HECELİ DUYGUSAL ŞİİRLER
| ERİŞİM NUMARALARIM Ev 0266 241 55 69 CEP 0533 2572675 | ||
|
1--BEN NEYİM
Ben, çileli hayatın çözülmez buhranına Ağlamaklı gözlerin,belirgin hüsranına Ateşlenmiş gönlümün,o acı hicranına Bürünen kara bahtın,hıçkırık sesleriyim.
Andırırım yaprağın kuru,gazel sesini Sessizce benimsedim,kaderin cilvesini Boynuna yükleyerek, hayat efsanesini Hayalinde taşıyan garibin hisleriyim.
Farksızım kuru yapraktan, oda kopmuş dalından Bende gurbette yalnızım,bellidir ahvalimden Şu yaşanan dünyanın, asri nesnelerinden Tat almayan, taş gibi bir varlık gölgesiyim.
Bana da hayatımı hatırlatır, o yaprak Onu rüzgar alacak,beni de kara toprak Geride kalanlarım, arkamdan ağlayacak Bu dünya için ben , gönül eğlencesiyim.
Ey yaprak,vardı senin kökün gövden,her şeyin Benim yok,anam,babam,eşim dostum,neyleyim Uzum,uzun düşündüm,kararsızım ben neyim? Bende kuru yapraktan farksız olan nesneyim. Ağustos 1963 |
||
|
2---AHMET AMCA
Giderken amacı yok,gelirken de olmamış Altmış yıl yaşamışta, kendine eş bulmamış
Düşünmemiş yarını,gününü gün eylemiş Bu gün buldumsa yerim,yarın hak kerim demiş
Eşi,işi olmamış,sıcak aşı olmamış Yaşlılığı düşünüp,tedbirini almamış
O şimdi yatağında yaşlanmış bir hastadır Azrail’i döşünde, can almak kastındadır
Kurtulmak imkansızdır, ecelin pençesinden Herkes döner sırayla, bu yolun köşesinden
Ne atlı geçer bu yoldan,ne rastlanır yayaya Gelmiş yolculuk sırası,şimdi Ahmet amcaya
Bir şey anlatmak istiyor ağlamaklı bakışlar Üzüntüyü belirtir,yanaktan akan yaşlar
Onun hayatında da ne fırtınalar esmiş Belikli yaşamaktan artık umudu kesmiş
Hep hırpalamış durmuş onu hayat kırbacı Ahmet amca çaresiz, hala çekiyor acı
Azrail’i dost diye çağırıyor sonunda Verecektir ruhunu,vakit geldiği anda
Bilinmez müze gibi kalacaktır otağı Hep bekleyecek onu, kırık şarap bardağı
Çekintinin simgesi,alnındaki çizgiler Anlatmak istiyordu,yetmiyor saniyeler
Paylaştığı son anlarıydı hayallerinin Anıtı gibiydi sanki ,gülmeyen kaderinin
Perde,perde inerken,gözlerine karanlık Gırtlağında hıçkırık, düğümlendi bir anlık
Bir asrın bittiğine bile tanık değildi Ahmet amca, altmış yıl yaşadı ve yenildi
Dünya, bu gelenlerin, hiç birine kalmıyor Ecel ,hayata nokta,insan ibret almıyor
Onun tertemiz naşı, neler anlatıyordu Şimdi başındakiler,hep ona bakıyordu
O cenaze asırlık çınara benziyordu Her dalında bir ayrı efsane geziyordu
Bir dalında dertleri,diğerinde çileler Birinde gülmez kader,öbüründe hayaller
Umutları bir dalda, kurumuş yaprak gibi Desen,desen suratı,çatlamış toprak gibi
Altmış yıllık hayatı anlatan bir tarihti Hayatının özeti hiç gülmeyen talihti
Dünyanın Ahret’e, bir hatırasıydı o Giden yolcuların, en sonuncusuydu o
Ufuktan caddelere iner iken kızıllık Kucak açmıştı ona, gel diyordu mezarlık
Uğurlayanlar üzgün,gözler ise buğulu Onlarda gün gelecek, kat edecek bun yolu
Saatler adım,adım ilerliyor bu anda Gidiyor Ahmet amca ,dört kişinin omzunda Mart 1968 |
||
|
3--HAYAT SOKAKLARINDA
Dolaştım hayatın sokaklarında Geleni, gideni, ayırtamadım. Dikenli yollarda, yol aldığımda Efkardan kendimi sıyıramadım.
Elim boş,gönlüm boş, hayatım bomboş Meyhaneler demli, ışıkları loş Sokaklar karanlık, şehirler bomboş Kimseyi yanıma çağıramadım.
Bir virane şehir gibi hayatım Sönük umutlarım,karanlık bahtım Kavuşmaktı bir gün ışığa, ahtım Lambamı, gaz ile dolduramadım.
Ben, sadece karanlıkta kalmadım Dünyamı yıkmışlar, anlayamadım Virane bir şehrin baykuşu oldum Kendi ötüşümle avunamadım. Eylül 1967 |
||
|
4—- -O GÜN
O gün, öyle bir gündü ki,akıllar duruyordu Kimileri ağlıyor,kimileri gülüyordu
Kimi zayıf almış mahcup,kimi başarıdan şakrak Kimisi coşup gülerken,kimisi neşeden ırak
Kimisi için ayrılık, bugün sona eriyordu Bu gün, bana çekilmez azaplar veriyordu
Sömestri tatilinin birinci günüydü bu Evlat bekleyen annenin, girmiyor gözüne uyku
Fakat, bu sayılanların hiç birisi yoktu, bende Düşünen yoktu beni,kahrolası gençliğimde
Tahsilim yarıda kaldı, şu yoksulluğun yüzünden Söyle felek, derdin neydi,intikamı aldın benden
Ben, bir okul köşesinde, bir barınak arıyorken Yardım et ya rab diyerek, Tanrıya yalvarıyorken
Kırılmıştı umutlarım,kadere boyun eğerken Ahu figan ediyordum,arkadaşlarım gelirken
Otobüsten inen herkes, anasına kavuşuyor Babasını elin öpüp,kardeşiyle koklaşıyor
Bunlara bakıp gördük çe,benim kalbim kaynaşıyor Gönül hayaller kurarken,bir ok derdimi deşiyor
Ne olurdu? bende bunlar gibi mutlu olsaydım Şimdi ağlamak mı gerek, bende gülebilseydim
Kaptırmışım kendimi,bu hayal rüzgarına Divaneyim gark oldum,bahtımın hüsranına
Yürüsem de ne çıkar, bu karanlık yollarda Bıraktım benliğimi, aklım hep okullarda
Kararan bahtımda ki,hicranla yanıyorum Gönlüm bu özleme hasret,ben yine ağlıyorum. 01 şubat 1964 |
||
|
5---RAZI DEĞİLİM
Ne evim var benim,nede meskenim Gergin sinirlerim,bozuk hayalim Bülbülü andırsa, şakrasa dilim Derdimi dökmeye, razı değilim.
Gurbet çilesine alışamadım Burda kimse ile kaynaşamadım Anne yok,baba yok,konuşamadım Gurbette kalamaya, razı değilim.
Seneler geçiyor bitmez ayrılık Yüz gülmez,göz kanlı, bahtım karanlık Bileğim, bağlanmış,kanadım kırık Bu türlü uçmaya, razı değilim.
Gül bahçeme yabancılar girsinler Ben yok iken güllerini dersinler Su istesem bana zehir versinler Gurbetin suyuna, razı değilim.
O neşeli köye,o güzel yurda Gidemem, gezerim, kalmışım bur da Ben şu gençliğimin ilk baharında Zamansız solmaya, razı değilim.
Yatak yok,yorgan yok, sokak başında Kurulmak bilmeyen, hayal peşinde Gündüz ayık halde,gece düşümde Hayaller kurmaya, razı değilim.
Kark oldum, karıştım, bin türlü derde Abdalca dolandım, meçhul illerde Her ne mevcut ise,kaderde, serde Boynumu eğmeye, razı değilim.
Gençlik diye bir şey kalmadı bende Ben nerdeyim, sıla nerde, yar nerde? Akşam ufuklarda,sabah seherde Halime gülmeye, razı değilim.
Bende görüyorum, hayat bu değil Her iş sabırladır, bunu böyle bil Gelecekse gurbet ilde Azrail Canımı vermeye, razı değilim. Kasım 1968 |
|
|
|
6---- DİVANE Tutmuş iken,doğru yol, niçin saptın ki ondan Gömüldün karanlığa,sen ne yaptın divane? İlim bir her zaman mürşit iken vaz geçtin bundan Kitap nurlu bir ışık, niçin attın divane?
Hayatın her yönünü kitaptan öğrenirdin Okul sıralarında, yorulmak bilmez idin Kitap elinden düşse,üzülür, gülmez idin Peki niçin bıraktın?söyle şaşkın divane.
Hangi diyara gitsen, acılar seni buldu Umut fidanlarını, senin nefsin soldurdu Aldatarak, bahtını ıstırapla doldurdu Kör nefsine hiç hakim olamadın divane.
Senin tatlı canını, acılara satan o O parlak geleceği karanlığa katan o Kaç türlü uçurumdan, seni tutup atan o O şımarık nefsine, dur demedin divane.
Nasıl oldu da soldu, böyle bir gül koncası Takılıp çekti seni,o felaket kancası Ömür boyu ağlasan,yıllarca tutsan yası Şimden sonra çırpınmak nafiledir divane.
Kapılmışsın gidersin,bahtının rüzgarına Yarar gelmez, bu günkü hayatından yarına Selam bile vermezdin, sen eski dostlarına Gurur ayırdı seni dostlarından divane.
Cebinde varsa paran, onunla zevk’e daldın Sonu acı diyenler oldu ama horladın Aylar yıllar aç kaldın,köşe bucak saklandın O ağlanacak günler geldi çattı divane.
Senin gibi birini istemezdi bu vatan Evladın var, ne çıkar,onlar senden şarlatan Eski dostun o nefis, şimdi seni ağlatan Eskiden coşan gönül, şimdi nerde divane.
Sakal,bıyık karışmış,kemaline ermişsin Hayatın boyunca sen, ne yokluklar görmüşsün Yüzmeyi bilmez iken,engin denize düştün Sen bu dert denizinde, boğulursun divane.
|
||
|
7 HIÇKIRARAK
Bahtım tersine dönmüş,dünya da dönsün Denizlerdeki sular karalara yürüsün
Viran olsun bu dünya,yeni dünya kurulsun Çekintiler silinsin ,tüm acılar yok olsun
Ayrılık bağrımda uyuyan bir hicran yarasıyken Göz yaşlarım bir fırtınalı deniz dalgasıyken
Yüreğim çölde kalmış,su yoksa,buzu bulsun Artık kızgın çöller buz tutmuş bir deniz olsun
Ulu Tanrım bilirim asla dediğim olmaz Kara bahtın üstüne, güneşler neden doğmaz
Ölmeliyim Allah’ım,aldır artık canımı Fakat, yalan dünyada yaşat benim şanımı
Bir mecnun hayatını, reva gördüler bana Çöllerde ağlıyorum,hıçkırıp kana,kana
Doğruyu bilen yok ,ya Rab sen bari söyle Hıçkırarak bu hayat,sona erer mi ?böyle 1964 |
||
|
8 MEYHANECİYE
Esirgedi felek benden, yaşamlarımda her şeyi Çok gördü felek bana, sevgiden denen ilgiyi Bir ben varım bu yolda, yalnızlığım yoldaşım Kurtulmadı, çileden,dertten,kederden başım Kırılmış umutlar taşıyan bir yolcuyum Olamam bundan fazla,gerçek o ki, ben buyum Bir zamanlar, bana da umut bağlamışlardı Benin için göz yaşı döküp, ağlamışlardı Kolum vardı, kanadım vardı ,uçabilirdim Dertdaşım vardı benim, derdim açabilirdim Bir ağaç gibi yeşil,hem de, süslüydü yuvam Yitirmişim onları, nasıl,neyle,avunam Önce bir baykuş öttü,sonra bir sam rüzgarı Bir olup dağıttılar,yarenleri,dostları Şimdi ben benziyorum,çöllerdeki mecnuna Gelelim yavaş,yavaş, hayatımın sonuna Şimdi, birer çağlar deredir göz yaşlarım Şimdi, hor bakışlarını dikti arkadaşlarım Artık, günüm içmekle geçer meyhanelerde Derin yaralar mevcut kalbimin bir yerinde Bir bilseniz,o yaradan sızan akanları Beni de, çekti aldı, cemiyet kurbanları Galiba başını ağrıttım be meyhaneci Sakın içki yok deme, şişelerdeki neci Ver de devireyim birkaç kadeh,birkaç şişe Ondan sonra, yol alırım evime, kalka, düşe Ev deyince sakın ha, bir çatıdır demeyin Kim yazık derse bana, acımaz, inanmayın |
||
|
9 MÜNEVVER
Seninde talihine pençe atmış bu felek Sabretmişsin bunca yıl,sonu hayır diyerek
Sen şu dış alemde,şakrak görünüyorsun Gerçek o ki,bu günler bir yaşayan ölüsün
Elbetteki genç kızsın,bir gurur taşıyorsun Derdini el aleme,açıp anlatmıyorsun
Sanki balık gibisin,bu hayatın ağında Göz yaşının izi var, hala yanaklarında
Bu gece sabah ettin, belikli ağlayarak Bahtına küs gibisin,umutlarından ırak
Yardım görememişsin,ne yarenden, ne eşten Ne annenden,ne babandan,nede kardeşten
Sen kendi hayatına,kendin yön vermelisin Yollarına kurulan tuzağı görmelisin
Kavuşurum diyerek,teselli baharına Bütün umutlarını, bağladın el oğluna
Sonra paçavra gibi ,atıldın sokaklara Diyorsun ki! kader bu, benim bahtım ne kara
Yıkılma ayakta dur,darbelere aldırma Dostlarını üzerek, düşmanını güldürme
Hayatla mücadele, kazanınca güzeldir Yapılan her hatanın,bir acı bedelidir
Acılar kamçı olsun,bu hayat savaşında Kara bulutları sil,gün ışısın başında
İyice bak çevrene,kim memnun hayatından Kimi içkiyle dosttur,kimi içer kahrından
Kimileri yıllardır bir lokmanın peşinde Şükür eyle Allah’a o kadarı var sende
Üzülme sebat eyle,azimli ol Münevver Hayat sana boş vermiş,sende hayata boş ver Şubat 1969 |
||
|
10 TEK DOSTUM ALLAHDIR
Tek dostum Allah dır, bir de kemanım Göz yaşım tesellim,duam figanım Benim öz sermayem olmuş mutsuzluk Ömürlük kirasını öder Dünyanın.
Ağlamak gıdamdır,zehir şerbetim Hayalim tarladır,bahçe ümidim Bir ömür göz yaşım aktı dibine Fidan talihimi yeşertemedim.
Kaderim sınırmış, ben geçemedim Yaşamak zulüm muş ben bilemedim Mutluluk sırtımda bir parazitmiş Şadan olup gülemedim, gülmedim. Aralık 1968 |
||
|
11 AYRILIK TÜRKÜSÜ
Çeke,çeke yoruldum, ayrılık cefasını Silemedim, kalbimden hicranımın yasını
Benim gibi gurbette, ayrılık çekenleri Ayrılığın yüzünden,göz yaşı dökenleri
Gördüğümde, ölümden beter geldi ayrılık Ayrılan insanların, tüm umutları kırık
Bu ayrılık,insanları gurbet ile savurdu Leyla uğruna mecnun,çöllerde kavruldu
Ferhat Şirin’den ayrı,Sürmeli de Senem den Söz etmeden geçemem Aslı ile Keremden
Daha böyle niceleri, ayrılığı gördüler Yüreğinde ateşler,ölüme yürüdüler
Ağlayan gözlerimi kan ile ıslıyorum Zor,geliyor ayrılık,ölmeyi istiyorum
Her çeşit zulüm ile, geldi, çattı ayrılık Kavuştur bizi ya Rab,bitsin ayrılık artık
Geçti aylar, seneler,bitmiyor, hiç bitmiyor Gönlümde yaşayanlar,hiç aklımdan gitmiyor
Ey Tanrım, sen kadirsin,kavuşayım onlara Ayrılık başımdayken,ermesin hayat sona
Bir haber ver sılamdan,ey bizleri yaratan Ne denizden,ne havadan,nede karadan
Gidemem,pus tutmuş,görmüyor gözlerim artık Bağladı kollarımı ah, o zalim ayrılık
Bütün hayallerimi,gözümden geçirirken Gönlüm sılanın hasretiyle inlerken
Beklenmedik bir anda, Azrail de gelecek Özlemlerim bitmeden,tatlı canım alacak
Son sözüm şu olacak,ey meleğim nerdesin Ben, ay gibi batarken,sen güneş, seherdesin
Öldüğümde zarıma boşanacak bulutlar Son nefesim çıkınca kesilecek umutlar
Ölüm döşeğinde adını hecelerim Mahşer kavuşmak ise ben o günü beklerim 1967 |
||
|
12 İÇLER ACISI
Amerika füze yapmış gidiyor aya Araştırma çoktan çıkmış fezaya İşçiler gönderdik biz Avrupa ya Gurbette halimiz içle acısı.
Sanayide Japonlar çok leri Dile destan fransız devrimleri Azımla değiştirdi İsrail kaderini Şu bizim halimiz içler acısı.
Amerika da ırk kavgası bittide Afrika hürriyet ilan etti de Koltuk kavgaları bitmedi biz de Siyasi tablomuz içler acısı.
Avrupa da hep kanunlar hakimdir Bütün Avrupalı kanunu bilir Biz de rüşvet, torpil hep geçerlidir Torpilsizin hali içler acısı.
Amerika çalışmakla yorulur Avrupa’nın eti terle yoğrulur Bizde dayın varsa işin görülür Arkasızın hali içler acısı.
İkramiye oldu milyon liralar Apartman katları ve de villalar Vatandaş perişan iş ve aş arar İş,aşsızın hali içler acısı.
Zenginler hep hayatından memnundur Aşları bal, yağ dır, fakirin undur Zengin otoludur, fakir yaya yorulur Yoksuluz halimiz içler acısı.
Bu böyle yürümez aman kardeşler El ele verelim bulalım işler Doğsun ufkumuzda parlak güneşler Işıksız halimiz içler acısı.
Değirmenci der ki kör gitmeyelim Her işi meclise terk etmeyelim Hükümet iş yapsın biz isteyelim Mecliste halimiz içler acısı. Nisan 1969 |
||
|
13 HERKES YASLI
Gezdim diyar, diyar,bucak,bucak ben Hiçbir yerde mutlu insan görmedim. Her kime söz etsem çektiklerimden Dert deryası oldu ,derman görmedim.
Ağladım yaşıma,yaş katan oldu Dost dedim, başıma taş atan oldu Aklını bedava satan bulundu Dertlerime deva olan görmedim.
Her kime dert taşım desem kül oldu Deşti kebir gibi yandı, çöl oldu Bu yalan dünyada dertli bol oldu Şen,şakrak yaşayan insan görmedim. Kasım 1969 |
||
|
14 KEMANCI
Derdimi dökmek için kır çiçeklerine Çıktım duygularımla bir mesire yerine Hüzünlü ve kederli, duygulu, hisli Hava biraz bulutlu,birazda sisli Gezinirken, bir kemanın sesini duydum Yürüdüm o tarafa duygularıma uydum Adım ,adım yaklaştım, doldu kulağıma ses Sindirdin bu sesi ruhuma nefes,nefes Teller buruk bir sevdayı getiriyordu dile Susmuş keman sesine uçuşan kuşlar bile Sus,pus, sessizdi vadi, ne çıt var, ne çıtırtı Durmuştu akan dere,düz ve yemyeşil sırtı Vadinin, canlılarına marş gibiydi keman Onu dinliyorlardı,keman çaldığı zaman Bu dağlar şahit olmuş Ferhat’ın ölümüne Zor tahammül gösterir kemancının haline Güneş ağır,ağır çekilirken ufuklarına Bu günde gelemedi, belki diyordu, yarına Neyi,kimi beklediğini sordum, Kemancıya Dedi, boş ver, sende ortak olma bu acıya Dedi, şu kadarını söyleyebilirim sana Yemin ettim, adadım ben kendimi aşkıma Seneler öncesiydi burada sevgilimi Yitirdim bekliyorum alsın götürsün beni Ve yahut gelip tutsun bomboş kalan elimi Yada bu dağlar anlasınlar halimi Belki de Ferhat gibi buralarda ölürüm Ben bu dert ile ölür,bununla gömülürüm. Mart 1970 |
||
|
15 Ü.YAŞAR OĞUZCAN’A
Her sanatın ehli olamaz ki her insan Senin için bu şiir ümit yaşar oğuz can Senin şairliğinden övgüyle bahsederler Şair,gören, duyan ,anlatan kişidir derler Şiirlerini okudum mısra,mısra satır,satır Her sözcük insanda başka duygu yaratır İstanbul’u anlatırsın, anlatırsın her şeyini Fakirini,zenginini,güzelini, çirkinini Bazen denizin maviliğini konu almışsın Bazen bir dilberin gözlerine dalmışsın Bazen bir karamsarlık sarmış çevreni Bazen tek başına açıyorsun yelkeni Bilmem neden inmedin Anadolu köylerine Yetimi sana varoşlar, anlatacak köy yerine Ne başı kabak oğlanlardan söz etmişsin Ne tarladaki hamile çilekeştir demişsin Ne çamura bulanmış yalın ayaklar görmüşsün Nede çilekeşlerin derdiyle bürünmüşsün Ne kırk yıllık yoksulluğu anmışsın Nede bunların varlığına inanmışsın Sanat,sanat için olsun yaz güzel şiirleri Seni bekliyor seni Anadolu köyleri Gidersen şiir yazacak binlerce konu bulursun Sanat toplum içindir fikrine sende sahip olursun Sana sesleniyorum,sana diyorum, sana İnsanı anlat, insanı, seni okuyanlara İşte o zaman kat ,kat ilhamlarla dolacaksın Unutulmaz ve ölmez şairlere katılacaksın Mart 1970 |
||
|
16 ŞU GURBET
Üç çocuğum yetim,rahmetli eşim Ağardı saçlarım genç iken yaşım Yatacak bir yerim yok be kardeşim Ruhuma hüsranı ekti şu gurbet.
Hırsızlık yapamam, hileyi sevmeme Karnım doysa yeter, başka istemem Nasihatin boşa,köye dönemem Bir ekmek peşinde çekti şu gurbet.
Ben, her gün derdime bin dert katarım İş bulursam seve,seve tutarım Hasır üstü olsa bile, yatarım Acı ateşinde yaktı şu gurbet.
Sıladan ayrıldık,hep yaslıyızdır Ne dense dinleriz pek usluyuzdur Aç sefiliz amma, namusluyuzdur Garip unvanını taktı şu gurbet. 18-4-1970 |
||
|
17 KIZIM İÇİN
Çalışırız gece,gündüz hiç yorulmak bilmeden Kızımı düşünerek,kızım için, eşim ve ben Onu mutlu yarınlara kavuşturmak arzusuyla Pes etmeden yorgunluğa,rest çekerek uykuya Çalışırız gece,gündüz hiç yorulmak bilmeden
O,habersiz her şeyden,hatta, var olduğundan Anlaşılır yaşadığı,nefes alıp,ağlayışından Ne anneyi,nede babayı fark edebilmekte Kim bilir yarınlarda ,onu neler beklemekte O habersiz her şeyden,hatta, var olduğundan
Yarın büyüyüp de okuyunca bu şiirimi kızım Babam beni, seneler evvel düşünmüş diyecek Ya buğulu bir hayatın dert kervanı olacak Yada mutlu yaşamın esrarında boğulacak Yarın büyüyüp de okuyunca bu şiirimi kızım
Gelecek ne gösteri, bir karar verilmez ki, Talihi kara yazgılı ise alnından silinmez ki Belki umutsuzluk sislerinde kaybolacak Belki mutluluk bahçesinde mesut olacak Gelecek ne gösterir,bir karar verilemez ki
Seni mutlu yarınlara eriştiremezsem kızım Vicdanımın sesiyle kahrolurum,ölürüm Ne benim hatam olur bu,nede senin kaderin Kurbanı oluruz toplumda ki kirli ellerin Eğer sana mutlu yarınları veremezsem kızım 28-3-1970 |
||
|
18 KATİP SİL BAŞTAN BAŞA
Katip ne yazdıysan sil baştan başa Deşme geçmişimi,gitmiyor hoşa Ne dinleyen,ne anlayan bulursun Bütün yazdıkların gidecek boşa
Eğer yazar isen beni bulurlar Bir ıssız köşede çekip vururlar Namus temizliği derler adına Birde töre derler gurur duyarlar
Bırak çektiklerim yüzümde kalsın Hicranım yaş olup gözümden aksın Gurbette çilenin ne olduğunu Sen hiç çekmedinse anlayamazsın
Yeter, İsrar etme,özele girmem Unuttum geçmişi,bir şey diyemem Kara talihimi aklayamadan Bildiğim tek şey var köye dönemem
Genç yaşta çilenin anıtı oldum Çok pişmanlık duydum,saçımı yoldum Hayat bir fırtına esti başımda Mücadele ede,ede yoruldum
Meyhane meskenim,içkidir dostum Yoktur hayat için amacım,kastım Ele bahar olan bana kış oldu Hiç kimseye değil,bahtıma küstüm
Ne sıcacık yuva,ne sıcacık aş Ne halime yanan,nede bir dert taş Umuda yolculuk yarıda kaldı Taştan taşa düşer bendeki bu baş
Ne bir insan oğlu,şefkat gösterdi Ne bir postacıyla haberim geldi Yapa yalnız düşlerime sarıldım Yalnızlık odanda arşa yükseldi
İnanma saç ağarmışsa,başımda İşte hüviyetim,otuz yaşında Belki felaketim bekliyor beni Buradan çıkar çıkmaz köşe başında
Soranlara deki,tanımam bilmem Hayatım boyunca ağlarım gülmem Tek satır yazarsan benle ilgili Beni bulamazsın bir daha gelmem 18-7-1970 |
||
|
19 KÖR TALİH
Bıktım hayatımın cefalarından Sürüp tat almadım sefalarından Bir yol seçemedim safhalarında Beni bir boşluğa itti kör talih
Çile ile kambur etti belimi Istırap soldurdu nefsin gülünü Cefa ile kırdı iki kolumu Geldi,gitti bana çattı kör talih
Mahrum kaldım sevgiden ve şefkatten Öldüm,öldüm dirildim ben hasretten Bahtıma sunulan kader kısmetten Çile deryasına attı kör talih
Bazı gün efkara büründüm kaldım Bazı gün oturup hakka yalvardım Bazı gün delice coştum aldandım Savurdu gurbete kattı kör talih
Gönül meyhanede teselli arar Artık bana dar geliyor buralar Perişan halime güler aynalar Beni rezil rüsva yaptı kör talih
Bir gün bir acıyan yaklaşsa bana Ar eder, hiçbir söz söylemem ona Bir ömür geçirdim yakıla, yana El aleme reklam etti kör talih
Babam görse, yazık deyip yetinir Anam görse,ağlar, ağlar yakınır Kardeşlerim görse,görmezden gelir Feleğe bedava sattı kör talih
Öldürsem kendimi,canım çok tatlı Ben yaya kalmışım, eller kanatlı Hayat beni artık sıktı, bunalttı Sanmayın elimden tuttu kör talih
Artık mücadelem olmaz hayatla Yaşanmıyor yarı kalmış muratla Yola çıktığımda cansız bir atla Sonun da toprağa kattı kör talih 1967 |
||
|
20 A R A Y I Ş
Yok mu? kulağımı yırtacak bir ses Yok mu? piste olsa kokacak nefes Sanki hücresine çekilmiş herkes Yok mu? kulağımı yırtacak bir ses
Yok mu? beni paramparça edecek Yol mu ?bana karşı kin besleyecek Sen şöylesin,sen böylesin diyecek Yok mu ?beni terk edecek, gidecek
Yalnızlık doldurdu hayat çatımı Yalnızlık söylemez bana hatamı Yalnızlık yıkacak umut çatımı Yalnızlık taşımaz cansız atımı
Yok, şu kulağı tırmalayan ses Sanki beni bilmez tanımaz herkes Doğrusu yalnızlık kabusuna pes Yok şu kulağı tırmalayan ses Kasım 1969 |
||
|
21 KÖYÜ ÖZLEDİM
Nerde doğup büyüdüğüm şirin köy Oralara giden yolu özlerim Şivesi var kulağımda çınlıyor Onu konuşacak dili özlerim
Tavuğu kovarken kış diyorlardı Soğukta üşürse vış diyorlardı Havlayan köpeğe huşt diyorlardı Ben o dili, tatlı ili özlerim
Paylaşın demezler, hakla derlerdi Ziyaret demezler yokla derlerdi Temizle yerine pakla derlerdi Şimdi böyle diyen kulu özlerim
Ceket aba idi, kumaşı şaldı Hatıranın adı hediye oldu Merkep cık,cık diyerek koşturuldu Merkep boynundaki zili özledim
Köy düşer aklıma ikide birde Eriyip yok olduk koca şehirde İnsan ölür kabristana giderde Sizde tabut bizde Salı özlerim |
||
|
22 DÜNYA TERSİNE DÖNMÜŞ GİDİYOR
Hayaller sislidir,umut toz duman Şu dünya tersine dönmüş gidiyor Ahlak çizgisini geçmiş insanlar Ar namus ışığı sönmüş gidiyor
Eğriyle doğruyu tanıması güç Adalete gölge düşmüş gidiyor Öyle gözler var ki,boş mideden aç Servet vicdanları boğmuş gidiyor
Günahlar işlenir üstü kapalı Haysiyet ortada kalmış gidiyor Kim, kimlere yüklüyor bu vebali Şeref ve haysiyet solmuş gidiyor
Ayıp diyen olmaz,kınayan yoktur Konuşacak diller donmuş gidiyor Hatırı sorulmaz düşkün insanın İtibarı zengin almış gidiyor
Kimse hak aramaz boynunu büker Gurur paramparça olmuş gidiyor Hayattan umudu kesip bıkanlar Nefes alsa bile ölmüş gidiyor |
||
|
23 TANRIM SUÇUM NEDİR
Tanrım suçum nedir,neye kurbanım Bahtım küsmüş bana,hayatım küsmüş Farkında değilim yaşadığımın Ahtım küsmüş bana,amacım küsmüş
Bir yuvam var diye övünemem ki Kapılar küs bana,pencere küsmüş Soframızda neşe hiç kalmadı ki Tabaklar küs bana,tencere küsmüş
Üşüyorum dört duvarın içinde Yatak yorgan küsmüş,sobada küsmüş Gezilmiyor bu çatının altında Mutfak banyo küsmüş,oda da küsmüş
Halı küfrediyor,basıp geçtik çe Otursam sandalye, divan da küsmüş Hayat arkadaşım bir ömür boyu Bana eşim olan insan da küsmüş
Sanki bu dünyayı söktüm yerinden Güneş ışık vermez ay bana küsmüş Bir çıkmaza döndü hayat sokağım Şehir beni kovar,köy bana küsmüş
Göz yaşımı içiyorum,içerim Çeşmeler küs bana nehirler küsmüş Çaresizce ölümü de düşündüm Azrail küs bana,zehirler küsmüş
Tanrım sana karşı ne suç işledim Tek dostum olmadı,çevremde küsmüş Mücadele gerek,hayatla derler Bu savaşta destek verende küsmüş 20-05-1971 |
||
|
24 ZAMANA AĞIT
Zamandır rüyamı karıştıran şey Zamandır kulağımdaki çığlık Bunca yıldır boşa giden zaman hey Sana hep ihanet etmiş insanlık
Senin dostluğundan bir,bir kaçılmış Senin katline tembeller seçilmiş Tembellere kahve haneler açılmış Ne bu duyarsızlık,ne bu haylazlık 24-7-1977 |
||
|
25 O GÜN GELİR
Gün gelir seninde solduğun olur Kurumuş yaprağa dönersin o gün Delice saçını yolduğun olur Herkesten kendini gizlersin o gün
Dostların unutur,gelmez olurlar Bahçende koncanı dermez olurlar Tarumar saçını örmez olurlar Yakar yüreğini,dazlarsın o gün
Kapını çalanın bulunmayacak Kalbinde kalanın hiç olmayacak Gözlerin o zaman yağmurlaşacak Kendi hayatını izlersin o gün
Şimdi çok mağrursun çokta güzelsin Gün olur ki yaşantından bezersin Nerde eski günler ah gençlik dersin Eski baharları,özlersin o gün
İşte o günlerin uzun sürecek Siyah saçlarına aklar düşecek Çağıracak toprak gel,gel diyecek Ecelin yolunu gözlersin o gün 20-9-1972 |
||
|
26 S O N N O K T A
Gecemidir,gündüz müdür kim bilir Gerçek şu ki,o son nokta konacak Ya yeşil bir bahar,ya sarı bir güz Işığım sönecek,yüzüm solacak
Çıkacak tenimden bu tatlı canım Kapanacak gözüm,donacak kanım Yoruldum diyecek,duracak kalbim Benim,tenim musallaya konacak
Dostlarım başıma toplanacaklar Kimlerim kalırsa ağlayacaklar Daha sonra beni unutacaklar Bedenim eriyip toprak olacak
Bilmem ölüm nasıl gelir başıma Sırdır akıl ermez hakkın işine Yazın bir beytimi mezar taşıma Bu dünyada tek mezarım olacak 20-9-1972 |
||
|
27 ZİYNET’İN ÖLÜMÜNE
getirmeseydin postacı,o mektubu sen bana Uzattığın o zarf var ya,boğdu beni hicrana
Bilemezsin hüsranı, o zarftaki mısralarda Gitti bir can,bir can gitti, meçhule bu baharda
Gitti ağabeyimin canı, yengemin kanı gitti Ağlayan gözlerde yaş, kalmadı,kanda bitti
Gitti,sokaklarda, tek bir adım atmadan Karalı mısralarda, kendini anlatmadan
Kaderle boğuşmadan,hayatla savaşmadan Hayaller kuramadan,umutlara koşmadan
İnerken kara toprak, üstüne kürek, kürek İnsanı kahrediyor, böyle ölüm düşünmek
Yüce Tanrım,verende sen,alanda sensin Kullarına lütufkar olanda sensin
Gözleri deniz mavisi,saçları bukle,bukleydi Elleri kalem tutmadı,dili şarkı söylemedi
İnanması bile zor, böyle acı habere Lanet olsun,lanet olsun, böyle kara kadere
Nasıl yutacaksın onu ey kara toprak Ölüme bu isyanım,ölüme haykırarak
Varlığımı al Tanrım, al elimden her şeyi Lütfedip geri ver bize, o sarı menekşeyi 8-9-1972 |
||
|
28 NEDEN AYRILIR
Her yol aynı yola gider Fakat gidenler ayrılır Her dil aynı söze gider Neden edenler ayrılır?
Kulu,köle etmek kulda Teslime edilerek kurt’a Sürü aynı sürüdür de Neden güdenler ayrılır?
Bürünmüşüz derde,gama Hiçbir şey sormayın bana Millet bir bütündür amma Neden düzenler ayrılır?
Bu ne çıkarcı bir gündür Vatan her şeyden üstündür Bu en geçerli güdümdür Neden bozanlar ayrılır?
Kırılmayın sözüm pektir Haktan ayrılan köpektir Mesele idare etmektir Neden edenler ayrılır? 11-1-1972 |
||
|
29 GÜLÜŞLER
Gülmek vardır, insanlığa kahreden Gülmek vardır, bir hayatı zehreden
Gülmek vardır, derdin, gamın örtüsü Gülmek vardır, efkarın peçesi,neşenin süsü
Bir gülüş var, semalara yükselir Bir gülüş var. ardından hicran gelir
Gülmek vardır, kahkahayla çınlayan Gülmek vardır, teller gibi inleyen
Bir gülüş ki!dışı neşe, içi dert Bir gülüş ki! kara taşlar kadar sert
Anlamak zor,inan ki her gülüşü Gülüş vardır, son neşenin ölüşü
Gülüş vardır, düşündürür insanı O gülüş,gülenin ölüm fermanı
Çok görülür,ağlayanda son gülüş Aslında gülüş değildir bu,bir çöküş
Mutluluğun aynası değildir ki gülüşler Her insanda ayrı dert,çapraşık işler
Esasında gülüşler çekintinin sesidir O gülüşler, insanlığa kahrın ifadesidir
Böylesi gülüşlerle,dolu batakhaneler Bakmayın kahkahaya,keder dolu sineler
Her atılan kahkahadan, ediyorum ar Bu gülüşten bir mana çıkarmıyor insanlar
Bir taraftan yaşamın yükü feryat ettirir Bir taraf gülüşlere kabahati örttürür
Bu sorumsuz gülüşlerin bilemem anlamı ne ki Yaşan cefa yüklüyken gülmek kimin haddine ki
Artık acıyamıyorum ölüp gömülenlere Acımıyorum,acıdığım kadar şuursuz gülenlere 1973 |
||
|
30 BİR ESER VERMEDEN ÖNCE
Ölümüm belki de anide olur Bir dosta bir tek sır vermeden önce. Umulmadık anda başıma gelir Tek bir mutlu günü görmeden önce.
Belki bir yuva sahibi olmadan Beni seven birisini bulmadan Baba olup, çocuk sesi duymadan Böyle bir yaşamı sürmeden önce.
Karnım açken bari,gelmese ölüm Bir zulüm üstüne,bir daha zulüm Dileğim mezara dönmesin yolum Açlık zincirini,kırmadan önce.
Belki bunlar hayalimdir eremem Ölüm yazgısına göğüs geremem, Sükunet içinde canda veremem Gerçeği ortaya sermeden önce.
İyiyi düşünür,doğruyu tanır Mağdur’i hakka böyle inanır Ne hayatın,ne ölümün manası kalır Neslime bir eser vermeden önce. 28-11-1963 |
||
|
31 HANİ NERDE
Seçim meydanlarında konuşurken bizimle Müreffeh bir Türkiye kuracaktınız,nerde? Nerdeyseniz derdiniz,birlikteyiz sizinle Bizimle aynı safta olacaktınız,nerde?
Artık, bu yalanları yüzlere vurmak gerek Söz vermek bir şey değil,o sözde durmak gerek Merttiniz,adildiniz,hakkını al diyerek Haksızın karşısında, duracaktınız nerde?
Ezilenin elinden tutacaktınız,hani? Ezenin karşısında olacaktınız,hani? Mağdura tardıma koşacaktınız,hani? Haksızlık zincirini kıracaktınız nerde?
Hani, doğdu diyordunuz mertlik alayı Hani ,eşit idi herkesin payı Hani,yoldan sapanlar,bulacaktı belayı Namerdi aramızdan sürecektiniz nerde?
Çıkarcı zihniyetle, doğruluk ne olacak? Görünen o, bunlar sözde kalırmış ancak Haksızlık savaşına açılacaktı sancak En kutsal emeldi bu,erecektiniz nerde?
Hep biz olduk ezilen,itildik bir köşeye El olduk kahkahaya,yabancıyız neşeye Neden kurban edildik,ihtirasa,öfkeye Yaraları birlikte saracaktınız,nerde?
Vekilin maaşları artarken mutlusunuz Bu feryadı,bu zarı siz duyuyor musunuz Vicdanlar huzurlumu?rahat uyuyor musunuz? Herkese huzur güven verecektiniz,nerde? |
||
|
32 ANAM A
Bir masal gibi geliyor,anlatılanlar bana Meğerse neler,neler borçluymuşum ana’ma Geceleri bölerek uykusunu,o bana Emzirir,doyururmuş,sallar imiş daima
Dünyaya getirirken katlanmış sancılara Benim için katlanmış,o bunca acılara Her hasta oluşumda,halime yana,yana Uyumadan erermiş,ikinci sabahlara
Karnı doysun diyerek pişirmiş de aş vermiş Bana kendi teninden,göz,kulak ve kaş vermiş Benim için yıllarca gözlerinden yaş vermiş En yüce,en kutsaldır,mukadderdir her ana
Ödenmez ana hakkı,ezer geçer insanı Unutmam,unutamam canıma can katanı Bir anamı değişmem birde ana vatanı Sever ana yüreği yangın olsa her yanı |
||
|
33 BİZ POLİSLER
Biz polisler muhtacız insafa ve sevgiye Muhtacız güler yüze,tatlı söze, her şeye Kapı,kapı beklerken her şeyi biteviye Hasretiz dil ucu, hatır soran ilgiye
Bizle ilgilenen yok,yok hiç halden anlayan Bir yanda hüsranımız, bir yanda göz, ağlayan Ne bu çile bu zülum insanlığa sığmayan Derdiniz ne diyen yok,yok hiç halden anlayan
Hak aramaya kalkışsan, üstler başkalaşmasa Meslek gerçekten güzel şu himaye olmasa Diyorlar ki istifa et işine gelmiyorsa Nasıl gidebilirsin ki hizmet seviliyorsa
Çalışır başarırım, görevi öz veriyle Bakmasalar astlara hor bakan, gözleriyle Kırmasalar gururları o çirkef sözleriyle Bakmasalar tepeden caka satan pozlarıyla
Küçümser bakışlarla kırmasalar gururumu Yalan söylemezmiş amir,haşa Tanrının oğlumu Söyleyin insan oğluna bunca itimat olur mu Elbet bunlara karşı korurum onurumu
Tanrı yalanla mı yoğurmuş astın dilini Ezelden yalan söylemez mi yaratmış amirlerini Kimler tayin edecek polisin kaderini Kim uğraştı gidermeye ,derdini, kederini |
||
|
34 VERİLMEDİ
Düşünme diyorlar bana yarını Zaten düşünecek ser verilmedi. Küstürme diyorlar sen dostlarını Bana insanlıkta yer verilmedi.
Umut dünyasına sırt dönüp yattım Sevmek ve sevilmek değilmiş hakkım Gönül kapısını çoktan kapattım Sevebilecek bir yar verilmedi.
Çok emek vermiştim emellerime Çok şeyler yaptırdım ben ellerime Çok sözler dolandı durdu dilime Basında bir satır yer verilmedi.
Şu binanın,şu yolların,evlerin Mimarıdır onun yapan ellerim Karşılığı hani emellerimin Terime karşılık ter verilmedi. |
||
|
35 SABIRLI OLUNMUYOR
Her geçen olayı hayıra yorduk Bazen aldatıldık bazen dövüldük İş istedik, azarlandık,kovulduk İnsanın değeri bilinemiyor.
Neşeden değil de,kederden güldük Madden yaşarız da,manense öldük Neler gösterdiler,neleri gördük Sorunlara çare bulunamıyor.
Sabrettik,bekledik bu sis gitmiyor Çoklar bile,gözü aç’a yetmiyor Elemlerim saya,saya bitmiyor Post büyük,kılları sayılamıyor.
Yoksulluk solumda,çile sağımda Aç adımlar dolanırlar ovamda, Ne kanaat,nede insaf ağamda Köylülere hizmet sunulamıyor.
Soyula,soyula döndük üryana Revamıdır,bu haksızlık yapana Köle gibi bakıyorlar insana Bir ömür,sabırlı olunamıyor |
||
|
36 UTANMALI
Açıldı alınlar,ağardı saçlar Geldi geçti,nice yazlarla kışlar Bir yanda toklar var,bir yanda açlar Yalanla dolanan dil utanmalı
İnsan aha geldi,gidiyor aha Nesline bir eser vermeli deha Zaman sayfasından bir yaprak daha Çevrilir,çeviren el utanmalı
Çılgınca koşarlar eğlencelere Kumar oynar acımadan binlere Her yılın sonunda son gecelere Saygılı olmayan kul utanmalı
Nice yıllar gelmiş,geçmiş, geçecek Nesiller değişmiş ve değişecek Bir gün idealim gerçekleşecek Gelecekten geçen yıl utanmalı
Zaman hunharca harcanıyorken, Yelde saman gibi savruluyorken Fezanın sırrına varılıyorken Yanlışa uzanan yol utanmalı |
||
|
37 ON KASIM
Hüzün doldu insanlığın gönlüne Bir matem yağmuru oldu, on kasım Ulu önder teslim olmuş ölüme Dünyayı kedere boğdu, on kasım
Yapraklar sararıp kalmış dalında Acı haber tüm dünyanın dilinde Bir millet ağlıyor mendil elinde Milletimi öksüz kıldı, on kasım
Acımıza tanık akan yaşımız Uçmaz oldu semalarda kuşumuz Büyük önderimiz,yüce başımız Can vermiş,cihanı yaktı, on kasım
Milyonlar ağlıyor,böyleymiş yazgın Bu millet kederli,bu millet üzgün Ecel yalın pala,azgın mı azgın Bütün sevinçleri,sildi, on kasım
Türk’üz dayanmışız nice acıya Gönlümüzde bir yer açtık Ataya Bir öldü,başladı, bin yaşamaya Yüreklerde acı kaldı, on kasım
Ey aziz milletim atam ölmedi Ey insanlık, onu ecel almadı Daha da güçlendi,fikri solmadı Atatürk’ü kabullendi, on kasım |
||
|
38 BEN POLİSİM
İşim umut yapmak,umut yıkamam Nankör emellere dostça bakamam Masum göz yaşına,seyre kalamam Masuma kurbanım,yaralansam da
Ben maşa olamam hınçlı ellere Rezil,rüsva diye düşmem dillere Geçit vermem asla pis emellere Huzura kurbanım,sıralansam da
Fedakarca hizmet benim amacım Milletin acısı,benimde acım Düşküne dost,çaresize ilacım Düşküne kurbanın,karalansam da
Namuslu kişidir eşim ve dostum Düzeni korumak,amacım,kastım Kalbura çevrilse,delinse postum Vatana kurbanım,paralansam da
Ben polisim, halka hizmettir işim Kanunu, nizamı kabullenmişim Adalet uğruna çok can vermişim Hukuka kurbanım,candan olsam da |
||
|
39 OZANCA SÖYLER
Bir ozan ki a |