Genç enerji ile yaşlı tecrübe birleşse idi hiç kimse kendi düşeceği uçurumu hazırlamazdı.                                              Fazla bilgi insana yük olmaz. Aksine cehaletin yükünü azaltır.                                       Tepkisiz toplum güdülen sürüden farksızdır. Y.DEĞİRMENCİ

 

HECELİ DUYGUSAL ŞİİRLER

 

 

ERİŞİM NUMARALARIM Ev  0266 241 55 69   CEP 0533 2572675

1--BEN  NEYİM

 

Ben, çileli hayatın çözülmez buhranına

Ağlamaklı gözlerin,belirgin hüsranına

Ateşlenmiş gönlümün,o acı hicranına

Bürünen kara bahtın,hıçkırık sesleriyim.

 

Andırırım yaprağın kuru,gazel sesini

Sessizce benimsedim,kaderin cilvesini

Boynuna yükleyerek, hayat efsanesini

Hayalinde taşıyan garibin hisleriyim.

 

Farksızım kuru  yapraktan, oda kopmuş dalından

Bende gurbette yalnızım,bellidir ahvalimden

Şu yaşanan dünyanın, asri nesnelerinden

Tat almayan, taş gibi bir varlık gölgesiyim.

 

Bana da hayatımı hatırlatır, o yaprak

Onu rüzgar alacak,beni de kara toprak

Geride kalanlarım, arkamdan ağlayacak

Bu dünya için ben , gönül eğlencesiyim.

 

Ey yaprak,vardı senin kökün gövden,her şeyin

Benim yok,anam,babam,eşim dostum,neyleyim

Uzum,uzun düşündüm,kararsızım ben neyim?

Bende kuru yapraktan farksız olan nesneyim.

                                               Ağustos 1963

   

2---AHMET AMCA

 

Giderken amacı yok,gelirken de olmamış

Altmış yıl yaşamışta, kendine eş bulmamış

 

Düşünmemiş yarını,gününü gün eylemiş

Bu gün buldumsa yerim,yarın hak kerim demiş

 

Eşi,işi olmamış,sıcak aşı olmamış

Yaşlılığı düşünüp,tedbirini almamış

 

O şimdi yatağında yaşlanmış bir hastadır

Azrail’i döşünde, can almak kastındadır

 

Kurtulmak imkansızdır, ecelin pençesinden

Herkes döner sırayla, bu yolun köşesinden

 

Ne atlı geçer bu yoldan,ne rastlanır yayaya

Gelmiş yolculuk sırası,şimdi Ahmet amcaya

 

Bir şey anlatmak istiyor ağlamaklı bakışlar

Üzüntüyü belirtir,yanaktan akan yaşlar

 

Onun hayatında da ne fırtınalar esmiş

Belikli yaşamaktan artık umudu kesmiş

 

Hep hırpalamış durmuş onu hayat kırbacı

Ahmet amca çaresiz, hala çekiyor acı

 

Azrail’i dost diye çağırıyor sonunda

Verecektir ruhunu,vakit geldiği anda

 

Bilinmez müze gibi kalacaktır otağı

Hep bekleyecek onu, kırık şarap bardağı

 

Çekintinin simgesi,alnındaki çizgiler

Anlatmak istiyordu,yetmiyor saniyeler

 

Paylaştığı son anlarıydı hayallerinin

Anıtı gibiydi sanki ,gülmeyen kaderinin

 

Perde,perde inerken,gözlerine karanlık

Gırtlağında hıçkırık, düğümlendi bir anlık

 

Bir asrın bittiğine bile tanık değildi

Ahmet amca, altmış yıl yaşadı ve yenildi

 

Dünya, bu gelenlerin, hiç birine kalmıyor

Ecel ,hayata nokta,insan ibret almıyor

 

Onun tertemiz naşı, neler anlatıyordu

Şimdi başındakiler,hep ona bakıyordu

 

O cenaze asırlık çınara benziyordu

Her dalında bir ayrı efsane geziyordu

 

Bir dalında dertleri,diğerinde çileler

Birinde gülmez kader,öbüründe hayaller

 

Umutları bir dalda, kurumuş yaprak gibi

Desen,desen suratı,çatlamış toprak gibi

 

Altmış yıllık hayatı anlatan bir tarihti

Hayatının özeti hiç gülmeyen talihti

 

Dünyanın Ahret’e, bir hatırasıydı o

Giden yolcuların, en sonuncusuydu o

 

Ufuktan caddelere iner iken kızıllık

Kucak açmıştı ona, gel diyordu mezarlık

 

Uğurlayanlar üzgün,gözler ise buğulu

Onlarda gün gelecek, kat edecek bun yolu

 

Saatler adım,adım ilerliyor bu anda

Gidiyor Ahmet amca ,dört kişinin omzunda

                                               Mart 1968

 
 

3--HAYAT  SOKAKLARINDA

 

Dolaştım hayatın sokaklarında

Geleni, gideni, ayırtamadım.

Dikenli yollarda, yol aldığımda

Efkardan kendimi sıyıramadım.

 

Elim boş,gönlüm boş, hayatım bomboş

Meyhaneler demli, ışıkları loş

Sokaklar karanlık, şehirler bomboş

Kimseyi yanıma çağıramadım.

 

Bir virane şehir gibi hayatım

Sönük umutlarım,karanlık bahtım

Kavuşmaktı bir gün ışığa, ahtım

Lambamı, gaz ile dolduramadım.

 

Ben, sadece karanlıkta kalmadım

Dünyamı yıkmışlar, anlayamadım

Virane bir şehrin baykuşu oldum

Kendi ötüşümle avunamadım.

                                   Eylül 1967

4—-  -O  GÜN 

 

O gün, öyle bir gündü ki,akıllar duruyordu

Kimileri ağlıyor,kimileri gülüyordu

 

Kimi zayıf almış mahcup,kimi başarıdan şakrak

Kimisi coşup gülerken,kimisi neşeden ırak

 

Kimisi için ayrılık, bugün sona eriyordu

Bu gün, bana çekilmez azaplar veriyordu

 

Sömestri tatilinin birinci günüydü bu

Evlat bekleyen annenin, girmiyor gözüne uyku

 

Fakat, bu sayılanların hiç birisi yoktu, bende

Düşünen yoktu beni,kahrolası gençliğimde

 

Tahsilim yarıda kaldı, şu yoksulluğun yüzünden

Söyle felek, derdin neydi,intikamı aldın benden

 

Ben, bir okul köşesinde, bir barınak arıyorken

Yardım et ya rab diyerek, Tanrıya yalvarıyorken

 

Kırılmıştı umutlarım,kadere boyun eğerken

Ahu figan ediyordum,arkadaşlarım gelirken

 

Otobüsten inen herkes, anasına kavuşuyor

Babasını elin öpüp,kardeşiyle koklaşıyor

 

Bunlara bakıp gördük çe,benim kalbim kaynaşıyor

Gönül hayaller kurarken,bir ok derdimi deşiyor

 

Ne olurdu? bende bunlar gibi mutlu olsaydım

Şimdi ağlamak mı gerek, bende gülebilseydim

 

Kaptırmışım kendimi,bu hayal rüzgarına

Divaneyim gark oldum,bahtımın hüsranına

 

Yürüsem de ne çıkar, bu karanlık yollarda

Bıraktım benliğimi, aklım hep okullarda

 

Kararan bahtımda ki,hicranla yanıyorum

Gönlüm bu özleme hasret,ben yine ağlıyorum.

                                               01 şubat 1964

   

5---RAZI   DEĞİLİM

 

Ne evim var benim,nede meskenim

Gergin sinirlerim,bozuk hayalim

Bülbülü andırsa, şakrasa dilim

Derdimi dökmeye, razı değilim.

 

Gurbet çilesine alışamadım

Burda kimse ile kaynaşamadım

Anne yok,baba yok,konuşamadım

Gurbette kalamaya, razı değilim.

 

Seneler geçiyor bitmez ayrılık

Yüz gülmez,göz kanlı, bahtım karanlık

Bileğim, bağlanmış,kanadım kırık

Bu türlü uçmaya, razı değilim.

 

Gül bahçeme yabancılar girsinler

Ben yok iken güllerini dersinler

Su istesem bana zehir versinler

Gurbetin suyuna, razı değilim.

 

O neşeli köye,o güzel yurda

Gidemem, gezerim, kalmışım bur da

Ben şu gençliğimin ilk baharında

Zamansız solmaya, razı değilim.

 

Yatak yok,yorgan yok, sokak başında

Kurulmak bilmeyen, hayal peşinde

Gündüz ayık halde,gece düşümde

Hayaller kurmaya, razı değilim.

 

Kark oldum, karıştım, bin türlü derde

Abdalca dolandım, meçhul illerde

Her ne mevcut ise,kaderde, serde

Boynumu eğmeye, razı değilim.

 

Gençlik diye bir şey kalmadı bende

Ben nerdeyim, sıla nerde, yar nerde?

Akşam ufuklarda,sabah seherde

Halime gülmeye, razı değilim.

 

Bende görüyorum, hayat bu değil

Her iş sabırladır, bunu böyle bil

Gelecekse gurbet ilde Azrail

Canımı vermeye, razı değilim.

                        Kasım 1968

 

 
   

6---- DİVANE

Tutmuş iken,doğru yol, niçin saptın ki ondan

Gömüldün karanlığa,sen ne yaptın divane?

İlim bir her zaman mürşit iken vaz geçtin bundan

Kitap nurlu bir ışık, niçin attın divane?

 

Hayatın her yönünü kitaptan öğrenirdin

Okul sıralarında, yorulmak bilmez idin

Kitap elinden düşse,üzülür, gülmez idin

Peki niçin bıraktın?söyle şaşkın divane.

 

Hangi diyara gitsen, acılar seni buldu

Umut fidanlarını, senin nefsin soldurdu

Aldatarak, bahtını ıstırapla doldurdu

Kör nefsine hiç hakim olamadın divane.

 

Senin tatlı canını, acılara satan o

O parlak geleceği karanlığa katan o

Kaç türlü uçurumdan, seni tutup atan o

O şımarık nefsine, dur demedin divane.

 

Nasıl oldu da soldu, böyle bir gül koncası

Takılıp çekti seni,o felaket kancası

Ömür boyu ağlasan,yıllarca tutsan yası

Şimden sonra çırpınmak nafiledir divane.

 

Kapılmışsın gidersin,bahtının rüzgarına

Yarar gelmez, bu günkü hayatından yarına

Selam bile vermezdin, sen eski dostlarına

Gurur ayırdı seni dostlarından divane.

 

Cebinde varsa paran, onunla zevk’e daldın

Sonu acı  diyenler oldu ama horladın

Aylar yıllar aç kaldın,köşe bucak saklandın

O ağlanacak günler geldi çattı divane.

 

Senin gibi birini istemezdi bu vatan

Evladın var, ne çıkar,onlar senden şarlatan

Eski dostun o nefis, şimdi seni ağlatan

Eskiden coşan gönül, şimdi nerde divane.

 

Sakal,bıyık karışmış,kemaline ermişsin

Hayatın boyunca sen, ne yokluklar görmüşsün

Yüzmeyi bilmez iken,engin denize düştün

Sen bu dert denizinde, boğulursun divane. 

 

7     HIÇKIRARAK

 

Bahtım tersine dönmüş,dünya da dönsün

Denizlerdeki sular karalara yürüsün

 

Viran olsun bu dünya,yeni dünya kurulsun

Çekintiler silinsin ,tüm acılar yok olsun

 

Ayrılık bağrımda uyuyan bir hicran yarasıyken

Göz yaşlarım bir fırtınalı deniz dalgasıyken

 

Yüreğim çölde kalmış,su yoksa,buzu bulsun

Artık kızgın çöller buz tutmuş bir deniz olsun

 

Ulu Tanrım bilirim asla dediğim olmaz

Kara bahtın üstüne, güneşler neden doğmaz

 

Ölmeliyim Allah’ım,aldır artık canımı

Fakat, yalan dünyada yaşat benim şanımı

 

Bir mecnun hayatını, reva gördüler bana

Çöllerde ağlıyorum,hıçkırıp kana,kana

 

Doğruyu bilen yok ,ya Rab sen bari söyle

Hıçkırarak bu hayat,sona erer mi ?böyle

                                               1964

 

8     MEYHANECİYE

 

Esirgedi felek benden, yaşamlarımda her şeyi

Çok gördü felek bana, sevgiden denen ilgiyi

            Bir ben varım bu yolda, yalnızlığım yoldaşım

            Kurtulmadı, çileden,dertten,kederden başım

Kırılmış umutlar taşıyan bir yolcuyum

Olamam bundan fazla,gerçek o ki, ben buyum

            Bir zamanlar, bana da umut bağlamışlardı

            Benin için göz yaşı döküp, ağlamışlardı

Kolum vardı, kanadım vardı ,uçabilirdim

Dertdaşım vardı benim, derdim açabilirdim

            Bir ağaç gibi yeşil,hem de, süslüydü yuvam

            Yitirmişim onları, nasıl,neyle,avunam

Önce bir baykuş öttü,sonra bir sam rüzgarı

Bir olup dağıttılar,yarenleri,dostları

            Şimdi ben benziyorum,çöllerdeki mecnuna

            Gelelim yavaş,yavaş, hayatımın sonuna

Şimdi, birer çağlar deredir göz yaşlarım

Şimdi, hor bakışlarını dikti arkadaşlarım

            Artık, günüm içmekle geçer meyhanelerde

            Derin yaralar mevcut kalbimin bir yerinde

Bir bilseniz,o yaradan sızan akanları

Beni de, çekti aldı, cemiyet kurbanları

            Galiba başını ağrıttım be meyhaneci     

Sakın içki yok deme, şişelerdeki neci

Ver de devireyim birkaç kadeh,birkaç şişe

Ondan sonra, yol alırım evime, kalka, düşe

            Ev deyince sakın ha, bir çatıdır demeyin

            Kim yazık derse bana, acımaz, inanmayın

 

9    MÜNEVVER

 

Seninde talihine pençe atmış bu felek

Sabretmişsin bunca yıl,sonu hayır diyerek

 

Sen şu dış alemde,şakrak görünüyorsun

Gerçek o ki,bu günler bir yaşayan ölüsün

 

Elbetteki genç kızsın,bir gurur taşıyorsun

Derdini el aleme,açıp anlatmıyorsun

 

Sanki balık gibisin,bu hayatın ağında

Göz yaşının izi var, hala yanaklarında

 

Bu gece sabah ettin, belikli ağlayarak

Bahtına küs gibisin,umutlarından ırak

 

Yardım görememişsin,ne yarenden, ne eşten

Ne annenden,ne babandan,nede kardeşten

 

Sen kendi hayatına,kendin yön vermelisin

Yollarına kurulan tuzağı görmelisin

 

Kavuşurum diyerek,teselli baharına

Bütün umutlarını, bağladın el oğluna

 

Sonra paçavra gibi ,atıldın sokaklara

Diyorsun ki! kader bu, benim bahtım ne kara

 

Yıkılma ayakta dur,darbelere aldırma

Dostlarını üzerek, düşmanını güldürme

 

Hayatla mücadele, kazanınca güzeldir

Yapılan her hatanın,bir acı bedelidir

 

Acılar kamçı olsun,bu hayat savaşında

Kara bulutları sil,gün ışısın başında

 

İyice bak çevrene,kim memnun hayatından

Kimi içkiyle dosttur,kimi içer kahrından

 

Kimileri yıllardır bir lokmanın peşinde

Şükür eyle Allah’a o kadarı var sende

 

Üzülme sebat eyle,azimli ol Münevver

Hayat sana boş vermiş,sende hayata boş ver

                                   Şubat 1969

10   TEK DOSTUM ALLAHDIR

 

Tek dostum Allah dır, bir de kemanım

Göz yaşım tesellim,duam figanım

Benim öz sermayem olmuş mutsuzluk

Ömürlük kirasını öder Dünyanın.

 

Ağlamak gıdamdır,zehir şerbetim

Hayalim tarladır,bahçe ümidim

Bir ömür göz yaşım aktı dibine

Fidan talihimi yeşertemedim.

 

Kaderim sınırmış, ben geçemedim

Yaşamak zulüm muş ben bilemedim

Mutluluk sırtımda bir parazitmiş

Şadan olup gülemedim, gülmedim.

                                   Aralık 1968

 

11   AYRILIK  TÜRKÜSÜ    

 

Çeke,çeke yoruldum, ayrılık cefasını

Silemedim, kalbimden hicranımın yasını

 

Benim gibi gurbette, ayrılık çekenleri

Ayrılığın yüzünden,göz yaşı dökenleri

 

Gördüğümde, ölümden beter geldi ayrılık

Ayrılan insanların, tüm umutları kırık

 

Bu ayrılık,insanları gurbet ile savurdu

Leyla uğruna mecnun,çöllerde kavruldu

 

Ferhat Şirin’den ayrı,Sürmeli de Senem den

Söz etmeden geçemem Aslı ile Keremden

 

Daha böyle niceleri, ayrılığı gördüler

Yüreğinde ateşler,ölüme yürüdüler

 

Ağlayan gözlerimi kan ile ıslıyorum

Zor,geliyor ayrılık,ölmeyi istiyorum

 

Her çeşit zulüm ile, geldi, çattı ayrılık

Kavuştur bizi ya Rab,bitsin ayrılık artık

 

Geçti aylar, seneler,bitmiyor, hiç bitmiyor

Gönlümde yaşayanlar,hiç aklımdan gitmiyor

 

Ey Tanrım, sen kadirsin,kavuşayım onlara

Ayrılık başımdayken,ermesin hayat sona

 

Bir haber ver sılamdan,ey bizleri yaratan

Ne denizden,ne havadan,nede karadan

 

Gidemem,pus tutmuş,görmüyor gözlerim artık

Bağladı kollarımı ah, o zalim ayrılık

 

Bütün hayallerimi,gözümden geçirirken

Gönlüm sılanın hasretiyle inlerken

 

Beklenmedik bir anda, Azrail de gelecek

Özlemlerim bitmeden,tatlı canım alacak

 

Son sözüm şu olacak,ey meleğim nerdesin

Ben, ay gibi batarken,sen güneş, seherdesin

 

Öldüğümde zarıma boşanacak bulutlar

Son nefesim çıkınca kesilecek umutlar

 

Ölüm döşeğinde adını hecelerim

Mahşer kavuşmak ise ben o günü beklerim

                                               1967

 

12     İÇLER  ACISI

 

Amerika füze yapmış gidiyor aya

Araştırma çoktan çıkmış fezaya

İşçiler gönderdik biz Avrupa ya

Gurbette halimiz içle acısı.

 

Sanayide Japonlar çok leri

Dile destan fransız devrimleri

Azımla değiştirdi İsrail kaderini

Şu bizim halimiz içler acısı.

 

Amerika da ırk kavgası bittide

Afrika hürriyet ilan etti de

Koltuk kavgaları bitmedi biz de

Siyasi tablomuz içler acısı.

 

Avrupa da hep kanunlar  hakimdir

Bütün Avrupalı kanunu bilir

Biz de rüşvet, torpil hep  geçerlidir

Torpilsizin hali içler acısı.

 

Amerika çalışmakla yorulur

Avrupa’nın eti terle yoğrulur

Bizde dayın varsa işin görülür

Arkasızın hali içler acısı.

 

İkramiye oldu milyon liralar

Apartman katları ve de villalar

Vatandaş perişan iş ve aş arar

İş,aşsızın hali içler acısı.

 

Zenginler hep hayatından memnundur

Aşları bal, yağ dır, fakirin undur

Zengin otoludur, fakir yaya  yorulur

Yoksuluz  halimiz içler acısı.

 

Bu böyle yürümez aman kardeşler

El ele verelim bulalım işler

Doğsun ufkumuzda parlak güneşler

Işıksız halimiz içler acısı.

 

Değirmenci der ki kör gitmeyelim

Her işi meclise terk etmeyelim

Hükümet iş yapsın  biz isteyelim

Mecliste halimiz içler acısı.

Nisan 1969

 

13   HERKES  YASLI

 

Gezdim diyar, diyar,bucak,bucak ben

Hiçbir yerde mutlu insan görmedim.

Her kime söz etsem çektiklerimden

Dert deryası oldu ,derman görmedim.

 

Ağladım yaşıma,yaş katan oldu

Dost dedim, başıma taş atan oldu

Aklını bedava satan bulundu

Dertlerime deva olan görmedim.

 

Her kime dert taşım desem kül oldu

Deşti kebir gibi yandı, çöl oldu

Bu yalan dünyada dertli bol oldu

Şen,şakrak yaşayan insan görmedim.

                                   Kasım 1969

 

14   KEMANCI

 

Derdimi dökmek  için kır çiçeklerine

Çıktım duygularımla bir mesire yerine

            Hüzünlü ve kederli, duygulu, hisli

            Hava biraz bulutlu,birazda sisli

Gezinirken, bir kemanın sesini duydum

Yürüdüm o tarafa duygularıma uydum

            Adım ,adım yaklaştım, doldu kulağıma ses

            Sindirdin bu sesi ruhuma nefes,nefes

 Teller buruk bir sevdayı getiriyordu dile

Susmuş keman sesine uçuşan kuşlar bile

            Sus,pus, sessizdi vadi, ne çıt var, ne çıtırtı

            Durmuştu akan dere,düz ve yemyeşil sırtı

Vadinin, canlılarına marş gibiydi keman

Onu dinliyorlardı,keman çaldığı zaman

            Bu dağlar  şahit olmuş Ferhat’ın ölümüne

            Zor tahammül gösterir kemancının haline

Güneş ağır,ağır çekilirken ufuklarına

Bu günde gelemedi, belki diyordu, yarına

            Neyi,kimi beklediğini sordum, Kemancıya

            Dedi, boş ver, sende ortak olma bu acıya

Dedi, şu kadarını söyleyebilirim sana

Yemin ettim, adadım ben kendimi aşkıma

            Seneler öncesiydi burada sevgilimi

            Yitirdim bekliyorum alsın götürsün beni

Ve yahut gelip tutsun bomboş kalan elimi

Yada bu dağlar anlasınlar halimi

            Belki de Ferhat gibi buralarda ölürüm

            Ben bu dert ile ölür,bununla gömülürüm.

                                               Mart 1970

 

15    Ü.YAŞAR OĞUZCAN’A

 

Her sanatın ehli olamaz ki her insan

Senin için bu şiir ümit yaşar oğuz can

            Senin şairliğinden övgüyle bahsederler

            Şair,gören, duyan ,anlatan kişidir derler

Şiirlerini okudum mısra,mısra satır,satır

Her sözcük insanda başka duygu yaratır

            İstanbul’u anlatırsın, anlatırsın her şeyini

            Fakirini,zenginini,güzelini, çirkinini

Bazen denizin maviliğini konu almışsın

Bazen bir dilberin gözlerine dalmışsın

            Bazen bir karamsarlık sarmış çevreni

            Bazen tek başına açıyorsun yelkeni

Bilmem neden inmedin Anadolu köylerine

Yetimi sana varoşlar, anlatacak köy yerine

            Ne başı kabak oğlanlardan söz etmişsin

            Ne tarladaki hamile çilekeştir demişsin

Ne çamura bulanmış yalın ayaklar görmüşsün

Nede çilekeşlerin derdiyle bürünmüşsün

            Ne kırk yıllık yoksulluğu anmışsın

            Nede bunların varlığına inanmışsın

Sanat,sanat için olsun yaz güzel şiirleri

Seni bekliyor seni Anadolu köyleri

            Gidersen şiir yazacak binlerce konu bulursun

            Sanat toplum içindir fikrine sende sahip olursun

Sana sesleniyorum,sana diyorum, sana

İnsanı anlat, insanı, seni okuyanlara

            İşte o zaman kat ,kat ilhamlarla dolacaksın

             Unutulmaz ve ölmez şairlere katılacaksın

                                               Mart 1970

16   ŞU  GURBET 

 

Üç çocuğum yetim,rahmetli eşim

Ağardı saçlarım genç iken yaşım

Yatacak bir yerim yok be kardeşim

Ruhuma hüsranı ekti şu gurbet.

 

Hırsızlık yapamam, hileyi sevmeme

Karnım doysa yeter, başka istemem

Nasihatin boşa,köye dönemem

Bir ekmek peşinde çekti şu gurbet.

 

Ben, her gün derdime bin dert katarım

İş bulursam seve,seve tutarım

Hasır üstü olsa bile, yatarım

Acı ateşinde yaktı şu gurbet.

 

Sıladan ayrıldık,hep yaslıyızdır

Ne dense dinleriz pek usluyuzdur

Aç sefiliz amma, namusluyuzdur

Garip unvanını  taktı şu gurbet.

                                   18-4-1970

 

17    KIZIM  İÇİN 

 

Çalışırız gece,gündüz hiç yorulmak bilmeden

Kızımı düşünerek,kızım için, eşim ve ben

Onu mutlu yarınlara kavuşturmak arzusuyla

Pes etmeden yorgunluğa,rest çekerek uykuya

Çalışırız gece,gündüz hiç yorulmak bilmeden

 

O,habersiz her şeyden,hatta, var olduğundan

Anlaşılır yaşadığı,nefes alıp,ağlayışından

Ne anneyi,nede babayı fark edebilmekte

Kim bilir yarınlarda ,onu neler beklemekte

O habersiz her şeyden,hatta, var olduğundan

 

Yarın büyüyüp de okuyunca bu şiirimi kızım

Babam beni, seneler evvel düşünmüş diyecek

Ya buğulu bir hayatın dert kervanı olacak

Yada mutlu yaşamın esrarında boğulacak

Yarın büyüyüp de okuyunca bu şiirimi kızım

 

Gelecek ne gösteri, bir karar verilmez ki,

Talihi kara yazgılı ise  alnından silinmez ki

Belki umutsuzluk sislerinde kaybolacak

Belki mutluluk bahçesinde mesut olacak

Gelecek ne gösterir,bir karar verilemez ki

 

Seni mutlu yarınlara eriştiremezsem kızım

Vicdanımın sesiyle kahrolurum,ölürüm

Ne benim hatam olur bu,nede senin kaderin

Kurbanı oluruz toplumda ki kirli ellerin

Eğer sana mutlu yarınları veremezsem kızım

                                               28-3-1970

 

18     KATİP SİL BAŞTAN BAŞA 

 

Katip ne yazdıysan sil baştan başa

Deşme geçmişimi,gitmiyor hoşa

Ne dinleyen,ne anlayan bulursun

Bütün yazdıkların gidecek boşa

 

Eğer yazar isen beni bulurlar

Bir ıssız köşede çekip vururlar

Namus temizliği derler adına

Birde töre derler gurur duyarlar

 

Bırak çektiklerim yüzümde kalsın

Hicranım yaş olup gözümden aksın

Gurbette çilenin ne olduğunu

Sen hiç çekmedinse anlayamazsın

 

Yeter, İsrar etme,özele girmem

Unuttum geçmişi,bir şey diyemem

Kara talihimi aklayamadan

Bildiğim tek şey var köye dönemem

 

Genç yaşta çilenin anıtı oldum

Çok pişmanlık duydum,saçımı yoldum

Hayat bir fırtına esti başımda

Mücadele ede,ede yoruldum

 

Meyhane meskenim,içkidir dostum

Yoktur hayat için amacım,kastım

Ele bahar olan bana kış oldu

Hiç kimseye değil,bahtıma küstüm

 

Ne sıcacık yuva,ne sıcacık aş

Ne halime yanan,nede bir dert taş

Umuda yolculuk yarıda kaldı

Taştan taşa düşer bendeki bu baş

 

Ne bir insan oğlu,şefkat gösterdi

Ne bir postacıyla haberim geldi

Yapa yalnız düşlerime sarıldım

Yalnızlık odanda arşa yükseldi

 

İnanma saç ağarmışsa,başımda

İşte hüviyetim,otuz yaşında

Belki felaketim bekliyor beni

Buradan çıkar çıkmaz köşe başında

 

Soranlara deki,tanımam bilmem

Hayatım boyunca ağlarım gülmem

Tek satır yazarsan benle ilgili

Beni bulamazsın bir daha gelmem

                                   18-7-1970

19    KÖR  TALİH

 

Bıktım hayatımın cefalarından

Sürüp tat almadım sefalarından

Bir yol seçemedim safhalarında

Beni bir boşluğa  itti kör talih

 

Çile ile kambur etti belimi

Istırap soldurdu nefsin gülünü

Cefa  ile kırdı iki kolumu

Geldi,gitti bana çattı kör talih

 

Mahrum kaldım sevgiden ve şefkatten

Öldüm,öldüm dirildim ben hasretten

Bahtıma sunulan kader kısmetten

Çile deryasına attı kör talih

 

Bazı gün efkara büründüm kaldım

Bazı gün oturup hakka yalvardım

Bazı gün delice coştum aldandım

Savurdu gurbete kattı kör talih

 

Gönül meyhanede teselli arar

Artık bana dar geliyor buralar

Perişan halime güler aynalar

Beni rezil rüsva yaptı kör talih

 

Bir gün bir acıyan yaklaşsa bana

Ar eder, hiçbir söz söylemem ona

Bir ömür geçirdim yakıla, yana

El aleme reklam etti kör talih

 

Babam görse, yazık deyip yetinir

Anam görse,ağlar, ağlar yakınır

Kardeşlerim görse,görmezden gelir

Feleğe bedava sattı kör  talih

 

Öldürsem kendimi,canım çok tatlı

Ben yaya kalmışım, eller kanatlı

Hayat beni artık sıktı, bunalttı

Sanmayın elimden tuttu kör talih

 

Artık mücadelem olmaz hayatla

Yaşanmıyor yarı kalmış muratla

Yola çıktığımda cansız bir atla

Sonun da toprağa kattı kör talih

                                   1967

 

20    A R A Y I Ş

 

Yok mu? kulağımı yırtacak bir ses

Yok mu? piste olsa kokacak nefes

Sanki hücresine çekilmiş herkes

Yok mu? kulağımı yırtacak bir ses

 

Yok mu? beni paramparça edecek

Yol mu ?bana karşı kin besleyecek

Sen şöylesin,sen böylesin diyecek

Yok mu ?beni terk edecek, gidecek

 

Yalnızlık doldurdu hayat çatımı

Yalnızlık söylemez bana hatamı

Yalnızlık yıkacak umut çatımı

Yalnızlık taşımaz  cansız atımı

 

Yok, şu kulağı tırmalayan ses

Sanki beni bilmez tanımaz herkes

Doğrusu yalnızlık kabusuna pes

Yok şu kulağı tırmalayan ses

                                   Kasım 1969

 

21    KÖYÜ ÖZLEDİM

 

Nerde doğup büyüdüğüm şirin köy

Oralara giden yolu özlerim

Şivesi var kulağımda çınlıyor

Onu konuşacak dili özlerim

 

Tavuğu kovarken kış diyorlardı

Soğukta üşürse vış diyorlardı

Havlayan köpeğe huşt diyorlardı

Ben o dili, tatlı ili özlerim

 

Paylaşın demezler, hakla derlerdi

Ziyaret demezler yokla derlerdi

Temizle yerine pakla derlerdi

Şimdi böyle diyen kulu özlerim

 

Ceket aba idi, kumaşı şaldı

Hatıranın adı hediye oldu

Merkep cık,cık diyerek koşturuldu

Merkep boynundaki zili özledim

 

Köy düşer aklıma ikide birde

Eriyip yok olduk koca şehirde

İnsan ölür kabristana giderde

Sizde tabut bizde Salı özlerim

22    DÜNYA TERSİNE DÖNMÜŞ GİDİYOR  

 

Hayaller sislidir,umut toz duman

Şu dünya tersine dönmüş gidiyor

Ahlak çizgisini geçmiş insanlar

Ar namus ışığı sönmüş gidiyor

 

Eğriyle doğruyu tanıması güç

Adalete gölge düşmüş gidiyor

Öyle gözler var ki,boş mideden aç

Servet vicdanları boğmuş gidiyor

 

Günahlar işlenir üstü kapalı

Haysiyet ortada kalmış gidiyor

Kim, kimlere yüklüyor bu vebali

Şeref ve haysiyet solmuş gidiyor

 

Ayıp diyen olmaz,kınayan yoktur

Konuşacak diller donmuş gidiyor

Hatırı sorulmaz düşkün insanın

İtibarı zengin almış gidiyor

 

Kimse hak aramaz boynunu büker

Gurur paramparça olmuş gidiyor

Hayattan umudu kesip bıkanlar

Nefes alsa bile ölmüş gidiyor

 

23   TANRIM SUÇUM NEDİR 

 

Tanrım suçum nedir,neye kurbanım

Bahtım küsmüş bana,hayatım küsmüş

Farkında  değilim yaşadığımın

Ahtım küsmüş bana,amacım küsmüş

 

Bir yuvam var diye övünemem ki

Kapılar küs bana,pencere küsmüş

Soframızda neşe hiç kalmadı ki

Tabaklar küs bana,tencere küsmüş

 

Üşüyorum dört duvarın içinde

Yatak yorgan küsmüş,sobada küsmüş

Gezilmiyor bu çatının altında

Mutfak banyo küsmüş,oda da küsmüş

 

Halı küfrediyor,basıp geçtik çe

Otursam sandalye, divan da küsmüş

Hayat arkadaşım bir ömür boyu

Bana eşim olan insan da küsmüş

 

Sanki bu dünyayı söktüm yerinden

Güneş ışık vermez ay bana küsmüş

Bir çıkmaza döndü hayat sokağım

Şehir beni kovar,köy bana küsmüş

 

Göz yaşımı içiyorum,içerim

Çeşmeler küs bana nehirler küsmüş

Çaresizce ölümü de düşündüm

Azrail küs bana,zehirler küsmüş

 

Tanrım sana karşı ne suç işledim

Tek dostum olmadı,çevremde küsmüş

Mücadele gerek,hayatla derler

Bu savaşta destek verende küsmüş

                                   20-05-1971

 

24    ZAMANA  AĞIT

 

Zamandır rüyamı karıştıran şey

Zamandır kulağımdaki çığlık

Bunca yıldır boşa giden zaman hey

Sana hep ihanet etmiş insanlık

 

Senin dostluğundan bir,bir kaçılmış

Senin katline tembeller seçilmiş

Tembellere kahve haneler açılmış

Ne bu duyarsızlık,ne bu haylazlık

                                   24-7-1977

25    O GÜN GELİR

 

Gün gelir seninde solduğun olur

Kurumuş yaprağa dönersin o gün

Delice saçını yolduğun olur

Herkesten kendini gizlersin o gün

 

Dostların unutur,gelmez olurlar

Bahçende koncanı dermez olurlar

Tarumar saçını örmez olurlar

Yakar yüreğini,dazlarsın o gün

 

Kapını çalanın bulunmayacak

Kalbinde kalanın hiç olmayacak

Gözlerin o zaman yağmurlaşacak

Kendi hayatını izlersin o gün

 

Şimdi çok mağrursun çokta güzelsin

Gün olur ki yaşantından bezersin

Nerde eski günler ah gençlik dersin

Eski baharları,özlersin o gün

 

İşte o günlerin uzun sürecek

Siyah saçlarına aklar düşecek

Çağıracak toprak gel,gel diyecek

Ecelin yolunu gözlersin o gün

                                   20-9-1972

 

26    S O N   N O K T A

 

Gecemidir,gündüz müdür kim bilir

Gerçek şu ki,o son nokta konacak

Ya yeşil bir bahar,ya sarı bir güz

Işığım sönecek,yüzüm solacak

 

Çıkacak tenimden bu tatlı canım

Kapanacak gözüm,donacak kanım

Yoruldum diyecek,duracak kalbim

Benim,tenim musallaya konacak

 

Dostlarım başıma toplanacaklar

Kimlerim kalırsa ağlayacaklar

Daha sonra beni unutacaklar

Bedenim eriyip toprak olacak

 

Bilmem ölüm nasıl gelir başıma

Sırdır akıl ermez hakkın işine

Yazın bir beytimi mezar taşıma

Bu dünyada tek mezarım olacak

                                   20-9-1972

 

27   ZİYNET’İN ÖLÜMÜNE

 

getirmeseydin postacı,o mektubu sen bana

Uzattığın o zarf var ya,boğdu beni hicrana

 

Bilemezsin hüsranı, o zarftaki mısralarda

Gitti bir can,bir can gitti, meçhule bu baharda

 

Gitti ağabeyimin canı, yengemin kanı gitti

Ağlayan gözlerde yaş, kalmadı,kanda bitti

 

Gitti,sokaklarda, tek bir adım atmadan

Karalı mısralarda, kendini anlatmadan

 

Kaderle boğuşmadan,hayatla savaşmadan

Hayaller kuramadan,umutlara koşmadan

 

İnerken kara toprak, üstüne kürek, kürek

İnsanı kahrediyor, böyle ölüm düşünmek

 

Yüce Tanrım,verende sen,alanda sensin

Kullarına lütufkar olanda sensin

 

Gözleri deniz mavisi,saçları bukle,bukleydi

Elleri kalem tutmadı,dili şarkı söylemedi

 

İnanması bile zor, böyle acı habere       

Lanet olsun,lanet olsun, böyle kara kadere

 

Nasıl yutacaksın onu ey kara toprak

Ölüme bu isyanım,ölüme haykırarak

 

Varlığımı al Tanrım, al elimden her şeyi

Lütfedip geri ver bize, o sarı menekşeyi

                                               8-9-1972

28   NEDEN   AYRILIR

 

Her yol aynı yola gider

Fakat gidenler ayrılır

Her dil aynı söze gider

Neden edenler ayrılır?

 

Kulu,köle etmek kulda

Teslime edilerek kurt’a

Sürü aynı sürüdür de

Neden güdenler ayrılır?

 

Bürünmüşüz derde,gama

Hiçbir şey sormayın bana

Millet bir bütündür amma

Neden düzenler ayrılır?

 

Bu ne çıkarcı bir gündür

Vatan her şeyden üstündür

Bu en geçerli güdümdür

Neden bozanlar ayrılır?

 

Kırılmayın sözüm pektir

Haktan ayrılan köpektir

Mesele idare etmektir

Neden edenler ayrılır?

                        11-1-1972

 

29   GÜLÜŞLER

 

Gülmek vardır, insanlığa kahreden

Gülmek vardır, bir hayatı zehreden

 

Gülmek vardır, derdin, gamın örtüsü

Gülmek vardır, efkarın peçesi,neşenin süsü

 

Bir gülüş var, semalara yükselir

Bir gülüş var. ardından hicran gelir

 

Gülmek vardır, kahkahayla çınlayan

Gülmek vardır, teller gibi inleyen

 

Bir gülüş ki!dışı neşe, içi dert

Bir gülüş ki! kara taşlar kadar sert

 

Anlamak zor,inan ki her gülüşü

Gülüş vardır, son neşenin ölüşü

 

Gülüş vardır, düşündürür insanı

O gülüş,gülenin ölüm fermanı

 

Çok görülür,ağlayanda son gülüş

Aslında gülüş değildir bu,bir çöküş

 

Mutluluğun aynası değildir ki gülüşler

Her insanda ayrı dert,çapraşık işler

 

Esasında gülüşler çekintinin sesidir

O gülüşler, insanlığa kahrın ifadesidir

 

Böylesi gülüşlerle,dolu batakhaneler

Bakmayın kahkahaya,keder dolu sineler

 

Her atılan kahkahadan, ediyorum ar

Bu gülüşten bir mana çıkarmıyor insanlar

 

Bir taraftan yaşamın yükü feryat ettirir

Bir taraf gülüşlere kabahati örttürür

 

Bu sorumsuz gülüşlerin bilemem anlamı ne ki

Yaşan cefa yüklüyken gülmek kimin haddine ki

 

Artık acıyamıyorum ölüp gömülenlere

Acımıyorum,acıdığım kadar şuursuz gülenlere

                                                           1973

 

30   BİR ESER VERMEDEN ÖNCE

 

Ölümüm belki de anide olur

Bir dosta bir tek sır vermeden önce.

Umulmadık anda başıma gelir

Tek bir mutlu günü görmeden önce.

 

Belki bir yuva sahibi olmadan

Beni seven birisini bulmadan

Baba olup, çocuk sesi duymadan

Böyle bir yaşamı sürmeden önce.

 

Karnım açken bari,gelmese ölüm

Bir zulüm üstüne,bir daha zulüm

Dileğim mezara dönmesin yolum

Açlık zincirini,kırmadan önce.

 

Belki bunlar hayalimdir eremem

Ölüm yazgısına göğüs geremem,

Sükunet içinde canda veremem

Gerçeği ortaya sermeden önce.

 

İyiyi düşünür,doğruyu tanır

Mağdur’i hakka böyle inanır

Ne hayatın,ne ölümün manası kalır

Neslime bir eser vermeden önce.

                                   28-11-1963

31    HANİ  NERDE 

 

Seçim meydanlarında konuşurken bizimle

Müreffeh bir Türkiye kuracaktınız,nerde?

Nerdeyseniz derdiniz,birlikteyiz sizinle

Bizimle aynı safta olacaktınız,nerde?

 

Artık, bu yalanları yüzlere vurmak gerek

Söz vermek bir şey değil,o sözde durmak gerek

Merttiniz,adildiniz,hakkını al diyerek

Haksızın karşısında, duracaktınız nerde?

 

Ezilenin elinden tutacaktınız,hani?

Ezenin karşısında olacaktınız,hani?

Mağdura tardıma koşacaktınız,hani?

Haksızlık zincirini kıracaktınız nerde?

 

Hani, doğdu diyordunuz mertlik alayı

Hani ,eşit idi herkesin payı

Hani,yoldan sapanlar,bulacaktı belayı

Namerdi aramızdan sürecektiniz nerde?

 

Çıkarcı zihniyetle, doğruluk ne olacak?

Görünen o, bunlar sözde kalırmış ancak

Haksızlık savaşına açılacaktı sancak

En kutsal emeldi bu,erecektiniz nerde?

 

Hep biz olduk ezilen,itildik bir köşeye

El olduk kahkahaya,yabancıyız neşeye

Neden kurban edildik,ihtirasa,öfkeye

Yaraları birlikte saracaktınız,nerde?

 

Vekilin maaşları artarken mutlusunuz

Bu feryadı,bu zarı siz duyuyor musunuz

Vicdanlar huzurlumu?rahat uyuyor musunuz?

Herkese huzur güven verecektiniz,nerde?

 

32   ANAM A 

 

Bir masal gibi geliyor,anlatılanlar bana

Meğerse neler,neler borçluymuşum ana’ma

Geceleri bölerek uykusunu,o bana

Emzirir,doyururmuş,sallar imiş daima

 

Dünyaya getirirken katlanmış sancılara

Benim için katlanmış,o bunca acılara

Her hasta oluşumda,halime yana,yana

Uyumadan erermiş,ikinci sabahlara

 

Karnı doysun diyerek pişirmiş de aş vermiş

Bana kendi teninden,göz,kulak ve kaş vermiş

Benim için yıllarca gözlerinden yaş vermiş

En yüce,en kutsaldır,mukadderdir her ana

 

Ödenmez ana hakkı,ezer geçer insanı

Unutmam,unutamam canıma can katanı

Bir anamı değişmem birde ana vatanı

Sever ana yüreği yangın olsa her yanı

 

33    BİZ  POLİSLER

 

Biz polisler muhtacız insafa ve sevgiye

Muhtacız güler yüze,tatlı söze, her şeye

Kapı,kapı beklerken her şeyi biteviye

Hasretiz dil ucu, hatır soran ilgiye

 

Bizle ilgilenen yok,yok hiç halden anlayan

Bir yanda hüsranımız, bir yanda göz, ağlayan

Ne bu çile bu zülum insanlığa sığmayan

Derdiniz ne diyen yok,yok hiç halden anlayan

 

Hak aramaya kalkışsan, üstler başkalaşmasa

Meslek gerçekten güzel şu himaye olmasa

Diyorlar ki istifa et işine gelmiyorsa

Nasıl gidebilirsin ki  hizmet seviliyorsa

 

Çalışır başarırım, görevi öz veriyle

Bakmasalar astlara hor bakan, gözleriyle

Kırmasalar gururları o çirkef sözleriyle

Bakmasalar tepeden caka satan pozlarıyla

 

Küçümser bakışlarla kırmasalar gururumu

Yalan söylemezmiş amir,haşa Tanrının oğlumu

Söyleyin insan oğluna bunca itimat olur mu

Elbet bunlara karşı korurum onurumu

 

Tanrı yalanla mı yoğurmuş astın dilini

Ezelden yalan söylemez mi yaratmış amirlerini

Kimler tayin edecek polisin kaderini

Kim uğraştı gidermeye ,derdini, kederini

34   VERİLMEDİ 

 

Düşünme diyorlar bana yarını

Zaten düşünecek ser verilmedi.

Küstürme diyorlar sen dostlarını

Bana insanlıkta yer verilmedi.

 

Umut dünyasına sırt dönüp yattım

Sevmek ve sevilmek değilmiş hakkım

Gönül kapısını çoktan kapattım

Sevebilecek bir yar verilmedi.

 

Çok emek vermiştim emellerime

Çok şeyler yaptırdım ben ellerime

Çok sözler dolandı durdu dilime

Basında bir satır yer verilmedi.

 

Şu binanın,şu yolların,evlerin

Mimarıdır onun yapan ellerim

Karşılığı hani emellerimin

Terime karşılık ter verilmedi.

 

35   SABIRLI  OLUNMUYOR 

 

Her geçen olayı hayıra yorduk

Bazen aldatıldık bazen dövüldük

İş istedik, azarlandık,kovulduk

İnsanın değeri  bilinemiyor.

 

Neşeden değil de,kederden güldük

Madden yaşarız da,manense öldük

Neler gösterdiler,neleri gördük

Sorunlara çare  bulunamıyor.

 

Sabrettik,bekledik bu sis gitmiyor

Çoklar bile,gözü aç’a yetmiyor

Elemlerim saya,saya bitmiyor

Post  büyük,kılları sayılamıyor.

 

Yoksulluk solumda,çile sağımda

Aç adımlar dolanırlar ovamda,

Ne kanaat,nede insaf ağamda

Köylülere hizmet sunulamıyor.

 

Soyula,soyula döndük üryana

Revamıdır,bu haksızlık yapana

Köle gibi bakıyorlar insana

Bir ömür,sabırlı olunamıyor

 

36   UTANMALI

 

Açıldı alınlar,ağardı saçlar

Geldi geçti,nice yazlarla kışlar

Bir yanda toklar var,bir yanda açlar

Yalanla dolanan dil utanmalı

 

İnsan aha geldi,gidiyor aha

Nesline bir eser vermeli deha

Zaman sayfasından bir yaprak daha

Çevrilir,çeviren el utanmalı

 

Çılgınca koşarlar eğlencelere

Kumar oynar acımadan binlere

Her yılın sonunda son gecelere

Saygılı olmayan kul utanmalı

 

Nice yıllar gelmiş,geçmiş, geçecek

Nesiller değişmiş ve değişecek

Bir gün idealim gerçekleşecek

Gelecekten geçen yıl utanmalı

 

Zaman hunharca harcanıyorken,

Yelde saman gibi savruluyorken

Fezanın sırrına varılıyorken

Yanlışa uzanan yol utanmalı

37   ON  KASIM 

 

Hüzün doldu insanlığın gönlüne

Bir matem yağmuru oldu, on kasım

Ulu önder teslim olmuş ölüme

Dünyayı kedere boğdu, on kasım

 

Yapraklar sararıp kalmış dalında

Acı haber tüm dünyanın dilinde

Bir millet ağlıyor mendil elinde

Milletimi öksüz kıldı, on kasım

 

Acımıza tanık akan yaşımız

Uçmaz oldu semalarda kuşumuz

Büyük önderimiz,yüce başımız

Can vermiş,cihanı yaktı, on kasım

 

Milyonlar ağlıyor,böyleymiş yazgın

Bu millet kederli,bu millet üzgün

Ecel yalın pala,azgın mı azgın

Bütün sevinçleri,sildi, on kasım

 

Türk’üz dayanmışız nice acıya

Gönlümüzde bir yer açtık Ataya

Bir öldü,başladı, bin yaşamaya

Yüreklerde acı kaldı, on kasım

 

Ey aziz milletim atam ölmedi

Ey insanlık, onu ecel almadı

Daha da güçlendi,fikri solmadı

Atatürk’ü kabullendi, on kasım

 

38    BEN POLİSİM

 

İşim umut yapmak,umut yıkamam

Nankör emellere dostça bakamam

Masum göz yaşına,seyre kalamam

Masuma kurbanım,yaralansam da

 

Ben maşa olamam hınçlı ellere

Rezil,rüsva diye düşmem dillere

Geçit vermem asla pis emellere

Huzura kurbanım,sıralansam da

 

Fedakarca hizmet benim amacım

Milletin acısı,benimde acım

Düşküne dost,çaresize ilacım

Düşküne kurbanın,karalansam da

 

Namuslu kişidir eşim ve dostum

Düzeni korumak,amacım,kastım

Kalbura çevrilse,delinse postum

Vatana kurbanım,paralansam da

 

Ben polisim, halka hizmettir işim

Kanunu, nizamı kabullenmişim

Adalet uğruna çok can vermişim

Hukuka kurbanım,candan olsam da

 

39    OZANCA SÖYLER

 

Bir ozan ki a