişse nesiller geçse asırlar Et ile kemikten kurulur surlar Şehit mezarıdır dağlar ovalar Artık her gönülde vardı Atatürk
Genç bir devlet sahip küçük Asya ya Türk çocuğu düşmeyecek tasaya Koydu laikliği anayasaya Şeriata darbe vurdu Atatürk
Dedi ebediyen var olmak gerek Kültür savaşını kazanmak gerek Artık uygarlıkta yer almak gerek Öğün, çalış,güven derdi Atatürk
Sahipti milletim bir ulu başa Saygılıydık Lozan da ki barışa Kültür cephesinde yeni savaşa Başlama emrini verdi Atatürk
Bu savaşı kazanmamız gerekti Tek bir kalpti millet,tek bir yürekti Şimdi bize yenilikler gerekti Bir irfan ordusu kurdu Atatürk
Hür kalmak istersek çalışmalıyız En çok cehaletle savaşmalıyız Engel tanımadan hep aşmalıyız Engelleri yıktı,kırdı Atatürk
Girmişti düzene eğitimimiz Resmi dil olmuştu ana dilimiz Latin harflerinden bir alfabemiz Olsun diye yol gösterdi Atatürk
Okullardan kaldırıldı Arapça Dilden temizlendi acemce,Farsça Medeni kanunu insanca hakça Milletime uygun gördü Atatürk
Atatürk’tü benim baş öğretmenim Harf devrimi ile kolay öğrenim Dil devrimi ile öz Türkçe benim Dilim diye karar verdi Atatürk
Ata nın canını sıkanlar oldu Elbet önüne set çekenler oldu Yeniliğe karşı çıkanlar oldu Yepyeni bir sistem kurdu Atatürk
Derde derman gösterip türbeleri Batıl inançları kör fikirleri Soymuşlar halkımı tekke şeyhleri Hepsinin hesabını sordu Atatürk
Yer,yer ayaklandı şeyhler müritler Kandırdı halkımı bu parazitler Saldırdı ata ma çakallar itler Gereken cevabı verdi Atatürk
Koz edip yalanı,küfür edenin Şahsi çıkar için özür edenin Tanrı yı kendine siper edenin Niyetini açığa serdi Atatürk
Peş peşine gerçekleşti devrimler Kadı’nın yerini aldı hakimler Tek kadına eş olacak erkekler Medeni kanunu buldu Atatürk Peçeyi çarşafı takıp başına Dört kadın da bir erkeğin peşine Düşerdi de karışmazdı işine Kadına özgürlük verdi Atatürk Eğitim düzeldi fen ilerledi Alfabe değişti herkes öğrendi Atam gezilerde kendi ders verdi Bize baş öğretmen kaldı Atatürk
Laiklik gelince şeriat gitti Herkes kanun karşısında eşitti İlk defa köylünün elini tuttu Köylüyü efendi kıldı Atatürk
Köylü üretendi tırnaklarıyla Haşir neşir olmuş topraklarıyla Devletin o günkü imkanlarıyla Emeğin hakkını verdi Atatürk
Onu örnek aldı esir milletler Gerildi sömürü önüne setler Özgür lokmadaki tatlar lezzetler Tadıldıkça hep yüceldi Atatürk
Hürriyeti kazanmayı öğretti Yüzyıllar boyunca bu sürecekti Esir milletlere bir ışık tuttu Sömürüye hançer saldı Atatürk
Karanlık günlerde güneşti aydı Dünya diz çökerdi o yaşasaydı Beklenmedik anda bir yıldız kaydı 10 Kasım sabahı soldu Atatürk
Bir vatan sükutta sustu bir millet Sade atam değil hasta bir millet 10 Kasım sabahı yasta bir millet Dediler ki artık öldü Atatürk
Türk e yine olan oldu dediler Türk milleti başsız kaldı dediler Büyük önderleri öldü dediler Ölmedi o, hala sağdı Atatürk
Evet canı sığmamıştı tenine Dünya saygılıydı fikirlerine Yaşıyordu, yaşayacaktı yine Çünkü her gönülde vardı Atatürk
Kıyaslanmaz tarih büyükleriyle Onu eş tutamam başka bitiyle Yeni fikirleri devrimleriyle Bir izim bir rejim sardı Atatürk
Kelimeler yetmez cümleler çok az Ata’m yazmak ile anlatılamaz O,bir ölümsüzdür unutulamaz Eserlerde anıt oldu Atatürk
Yurtta sulh,cihanda sulh tu özlemi İnsanca ve hakça yaşam düzeni Aydınlattı fikirleri evreni Tarihi yeniden yazdı Atatürk
Ben bir Türk üm odur bizim atamız Anlatamam elbet çoktur hatamız Normaldir Ata’yı anlatamamamız Dünyaya efsane kaldı Atatürk
Şimdi rahat uyur anıt kabirde Eğilsin dünyalar atam önünde Atamın imzası var eserimde Bende yaşar bende kaldı Atatürk
Mağdur i der ey ulu Atatürk üm Yazamadım seni bu benim korkum Şiirim,destanım,nesirim şarkım Yetmiyor onurum oldu Atatürk |
|||
|
3--ULU ÖNDER DESTANI 1881 1881 İm ben Övünç doluyum Sevinç doluyum Ben takvimin en şanslı yılıyım.
Sancılı inleyişleri Zübeyde hanımın Bir doğumu müjdeliyordu Pür telaştı doğum odası Mustafa dünyaya geliyordu Gözleri boncuk, boncuk Bir dahi olacaktı. Yedi düvelle savaşarak Ulusunu kurtaracaktı. Yarınlara silinmez imzalar atacaktı Dünya onu tanıyacak Dünya onu anlayacaktı.
Ben onunla nakış oldum beyinlere Gönüllere ununla yazıldım O ki milletine emsalsiz önder O ki insanlığa ışık saçan lider Onunla yeniden doğarım 19 mayıslara İlk onu öğretir çocuğuna anneler İlk onu ezber eder okula giden bebeler
Onunla yazıldık tarih,tarih dağa taşa Cümle,cümle öğretildik kurda kuşa İşlendik nakış,nakış Dala ,çiçeğe yaprağa Ölümü olmayacak Mustafa kemal’in Mustafa kemal sığmayacak toprağa.
|
|||
|
DÜNYA Ben ki ihtiyar dünyayım Asırlar boyu yaşarım Kötülük yapanlara, yaptıranlara Ölenlere öldürenlere şaşarım Sinemde nice kötülükler taşırım.
Nice devletler kuruldu döşümde Nice milletler doğdu Niceleri silindi tarihin sahnesinden Niceleri iç savaşlarla yıkıldı birer. birer Nicelerini düşmanları istila ettiler
Ne kanlı savaşlara sahne olmuştu sinem Akan kanları endi topraklarım Kan buharlarıyla buluştu bulutlarım Nice kumandanlar gördüm imparatorluklar kuran Ülkeler fetheden nice kumandanlar gördüm Zaferden zafere koşan İhtiras için savaşan
Atilla, Asya yı geçti boydan boya İskender batıdan yöneldi doğuya Sultan murat sultan Süleyman Fatih İstanbul surlarında yaman Yıldırımlar akın,akın mısıra Kimileri sahip olmak için zenginliklerime Kimileri imparator olmak için her yerime Savaştılar kan döktüler Bedenlerden can söktüler Düzenler tıktılar ihtiras için Anlayamadım neden, niçin?
Kan gölüne döndü çanaklarım Derelerim kızıla boyandı Kırmızı aktı ırmaklarım Hiçe saydılar yaşımı Kel eylediler başımı Parsellediler döşümü Sınırlar çizildi et duvarlarla Nice devletler silindi tarih sahnesinden Nice milletler nasip aldı esaretten Nice devletler kuruldu yeniden.
Aldırış edilmedi şaşkın bakışlarıma Ölüm ekildi ölüm Dağlarıma,taşlarıma Ölüm ekildi ölüm İnişlerime,yokuşlarıma
Söke,söke dişimi Pay ettiler yokuşumu Paylaştılar inişimi Yaraladılar alnımı Patlattılar kaşımı Her fırsatta oydular gözümü Çizik,çizik ettiler yüzümü Sahip çıktılar her yerime Sahip çıktılar Denizlerime Derelerime Zirvelerime Döşümü delerek indiler İndiler madenlerime
Aldırmadılar dökülen kana Acımadılar kıyılan cana Hem birbirlerine kötülük ettiler Hem de bana. Öldüler Öldürdüler Öldürüldüler İhtirasları uğruna
Tanımaya çalıştım insan oğlunu Tanırken gördüm bir çok sonu İhtiraslarına kattılar Öfkeyi ,kini Birileri haklılığını savunurken Birileri karaladı durdu ötekini Kavgalarına kattılar İnancı İmanı Dini |
|||
|
1914 Ben 1914 yılıyım Kanlı tarihin bir sayfasıyım Kara kabuslu dönemiyim Öldürülünce Sırbistan prensi Yükseldi dünyanın sesi Kabardı devletlerin öfkesi Birden bire patladı savaş Ben ne deyim
İngilizlerden kaçtı iki alman gemisi Osmanlılara sığındı sinsi, sinsi Osmanlılar gemileri aldı dediler İngilizlere vermediler Alman amiral emrinde ki bu gemiler Rus limanlarını ateşe verdiler Osmanlılarda savaşa dahil edildiler
Cepheleri genişledi savaşın Yaktı,yıktı her bir yanı Etkilendi bu savaştan Müslüman’ı, Hıristiyan’ı Emirler yağdı idarecilerden İnsanlar öldürdü insanı. 1918 e kadar tam dört sene Döşüm oldu savaş meydanı Aktı insanların kanı Çıktı insanların canı Yenilgiyi kabullenince alman başbakanı Yenilmiş sayıldı Osmanlı sultanı
Oysa ki Çanakkale de bir destan yazılmıştı Bir avuç asker yedi düvelle Ölümüne savaşmıştı Bu ordunun komutasına Mustafa kemal atanmıştı Komutan şöyle sesleniyordu Ben size ölmeyi emrediyorum Biz ölünceye kadar Yenileri gelecektir biliyorum Harfiyen uyuldu bu emre Birer,birer koşuluyordu ölüme Sekiz metreydi siperler Konuşuyordu süngüler Ölüme birer,birer Koşuyordu Mehmetçik ler
Ne boğazdaki gemiler yıldırabildi Ne sahile yüklenen müttefik güçler Tarih olarak anılacak Anafartalar İman gücü burada yenmişti düşmanları Dünya burada tanıdı Burada anladı Anafartalar da ortaya çıkardı Mustafa kemal’ı
Artık Osmanlı’nın elinde değildi ipler Sevr denen kasabada anlaşmıştı galipler Teşvik edildi milliyetler Başlatıldı isyanlar Akıtıldı kanlar İngilizler İstanbul’u Fransızlar Antep ile Maraş’ı İtalyanlar Antalya’yı Yunanlılar İzmir’i işgal ettiler Osmanlıya Ankara ve bölgesini reva gördüler Düşmanın gemileri kıyılara yanaştı Osmanlı topraklarını düşmanlar paylaşmıştı
Boğazda torpidolar tehdit ederken sarayı İzmir’e çıkarma yapmıştı Yunan’ın bir alayı Gayri Müslim çeteler ayaklandı doğuda Antepli şahinler feda ederken canı Maraş ta düşman çileden çıkarmıştı Halka lider yapmıştı sütçü imam’ı
Zaferin körlüğü Galibiyetin sarhoşluğu Kazanmanın sağırlığı İhtirasın tutsaklığı Kör etmişti düşmanları Göremediler tarih sahnesindeki Kahramanlıkları Unuttular Tük milletinde ki kahramanları
Osmanlı hasta dediler Çakal sürüsü gibi üşüştüler Geçmişi göremediler Osmanlı sultanından olmazları istediler Hasta adam yatakta can verecek sandılar Yanıldılar Aldandılar Her isteği Osmanlı yapacaktır sandılar
Gelmedi akıllarına Çanakkale Silindi uslarından Anafartalar Unutuldu yiğit gaziler Unutuldu bu büyük lider O lider ki alacaktı eline ipleri Millet ona verecekti yetkileri Onun elindeydi Türk’ün kaderi Anlatabildiğince anlatsın tarih Anlatsın yer gök Anlatsın dağ deniz Yeterse kelimeleri Dönüyorsa dilleri Anlatsın bu yüce önderi. |
|||
|
|
YIL 1919 1919 un baharında uyanmadı toprak Açmadı çiçekler ilk baharda Ağaçlar süslenmedi kahrından 1919 un baharıyım ben Kan damlar yüreğimden.
Bu vatanı parsellerken aç kurtlar Bandırma vapurunda idi umutlar Utanç verici iken İstanbul’un hali Samsuna çevirmişti dümeni İçler acısı saltanatın ehvali Sokakları dövüyordu Düşmanın mahmuzları Saraya çevrili duruyordu İngiliz’in topları Samsuna giden yola çevrilmişti bakışlar Bir umudu beslemekteydi Gözlerde ki yaşlar.
Trakya perişan Anadolu şaşkın İzmir de hasan Tahsin tarafından sıkıldı Düşmana karşı ilk kurşun. Yankılanıyordu dağlar Gönüller hüzün doluydu Bir umut arıyordu bakışlar 1919 un mayısında esti rüzgar Esti samsun sahillerinden Yayıldı Anadolu’ya Taşıdı hayır nidalarını Dağa, denize ovaya
Hani toprak yeniden uyanır ya Çiçekler açar ya ilk baharda Ağaçlar yeniden süslenir ya gelinler gibi Çiğdemler sarı,sarı gösterir ya kendini Canlandı toprak Şahlandı Mustafa kemal’e uyarak Onun sesini duyarak Şahlandı halk.
19 Mayısta kuzeyden doğdu güneş Mustafa kemal rüzgarı ile dağıldı bulutlar Hüzünlü gönüllerde filiz verdi umutlar Aralandı sis perdesi Amasya dan yükseldi sesi |
||
|
1919 MAYISI 1919 un mayısıyım ben Görmedi gördüklerimi Bilmedi bildiklerimi Hiçbir yıl hiçbir ay 16 Mayısta kalkan gemi Samsuna çevirmişti dümeni.
Bir coşku seli samsun kıyılarında Bir umudun doğuşu Karadeniz de Bir ilgi ki müjde veren dalgalara Samsun sahillerinde sevinçli Su,kum,taş çakıl Yaşamadı yaşamadıklarımı Bir başka ay Bir başka yıl Şahit olduklarıma ermedi akıl
Güneşin kuzeyden doğuşunu Anlatırım şehir’e şehirliye Köye köylüye Ağaya paşaya beye Bu güneş ışık verdi Özgür esir her ülkeye Bu umut ışığı layıktır Sevmeye,sevilmeye |
|||
|
BEN SAMSUNUM 16 Mayısta İstanbul dan kalkan gemi 19 mayısta sahillerimde gördü seveni İki Mustafa kemal vardı bu yolda Birincisi Osmanlı Ordunun müfettişi İkincisi hürriyet aşığı Vatanı kurtarmak işi Birincisi Osmanlı paşası Şöhretli şanlı İkincisi vatan aşığı Üzgün,hicranlı Amam umutlu heyecanlı İnançlı ve imanlı Hüzünlü ve kederli Kızgın ve öfkeli.
Mustafa kemaldi Ufkumdaki güneş Mustafa kemaldi Özgürlüğe özdeş Kalkacaktı kabus Kalkacaktı üstünden Anadolu’nun Samsunum sahillerim başlangıcı Başlangıcıydı kurtuluş yolunun Sevinç çığlık,çığlıktı Umut ufuk,ufuktu Keder silindi gönüllerden Artık yüzlerde hüzün Düşüncelerde karamsarlık yoktu |
|||
|
22 HAZİRAN
Yolu geçti havzadan Sesi yükseldi dünyaya Amasya’dan. Bir çağrı birliğe Bir davet beraberliğe Bir baş kaldırış sömürgeciliğe.
Amasya övünçlü adı ile Sevinçli 22 haziran Maksadı ile Bu davete koşuyordu Koşuyordu yurt severler Koşuyordu kolu kanadı ile Koşuyordu en son umudu ile.
Ben Amasya’yım. Amasyalıyım Işığımı almışım Mustafa kemalden Duyurmak için sesimizi dünyaya Sömürüye öfkemizi haykırmak için Dolup,dolup taşmalıyım Savaşmaya koşmalıyım Savaşmalıyım.
Özgürlük tutkuların en yücesi Özgür kalmak için çalışıyorum Özgür yaşamak için savaşıyorum Kapmışım istiklal sancağını Hürriyete taşıyorum, Hür yarınlar için yaşayacağım Hür yarınlar için savaşıyorum Hürriyet fikrini Sivas’a, Erzurum’a Ankara’ya taşıyorum |
|||
|
ERZURUM
Ben Erzurum’um Erzurumlu yum Duydu Amasya bildirgesini kulaklarım Çatıldı sömürüye Sömürücüye karşı kaşlarım İstiklal için ayaklandı dadaşlarım Yayla şehri Erzurum’um ben Haşin geçse de kışlarım Nöbetteyim düşmanı karşılarım Yoksa silahım Taş atarım taşlarım.
İşgaller gördüm ağladım Zaferler gördüm sevindim Sarıkamış şehitlerini Ben koynumda saklarım Tabyalarımı kalkan ederek Rus toplarına Haşin ırmaklar gibi çağlarım.
Kimse diyemez bu direniş niçin Kimse soramaz bu mücadele neden
|
|||
|
BEN DADAŞIM
Ben dadaşım Vatana fedadır başım Düşmana göğüs gerişim İstiklal için Hürriyet için. Gel Mustafa kemalim Sana açık kollarım Al Mustafa kemalim Doğrudur kararların.
Vatan parçalanamaz Manda söz konusu olamaz Türk himayede kalamaz Bağımlı yaşanılamaz Diyensin sen Bacalar tüttükçe savaş vereceğiz Ya savaşıp öleceğiz Yada dünya durdukça Bizler hür kalacağız Diyensin sen Doğru kararlar alarak Doğru söyleyensin sen.
Esaret Türk için ar’dı Evet diyen parmaklarda Özgürlük tutkusu Bağımsızlık sevdası İstiklal umudu vardı Ya Türk milleti esir olmayacak Yada Türk yurdunda tüten baca kalmayacak.
İnandı dadaşlarım İnandı kurtuluş umuduna Önünde saygı ile eğildi dik başlarım Gözlerin eritti dağlarımın karını Sözlerin şaha kaldırdı vakarımı Sancılı yürekler deva Yanan bağırlara merhem oldu Işık saçtı kararsızlık karanlığına bakışların.
Silindi zihinlerden umutsuzluk Kalktı üzerimize çöken sis Birden bire yok oldu mutsuzluk Mustafa kemal anlattı Kafaları aydınlattı Aldığı kararlar Akla yattı.
Duyguları duygumuz Kaygıları kaygımız Arzuları arzumuz Acıları acımız oldu Umudu oldu dağın Ovanın Derenin İnancı oldu İmanı oldu Düşünen beyinlerin Güvenci oldu Direnci oldu Anadolu’da her yerin.
Türk ulusunu sancağı İstiklalin bayrağı Hürriyetin abidesi Savaşın gözdesi Milletin öfkesi oldu Dadaşlardan güç Temsilcilerden yetki Birlikten cesaret aldı Bu inançla Bu duyguyla Bu azımla Sivas’a geldi Mustafa kemal.
|
|||
|
SİVAS Yiğitler diyarı Sivas’ım ben Kara sabanlı çiftçiler sahip tarlalarıma Sürüleri ile çobanlar sahipken bozkırlarıma 1919 dört Eylül de tanık oldum Mustafa kemal kararlarına
Bir temel atalım deniyordu Yeni, yeni fikirler filizleniyordu Ya istiklal,ya ölüm haykırışları Duvarları deliyordu En doğruda en güzelde karar kılındı Cumhuriyetin temeli 4 Eylülde atıldı
kahpe düşman Türk yurdunu alamaz Vatan bir bütündür asla parçalanamaz Türk asildir asla esir olamaz Deniyordu Hürriyetin ilk sesi bu kararlar oldu İlk harcı cumhuriyetin Zaferin ilk müjdesi Bu kararlardı türkün gürleyen sesi. Bu karalardı milletin dirilişi Engin bakışları Mustafa kemalin Aydınlık geleceğe yönelmişti Ya istiklal ya ölüm demişti. Bu kükreyişle birlikte Sivas ta yer yerineden oynamış İnsanlık titremişti Bu titreyişle türküm öz benliği Tekrar yerine gelmişti Yeniden dirilmişti.
|
|||
|
DÖRT EYLÜL
Günlerden 4 eylül ben Yayla şehri Sivas’ta tarihe yazıldım Alınan kararlarla zihinlere kazındım Ben kararlar toplamıyım İlk atılan adımıyım hürriyetin İlk atılan temeliyim cumhuriyetin Bu yiğitler diyarında Delegeler el, ele Gönül, gönül’e Kucak kucağa temsilciler Kartal bakışlı Mustafa kemalle Türklük övünç duyacaktı Alınan kararlarla Dört eylülle.
Kürsüde Mustafa kemal konuşuyordu “Ya istiklal ya ölüm diyordu” Manda ve himaye kabul edilmiyordu Bu fikri kabullendi düşünen kafalar Bu karara kalktı evetli parmaklar Bağımsızlık için ant içtiler Savaşmak için söz verdiler Bir yarışa girdi yurtseverler Yine Mustafa kemal en önde En başta yine Mustafa kemal ver.
4 Eylülde kenetlendi Türk gücü Bir gaye fışkırdı Sivas’ın bozkırında Bir amaç belirlendi o anda Yayıldı iradesi milletin Yankılandı dünyada İlk harcı kondu cumhuriyetin Mustafa kemal vardı başlarında.
Geliyordu yurtseverler Bölük,bölük kitle,kitle Sıra, sıra saf, saf uçarcasına İnanmışlardı hürriyete İnanmışlardı Taparcasına. Anlatılamaz bir yarış Bir yarış ki hizmetten öte Bir yarış ki ölümüne Vatan için can verme yarışı Bir yarış ki Huzuru getirecek Anadolu’ya Bu yarış sağlayacaktı barışı.
Günlerce tartışıldı nasıllar Çareler düşünüldü nedenlere Arandı, olmazları olur etmenin yolları Düşünen kafalar çareler öneriyordu Kürsüde devleşmişti Mustafa kemal En doğruyu söylüyor En güzeli gösteriyor En iyiyi öneriyor İşte kurtuluşumuz İşte zaferin yolu İşte istiklal diyordu.
Sıvandı istiklal için kollar Arandı çaresi hürriyetin Zihinlerde direnci kırıldı esaretin Alkışlar çınlatırken duvarları Nankör emel iradeleri yenememişti Türk milleti savaşacaktı Hiçbir baskı etkilememişti Mustafa kemal gönüllere yerleşti Sargılar sarıldı acı veren yaraya Telgraflar çekildi Ankara’ya Yazıldı reçetesi hürriyetin Telgraflar ulaşınca Ankara’ya Bulundu çaresi esaretin Umutlar sargı oldu Sinelerde ki yaraya.
Ben 4 Eylülüm Tarihlere Mustafa kemalle yazıldım Onun eseriyle yaşıyorum Onun eserine temel olarak kazıldım.
|
|||
|
|
YİRMİ YEDİ ARALIK
27 Aralık 1919 sabahıyım ben Bir güneş indi dikmen sırtlarından Bir umut yağdı kar gibi beyaz Bir derman ki yaralara Akıl almaz İnanılmaz O haşin kış sabahında Neler olmadı ki neler Bir bozkır kasabasında Anadolu’nun ortasında Türkiye’nin Ankara’sında Yok oldu üzüntüler
Gözü yaşlı nineler Bahtı kara dedeler Cüret dolu gençler Unutup üzüntülerini Şadan oldu gönüller Koştular dikmen sırtlarına Ankaralı seymenler Yeniden dirildi solgun umutlar Koştu dikmen sırtlarına Gelenler dağıtmıştı kapkara bulutları Döküldü ortaya Türk milletinin Yoğu varı Katıldı çağrısına Mustafa kemalin Gençleri Yaşlıları Kadınları Kızları Katıldı tek vücut Ankaralı Anakara çağrısına uydu düşünmeden Edirneli Ardahanlı Geldiler akın ,akın Ağrıdan Van’dan Antepten Maraş’tan Geldiler akın, akın Trakya’dan Anadolu’dan Geldiler birer,birer Kopa,kopa sultandan Geldiler akın ,akın Ankara’ya Geldiler birer,birer Katılmak için kavgaya.
|
||
|
23 NİSAN
1919 nin 23 nisanıyım Bayramıyım dünya çocuklarının Çocuklara hediyesiyim Mustafa kemalin Kalbiyim yeni idarenin Kaderiyim Türkiye’nin Kaderiyim türküm diyenin
Ben bilirim Ben tanırım Mustafa kemali Ben dinledim meclisin kürsüsünde Dinledim o büyük insanı Millet meclisini açarak Ankara’da O yarattı o var etti 23 nisanı Türklük dolu imanı İstiklal kahramanı Dünyayı sardı şanı
Ben 23 nisanım Onu görmüşüm Onu bilmişim Öğrenmişim,dinlemişim Dinlemişim,söylemişim Söylemişim gelecek nesillere Onu anlatmak Onu tanıtmak oldu işim
Kuruluşunda millet meclisinin Duyuluşunda gürleyen sesinin Anlaşılışında hevesinin Gerçekler öğrenildi Tehlikeler görüldü Davetlere itibar edildi Davetlere gelindi Vatanını sevenler Bu mecliste örgütlendi
Dinlemişim davetlere gelenleri Dinlemişim vatanını sevenleri Bu uğurda mücadele verenleri Vatan için ölenleri dinlemişim Mustafa kemal ile kenetlenenleri Görmüşüm öğrenmişim En doğru kararlaraydı alkış tutuştum. Özgürlüğe verilen değerle Yapıcı önerilerle Filiz veren düşüncelerle Yankı yapmışım meclis duvarlarında İnim,inim inlemişim Not etmişim konuşulanları Dinlemişim meclisi mebusanı
Kürsüde Mustafa kemal Ya istiklal ya ölüm diyor Salon alkışlarla inliyor Görünen o ki Türk milleti İstiklalli istiyor Hürriyeti seviyor Kararlar bu yönde veriliyor Ya istiklal ya ölüme Kalkıyor parmaklar Ya istiklal yada ölüme evet diyor
Bir tutku ki gönüllere sığmayan Bir tutku ki öfkenin ötesinde Bir arzu ki Böylesi görülmedi Bir arzu ki Dünya’ya meydan okuyan Bu amaca davet etti Mustafa kemal Bu gaye etrafına çağırdı milleti Topladı Ankara’da söz sahibi heyeti. Buradan yükseliyor öz milletin öz sesi. |
|||
|
ANKARA
Artık rüzgar esmiyordu dikmen tepelerinde Ankara’nın sinesinde kar yatmıyordu Nabızlar korkulu değildi artık Nabızlar coşkulu atıyordu. Nisanla yaşardı umutlar Artık zihinlerde çaresiz düşünce yoktu Kaderi yeniden çiziliyordu milletin En başta Mustafa kemal İşte kurtuluşun yolu diyordu
Düşmana imanlar siper Canlar kalkan olacaktı Her Türk vatan için savaşacaktı Vatana kurban olacaktı | |||