Doğduğunda sevinenler yaşamında yanında olanlar öldüğünde ağlayanlar en yakınlarındır.                 Hayat bir ağacın kendisi ise umut gölgesidir.                            Duygular içimizdeki volkanın lavlarıdır. İçimizde bizimle yaşar dışa çıkınca başkasını yakar.  Y.DEĞİRMENCİ    

 

SERBEST DUYGUSAL ŞİİRLER

 

 

  ULAŞIM İÇİN   Ev 0266 2415569 CEP 053332472675

1---BİR BEN MİYİM 

 

Hayat içinde pasif

Yaşam boyu hiçliklerle

Yaşayan bir ben miyim? sadece.

 

Bir yanımda yoksulluk

Bir yanımda cahillik

Sonumu sormayın sakın

Benim sonum bir bilmece.

 

Bir çıkış yolu arayan benim

Engeldir çaresizliklerim

Umutsuz olan bir ben miyim

Yok geleceğimde güvence.

   
 

2-- YALNIZLIK

 

Yalnızlık paylaşılmıyor

Bir kişiyi yeniyor

İki kişiye yeniliyor.

 

Yalnızlık görünmez hissedilir

Mağlup edebilmek için

Dost yanına gidilir.

 

Yalnızlık  bir cendere gibidir

Tek olanı sıkar

Dumansız ateştir

Sinsi sinsi yakar.

 
   

3-- O HİS  Kİ

 

O his ki!

Hayallerimi sarartan sonbahar

Yaprak, yaprak dökülen umut

Semaya kanat açan gaye

Uzanıp erişmek zor.

 

Hayat perde,perde rüyalarımda

Geçmiş, takvim,takvim gerilerde

Zaman su gibi akıp gitmekte

Yarışmak zor.

 

İçimi dolduran karamsarlığım

Özlemlerim zihnimi kemiren

Hislerim, duygu selinde boğulan

Barışmak zor.

 

O his ki !

Göremediğim sima

Kuraklaşmış umut gölü

Zifiri karanlığı hayatımın

Vazomun sararmış gülü

Konuşmak zor.

 

O his ki

Sonsuzluğa uzanan dünya

Kıvrım, kıvrım dalgacıklar

Refah ülkesinden gelen mektup

O his okur , onu anlatır

Görüşmek zor.

                        Şubat 1969

4--ÇARESİZ 

 

Kadehlerde ne yitirdin,

Ne ararsın.

Teselliyi şişelerde bulamazsın

Cihana mutluluk dağıtan talih

Başına dert açmış

Ne yaparsın.

Kendine acımakla

Kazanamazsın.

Çaresizliğine sarılmakla

Harcanırsın.

Ağlamak çözüm değil çaresizliğe

Toparlanmalısın.

                                   Haziran 1968

   
 

5---MEVSİMLER  BOYU

 

Mevsimler boyu geziniyorum,hayallerimin peşinde.

Her mevsime benziyorum,her mevsimin bitişinde.

 

Bir yaz günüydü !

Şimşekler çaktı gök yüzünde

Arkasından  haşin bir dolu

Yağdı bütün hıncını alırcasına

Kırdı kafayı kolu

Bütün haşmetini gösteriyordu

Sanki kızgındı, öfkeliydi bana

Adeta dövmek istiyordu

Bilmiyor ki!

Ben ezelden dövülmüşüm.

                    

Son bahar öz benliğini koydu ortaya

Yapraklar saçlar gibi tek,tek düşüyor yere

Tabiat benimle bitkin,benimle dertli

Ağlıyordu son bahar akşamları

Tıpkı benim gibi.

 

Kış acımasız,soğuk tatsızdı

Yer yüzünü örttü beyazlar

Dünyanın güzelliğini kapattı karalar

Yıldız,yıldız uçuşarak saçlarıma konuyorlar

Bilmiyor ki saçlarım kardan da beyaz.

 

Baharda seller gibi coşkularım

Kar erir ben eririm

Toprak canlanır,

Ben heyecanlanırım

Nisan yağmurlarını verir toprağa

Ben göz yaşlarımı veririm.

 

Her mevsime benzerim,her mevsimin bitişinde.

Mevsimler boyu gezerim, hayallerimin peşinde.

                                               Mart 1968 

 

6-- BAŞLAR VE  BİTER

 

Sevginin yeşerdiği  yerde

Yaşadığı gönülde

Kin olmaz, nefret bulunmaz

Biter karamsarlıklar

Dostluklar bozulmaz..

 

Sevginin bittiği yerde

Umut biter,tükenir

Öfkeler filizlenir.

Dostluklar kirlenir.

 

Yolculuğun bittiği yerde yol

Hayatın bittiği yerde her şey biter

Bir cansız mezar kalır

Üstünde otlar biter.

 

Kıskandı mı insanlar dünyanın dönüşünü

Dünya döndüğü müddetçe

Gece başlar ,gündüz biter

Gündüz başlar, gece biter

 Her gecenin bitişinde

Her gündüzün gelişinde

Binlerce ömür  başlar

Binlerce ömür biter.

                        Ekim 1968 

7--DERTLİYİM

 

Usanmaz çekenler derdini söylemekten

Mutlu olan, haz duymaz dertleri dinlemekten.

 

Ruhumda kasırgalar esiyor

Kara bulutlar başımda

Şimşekler çakıyor beynimde

Karamsarlığım yüreğimde

Yılgınlığım var içimde

Kimsenin umurunda değilim

Sarım,sarım olmuşum

Derdimde dertliliğimde.

 

Kırık gurur  sadece bendemi

Yoksa herkes de benim gibimi

Neresinden başlasam hayatın

Neresini anlatsam size

Faydası olmayacak biliyorum

Katkı yapacağım öfkenize.

 

Tamiri mümkün mü kırık gururun

Hakikaten tatlımıdır yaşamak

Çocukluğum bir hayal mi idi

Ne söyleyeceksiniz

Bana siz

Aydınlık  dünyaya bakan

Bir umut penceresi açabilir misiniz?

Mutluluğu gösterebilir misiniz?

Muhtaç olduğum pencereden

Özlemlerimi görebilir miyim?

 

Sevilmeye layık

Sevme hakkına sahip

Her mutlu insan gibi

Mutlu olabilir miyim

Mutlu ölebilir miyim.

                        1968 

 

8—NE  ÇIKAR

 

Ne çıkar böyle yaşamaktan

Neden hoş gelir size meyhane köşeleri

Buralar dost değildir hiç birinize

Yolunu yitirmişlerin teselli yuvası

Çaresizlerin uğrak noktası buralar

Bu ıstırap çukurunda boğulmaktan

Ne çıkar.

 

Hep zulüm geliyor aklınıza

Yıkmak istiyorsunuz dünyayı tek başınıza

Harap olmuşların şerefine

Kadeh tokuşturuyorsunuz

Esir alıyor alkol sizi

Unutuyorsunuz kendinizi.

Çaresizliğe içiyorsunuz

Gizliyormuşçasına Çaresizliğinizi

Çabasız ,gayretsiz olmaktan

Taş altına el sokmaktan

Kaçınmaktan

Ne çıkar.

 

Bir yol aranmalı

Bir çare bulunmalı

Alkolün esiri olmaktan

Böylesi yaşamaktan

Şişeler denizinde boğulmaktan

Ne çıkar.

 

Meyhane köşeleri dost değildir insanlara

El uzatmaz düşkünlere buralar

Yolunu yitirmişlerin teselli yuvası bu çatılar

Harap olmuşların barınağı

Sağ iken ölmüşlerin kahır yuvası

Böylesi yaşamaya  yaşamak denmez

Dünyadan el çekilemez

Esir olunmamalı şişelere

Bel bağlanmamalı kadere

Böyle yaşamaktan

Ne çıkar.

            II

Yaşamak denilemez böylesine

Dedelerin mirası olmasın keder

Babaların mirası  olmasın çile

Silkinip, dile gelelim dile

Hep birlikte diyelim yeter, yeter

Silelim çaresizliği

Kafa tutalım tembelliğe

Bizim mirasımız sefalet olmamalı

Çocuklarımıza, gelecek karanlık bırakılmamalı.

 

Atın korkuları yüreğinizden

Bir yol bulalım beraber

Çareler arayalım

Bizi,bize verecek

Bir ufuk açalım yarınlara

Bir umut bırakalım çocuklara

Bir örnek olalım yaşayanlara

Bir yol bulalım, bir yol

Akıbet ölümle noktalanmadan.

 

9--GECELERDE YALNIZLIK    

 

Akşam döndüğümde eve

Uğultu kulaklarımı

Yalnızlık odamı dolduruyor.

Özlemlerimle kavruluyorum

Kitaplarım dost

Sigaram tesellim oluyor.

 

Kahrediyorum

Kapıyı pencereyi kapatıyorum

Birileri seslensin  istiyorum

Bir ağırlık çöküyor üzerime

Nasıl girdi içeri bilmiyorum

Doluyor uyku gözlerime.

 

Bir rüya görüyorum

Rüya alemine dalıyorum

Mutlu insanlara tanık oluyorum

Zifiri geceyi unutuyorum

Sabah olmuş uyanıyorum

Güneş dayanmış duruyor perdede.

 

Ekmek parası için caddelere dökülenler

Okul yolunda yedi yaşında bebeler

Sabah olsa da, güneş doğsa da

Benim sabahım olmuyor

Benim güneşim doğmuyor

Karanlık yalnızlığım

Aydınlanmıyor.

                        Ocak 1969

10   GÖZ YAŞIM FEDA

 

Gerçek olmayan bu sözü hep söylerler

Erkekler ağlamaz derler

Oysa ki ben

Göz yaşlarımla yazıyorum hatırlarımı

Yazarken hatıralarımı

Kullanıyorum göz yaşlarımı

 

Kırılan umutlar

Bozulan hayaller

Karşılıksız sevgiler

Sinsi,sinsi içine akıtır

Akıtır erkeklerin göz yaşlarını

 

Gençlikte çekintiler düşmüşse payına

Acıları yudumlamışsa kırmızı şaraplarla

Ömür karamsarlıklarla  sürerse

Çekintiler düğümlenirse gırtlaklarda

Sessiz feryatlar varsa hıçkırıklarda

Ömür çile çekerek geçerse

İnsan ruhen çökerse

Ve

Çaresizliğe oyun bükerse

Umutlar dirilmezse

Harcayamaz mı insan

Harcayamaz mı göz yaşlarını

 

Kalemi oluyorsa kirpikleri

Mürekkebi ise gözyaşları

Kanlı göz yaşlarıyla

Doldurup da kalemini

Anlatmak istiyorsa özlemlerini

Anlatmak istiyorsa hayalini düşünü

Anlatmak zorundaysa hayal edişini

Feda edemez mi insan

Feda edemez mi birkaç damla göz yaşını

 

11   HÜRRİYET

 

Seni seviyorum hürriyet

Seninde sevmeni bekliyorum

Sevgi ile yaşamak istiyorum

Ne zaman ölüm gelse aklıma

Tanrıya, ikimiz için yalvarıyorum

Bizi,bize bağışla Allah’ ım diyorum.

Yada

Ölüm denen meçhule beraber götürmesini istiyorum

Anla seni seviyorum

Sensiz edemiyorum.

 

Beni sevdiğince yaşayacağım

Adeta tapacağım sana

Sevmediğince kahrolacağım

Karşılıksız sevginin uğruna

Mahşere kadar sana bağlı kalacağım

Hürriyet,hürriyet diye haykıracağım

 

12--MİSALİ

 

Hasret

Ruhumu doldurdu

Damarımda kan misali.

 

Özlem

Çevremi sardı

Girilmez orman misali.

 

Sevgi

Tutuyor ayakta

Derdime derman misali.

 

Ayrılık

Gölgemden farksız

Takipte insan misali.

                        Haziran 1969

13   KARANLIK SOKAKLAR

 

Loş bir sokaktayım bu ece

Size ıssız görünen bu sokak

Tıklım,tıklım doludur bence.

 

Bu sokakta ben varım

Yalnızlığım var

Haykırışlarım var

Göz yaşlarım var

Bunlar varlığımı hatırlatmaktalar.

 

Tik tak seslerine takılır kulağım

Masal anlatan kaldırım taşlarında

Şu merdiven taşını yastık yapanlar

Kaldırım taşlarını yatak yapmışlar

Bu çilekeş insanlar

Kandırılmışlar,

Aldatılmışlar.

 

Acılara katılmışlar

Açlıklara tutulmuşlar

Acıyan bulamamışlar

Bir dala tutunmamışlar

Hayat bu sokaklarda

Acı ile başlar.

Acıyan olmaz, acılı insanlara

Kahrederler aydınlıklara

Karanlıklar yorgan olur onlara.

 

14   BİLMİYORLAR

 

Bana berduş diyorlar.

El yordamı arayışlarım sonuçsuz

Hayal rüzgarlarında savrulan bir yaprağım

Bunu göremiyorlar.

 

Bana ayyaş diyorlar

Susuz ve çatlak  toprak gibi hayatım

Her kadehimde yalnızlığımı yudumluyorum

Kararsızlık karanlığında yolculuk yapıyorum

Fark edemiyorlar.

 

Bana serseri diyorlar

Ben, benden kaçan talihimin peşindeyim

Çölde vaha ararken hep serap görüyorum

İçimi duygularım kemiriyor

Istırabımı bilmiyorlar.

                        Mart 1970

 

15   SEN KAPAT DEFTERİMİ

 

Doktor yorma kendini

Otur da dinle beni

Yıllar yılı bekliyordum

Ecelin haberini.

Şunları söyle babama

Rahatsız ederse seni

Pes ettim anla beni.

 

Burada bindi dersin, cansız tahta atına

Beklemesin dönmemi

Gönlünce verdi dersin

Azrail’e elini

Bunları söyle babama

Rahatsız ederse seni.

 

Hatırama sen yazıver

Söylenen son sözlerimi

Kapatmak sana nasipmiş

Hatıra defterimi

Onu sen kapat emi.

                        11-7-1970

16  BAŞKENTTE Kİ   DRAM

 

Hepiniz geçmişsinizdir ulustan

Görmüşsünüzdür o boyacı çocuğu

Derme çatma bir sandık

Altı yedi yaşlarında bir yavru

Soğuktan üşümüş titremekte

Bir ekmek parası için beklemekte

Umudu dipdiri bu çocuk

Bilir misiniz hangi fakirin oğludur.

 

Hepiniz avuç açanları görmüşsünüzdür

Moraran bu ellere

Beş on kuruş vere,vere

Habersizmişçesine  bunlardan

Gitmişsinizdir evlere.

Bu acıklı manzara

İnsanlığın neresine ve nasıl konur.

 

Hepiniz zor taşıdığı testisinden su içmişsinizdir

Ekmek parası için çalışan yetimin

On kuruşa su satmak için boyun bükmekte

O çocukta mutluluğun özlemini çekmekte

Ak tepe de, Önder de, Balgat da  Üreyin de ve Mamak ta

Çamurlara batan yalın ayaklı bebeler

Aç karınla babalarının yolunu beklemekte

Başkentin göbeğinde, hüsranlar dop doludur.

 

Hayatı mutluluklarla süslenenler bunu bilemezler

Bilseler de sırt çevirirler

Görmekte istemezler

Ne bunlara acıyan var,

Nede yardıma koşan

Böyle gelmiş,diye böyle gitmemeli yaşam.

Ya yıkılan yuvaların sokağa attığı

Yada yoksulluğun bıraktığı bu çocuklar

Muhtaçtır sevgiye

Hasrettir,şefkate,

Hasrettir merhamete

 

 

Ya sosyal devlet bunlara el atmalı

Yada insanlar bunlara bakmalı

Bu çocuklar birer cevher

Yarınlar için bu fedakarlık yapılmalı

Bu çocuklar kazanılmalı

Bu çocuklar

Yarınların suç makinesi olmamalı.

Ocak 1970

 

17   SAATLER GÜLÜYOR GAFLETİMİZE 

 

Hayatın su gibi akışına kapılmışız

Kaptırmışız kendimizi gafletin girdabına

Eğleniyoruz yıl başların da, düşünmeden

Zaman sabun misali kayıp giderken elimizden

Unutmuşuz geçen seneleri

Unutturmuş yeni yılın eğlenceleri.

 

Bir umutla giriliyor yeni yıla

İnsanlar eğleniyor

Hayırlar dileniyor

Yeni yıl neler getirecek

Bilinemiyor.

 

Bir yıl daha yitirilecek insanların yaşamlarından

Düşünürler, kaybolan yıllara ağlayacak

Gaflet yay’ına tembellik okları takılacak

Zaman hedef olacak

Ölümüne atılacak.

 

Seneler akrebin ucunda dolaşacak

Aylar yelkovanla gezide

Geçen senelere bir sayfa daha eklenecek

Saatler çaldığı zamana sevinecek

Gafletimize gülecek.

 

Bir eksen etrafında çember çizerken saat

Zaman çalan eğlencelere akın devam edecek

Yeni yılların şerefine kaldırılacak kadehler

Geçen yıllar insanlığa kahredecek

Açılmayacak gaflet uykusunda ki gözler

Zaman, bütün anısızlığı ile yürüyecek

Saatler geçmişe nasıl gülüyorsa

Gelecekte de öyle gülecek.

 

Ağlayacak torunlarımız asırlar sonra

Zaman katili diye haykıracaklar bize

Övünç duymayacaklar geçmişleriyle

Kahırlar kapatacak, tarihleri

Tanık olamayınca anıtsal eserlerimize

İnanmayacaklar yaşayıp göçtüğümüze

Geri  çağıracaklar yitirilen zamanı

Giden geri gelmeyecek.

Saatler gülerek dönecek.

İnsanların ölümüne ağıtlar yakılacak

Bir müddet sonra unutulacak

Zamanın ölümünü hisseden torunlarınız

Mahşere kadar ağlayacak.

 

18   BU BİR TUTKU

 

Özgürlük,  bir tutku içimde

Rüzgar olup esen

Su gibi çağlayan

Derya gibi engin.

 

Sevgi  histir içimde

Atomlardan kozmik

Hakikatlardan hakikat

Gerçeklerden gerçek.

 

Duygu sözdür içimde

Bir ömür bir hayat

Sökebilirsen ,sök at.

 

Acılar hayatın tuzu, biberi

Bu bir sıkıntı ise  eğer

Neye yarar, kaldır at.

19   HOŞ GELDİN KIZIM  

 

Hoş geldin Dünyaya kızım

Dünya dedim de, düşünüyorum

Geldiğine seviniyorum.

Kurban edilen kızlar geliyor aklıma

Sana yarın neler getirecek bilemiyorum.

 

Menfaatlere kurban edilen kızları

Duyuyorum.

Biliyorum ,görüyorum

Ne gibi tedbirler almalıyım?

Seni nasıl korumalıyım?

Bilemiyorum.

 

Çırpınmalar

Gayret etmeler, kötülüğü gidermiyor

Caddeler ,sokaklar şahit

Tanıklık edemiyor.

 

Susarsa tabiat

Saklarsa insanlık

Nasıl ispat edilecek

Yarın neler getirecek

Yarını kim bilecek.

 

Büyüyüp serpileceksin

İnsanları göreceksin

İyiyi, güzeli, seçeceksin

Kötüden ,kötülükten, kaçacaksın

Böyle mutlu olacaksın

Kurulan tuzaklardan.böyle kurtulacaksın

 

İnsanlığı tanıtmadın diye suçlama beni

En iyi şekilde yetiştireceğim seni

Kötülüklerden korun

Uçurum başına gitme

Kötülük nerden gelir

Kim getirir bilinmez ki

 

Sezgilerine güven,  kendine güven

Hoş geldin kızın

Kızın beni sevindiren.

 

20  KENDİMİ ARIYORUM

 

Kendimi arıyorum mısralarımda

Bulmaya çalışıyorum kendimi

Kafiye oluyorum

Söz oluyorum

Hece oluyorum

Yinede bir bilmece oluyorum.

 

Arıyorum kendimi sayfalarımda

Hüzün oluyorum

Hicran oluyorum

Dert oluyorum

Yinede hasretle kavruluyorum.

 

Bazen bulur gibi oluyorum kendimi

Hayal oluyorum

Düş oluyorum

Gerçeği aramaktan yoruluyorum.

 

Şiirlerimi okuyanlar

Belki rastlayacaklar

Dert olacağım

Çile olacağım

Ben,beni anlatamayacağım.

 

Matematikçiler çözemeyecek

Felsefeciler alem ötesi görecek

Geçip giden zaman içinde

Bir bilmece diyecek

Fikirler yürütülecek

Bir karar verilemeyecek

Bir bilmece denecek.

 

21   GİZ

 

Hıçkırıklarla yutuluyor,

Hatırlara da sıkışıyor, kelimeler arasına

Açılmayan dosyalarda kalıyor hakikat.

İnsanlar onu anlamadan yaşıyor.

Her ölen bir hakikat götürüyor ardından

Ölenle birlikte gömülüyor.

 

Hakikat öyle bir tutku ki

Bulmadan söyleyemiyorum

Herkese benimsetemedikçe

İşte hakikat diyemiyorum.

Kendine göre her insanın gerçeği

Odak noktasında birleştiremiyorum.

 

İnsanlık aleminde yaşananlara bakıyorum

Hakikatı düşlerimde arıyorum

Hatıralar karıştırıyorum

Yaklaşır gibi oluyorum

Yaklaşıyorum

Görüyorum

Gösteremiyorum

Gösteremiyorum insanlara.

 

Ölen kendi hakikatini öldürüyor

Kapanan defterlerde gizleniyor

Yenileri için yeni sayfalar açılıyor

Benim gerçeklerim, bana kalıyor

Bunlarda benin giz’im oluyor

Her ölen bir hakikat götürüyor

Gerçekler öğrenilmiyor.

Bir giz olarak kalıyor.

22   YOLLAR

 

Dünyanın döşünde kıvrılan, yılan yollar

Ayakların altında ezilip, kalan yollar

 

Bu yolar ki, uzadıkça uzuyor

Bu yolarla beraber ömür bitiyor

Biten ömür içinde

Çileler uzuyor

Istıraplar uzuyor

Çekintiler uzuyor

Bir ekmeğin peşinde insanlar

Gurbetin yolarında .

 

Bir köylü,bir merkep  yolda

Eller ormana uzuyor

Yollar ormana uzuyor

Ağaç düşmanı baltayla beraber

Dağ yollarında .

 

Orman anılarıyla uzar köy sohbetleri

Soyguncudan, vurguncudan değil

Vahşi hayvan korkusundan

Ve birde ormancısından devletin

Uzar korkulu sohbetler

Dil yolarında.

 

23   HUZURSUZ BİR YUVADA

 

huzursuz bir yuvada sevginin yokluğu

Ölüme kucak açmış bir hasta aşk

Altı gözün  yaşları

İki kalbin hüsranı var.

 

Huzursuz bir yuvada

Bir ana,bir baba

Birde günahsız yavru

Üç kişinin kaderi var.

 

Huzursuz bir yuvada

Yaşamak lime,lime

Umut hayat cenderesinde

Bir yuvanın meçhule gidişi var.

 

Huzursuz bir yuvada

Sevgiden yana, iç içe iki kalp

Yılan yüzü gibi bir soğukluk

Yok olan mutluluk

Tatsız olan bir hayat

İki gönlün hicranı var.

 

Huzursuz bir yuvada

Büyük gözlerin yaşına bakan

Küçük iki göz var

Yarsı benim yarısı karımın olan

Bir öksüz var.

 

Huzursuz bir yuvada

Bir erkek, bir dişi

Her birinin bir gidişi

Ayrı bir düşünüşü var

Mutluluğun hüsrana dönüşü var.

 

24   AÇ ŞEHİR

 

Bir yanda ufuk,ufuk mutluluk

Bir yanda gün batımları kara

Bu şehirde acıyan,üzülen yok

Aç dolaşan adımlara.

Sokak ,sokak aç ANKARA.

 

Yıldız tepede

Ak tepede,şen tepede

Tepe,tepe açlık her evde, her ailede

Kimileri madden aç

Kimileri manen aç

Çokları sevgiye muhtaç

Katlanılır açlıklara.

 

Bu şehirde

Erkeğe aç kadınlar

Gözü aç dolaşanlar

Midesi boş olanlar

Gerçeğe muhtaç kalanlar

Herkesin bir açlık gösterisi var.

 

Işık,ışık sokaklar

Kat,kat  bindirilmiş binalar

Anakaradaki açlığı anlatıyorlar

Bu şehirde herkesin bir açlık gösterisi var

Rastlamak mümkün değil tok adımlara

Umut gün batımları gibi kara.

Bu şehir başkent ANKARA.

                                   Ağustos 1972

25   GECELERDE

 

Zifiri gecelerde

Bomboş kalan sokaklar

Sağır bir sessizlik

Bu sağır sessizlikte

Bir ben yürürüm, birde zaman.

 

Karanlık gecelerde

İnsanlık susmuş gibidir

Yatmaktadır asvalt,  boylu boyunca

Rüzgar ağlamaklı, hışırdamakta

Yataktaki gözlere uyku dolmakta.

 

Gecelerde açık kalan gözler 

Savaşmakta karanlıklarla

Yoksullukla haşır neşir kaynaşmakta

Gecelerde nice sırlar, karanlıkla kapanmakta

Kapanmakta kusurlar, günahlar

Sessiz inleyişlerle çekilirken ahlar vahlar.

 

Sır dolu karmakarışık düşünceler

Gecelerde çözülmez bilmeceler

Her şeyi yorgan gibi örter geceler

Ağlamalar, gülmeler

Sevmeler sevilmeler

Ve, daha neler, neler

Ben geceleri seviyorum

Keşke bitmese geceler.

 

 Bu bomboş sokaklarda

Bir kedi bir köpek

Birde elektrikli direk

Birde ben varım adım,adım yürüyerek

Gecelerin bildiklerine ortak

Neler bilir geceler neler  bilir

Ben diyemem neme gerek.

                        20-1-1973

 

26  BEN KIRLARIN ÇOCUĞUYUM

 

 Ben o şirin köyün, kırların çocuğuyum

Bu koca şehir’e hayat çekti getirdi

Sinemde dertler filizlendi

Karıştım kalabalıklara

Seç, seçebilirsen.

 

Ben o küçük köyün kapalı kadınlarını gördüm

Boyasız kızlarını sevdin zaman,zaman

Kızılay bana onları hatırlatıyor

Burada, kızlar pekte işveli

Minili, maksili

Dudakları boyalı

Yanakları mayalı

Gözleri sürmeli

Nasıl gönül vermeli

Nasıl sevmeli

Sev, sevebilirsen.

 

Ben köyümün sevgisiyle büyüdüm

Özledim sevenini,sevgisini

Bu şehirde yitirdim kendimi

Kalabalıklarda kaybettim benliğimi

Açamam  kimseye, gönül evimi

Al getir anahtarını

Aç, açabilirsen.

 

 Kader beni çeke,çeke getirdi

 Bu koca kent yedi,yedi bitirdi

 Dönüşüm her geçen gün zorlaşıyor

 İstesem de,istemesem de

 Bu kent benle kaynaşıyor

İstersen dene kaçmayı

Kaç, kaçabilirsen.

 

Ben kaçamadım,hiç kimse kaçamayacak

İyi,kötü güzel, çirkin, her şeye katlanacak

 Tozuna toprağına alışacak

İsini,pasını, hava ile alacak

Sonu malum ne olacak

Son nokta burada konacak.

                                   11-45—1972

 

27  BİR MEVSİM DAHA EKSİLDİ

 

Bir mevsim daha eksildi

Bir bahar daha geldi

Ağaçlar yeşili giyindi

Kırlar süslendi çiçek,çiçek.

 

Sevgiler yeşerdi yeniden

Seviler filiz verdi boy gösterdi

            Hevenk, hevenk.

Seven, arıdır her baharda

Sevilen, renkli bir çiçek

Seveni kendine çeker

                        Her ayrı renk.

Ben, ne sevildim, nede sevdim

Bahar benim neme gerek.

 

Bir mevsim daha eksilir ömrümden

Yakıcı sıcağını diker başıma yaz

Ben, çatlamış toprak gibi kavrulurum

Savrulurum kürek,kürek,

Bense bir günlük ömrü olan kelebek

Bahtıma isyan ederim kükreyerek

Bahar gelmiş bana ne

Konacak çiçeğim bile yok

Bahar benim neme gerek.

28   ÖLÜNCE 

 

Ölünce mezarlara çelenkler koyuyorlar

                        Çiçekleri renk,renk

Ben ölürsem mezarımda olmasın çelenk .

Bulunmasın bir çiçek, bir renk

İlada konulması gerekiyorsa

Karanfil kokmasın

Klayor olmasın

Yıldız bulunmasın

Gül konmasın

Zambak yer almasın.

 

Çelenksiz ölüme gidilmiyorsa

Yaban otlarından sarın simidimi

Menekşelerle döşeyin

Çayır çiçekleri ile süsleyin

Ben kırların çocuğuyum

Bunu unutmayın.

 

Sağlığımda alışamadım şehrin tantanasına

Bari mezarımı doğa ile besleyin

Mermer yapıtlı mezar istemem

Eşin toprağı

Dizin taşları

Yolun otları

Şehirden iz kalmasın mezarımda.

 

Çiçek parası

Çelenk parası

Mermer mezar parası

Ne lüzum bu telaşa

Ne gerek bu zahmete

Ceset toprağa karışır

Ruh rahmete kavuşur

 

Ne olur yapın dediklerimi

Bir kerecik sözümü tutun

Malum

Saygılı olunur ölülere.

 

29   KARMAKARIŞIK

 

Çok şeyler duyuyorum

Çok şeyler hissediyorum

Zihnim karmakarışık.

Sözler dolam,dolam dolanıyor dilime

Ve lakin ifade edemiyorum

Söylemesi öyle zor ki.

 

Kapalı bir kutuda duygularım

Dilime dolanır kalır

Dudağa yapışır anlatımlarım

Bazen gözlerimin pırıltısında

Bakışlarda anlam kazanır fikirlerim

Anlayabilseler ne var ki.

 

Nesine yaşamak diyorlar çilelerin

Nesinden söz ediyorlar

Bilinmez yasakların sebebi ne ki?

İnsanlar gülebiliyorlar yinede

Var olmak ağlamaktır bilene

Öyle akar ki.

 

Ömür kısa, yol uzun

Dar dünyaya geniş diyorlar

Yalan, vallahi yalan

Madem dünya genişte

Niçin insanlar sığmıyorlar

Neden, yeni dünyalar arıyorlar

Birbirini yiyorlar

Neden öldürüyorlar

Dünya fındık kabuğu kadar

Öyle dar,öyle dar ki.

 

30  DUR  BEKLE

 

Elek, elek elensek de

Sıkılsak cendere,cendere

Beklesek, yargının kapılarında

Dolansak Danıştay, Yargıtay  insan hakları

Hak, verilmez alınır hukuki savaş ile

Alacağız sabırlı ol, azimli ol

Dur bekle,dur bekle.

 

Vatandaşın canını korumak

Malını korumak

Hukukunu korumak

Ne büyük şeref bizlere

Kendi hukukumuzu koruyamamak

Bizi üzer için,için

Sabırlı ol polis kardeşim

Dur bekle,dur bekle.

 

Ödevine karşılık iste hakkını

Tepede hep aynı nakarat

Onlar yapışmışlar koltuklarına

Oradan nasıl kalkarlar

Bizimle birlik olsalar

Bizi anlasalar

Bizle adım atarlar

hak almak için çalışılmalı

geç olsun güç olmasın alışılmalı

kanun adamı saygılı olur kanuna

saygılı ol dur bekle dur bekle

hak emekle alınır, emekle.

31   POLİSE  SOR

 

Direk,direk dikilmek geceler boyu

Uykusuz,yorgun ve bitkin

Çat,çat ayazlarla boğuşmak

Bilir misiniz ne demektir?

Sen anlayamazsın

Polise sor, polise.

 

İmkansızlıklarla hizmet etmek millete

Her gün dört saat feda etmek, sekiz saatten sonra

Enerjini bitirmek kutsal görev uğruna

Ve karşılığını alamamak

Bilir misiniz ne demektir?

Sen anlayamazsın

Polise sor,polise.

 

Emek ,emek enerji harcamak

Uğraş vermek kanunsuzlara karşı

Suçluların korkulu rüyası olmak

Huzuru korumak

Düzeni sağlamak

Ve

Feda edilmek bir hiç gibi

Emeğin karşılığını alamamak

Tadamamak bir ilginin sıcaklığını

Ezilmek kompleks ler içerisinde

Hakir görülmek kapılarda

Bilir misiniz ne demektir?

Sen anlayamazsın

Polise sor,polise.

 

32   TUTKULARIM

 

 Bir ateştir duman,duman içimde yanan

Soğuk,soğuk, ılık,ılık rüzgardır

Buram, buram  tüten dumandır

Kıvrım ,kıvrım alevdir

Estikçe esiyor

            Delicesine, mertçesine.

Coştukça coşuyor

            Yercesine bitirircesine.

 

Bende yandı

Bende tüttü

Bende bitmesin

Yanmaya devam etsin oğlumda

Tütsün tütebildiğince torunumda

Essin delicesine ,mertçesine

            Essin torunumun torununda.

 

Essin ve bitmesin bende başlayan kavga

Tarihlere ilke,ilke yazılsın

Menfaatçilere mezar kazılsın

Yoksulluk yok olsun yuvalardan

Çekintiler olsun bertaraf

Siz hayal deseniz de bir gün gerçekleşecek

Yoksulluk kalmayacak benin ülkemde .

Güllük gülistanlık olacak her taraf.

 

33   BACIM

 

Ağlama bacı düşkünlüğüme

Akıtacaksan göz yaşlarını

Sevinçten  yaşarsın gözlerin.

Yo,yo,yo, sakın ağlama

Yazık olur gözlerine.

Ben acınacak biri değilim

Üzülme ,ağlama, ölecek diye

Bir ölür, bin diriliriz biz.

 

Bir gün sevinçten yaş dökecek gözlerimiz

Kalkacak ezenin zumlu

Ezilen olmayacak yaşamda

Düzenin dişlileri kıymayacak kimselere

Uzakta değil uzanacağımız umutlar

Mücadelemizin sonunda

Şafak ağardığında

İşte orda

 

Ben yeneceğim üzüntülerimi

Sileceğim öfkemi

Herkes gibi güleceğim

Olsam bile mezarda.

34   VUR   DEMİRCİ 

 

Vur çekici demirci

Öfkeyi bağrından söker gibi vur.

Ez demiri demirci

Zulmeden başları ezer gibi vur.

Kır kelepçeleri kollardan

Kır yasak levhaları

Kır ki!

Yarınlardan

Umut aksın

            Bilinç aksın

                        Şevk aksın.

 

Yarınlar gülistan olsun istiyorsan

Mezar olmasın diyorsan torunlarına

Vurman gerek.

Çileye,yasağa, haksızlığa

Göğsünü germen gerek.

Ölenlerin hesabını sorman gerek.

Senden yarınlar için ne istenirse

Yüksünmeden vermen gerek.

Bir gün ozanlar yazarlar destanını

Öfkene gem vurman gerek.

Umut uğruna

            Aydınlık uğruna

                        Yarınlar için

Sabırlı olman gerek.

Davanı sahiplenip

Destek olman gerek.

Tek bir yumruk

            Tek bir yürek

Kalman gerek.

İşte o zaman illetler  bize vız gelir vız

Gelemez üstümüze düşmanlarımız.

 

38   ZİRVEDE Kİ DÜŞÜNCE

 

Dışı kalay, içi bakır insanlar

Hep zirvelerde yetkili.

İçi kalay, dışı bakır olanlar

Ayaklar altında öfkeli.

 

Dönebildiğince dönüyor

Hız almış menfaat çarkı.

Tersine döndürmek zor

Oluşum tersine akıyor.

 

Arsızlık motopomp olmuş

Menfaat emme basma tulumba

Düzen denizi platolara uzanmış

Enginler saman dolu galiba.

 

Samanın altından yürütüyorlar suyu

Denizlerde boğuyorlar

Ovalardan kovuyorlar

Platolara koymuyorlar

Yoksulluk çölünü gösteriyorlar

Çölde yetişsin isteniyor pek ala

Dürüstlüğün gereği.

Zirvedeki düşünce ne ola

Göremiyor gerçeği

 

39   ATAMALAR

 

Bir yetkili atanır başımıza

Gelir, başlar görevine

Kaşları, çatık mı çatık

Suratı, asık mı asık

Hep doğruluktan dem vurur

Dürüstlük tavsiye eder mahiyetine

Ürküntü verir eğriliğe davranışları

İçin,için sızlanmalar başlar

Seversin adamı, dürüsttür diye o an

Suratı asık, kaşları çatık olsa da.

 

Aylar, aylara eklenir

Adamdan icraat beklenir

Yerleri değişir şeflerin

Adam gözlerini açar

Yüzü gülmeye başlar yavaş, yavaş

Haşlamaya başlar mert olanları

Hırsızı, arsızı,yaltakçıyı okşar

Doğrusu tiksinirsin davranışlarından

Yüzü güleç olsa da.

 

Depreşir doyumsuz arzuları

İster, hep ister,  istediklerinden

Hırsızlar getirir verir

Arsızlar getirir verir

Gün gelir bıkar vermekten

Bir madik atıverir.

 

Acınırsın o andaki zavallılığına

Nedense tahkikatına katılır hile

Çıkmaz kokusu yediği haltların

Dalkavuk tanıklık yapar

Yalan yorganları  örtüverir hatayı

Kurtarırlar haytayı

Yaptığı suç olsa da.

 

O ihtirasları için yıkar güzellikleri

Tanınmasın diye yeri değişir

Bir başka yetkili atanır yerine

Üzülerek teşkilatının kaderine

Didinir çabalar,çalışır

Tamir eder kırılan gururları

Yıkılan güveni yeniden tesis eder

Yılmadan yorulmadan çalışır

Yapması güç olsa da.

40   HEY  GİDİ  ADALET  HEY

 

Düşmüştür gurbete

İşsizdir, aşsızdır, parasızdır

Günlerce aç kalmıştır, uyumamıştır

Garip bir ekmek çalsa bir fırından

8 yıl ceza alır.

bir banker ekranlarda haykırarak

Ülkeyi dolandırsa

Borcu devlete kalır.

 

Bir memur dedikodulara karışsa

İlden ile sürülür

Bir bürokrat devleti yutsa

Makam mevki verilir

Vay anam vay

Say anam say

Hey gidi adalet hey.

 

.

41  İSTANBUL SAHNESİ 

 

Herkes sevgisinden bahseder İstanbul’un

Kimileri altındır der, taşına, toprağına

Kimisi, dalar gider boğazın sularına

Kimisi, boğaz kıyılarında ki yeşili

Semtler arasındaki farkı düşünür kimileri

Herkes İstanbul’u düşünür

İstanbul’u hayal eder

Köyden kopan delikanlılar

Akın,akın İstanbul’a gider.

 

Bazıları, sorunlarını yetkinin

Bazıları, özlemini martı sesinin

Bazıları, rollerin paylaşıldığı çarkı

Bazılarının ağzında hep aynı şarkı

<<İstanbul’u düşünüyorum gözlerim kapalı>>

 

Bazıları bölümlerini İstanbul piyesinin

Bazıları, aktörü olurken zevkin ,neşenin

Bazıları da dostudur, meyhanenin, şişenin

Ve de kurbanları derdin, çilenin

Açlıktan ölümü umut edip gelenin.

 

Bir çokları aşılar İstanbul sevgisini

Bir çokları da görür, kir  dolu köşesini

Kimileri ,örtmeye çalışsa da üstünü

Kimileri, seyre dalar vapur iskelesini

Bazıları tümüyle İstanbul sahnesini

Düşünür de  sorunları çözemez.

Bazıları görür de söyleyemez.

 

Çokları seyre dalar İstanbul piyesini

Bense hep düşünürün, perdenin gerisini

Düşünürüm,düşünürüm kulisin  ötesini

Gizlerler söylemezler

Pazarlıklar yapılır buralarda

Perde arkalarında

Kulis aralarında

Buralarda seçerler

Kurbanlarını da.

 

Bir tarafta

Köprü altlarında kimsesiz aç çocuklar

Bir yanda tiner kullananlar

Bir tarafta otomobil çalanlar

Kapkaç yapanlar

Soygunlar

Hırsızlıklar

Arsızlıklar

İstanbul kazanında

Huzursuzluk kaynar

Bunları planlayıcılar

Perdenin arakasındalar

 

42   EŞİTLİK

 

Eşitlik tutkusudur sevdam

Gönül eşitliğe aşık, sırılsıklam

Yetmiyor korumaya, yasaların yasakları

Eşit doğmak kadar haktır eşit ölmek

Yasaklar yetmiyor

            Yetmiyor arzu edilmedikçe.

 

Eşitlik ilke,ilke hakim olmalı cihana

İhtiraslar körüklememeli savaşı

İnsanlar sevgi ile sıkabilmeli

Kendine uzanan eli

Dünya döndükçe

İnsanlar üredikçe

Eşitlik gözetilmeli.

 

Eşitlik üzerine kurulmalı düzenler

Bir komşu aç ölürken diğeri üzülmeli

Tok olan,aç olana, vermesini bilmeli

Birilerinin ayağı değmezken toprağa

Yekdiğeri ömrünce yürümemeli

Eşitlik korunamaz

            Bu amaca erişmedikçe.

 

Sözde değil, özde aranmalı eşitlik

Yasaklar herkesi bağlamalı

Çıkarlar eşit dağıtılmalı

Uğruna kurban olunmalı

Eşitlik yaratılmalı

Ne sevgi kalır insanlıkta

Ne de saygı yer alır

Bu gerçek görülmedikçe.

43   ASILANLAR OYUNCAKLAR

 

Hep oyuncaklara mı takılacak ilmikler

Ekranlar tırmalamıyor kulakları

Duyulanlar suça delil olmuyor

Ellerimizle yaratıyoruz suç makinelerini

Sonrada imha ediyoruz birer,birer

Maşalara takılıyor kelepçeler.

 

Can alan tetikler, yüzük oluyor parmaklara

Haber diye cesaret yükleniyor ekranlara

Sapık ideolojiler aşılanırken delikanlılara

Genç zihinler kin ile doldurulurken

Bir genç,bir genci vururken

Sokakta kardeş kanı buharlaşırken

Bir can zamansız alınırken

Suçlu diye nefretle bakıyoruz

Bir piyonu yakalıyoruz

Hayatını karartıyoruz

Hapse atıyoruz.

 

İhtiraslar uğruna bunları kullananlar

Dipsiz yalanlarla, halkı aldatanlar

Kardeşi kardeşe düşman kılanlar

Hiç mi taksiratı yok bunların

Görülmez vahşeti

Adı  gizlenir canavarların.

Yağlı ip bunlara yakışmıyor mu

Hep maşalar mı yakılacak

Oyuncaklar mı asılacak.?

 

44   ÇERNOBİL

 

Uyaran bir örnek , Çernobil

Tabi ki enerji kullanılacak

Uranyumdan faydalanılacak

Radyasyon ne olacak

Tehlikenin ta kendisi

Felaketimiz olacak.

Çareler aranmazsa

Yarınların vebalini

Bu günler taşıyacak.

 

Yarış içinde ülkeler

Birlikte alınmalı önlemler

Ülkeler birleşmezse

Önlemler yetmezse

Geleceğin sonunu

Bu günler hazırlayacak.

 

Her ülkede Çernobiller olacak

Zararları güç yetmez boyutlara varacak

Yararları unutulacak

Bıraktığı acılar hatırlanacak

Tarih, sayfalarında geçmiş

Lanetle anılacak

Lanetler yağdıracak.

 

Sonu hazırlanıyor dünyanın

İhmaller göz göre, göre

Radyasyon dağılınca atmosfere

Kendi mezarını kazmış olacak insanlık

Nuh tufanı gibi dünya ateş dolacak

Musibet halini alırsa teknoloji

İş işten geçmiş olacak.

Kötü niyet, güç ile birleşince

Kudurdukça kuduracak

İnsan insanın Azrail’i olacak.

 

45   ACILAR

 

Hoş görü ile bakıyorum hayata

Hataları iyi niyetle karşılıyorum

Hep iyimser düşünüyorum

İyi yönleri ile değerlendiriyorum

Yinede hafiflemiyor kederim

Gün geç tikçe artıyor

Nedenleri çözemiyor

Üzülüyorum.

 

Kahrediyorum kendi kendime

Kişiler var, nasihat dan almıyor

Kişiler var, bir kenarda kalmıyor,

Yetkililer mahiyetine hakim olmuyor

Siyasi isteklere karşı koyamıyor

Olmuyor

            Olmuyor

                        Olmuyor

Acılarla dolmuş gönlümüz

Yüklenmişiz acıları

Acılar baş tacı

Acılar karın doyurmuyor.

46   BABA İLE OĞUL

 

Baba olmak

Her hakka sahip olmaksa

                        Babalık kolay.

Baba olmak

Evladı hayata hazırlamaksa

                        Babalık zor.

İlk zora katlanamazsa babalar

Zorluklara evlatla beraber katlanırlar.

 

Baba oğla muhtaç

Oğul ise zaten aç

Baba yorgun,kırgın ve yaşlı

Oğul,çaresiz ve üzgün bakışlı.

 

Babanın yaşı kemale ermiş

Oğluna sadece bir hayat vermiş

Yaşı  yetmişe gelmiş

Umudu tükenmiş

Güçü bitmiş

Umutsuz mu umutsuz

Mutsuz mu mutsuz.

 

Baba

Oğlun gözlerine bakıyordu

                        Üzgün,hüzünlü

Oğul

Çaresizliğe teslim olmuştu

                        Bu günlü,dünlü

İlk zorluğa göğüs geremezlerse babalar

Tüm zorluklara evlatla beraber katlanacaklar.

 

47   GEÇMİŞTEN GELECEĞE