SERBEST DUYGUSAL ŞİİRLER
| ULAŞIM İÇİN Ev 0266 2415569 CEP 053332472675 | ||
|
1---BİR BEN MİYİM
Hayat içinde pasif Yaşam boyu hiçliklerle Yaşayan bir ben miyim? sadece.
Bir yanımda yoksulluk Bir yanımda cahillik Sonumu sormayın sakın Benim sonum bir bilmece.
Bir çıkış yolu arayan benim Engeldir çaresizliklerim Umutsuz olan bir ben miyim Yok geleceğimde güvence. |
||
|
2-- YALNIZLIK
Yalnızlık paylaşılmıyor Bir kişiyi yeniyor İki kişiye yeniliyor.
Yalnızlık görünmez hissedilir Mağlup edebilmek için Dost yanına gidilir.
Yalnızlık bir cendere gibidir Tek olanı sıkar Dumansız ateştir Sinsi sinsi yakar. |
||
|
3-- O HİS Kİ
O his ki! Hayallerimi sarartan sonbahar Yaprak, yaprak dökülen umut Semaya kanat açan gaye Uzanıp erişmek zor.
Hayat perde,perde rüyalarımda Geçmiş, takvim,takvim gerilerde Zaman su gibi akıp gitmekte Yarışmak zor.
İçimi dolduran karamsarlığım Özlemlerim zihnimi kemiren Hislerim, duygu selinde boğulan Barışmak zor.
O his ki ! Göremediğim sima Kuraklaşmış umut gölü Zifiri karanlığı hayatımın Vazomun sararmış gülü Konuşmak zor.
O his ki Sonsuzluğa uzanan dünya Kıvrım, kıvrım dalgacıklar Refah ülkesinden gelen mektup O his okur , onu anlatır Görüşmek zor. Şubat 1969 |
||
|
4--ÇARESİZ
Kadehlerde ne yitirdin, Ne ararsın. Teselliyi şişelerde bulamazsın Cihana mutluluk dağıtan talih Başına dert açmış Ne yaparsın. Kendine acımakla Kazanamazsın. Çaresizliğine sarılmakla Harcanırsın. Ağlamak çözüm değil çaresizliğe Toparlanmalısın. Haziran 1968 |
||
|
5---MEVSİMLER BOYU
Mevsimler boyu geziniyorum,hayallerimin peşinde. Her mevsime benziyorum,her mevsimin bitişinde.
Bir yaz günüydü ! Şimşekler çaktı gök yüzünde Arkasından haşin bir dolu Yağdı bütün hıncını alırcasına Kırdı kafayı kolu Bütün haşmetini gösteriyordu Sanki kızgındı, öfkeliydi bana Adeta dövmek istiyordu Bilmiyor ki! Ben ezelden dövülmüşüm.
Son bahar öz benliğini koydu ortaya Yapraklar saçlar gibi tek,tek düşüyor yere Tabiat benimle bitkin,benimle dertli Ağlıyordu son bahar akşamları Tıpkı benim gibi.
Kış acımasız,soğuk tatsızdı Yer yüzünü örttü beyazlar Dünyanın güzelliğini kapattı karalar Yıldız,yıldız uçuşarak saçlarıma konuyorlar Bilmiyor ki saçlarım kardan da beyaz.
Baharda seller gibi coşkularım Kar erir ben eririm Toprak canlanır, Ben heyecanlanırım Nisan yağmurlarını verir toprağa Ben göz yaşlarımı veririm.
Her mevsime benzerim,her mevsimin bitişinde. Mevsimler boyu gezerim, hayallerimin peşinde. Mart 1968 |
||
|
6-- BAŞLAR VE BİTER
Sevginin yeşerdiği yerde Yaşadığı gönülde Kin olmaz, nefret bulunmaz Biter karamsarlıklar Dostluklar bozulmaz..
Sevginin bittiği yerde Umut biter,tükenir Öfkeler filizlenir. Dostluklar kirlenir.
Yolculuğun bittiği yerde yol Hayatın bittiği yerde her şey biter Bir cansız mezar kalır Üstünde otlar biter.
Kıskandı mı insanlar dünyanın dönüşünü Dünya döndüğü müddetçe Gece başlar ,gündüz biter Gündüz başlar, gece biter Her gecenin bitişinde Her gündüzün gelişinde Binlerce ömür başlar Binlerce ömür biter. Ekim 1968 |
||
|
7--DERTLİYİM
Usanmaz çekenler derdini söylemekten Mutlu olan, haz duymaz dertleri dinlemekten.
Ruhumda kasırgalar esiyor Kara bulutlar başımda Şimşekler çakıyor beynimde Karamsarlığım yüreğimde Yılgınlığım var içimde Kimsenin umurunda değilim Sarım,sarım olmuşum Derdimde dertliliğimde.
Kırık gurur sadece bendemi Yoksa herkes de benim gibimi Neresinden başlasam hayatın Neresini anlatsam size Faydası olmayacak biliyorum Katkı yapacağım öfkenize.
Tamiri mümkün mü kırık gururun Hakikaten tatlımıdır yaşamak Çocukluğum bir hayal mi idi Ne söyleyeceksiniz Bana siz Aydınlık dünyaya bakan Bir umut penceresi açabilir misiniz? Mutluluğu gösterebilir misiniz? Muhtaç olduğum pencereden Özlemlerimi görebilir miyim?
Sevilmeye layık Sevme hakkına sahip Her mutlu insan gibi Mutlu olabilir miyim Mutlu ölebilir miyim. 1968 |
||
|
8—NE ÇIKAR
Ne çıkar böyle yaşamaktan Neden hoş gelir size meyhane köşeleri Buralar dost değildir hiç birinize Yolunu yitirmişlerin teselli yuvası Çaresizlerin uğrak noktası buralar Bu ıstırap çukurunda boğulmaktan Ne çıkar.
Hep zulüm geliyor aklınıza Yıkmak istiyorsunuz dünyayı tek başınıza Harap olmuşların şerefine Kadeh tokuşturuyorsunuz Esir alıyor alkol sizi Unutuyorsunuz kendinizi. Çaresizliğe içiyorsunuz Gizliyormuşçasına Çaresizliğinizi Çabasız ,gayretsiz olmaktan Taş altına el sokmaktan Kaçınmaktan Ne çıkar.
Bir yol aranmalı Bir çare bulunmalı Alkolün esiri olmaktan Böylesi yaşamaktan Şişeler denizinde boğulmaktan Ne çıkar.
Meyhane köşeleri dost değildir insanlara El uzatmaz düşkünlere buralar Yolunu yitirmişlerin teselli yuvası bu çatılar Harap olmuşların barınağı Sağ iken ölmüşlerin kahır yuvası Böylesi yaşamaya yaşamak denmez Dünyadan el çekilemez Esir olunmamalı şişelere Bel bağlanmamalı kadere Böyle yaşamaktan Ne çıkar. II Yaşamak denilemez böylesine Dedelerin mirası olmasın keder Babaların mirası olmasın çile Silkinip, dile gelelim dile Hep birlikte diyelim yeter, yeter Silelim çaresizliği Kafa tutalım tembelliğe Bizim mirasımız sefalet olmamalı Çocuklarımıza, gelecek karanlık bırakılmamalı.
Atın korkuları yüreğinizden Bir yol bulalım beraber Çareler arayalım Bizi,bize verecek Bir ufuk açalım yarınlara Bir umut bırakalım çocuklara Bir örnek olalım yaşayanlara Bir yol bulalım, bir yol Akıbet ölümle noktalanmadan. |
||
|
9--GECELERDE YALNIZLIK
Akşam döndüğümde eve Uğultu kulaklarımı Yalnızlık odamı dolduruyor. Özlemlerimle kavruluyorum Kitaplarım dost Sigaram tesellim oluyor.
Kahrediyorum Kapıyı pencereyi kapatıyorum Birileri seslensin istiyorum Bir ağırlık çöküyor üzerime Nasıl girdi içeri bilmiyorum Doluyor uyku gözlerime.
Bir rüya görüyorum Rüya alemine dalıyorum Mutlu insanlara tanık oluyorum Zifiri geceyi unutuyorum Sabah olmuş uyanıyorum Güneş dayanmış duruyor perdede.
Ekmek parası için caddelere dökülenler Okul yolunda yedi yaşında bebeler Sabah olsa da, güneş doğsa da Benim sabahım olmuyor Benim güneşim doğmuyor Karanlık yalnızlığım Aydınlanmıyor. Ocak 1969 |
||
|
10 GÖZ YAŞIM FEDA
Gerçek olmayan bu sözü hep söylerler Erkekler ağlamaz derler Oysa ki ben Göz yaşlarımla yazıyorum hatırlarımı Yazarken hatıralarımı Kullanıyorum göz yaşlarımı
Kırılan umutlar Bozulan hayaller Karşılıksız sevgiler Sinsi,sinsi içine akıtır Akıtır erkeklerin göz yaşlarını
Gençlikte çekintiler düşmüşse payına Acıları yudumlamışsa kırmızı şaraplarla Ömür karamsarlıklarla sürerse Çekintiler düğümlenirse gırtlaklarda Sessiz feryatlar varsa hıçkırıklarda Ömür çile çekerek geçerse İnsan ruhen çökerse Ve Çaresizliğe oyun bükerse Umutlar dirilmezse Harcayamaz mı insan Harcayamaz mı göz yaşlarını
Kalemi oluyorsa kirpikleri Mürekkebi ise gözyaşları Kanlı göz yaşlarıyla Doldurup da kalemini Anlatmak istiyorsa özlemlerini Anlatmak istiyorsa hayalini düşünü Anlatmak zorundaysa hayal edişini Feda edemez mi insan Feda edemez mi birkaç damla göz yaşını |
||
|
11 HÜRRİYET
Seni seviyorum hürriyet Seninde sevmeni bekliyorum Sevgi ile yaşamak istiyorum Ne zaman ölüm gelse aklıma Tanrıya, ikimiz için yalvarıyorum Bizi,bize bağışla Allah’ ım diyorum. Yada Ölüm denen meçhule beraber götürmesini istiyorum Anla seni seviyorum Sensiz edemiyorum.
Beni sevdiğince yaşayacağım Adeta tapacağım sana Sevmediğince kahrolacağım Karşılıksız sevginin uğruna Mahşere kadar sana bağlı kalacağım Hürriyet,hürriyet diye haykıracağım |
||
|
12--MİSALİ
Hasret Ruhumu doldurdu Damarımda kan misali.
Özlem Çevremi sardı Girilmez orman misali.
Sevgi Tutuyor ayakta Derdime derman misali.
Ayrılık Gölgemden farksız Takipte insan misali. Haziran 1969 |
||
|
13 KARANLIK SOKAKLAR
Loş bir sokaktayım bu ece Size ıssız görünen bu sokak Tıklım,tıklım doludur bence.
Bu sokakta ben varım Yalnızlığım var Haykırışlarım var Göz yaşlarım var Bunlar varlığımı hatırlatmaktalar.
Tik tak seslerine takılır kulağım Masal anlatan kaldırım taşlarında Şu merdiven taşını yastık yapanlar Kaldırım taşlarını yatak yapmışlar Bu çilekeş insanlar Kandırılmışlar, Aldatılmışlar.
Acılara katılmışlar Açlıklara tutulmuşlar Acıyan bulamamışlar Bir dala tutunmamışlar Hayat bu sokaklarda Acı ile başlar. Acıyan olmaz, acılı insanlara Kahrederler aydınlıklara Karanlıklar yorgan olur onlara. |
||
|
14 BİLMİYORLAR
Bana berduş diyorlar. El yordamı arayışlarım sonuçsuz Hayal rüzgarlarında savrulan bir yaprağım Bunu göremiyorlar.
Bana ayyaş diyorlar Susuz ve çatlak toprak gibi hayatım Her kadehimde yalnızlığımı yudumluyorum Kararsızlık karanlığında yolculuk yapıyorum Fark edemiyorlar.
Bana serseri diyorlar Ben, benden kaçan talihimin peşindeyim Çölde vaha ararken hep serap görüyorum İçimi duygularım kemiriyor Istırabımı bilmiyorlar. Mart 1970 |
||
|
15 SEN KAPAT DEFTERİMİ
Doktor yorma kendini Otur da dinle beni Yıllar yılı bekliyordum Ecelin haberini. Şunları söyle babama Rahatsız ederse seni Pes ettim anla beni.
Burada bindi dersin, cansız tahta atına Beklemesin dönmemi Gönlünce verdi dersin Azrail’e elini Bunları söyle babama Rahatsız ederse seni.
Hatırama sen yazıver Söylenen son sözlerimi Kapatmak sana nasipmiş Hatıra defterimi Onu sen kapat emi. 11-7-1970 |
||
|
16 BAŞKENTTE Kİ DRAM
Hepiniz geçmişsinizdir ulustan Görmüşsünüzdür o boyacı çocuğu Derme çatma bir sandık Altı yedi yaşlarında bir yavru Soğuktan üşümüş titremekte Bir ekmek parası için beklemekte Umudu dipdiri bu çocuk Bilir misiniz hangi fakirin oğludur.
Hepiniz avuç açanları görmüşsünüzdür Moraran bu ellere Beş on kuruş vere,vere Habersizmişçesine bunlardan Gitmişsinizdir evlere. Bu acıklı manzara İnsanlığın neresine ve nasıl konur.
Hepiniz zor taşıdığı testisinden su içmişsinizdir Ekmek parası için çalışan yetimin On kuruşa su satmak için boyun bükmekte O çocukta mutluluğun özlemini çekmekte Ak tepe de, Önder de, Balgat da Üreyin de ve Mamak ta Çamurlara batan yalın ayaklı bebeler Aç karınla babalarının yolunu beklemekte Başkentin göbeğinde, hüsranlar dop doludur.
Hayatı mutluluklarla süslenenler bunu bilemezler Bilseler de sırt çevirirler Görmekte istemezler Ne bunlara acıyan var, Nede yardıma koşan Böyle gelmiş,diye böyle gitmemeli yaşam. Ya yıkılan yuvaların sokağa attığı Yada yoksulluğun bıraktığı bu çocuklar Muhtaçtır sevgiye Hasrettir,şefkate, Hasrettir merhamete
Ya sosyal devlet bunlara el atmalı Yada insanlar bunlara bakmalı Bu çocuklar birer cevher Yarınlar için bu fedakarlık yapılmalı Bu çocuklar kazanılmalı Bu çocuklar Yarınların suç makinesi olmamalı. Ocak 1970 |
||
|
17 SAATLER GÜLÜYOR GAFLETİMİZE
Hayatın su gibi akışına kapılmışız Kaptırmışız kendimizi gafletin girdabına Eğleniyoruz yıl başların da, düşünmeden Zaman sabun misali kayıp giderken elimizden Unutmuşuz geçen seneleri Unutturmuş yeni yılın eğlenceleri.
Bir umutla giriliyor yeni yıla İnsanlar eğleniyor Hayırlar dileniyor Yeni yıl neler getirecek Bilinemiyor.
Bir yıl daha yitirilecek insanların yaşamlarından Düşünürler, kaybolan yıllara ağlayacak Gaflet yay’ına tembellik okları takılacak Zaman hedef olacak Ölümüne atılacak.
Seneler akrebin ucunda dolaşacak Aylar yelkovanla gezide Geçen senelere bir sayfa daha eklenecek Saatler çaldığı zamana sevinecek Gafletimize gülecek.
Bir eksen etrafında çember çizerken saat Zaman çalan eğlencelere akın devam edecek Yeni yılların şerefine kaldırılacak kadehler Geçen yıllar insanlığa kahredecek Açılmayacak gaflet uykusunda ki gözler Zaman, bütün anısızlığı ile yürüyecek Saatler geçmişe nasıl gülüyorsa Gelecekte de öyle gülecek.
Ağlayacak torunlarımız asırlar sonra Zaman katili diye haykıracaklar bize Övünç duymayacaklar geçmişleriyle Kahırlar kapatacak, tarihleri Tanık olamayınca anıtsal eserlerimize İnanmayacaklar yaşayıp göçtüğümüze Geri çağıracaklar yitirilen zamanı Giden geri gelmeyecek. Saatler gülerek dönecek. İnsanların ölümüne ağıtlar yakılacak Bir müddet sonra unutulacak Zamanın ölümünü hisseden torunlarınız Mahşere kadar ağlayacak. |
||
|
18 BU BİR TUTKU
Özgürlük, bir tutku içimde Rüzgar olup esen Su gibi çağlayan Derya gibi engin.
Sevgi histir içimde Atomlardan kozmik Hakikatlardan hakikat Gerçeklerden gerçek.
Duygu sözdür içimde Bir ömür bir hayat Sökebilirsen ,sök at.
Acılar hayatın tuzu, biberi Bu bir sıkıntı ise eğer Neye yarar, kaldır at. |
||
|
19 HOŞ GELDİN KIZIM
Hoş geldin Dünyaya kızım Dünya dedim de, düşünüyorum Geldiğine seviniyorum. Kurban edilen kızlar geliyor aklıma Sana yarın neler getirecek bilemiyorum.
Menfaatlere kurban edilen kızları Duyuyorum. Biliyorum ,görüyorum Ne gibi tedbirler almalıyım? Seni nasıl korumalıyım? Bilemiyorum.
Çırpınmalar Gayret etmeler, kötülüğü gidermiyor Caddeler ,sokaklar şahit Tanıklık edemiyor.
Susarsa tabiat Saklarsa insanlık Nasıl ispat edilecek Yarın neler getirecek Yarını kim bilecek.
Büyüyüp serpileceksin İnsanları göreceksin İyiyi, güzeli, seçeceksin Kötüden ,kötülükten, kaçacaksın Böyle mutlu olacaksın Kurulan tuzaklardan.böyle kurtulacaksın
İnsanlığı tanıtmadın diye suçlama beni En iyi şekilde yetiştireceğim seni Kötülüklerden korun Uçurum başına gitme Kötülük nerden gelir Kim getirir bilinmez ki
Sezgilerine güven, kendine güven Hoş geldin kızın Kızın beni sevindiren. |
||
|
20 KENDİMİ ARIYORUM
Kendimi arıyorum mısralarımda Bulmaya çalışıyorum kendimi Kafiye oluyorum Söz oluyorum Hece oluyorum Yinede bir bilmece oluyorum.
Arıyorum kendimi sayfalarımda Hüzün oluyorum Hicran oluyorum Dert oluyorum Yinede hasretle kavruluyorum.
Bazen bulur gibi oluyorum kendimi Hayal oluyorum Düş oluyorum Gerçeği aramaktan yoruluyorum.
Şiirlerimi okuyanlar Belki rastlayacaklar Dert olacağım Çile olacağım Ben,beni anlatamayacağım.
Matematikçiler çözemeyecek Felsefeciler alem ötesi görecek Geçip giden zaman içinde Bir bilmece diyecek Fikirler yürütülecek Bir karar verilemeyecek Bir bilmece denecek. |
||
|
21 GİZ
Hıçkırıklarla yutuluyor, Hatırlara da sıkışıyor, kelimeler arasına Açılmayan dosyalarda kalıyor hakikat. İnsanlar onu anlamadan yaşıyor. Her ölen bir hakikat götürüyor ardından Ölenle birlikte gömülüyor.
Hakikat öyle bir tutku ki Bulmadan söyleyemiyorum Herkese benimsetemedikçe İşte hakikat diyemiyorum. Kendine göre her insanın gerçeği Odak noktasında birleştiremiyorum.
İnsanlık aleminde yaşananlara bakıyorum Hakikatı düşlerimde arıyorum Hatıralar karıştırıyorum Yaklaşır gibi oluyorum Yaklaşıyorum Görüyorum Gösteremiyorum Gösteremiyorum insanlara.
Ölen kendi hakikatini öldürüyor Kapanan defterlerde gizleniyor Yenileri için yeni sayfalar açılıyor Benim gerçeklerim, bana kalıyor Bunlarda benin giz’im oluyor Her ölen bir hakikat götürüyor Gerçekler öğrenilmiyor. Bir giz olarak kalıyor. |
||
|
22 YOLLAR
Dünyanın döşünde kıvrılan, yılan yollar Ayakların altında ezilip, kalan yollar
Bu yolar ki, uzadıkça uzuyor Bu yolarla beraber ömür bitiyor Biten ömür içinde Çileler uzuyor Istıraplar uzuyor Çekintiler uzuyor Bir ekmeğin peşinde insanlar Gurbetin yolarında .
Bir köylü,bir merkep yolda Eller ormana uzuyor Yollar ormana uzuyor Ağaç düşmanı baltayla beraber Dağ yollarında .
Orman anılarıyla uzar köy sohbetleri Soyguncudan, vurguncudan değil Vahşi hayvan korkusundan Ve birde ormancısından devletin Uzar korkulu sohbetler Dil yolarında. |
||
|
23 HUZURSUZ BİR YUVADA
huzursuz bir yuvada sevginin yokluğu Ölüme kucak açmış bir hasta aşk Altı gözün yaşları İki kalbin hüsranı var.
Huzursuz bir yuvada Bir ana,bir baba Birde günahsız yavru Üç kişinin kaderi var.
Huzursuz bir yuvada Yaşamak lime,lime Umut hayat cenderesinde Bir yuvanın meçhule gidişi var.
Huzursuz bir yuvada Sevgiden yana, iç içe iki kalp Yılan yüzü gibi bir soğukluk Yok olan mutluluk Tatsız olan bir hayat İki gönlün hicranı var.
Huzursuz bir yuvada Büyük gözlerin yaşına bakan Küçük iki göz var Yarsı benim yarısı karımın olan Bir öksüz var.
Huzursuz bir yuvada Bir erkek, bir dişi Her birinin bir gidişi Ayrı bir düşünüşü var Mutluluğun hüsrana dönüşü var. |
||
|
24 AÇ ŞEHİR
Bir yanda ufuk,ufuk mutluluk Bir yanda gün batımları kara Bu şehirde acıyan,üzülen yok Aç dolaşan adımlara. Sokak ,sokak aç ANKARA.
Yıldız tepede Ak tepede,şen tepede Tepe,tepe açlık her evde, her ailede Kimileri madden aç Kimileri manen aç Çokları sevgiye muhtaç Katlanılır açlıklara.
Bu şehirde Erkeğe aç kadınlar Gözü aç dolaşanlar Midesi boş olanlar Gerçeğe muhtaç kalanlar Herkesin bir açlık gösterisi var.
Işık,ışık sokaklar Kat,kat bindirilmiş binalar Anakaradaki açlığı anlatıyorlar Bu şehirde herkesin bir açlık gösterisi var Rastlamak mümkün değil tok adımlara Umut gün batımları gibi kara. Bu şehir başkent ANKARA. Ağustos 1972 |
||
|
25 GECELERDE
Zifiri gecelerde Bomboş kalan sokaklar Sağır bir sessizlik Bu sağır sessizlikte Bir ben yürürüm, birde zaman.
Karanlık gecelerde İnsanlık susmuş gibidir Yatmaktadır asvalt, boylu boyunca Rüzgar ağlamaklı, hışırdamakta Yataktaki gözlere uyku dolmakta.
Gecelerde açık kalan gözler Savaşmakta karanlıklarla Yoksullukla haşır neşir kaynaşmakta Gecelerde nice sırlar, karanlıkla kapanmakta Kapanmakta kusurlar, günahlar Sessiz inleyişlerle çekilirken ahlar vahlar.
Sır dolu karmakarışık düşünceler Gecelerde çözülmez bilmeceler Her şeyi yorgan gibi örter geceler Ağlamalar, gülmeler Sevmeler sevilmeler Ve, daha neler, neler Ben geceleri seviyorum Keşke bitmese geceler.
Bu bomboş sokaklarda Bir kedi bir köpek Birde elektrikli direk Birde ben varım adım,adım yürüyerek Gecelerin bildiklerine ortak Neler bilir geceler neler bilir Ben diyemem neme gerek. 20-1-1973 |
||
|
26 BEN KIRLARIN ÇOCUĞUYUM
Ben o şirin köyün, kırların çocuğuyum Bu koca şehir’e hayat çekti getirdi Sinemde dertler filizlendi Karıştım kalabalıklara Seç, seçebilirsen.
Ben o küçük köyün kapalı kadınlarını gördüm Boyasız kızlarını sevdin zaman,zaman Kızılay bana onları hatırlatıyor Burada, kızlar pekte işveli Minili, maksili Dudakları boyalı Yanakları mayalı Gözleri sürmeli Nasıl gönül vermeli Nasıl sevmeli Sev, sevebilirsen.
Ben köyümün sevgisiyle büyüdüm Özledim sevenini,sevgisini Bu şehirde yitirdim kendimi Kalabalıklarda kaybettim benliğimi Açamam kimseye, gönül evimi Al getir anahtarını Aç, açabilirsen.
Kader beni çeke,çeke getirdi Bu koca kent yedi,yedi bitirdi Dönüşüm her geçen gün zorlaşıyor İstesem de,istemesem de Bu kent benle kaynaşıyor İstersen dene kaçmayı Kaç, kaçabilirsen.
Ben kaçamadım,hiç kimse kaçamayacak İyi,kötü güzel, çirkin, her şeye katlanacak Tozuna toprağına alışacak İsini,pasını, hava ile alacak Sonu malum ne olacak Son nokta burada konacak. 11-45—1972 |
||
|
27 BİR MEVSİM DAHA EKSİLDİ
Bir mevsim daha eksildi Bir bahar daha geldi Ağaçlar yeşili giyindi Kırlar süslendi çiçek,çiçek.
Sevgiler yeşerdi yeniden Seviler filiz verdi boy gösterdi Hevenk, hevenk. Seven, arıdır her baharda Sevilen, renkli bir çiçek Seveni kendine çeker Her ayrı renk. Ben, ne sevildim, nede sevdim Bahar benim neme gerek.
Bir mevsim daha eksilir ömrümden Yakıcı sıcağını diker başıma yaz Ben, çatlamış toprak gibi kavrulurum Savrulurum kürek,kürek, Bense bir günlük ömrü olan kelebek Bahtıma isyan ederim kükreyerek Bahar gelmiş bana ne Konacak çiçeğim bile yok Bahar benim neme gerek. |
||
|
28 ÖLÜNCE
Ölünce mezarlara çelenkler koyuyorlar Çiçekleri renk,renk Ben ölürsem mezarımda olmasın çelenk . Bulunmasın bir çiçek, bir renk İlada konulması gerekiyorsa Karanfil kokmasın Klayor olmasın Yıldız bulunmasın Gül konmasın Zambak yer almasın.
Çelenksiz ölüme gidilmiyorsa Yaban otlarından sarın simidimi Menekşelerle döşeyin Çayır çiçekleri ile süsleyin Ben kırların çocuğuyum Bunu unutmayın.
Sağlığımda alışamadım şehrin tantanasına Bari mezarımı doğa ile besleyin Mermer yapıtlı mezar istemem Eşin toprağı Dizin taşları Yolun otları Şehirden iz kalmasın mezarımda.
Çiçek parası Çelenk parası Mermer mezar parası Ne lüzum bu telaşa Ne gerek bu zahmete Ceset toprağa karışır Ruh rahmete kavuşur
Ne olur yapın dediklerimi Bir kerecik sözümü tutun Malum Saygılı olunur ölülere. |
||
|
29 KARMAKARIŞIK
Çok şeyler duyuyorum Çok şeyler hissediyorum Zihnim karmakarışık. Sözler dolam,dolam dolanıyor dilime Ve lakin ifade edemiyorum Söylemesi öyle zor ki.
Kapalı bir kutuda duygularım Dilime dolanır kalır Dudağa yapışır anlatımlarım Bazen gözlerimin pırıltısında Bakışlarda anlam kazanır fikirlerim Anlayabilseler ne var ki.
Nesine yaşamak diyorlar çilelerin Nesinden söz ediyorlar Bilinmez yasakların sebebi ne ki? İnsanlar gülebiliyorlar yinede Var olmak ağlamaktır bilene Öyle akar ki.
Ömür kısa, yol uzun Dar dünyaya geniş diyorlar Yalan, vallahi yalan Madem dünya genişte Niçin insanlar sığmıyorlar Neden, yeni dünyalar arıyorlar Birbirini yiyorlar Neden öldürüyorlar Dünya fındık kabuğu kadar Öyle dar,öyle dar ki. |
||
|
30 DUR BEKLE
Elek, elek elensek de Sıkılsak cendere,cendere Beklesek, yargının kapılarında Dolansak Danıştay, Yargıtay insan hakları Hak, verilmez alınır hukuki savaş ile Alacağız sabırlı ol, azimli ol Dur bekle,dur bekle.
Vatandaşın canını korumak Malını korumak Hukukunu korumak Ne büyük şeref bizlere Kendi hukukumuzu koruyamamak Bizi üzer için,için Sabırlı ol polis kardeşim Dur bekle,dur bekle.
Ödevine karşılık iste hakkını Tepede hep aynı nakarat Onlar yapışmışlar koltuklarına Oradan nasıl kalkarlar Bizimle birlik olsalar Bizi anlasalar Bizle adım atarlar hak almak için çalışılmalı geç olsun güç olmasın alışılmalı kanun adamı saygılı olur kanuna saygılı ol dur bekle dur bekle hak emekle alınır, emekle. |
||
|
31 POLİSE SOR
Direk,direk dikilmek geceler boyu Uykusuz,yorgun ve bitkin Çat,çat ayazlarla boğuşmak Bilir misiniz ne demektir? Sen anlayamazsın Polise sor, polise.
İmkansızlıklarla hizmet etmek millete Her gün dört saat feda etmek, sekiz saatten sonra Enerjini bitirmek kutsal görev uğruna Ve karşılığını alamamak Bilir misiniz ne demektir? Sen anlayamazsın Polise sor,polise.
Emek ,emek enerji harcamak Uğraş vermek kanunsuzlara karşı Suçluların korkulu rüyası olmak Huzuru korumak Düzeni sağlamak Ve Feda edilmek bir hiç gibi Emeğin karşılığını alamamak Tadamamak bir ilginin sıcaklığını Ezilmek kompleks ler içerisinde Hakir görülmek kapılarda Bilir misiniz ne demektir? Sen anlayamazsın Polise sor,polise. |
||
|
32 TUTKULARIM
Bir ateştir duman,duman içimde yanan Soğuk,soğuk, ılık,ılık rüzgardır Buram, buram tüten dumandır Kıvrım ,kıvrım alevdir Estikçe esiyor Delicesine, mertçesine. Coştukça coşuyor Yercesine bitirircesine.
Bende yandı Bende tüttü Bende bitmesin Yanmaya devam etsin oğlumda Tütsün tütebildiğince torunumda Essin delicesine ,mertçesine Essin torunumun torununda.
Essin ve bitmesin bende başlayan kavga Tarihlere ilke,ilke yazılsın Menfaatçilere mezar kazılsın Yoksulluk yok olsun yuvalardan Çekintiler olsun bertaraf Siz hayal deseniz de bir gün gerçekleşecek Yoksulluk kalmayacak benin ülkemde . Güllük gülistanlık olacak her taraf. |
||
|
33 BACIM
Ağlama bacı düşkünlüğüme Akıtacaksan göz yaşlarını Sevinçten yaşarsın gözlerin. Yo,yo,yo, sakın ağlama Yazık olur gözlerine. Ben acınacak biri değilim Üzülme ,ağlama, ölecek diye Bir ölür, bin diriliriz biz.
Bir gün sevinçten yaş dökecek gözlerimiz Kalkacak ezenin zumlu Ezilen olmayacak yaşamda Düzenin dişlileri kıymayacak kimselere Uzakta değil uzanacağımız umutlar Mücadelemizin sonunda Şafak ağardığında İşte orda
Ben yeneceğim üzüntülerimi Sileceğim öfkemi Herkes gibi güleceğim Olsam bile mezarda. |
||
|
34 VUR DEMİRCİ
Vur çekici demirci Öfkeyi bağrından söker gibi vur. Ez demiri demirci Zulmeden başları ezer gibi vur. Kır kelepçeleri kollardan Kır yasak levhaları Kır ki! Yarınlardan Umut aksın Bilinç aksın Şevk aksın.
Yarınlar gülistan olsun istiyorsan Mezar olmasın diyorsan torunlarına Vurman gerek. Çileye,yasağa, haksızlığa Göğsünü germen gerek. Ölenlerin hesabını sorman gerek. Senden yarınlar için ne istenirse Yüksünmeden vermen gerek. Bir gün ozanlar yazarlar destanını Öfkene gem vurman gerek. Umut uğruna Aydınlık uğruna Yarınlar için Sabırlı olman gerek. Davanı sahiplenip Destek olman gerek. Tek bir yumruk Tek bir yürek Kalman gerek. İşte o zaman illetler bize vız gelir vız Gelemez üstümüze düşmanlarımız. |
||
|
38 ZİRVEDE Kİ DÜŞÜNCE
Dışı kalay, içi bakır insanlar Hep zirvelerde yetkili. İçi kalay, dışı bakır olanlar Ayaklar altında öfkeli.
Dönebildiğince dönüyor Hız almış menfaat çarkı. Tersine döndürmek zor Oluşum tersine akıyor.
Arsızlık motopomp olmuş Menfaat emme basma tulumba Düzen denizi platolara uzanmış Enginler saman dolu galiba.
Samanın altından yürütüyorlar suyu Denizlerde boğuyorlar Ovalardan kovuyorlar Platolara koymuyorlar Yoksulluk çölünü gösteriyorlar Çölde yetişsin isteniyor pek ala Dürüstlüğün gereği. Zirvedeki düşünce ne ola Göremiyor gerçeği |
||
|
39 ATAMALAR
Bir yetkili atanır başımıza Gelir, başlar görevine Kaşları, çatık mı çatık Suratı, asık mı asık Hep doğruluktan dem vurur Dürüstlük tavsiye eder mahiyetine Ürküntü verir eğriliğe davranışları İçin,için sızlanmalar başlar Seversin adamı, dürüsttür diye o an Suratı asık, kaşları çatık olsa da.
Aylar, aylara eklenir Adamdan icraat beklenir Yerleri değişir şeflerin Adam gözlerini açar Yüzü gülmeye başlar yavaş, yavaş Haşlamaya başlar mert olanları Hırsızı, arsızı,yaltakçıyı okşar Doğrusu tiksinirsin davranışlarından Yüzü güleç olsa da.
Depreşir doyumsuz arzuları İster, hep ister, istediklerinden Hırsızlar getirir verir Arsızlar getirir verir Gün gelir bıkar vermekten Bir madik atıverir.
Acınırsın o andaki zavallılığına Nedense tahkikatına katılır hile Çıkmaz kokusu yediği haltların Dalkavuk tanıklık yapar Yalan yorganları örtüverir hatayı Kurtarırlar haytayı Yaptığı suç olsa da.
O ihtirasları için yıkar güzellikleri Tanınmasın diye yeri değişir Bir başka yetkili atanır yerine Üzülerek teşkilatının kaderine Didinir çabalar,çalışır Tamir eder kırılan gururları Yıkılan güveni yeniden tesis eder Yılmadan yorulmadan çalışır Yapması güç olsa da. |
||
|
40 HEY GİDİ ADALET HEY
Düşmüştür gurbete İşsizdir, aşsızdır, parasızdır Günlerce aç kalmıştır, uyumamıştır Garip bir ekmek çalsa bir fırından 8 yıl ceza alır. bir banker ekranlarda haykırarak Ülkeyi dolandırsa Borcu devlete kalır.
Bir memur dedikodulara karışsa İlden ile sürülür Bir bürokrat devleti yutsa Makam mevki verilir Vay anam vay Say anam say Hey gidi adalet hey. |
||
|
. 41 İSTANBUL SAHNESİ
Herkes sevgisinden bahseder İstanbul’un Kimileri altındır der, taşına, toprağına Kimisi, dalar gider boğazın sularına Kimisi, boğaz kıyılarında ki yeşili Semtler arasındaki farkı düşünür kimileri Herkes İstanbul’u düşünür İstanbul’u hayal eder Köyden kopan delikanlılar Akın,akın İstanbul’a gider.
Bazıları, sorunlarını yetkinin Bazıları, özlemini martı sesinin Bazıları, rollerin paylaşıldığı çarkı Bazılarının ağzında hep aynı şarkı <<İstanbul’u düşünüyorum gözlerim kapalı>>
Bazıları bölümlerini İstanbul piyesinin Bazıları, aktörü olurken zevkin ,neşenin Bazıları da dostudur, meyhanenin, şişenin Ve de kurbanları derdin, çilenin Açlıktan ölümü umut edip gelenin.
Bir çokları aşılar İstanbul sevgisini Bir çokları da görür, kir dolu köşesini Kimileri ,örtmeye çalışsa da üstünü Kimileri, seyre dalar vapur iskelesini Bazıları tümüyle İstanbul sahnesini Düşünür de sorunları çözemez. Bazıları görür de söyleyemez.
Çokları seyre dalar İstanbul piyesini Bense hep düşünürün, perdenin gerisini Düşünürüm,düşünürüm kulisin ötesini Gizlerler söylemezler Pazarlıklar yapılır buralarda Perde arkalarında Kulis aralarında Buralarda seçerler Kurbanlarını da.
Bir tarafta Köprü altlarında kimsesiz aç çocuklar Bir yanda tiner kullananlar Bir tarafta otomobil çalanlar Kapkaç yapanlar Soygunlar Hırsızlıklar Arsızlıklar İstanbul kazanında Huzursuzluk kaynar Bunları planlayıcılar Perdenin arakasındalar |
||
|
42 EŞİTLİK
Eşitlik tutkusudur sevdam Gönül eşitliğe aşık, sırılsıklam Yetmiyor korumaya, yasaların yasakları Eşit doğmak kadar haktır eşit ölmek Yasaklar yetmiyor Yetmiyor arzu edilmedikçe.
Eşitlik ilke,ilke hakim olmalı cihana İhtiraslar körüklememeli savaşı İnsanlar sevgi ile sıkabilmeli Kendine uzanan eli Dünya döndükçe İnsanlar üredikçe Eşitlik gözetilmeli.
Eşitlik üzerine kurulmalı düzenler Bir komşu aç ölürken diğeri üzülmeli Tok olan,aç olana, vermesini bilmeli Birilerinin ayağı değmezken toprağa Yekdiğeri ömrünce yürümemeli Eşitlik korunamaz Bu amaca erişmedikçe.
Sözde değil, özde aranmalı eşitlik Yasaklar herkesi bağlamalı Çıkarlar eşit dağıtılmalı Uğruna kurban olunmalı Eşitlik yaratılmalı Ne sevgi kalır insanlıkta Ne de saygı yer alır Bu gerçek görülmedikçe. |
||
|
43 ASILANLAR OYUNCAKLAR
Hep oyuncaklara mı takılacak ilmikler Ekranlar tırmalamıyor kulakları Duyulanlar suça delil olmuyor Ellerimizle yaratıyoruz suç makinelerini Sonrada imha ediyoruz birer,birer Maşalara takılıyor kelepçeler.
Can alan tetikler, yüzük oluyor parmaklara Haber diye cesaret yükleniyor ekranlara Sapık ideolojiler aşılanırken delikanlılara Genç zihinler kin ile doldurulurken Bir genç,bir genci vururken Sokakta kardeş kanı buharlaşırken Bir can zamansız alınırken Suçlu diye nefretle bakıyoruz Bir piyonu yakalıyoruz Hayatını karartıyoruz Hapse atıyoruz.
İhtiraslar uğruna bunları kullananlar Dipsiz yalanlarla, halkı aldatanlar Kardeşi kardeşe düşman kılanlar Hiç mi taksiratı yok bunların Görülmez vahşeti Adı gizlenir canavarların. Yağlı ip bunlara yakışmıyor mu Hep maşalar mı yakılacak Oyuncaklar mı asılacak.? |
||
|
44 ÇERNOBİL
Uyaran bir örnek , Çernobil Tabi ki enerji kullanılacak Uranyumdan faydalanılacak Radyasyon ne olacak Tehlikenin ta kendisi Felaketimiz olacak. Çareler aranmazsa Yarınların vebalini Bu günler taşıyacak.
Yarış içinde ülkeler Birlikte alınmalı önlemler Ülkeler birleşmezse Önlemler yetmezse Geleceğin sonunu Bu günler hazırlayacak.
Her ülkede Çernobiller olacak Zararları güç yetmez boyutlara varacak Yararları unutulacak Bıraktığı acılar hatırlanacak Tarih, sayfalarında geçmiş Lanetle anılacak Lanetler yağdıracak.
Sonu hazırlanıyor dünyanın İhmaller göz göre, göre Radyasyon dağılınca atmosfere Kendi mezarını kazmış olacak insanlık Nuh tufanı gibi dünya ateş dolacak Musibet halini alırsa teknoloji İş işten geçmiş olacak. Kötü niyet, güç ile birleşince Kudurdukça kuduracak İnsan insanın Azrail’i olacak. |
||
|
45 ACILAR
Hoş görü ile bakıyorum hayata Hataları iyi niyetle karşılıyorum Hep iyimser düşünüyorum İyi yönleri ile değerlendiriyorum Yinede hafiflemiyor kederim Gün geç tikçe artıyor Nedenleri çözemiyor Üzülüyorum.
Kahrediyorum kendi kendime Kişiler var, nasihat dan almıyor Kişiler var, bir kenarda kalmıyor, Yetkililer mahiyetine hakim olmuyor Siyasi isteklere karşı koyamıyor Olmuyor Olmuyor Olmuyor Acılarla dolmuş gönlümüz Yüklenmişiz acıları Acılar baş tacı Acılar karın doyurmuyor. |
||
|
46 BABA İLE OĞUL
Baba olmak Her hakka sahip olmaksa Babalık kolay. Baba olmak Evladı hayata hazırlamaksa Babalık zor. İlk zora katlanamazsa babalar Zorluklara evlatla beraber katlanırlar.
Baba oğla muhtaç Oğul ise zaten aç Baba yorgun,kırgın ve yaşlı Oğul,çaresiz ve üzgün bakışlı.
Babanın yaşı kemale ermiş Oğluna sadece bir hayat vermiş Yaşı yetmişe gelmiş Umudu tükenmiş Güçü bitmiş Umutsuz mu umutsuz Mutsuz mu mutsuz.
Baba Oğlun gözlerine bakıyordu Üzgün,hüzünlü Oğul Çaresizliğe teslim olmuştu Bu günlü,dünlü İlk zorluğa göğüs geremezlerse babalar Tüm zorluklara evlatla beraber katlanacaklar. |
||
|
47 GEÇMİŞTEN GELECEĞE
  |