Ayrı ayrı yollarla da olsa herkes umuda yolculuk yapar. Bu yolların kesiştiği nokta başarıdır.             En uzun hikaye Tarihtir. Okursan sıkılırsın okumazsan tekerrürüne sebep olursun.                 Hayat bir yarıştır. Favorisi ise kendini aşabilendir.  Y.DEĞİRMENCİ

 

 

VURULMAYA VAR MISIN?

 

İkinci kitap

 

VURULMAYA VAR MISIN

 

1-        VAR MISIN 

 

Bu mektup son olmasın kararını tez bildir

Bunca baskıya rağmen yar olmaya var mısın?

Gönül ferman dinlemez, duygu esir değildir

Semt i meçhule gidip sır olmaya ver mısın?

 

Büyükler karar vermiş, bu birlik olmaz demiş

Sormuşlar sebebini, bir eski husumetmiş

Kiralık katillere haber de gönderilmiş

O, kahpe kurşunlarla vurulmaya var mısın?

 

Bir kartal yuvasında mutluluk bizi bulsun

Ağaçlar tanığımız, dağlar yuvamız olsun

Aslı ile keremin sevdası unutulsun

Yanan aşk ateşinde, kavrulmaya var mısın?

 

Neden anlamıyorlar? nihayet biz insanız

Dilden dile dolansın, destan olsun aşkımız

Benim için fark etmez ,kefen olsun sevdamız

O kefene beraber sarılmaya var mısın?

 

2-        A  GÜLÜM

 

Aşk şerbetin içerek gönülden sevdim seni

Sevmeyerek hançerle vurma güzelim beni

Yıllar oldu, sakladın al yanakta buseni

Olur mu bu kalpsizlik, söyle dana a gülüm

 

Senin için başımı ateşlere atmışın

Dayanılmaz aşkını hep kalbimde tutmuşum

Manalı bakan gözden kanlı yaş akıtmışım

Ebedi akmasını ister misin a gülüm?

 

Kalpte temel bağlamış aşılmaz aşk sınırı

Daha çok gencim amma, sanki hayatım yarı

Ateşlendim, yanarım, seyrime dalsan bari

Boşaltsan denizleri sönmez artık a gülüm.

 

Kurduğum hayallerde bütün seni yaşattım

Hiç farkında olmadan bu çılgın aşka çattım

Gece rüyalarımda, dost göründün, aldattın

Kara günde dost olmak istemedin a gülüm.

 

Hiç aklımdan çıkmıyor,rüyamdaki gülüşün

Unutulur şey değil, hayalimde duruşun

Şu yaralı kalbime hançerleri vuruşun

İnsafsızlık değil mi anla bunu a gülüm.

 

Hayatın enginine dalıyordum rüyamda

Mesut bir gün yaşayıp coşuyordum bu anda

Bir cennet görüyordum, çevremde her yanımda

O cennetin hurisi yalnız sendin a gülüm

 

Bir motora binmiştik, giderken adalara

Candan önem vermiştik, eski hatıralara

Dünyalar versem azdır, o tatlı anılara

O tatlı günlerimi unutamam a gülüm.

 

Bitti tatlı anılar, uyandım,sona erdi

Aşk denen viranede, baykuşlar ötüverdi

Dermansız bir hastayım sebebi özlemindi

Aşkından hastalandım gidiyorum a gülüm.

 

Son yolcuyum göründe bakayım doya ,doya

Son olarak dalayım senle derin uykuya

Eller sahip olmuşlar sendeki selvi boya

Muradına ermeyen aşık oldum a gülüm.

 

3-  SENLE  BEN

 

Sen gülersen

Yüzünde gül bahçeleri görüyorum.

Bahçende çiçekler deriyorum

Dermekten usanmayan

Koklamaktan bıkmayan.

 

Sen küsersen

Izdırab zincirlerine vuruluyorum.

Pranga mahkumu oluyorum

Hür kalamayan.

 

Sen ağlarsan

Deryanda boğuluyorum.

Gemisi batan bir kaptan misali

Çaresizliğine ağlayan .

 

 

4- TREN

 

Her gün tren geçerken demirli bahçeden

Acı, acı çığlık atıyor

Seni getirdi sanıyorum

Seni hatırlıyorum.

 

Görürüm umuduyla penceremi açıyorum

Zifiri duman gözlerime doluyor

Önüme geliyor

Tren benimle alay ediyor

Her geçişte çığlık atıyor

Her seferde aldatıyor.

 

Gelişte o çığlık

Duruşta o çığlık

Kalkışta yine aynı çığlık

Trenlere bakıyor umutlanıyorum.

 

Sallanıyor

Kımıldanıyor

Ağır, ağır kalkışında

Sanki gülümsüyor bazen

Yarın gelir dercesine.

 

Her gelişinde diriltiyor umutlarımı

Her gidişinde öldürüyor

Tren benimle dalgasını geçiyor

Tren azap veriyor

Sırtımdan geçercesine.

 

5-  BENİ ,BENİ 

 

Ben bir fidan olsam,sende sarmaşık

Büyü dolam, dolam, sar beni, beni

Bir mektup olayım, dosttan haberli

Geçen postacıdan,sor beni ,beni

 

Mektup göndereyim haber salayım

Çağır beni koşa ,koşa geleyim

İstersen elinde ayna olayım

Hırslanıp, duvara çal beni,beni.

 

Öfkenin allığı vurmuş yüzüne

Öyle çatık kaşlı bakma yüzüme

Köle olmaz isem bir tek sözüne

En soğuk ülkeye sür beni, beni.

 

Üstüme bas,gezin, halın olayım

Yeter ki gönlünde, yalın olayım

Gönül bahçesinde, gülün olayım

Ne olur elinle der beni ,beni.

 

Bana bir fırsat ver,birazcık dinle

Yanar kavrulurum,ben bu özlemle

Biliyorum öleceğim,derdinle

Öldürmeden evvel,sar beni, beni.

 

 

 

 

6-SENDE  BENDE

 

Bir baharsın yaprak,çiçek dal sende

Sonbaharın küskün hali var bende

Giyim kuşam, tatlı, tatlı dil sende

Duman bende,ateş bende,kül bende.

 

Seni kelimeyle anlatmak zordur

Eda sende,cilve sende,naz sende.

İstersen kendin vur,istersen vurdur

Arzu bende,özlem bende, haz bende.

 

Bütün güzellikler toplanmış sende

Neşe sende,lezzet sende, tat sende.

Benliğim yanıyor tütüyor sinem

Özlem ,özlem çağrı, bu feryat bende

 

Duygularım artık beni terk etti

Taş yüreklim aşka saygı yok sende.

Bu dert benle beraberken gülemem

Seveceğim öldürsen de ölsem de.

                                   27-01-1972

 

7--YOKSA CANAN GÖÇTÜMÜ

 

Bir kenti bir kente bağlayan yollar

Haber verin, yarim buradan geçti mi?

Gece gündüz akıp duran pınarlar

Canan gelip suyunuzdan içti mi?

 

Görünce söyleyin yarenler eşler

Kolay aşılmıyor engel yokuşlar

Semanın neşesi kanatlı kuşlar

Kanatlanıp sizin ile uçtu mu?

 

Nereye gideyim nerde arayım

Dağa taşa ormanlara sorayım

Ey asırlık çınar,ey koca kayın

O,  yar bir ağaca yara açtı mı?

 

Yetmedi mi bunca yıldır ettim zar

Tanrım bizim yazgımızı kim bozar

İnsan yutan toprak ey mermer mezar

Yoksa canan bu dünyadan göçtü mü?

                                  

 

8-        OLMUYOR

 

Gönüller fetheden güzelliğine

Bakmasam olmuyor,baksam olmuyor.

Bir sevda seliyim,aşkın gölüne

Akmasam olmuyor,aksam olmuyor.

 

Sen çiçeksin ben benzerim arıya

Hayran oldum gözündeki karaya

Ar perdesi duvar oldu araya

Yıkmasam olmuyor,yıksam olmuyor.

 

Kararsızım ölçemedim açımı

Bukle, bukle eylemişsin saçını

Karşına dikilip sana içimi

Açmasam olmuyor açsam olmuyor.

 

Bilmem kovar mısın? seni seveni

Bu sevda ateşi yakıyor beni

Elinle sunduğun aşk şerbetini

İçmesem olmuyor,içsem olmuyor.

 

Ar perdesi kalkmaz ise aradan

Ben sana yabanım,sen bana yaban

Sonu olmayan bu kara sevdadan

Kaçmasam olmuyor, kaçsam olmuyor.

 

Aşığım derdimi döktüm kağıda

Kavak yelleri var aşkın bağında

Yüreğim ve aklım sokağınızda

Geçmesem olmuyor, geçsem olmuyor.

 

Bakıp pencereden sen gülümserken

Ben mahcup ve mahzun. gelip geçerken

Gün gelecek beni sevecek derken

Uçmasam olmuyor,uçsam olmuyor.

 

9-        SEN  KIR

 

Ölen aşkımızın kabri gönlümde

Söz ver,gelir misin? günü birinde

Bir aşk tutsağıyım yargı önünde

Beni sen yargıla, kalemi sen kır.

 

Sevenlerden hesap soruluyorsa

Sevginin,sevmenin değeri yoksa

Çile çekmem reva görülüyorsa

Bırakma feleğe,belimi sen kır.

 

Gönül yarasıyım, kanar dururum

Mutsuzum, mutluluk arar dururum

Yürürüm yollarda, sorar dururum

Umut ülkesine yolumu sen kır.

 

Ulu Tanrım bile sevdama tanık

Kor düştü bağrıma, yüreğim yanık

Artık aşk uğruna, olmuşum sanık

Verme kelepçeye kolumu sen kır.

 

10-      GENÇLİK SEVDAM

 

Yıllar sonra geldi, çaldı, kapımı

Güya,hatırımı sormaya gelmiş.

Yeniden kurarken, umut çatımı

Hayatıma, gölge olmaya gelmiş.

 

Yalnız idim, bir selama muhtaçtım

Bir dosttur diyerek, kapıyı açtım

Doğrusu şaşırdım, ürkerek kaçtım

Perişan halimi görmeye geldim.

 

Üzgünüm diyerek özür diliyor

Anıları, tazeliyor, gülüyor

Çok mutluymuş, övünerek söylüyor

Tekrar gururumu kırmaya gelmiş.

 

Yıkılma ,ayakta dimdik dur dedi

Sev birini, artık, yuva kur dedi

Unut beni, başkasını gör dedi

Aklınca cesaret vermeye gelmiş.

 

Bilmiyor ki! Yıkılmışım, bitmişim

Ben hayatı, bir kenara itmişim

Sevginin üstüne, çizgi çekmişim

Güya,buna çare bulmaya gelmiş.

 

Dedim ona, dön git,bırak yakamı

Ne olur bir daha çalma kapımı

Gönlüme gömdüğüm, gençlik sevdamı

Eliyle mezara koymaya gelmiş.

 

11-      İSTEDİM

 

Görünce yüreğim yerinden oynar

Seni her halinle sevmek istedim.

Kanım, damarımda ısınır, kaynar

Gönlümde, sana yer vermek istedim.

 

Sen gülümce, gözüm, gözünde kalır

Gamzeler, yüzünde bir desen olur

Kahkahan, aklımı başımdan alır

Rızanla ,gönlüne girmek istedim.

 

Tebessümün, derde soktu başımı

Bu neşen hayatın bir cilası mı?

Sevda çengelimi? aşk kancasını?

Sana gelmek için kırmak istedim.

 

Yüzünde tebessüm, gözünde sevinç

Yüzünde gamzeler, ilginç mi ilginç

Neyimi sevmiştin? diye sorma hiç

Bir ömür, seninle olmak istedim.

 

12-      SENSİN

 

Seninle, gönlüme doldu sevgiler

Bütün sevgilerin anası sensin.

Gözümün önünde, tüm güzelliler

O güzellilerin,aynası sensin.

 

Bir rüya görmüştüm, elin ,elimde

Bir destan yarattık, aşkın dilinde

Seninle yaşadım özlemlerimde

Kalbimin, haz dolu sevgisi sensin.

 

Bir bütündük, senin ile özdeştik.

İkimizde aynı yarayı deştik

Bir dünya yarattık,orda birleştik

O hayal dünyamın Tanrısı sensin.

 

13-SÖZ  VERMEDİK Kİ

 

Ayrılıktan yakınıp, dön gel geri, diyorsun

Senin ile ikimiz, el, ele tutmadık ki.

Göz göze bakışarak, duygu estiriyorsun

Geleceğe yönelik, bir hesap yapmadık ki.

 

Sevdim seni diyorsun,beni düşünmüyorsun

Tutsaksın duygulara, gerçeği görmüyorsun

Sevgi karşılık ister, bunu bilmiyor musun

Seninle bir yatakta ,sarılıp yatmadık ki.

 

Seni isteyenler var, neden ret ediyorsun

Bir gün olur diyorsun,umutla bekliyorsun

Adımı sayıklayıp,dönecek diyormuşsun

Buluşuruz diyerek, bir tarih atmadık ki.

 

14-      SAĞ OL

 

Selam göndermişsin, bir dosttan sağ ol

Hala, merak edip, hatır sormuşsun

Aşılmaz engelmiş, aramızda yol

Sevindim doğrusu,mutluymuşsun.

 

Bana bıraktığın, yanan bir yürek

Evlensin demişsin, ona bu gerek

Ben mesudum, oda olsun diyerek

Bana, mutluluklar diliyormuşsun.

 

Ateşim küllense,dumanı tüter

Yıllar, bu sevdanın üstünü örter

Şayet, sen mutluysan, bana bu yeter

Tek tesellim budur, anlıyor musun

 

Çileye acıya alışmalıyız

Öpüşüp, koklaşıp barışmalıyız

Artık, dost olarak, görüşmeliyiz

Gayr, buralara gelmiyor musun?

 

Bir defacık görün, bir kez gel, yeter

Ailecek misafirim ol,yeter

Gözüme bak,  tebessüm et gül, yeter

Hala , seviyorum bilmiyor musun?

 

15-      ÖLMEYE YETER

 

Bir tatlı tebessüm, bir tek gülücük

Benliğimi, benden almaya yeter.

Sımsıcak nefesle bir tek öpücük

Bir ömür ismini anmaya yeter.

 

Düz değil hayatın yolları, çakıl

Sevgi tohumu ol, gönlüme ekil

Alnına dökülen, sap sarı kakül

Ömür boyu senle kalmaya yeter.

 

Ne zor imiş, bu sevdaya kapılmak

Belki sever diye, umut bağlamak

Günlünde yer vermek, gönülde kalmak

Neşeli olmaya, gülmeye yeter.

 

Senden başkasını, sevemezdim hiç

Sevdamız herkese geliyor, ilginç

Seni gördüğümde, duyduğum sevinç

Bir ömür harcayıp, bulmaya yeter.

 

Ben kıyıda kayık, sende bir umman

Bıktım, ayrılıktan, yeter, el aman

Mutlu geçirdiğim, en kısa zaman

Uğruna can verip, ölmeye yeter.

 

16-AL OKU 

 

Anlatmak istedim kaygılarımı

Sana yazdım bu şiiri, al oku.

Sere serpe açtım duygularımı

Sana yazdım bu şiiri, al oku.

 

Geçmişten bir demet toplayıp sundum

Semalara uçtum, dallara kondum

Deryada balıktım, sana tutuldum

Sana yazdım bu şiiri, al oku.

 

Girdabında benim, dönmek isteyen

Benim ocağında, yanmak isteyen

Benim, hep adını anmak isteyen

Sana yazdım bu şiiri, al oku .

 

Sabrımın üstüne sabır ekledim

Yol boyunca, gelir diye bekledim

Ayrılınca, daha da çok, özledim

Sana yazdım bu şiiri, al oku.

 

Yüz yüze gelince, utandım, sustum

Seviyorum derken ,sesimi kıstım

Sevgilim, sanma ki, ben sana küstüm

Sana yazdım bu şiiri, al oku.

 

Uzanıp, elini tutmak istedim

Aşkımı, itiraf etmek istedim

Sarılıp, seninle yatmak istedim

Sana yazdım bu şiiri, al oku.

 

Birazcık, umut ver biraz gül artık

Çok fazla bekledim, geri gel artık

Sevmesen de, sevdiğimi bil artık

Sana yazdım bu şiiri,al oku .

 

17- UNUTMAK KOLAY MI Kİ

 

Mektubunda, unut diye yazmışsın

Unutmak kolay mı ki,sen unutabildin mi?

Çok ısrarcı diyerek, biraz bana kızmışsın

Unutmak kolay mı ki, sen unutabildin mi?

 

Mutlu geçirdiğimiz baharları, yazları

Yeminler ede, ede verdiğimiz,sözleri

Pırıl ,pırıl bakan, sevgi yüklü gözleri

Unutmak kolay mı ki,sen unutabildin mi?

 

Hayal dünyam, kararmışken, güneş sönmüşken

Ayrılık, hançer gibi, bağrıma saplanmışken

Umut çatım yıkılmış, harabeye dönmüşken

Unutmak kolay mı ki,sen unutabildin mi?

 

Fotoğrafın duvarda, mektuplar masamdayken

Ben arı ,sen çiçekken, sende, bal özü varken

Gönül ferman mı dinler, özlemini çekerken

Unutmak kolay mı ki,sen unutabildin mi?

 

18-      TUTSAĞIM

 

Sahnelerde, şen ve şakrak göründün

Perde arkasında, kahrın var senin

Bakışınla, aşk sihrine büründün

Kalbimde, kanımda, zehrin var senin

 

Bütün engelleri, aşması kolay

Her tarafa, sevgi saçması kolay

Sanma ki, senden kaçması kolay

Neyleyim, ruhumda sihrin var senin

 

Tutsağım, yaptığın aşk hisarında

Hep sen yaşıyorsun, umutlarımda

İste benden, ne istersen, şu anda

Deme ki, ne biçim sabrın var senin?

 

19-ACI  ELVEDA

 

Bilirim savaşmayı, ben, kendi kaderimle

Senden ihsan istemem, koy git beni derdimle

            Çoktan razı olmuşum gülmeyen kaderime

            Dipsiz bir kuyudayım uzanma ellerime

Kararını sen verdin, koştun sevilerine

Bağrıma taş basmışım, mutluluğun yerine

            Hicrandır,bıraktığın, tatlı bir aşk yerine

            Mümkün değildir dönmek, o eski günlerime

Benimde, elemlerim, özlemlerim, var idi

Avucumda umutlar, sabun gibi eridi

            Gözlerinin içinde bir mana arıyorum

            Sever mi ki diyerek, kendime soruyorum

Beklenmedik bir anda, bir zarf verdi postacı

Açarken sevinçliydim,okurken çektim acı

            Bir tek sözcük var idi, bir de isim ve soy ad

Elveda diyen mektup, seni bana etti yad

 

20-YAZ BENİDE DEFTERİNE

 

Gönül limanım seni bekliyor

Sevgi yüklü gemi gibi

Gel aşk sahillerime.

 

Yalnızlık rüzgarı sardı çevremi

Simsiyah bir ilgidir özlemin

Zifiri gecede bir yıldız umut

Nefesin, nefesime karışmasa da

Sıcaklığını koy elerime.

 

Sevgi karşılık görünce güzeldir

Ben karşılıksız sevginin dumanıyım

Zorla güzellik olmaz bilirim

Yadsıma isyanımı

Razı olamıyorum kaderime.

 

Senden vazgeçmemi isteme benden

Bırak ta bir umutla yaşayayım

Sıranın en sonuna da olsa

Yaz beni de defterine.

 

Varsın, değmesin ellerim, ellerine

Nefesin, nefesine karışmasın

Gözlerine baktığım da, bakışların kaymasın

Zararı yok bir umut verme

Ne olur

Görünce başını çevirme

Bakabileyim gözlerine

Hayranım gözbebeklerine.

 

21-      İSTEME BENDEN

 

Sevdan, beni döndürüyor şaşkına

Gelip sen yerleştin, gönül köşküne

Mazideki, mutlu günler aşkına

Senden vazgeçme mi, isteme benden.

 

Koyma, şu aşkıma, sakın ha sansür

Kov beni Dünyadan, yıldızlara sür

Bırak, duygularım bari, kalsın hür

Senden vazgeçme mi, isteme benden.

 

Varsın, herkes bildiğini söylesin

Hayalde sen varsın, rüyada sensin

Hayatla bağımsın, hep benimlesin

Senden vazgeçme mi, isteme benden.

 

Sevmeyi, yeniden öğreniyorum

Mutluysan, dönmemi istemiyorum

Aşkıma karşılık beklemiyorum

Senden vazgeçme mi, isteme benden.

 

Sen mesut ol, benim bahtım gülmesin

Dudakların, dudağıma değmesin

Sevdama kimseler, gölge etmesin

Senden vazgeçme mi, isteme benden.

 

Ben bu sevda ile, böyle yanarım

Elbet, bir gün teneşire inerim

Ölür iken yine seni anarım

Senden vazgeçme mi, isteme benden.

 

22-O TESADÜFE  MINNETTARIM            I

 

Her nefes alışımda yaşadığımı sandım

Hayatı böyle kanıksardım

Görmeyi,işitmeyi,duymayı

Yaşamak sandım.

 

Yaşamak sandım

Tat almayı,dokunmayı

Okumayı,yazmayı

Yürümeyi,gezmeyi

Sinirlenmeyi,kızmayı

Yaşamak sandım.

 

Yaşamak sandım

Yemeyi,içmeyi,konmayı,göçmeyi

Acılara alışmayı

Oturmayı,konuşmayı

Yatmayı,kalkmayı

Uyumayı,uyanmayı

Kan ter içinde çalışmayı

Yaşamak sandım.

 

Meğerse yaşamıyormuşum

Habersizmişim, sevmekten ,sevilmekten

Bir gönül’e girmekten,

Birine gönlümde yer vermekten

Habersizmişim.

 

Seni gördüğüm gün tattım sevginin tadını

O gün, sevmeyi öğrendim

Yollarını aradım sevilmenin

Sere serpe duygularımı sermenin

Yollarını aradım.

 

Yollarını aradım

Sevebilecek bir gönül’e girmenin

Gözden göze kurulan köprüde yürümenin

                        II

 

Odağı oldun tutkularımın

Doldurdun hayallerimi

Sürükledin özlem dolu bir serüvene

Gözlerinin içine baktım

Dizgin vuramadım duyguların titreşimine

Bakışlarda konuştum, anlarsın diye

Duygumu okursun sandım göz bebeklerimde

Ellerini ellerimde hayal ettim

Öyle olsun istedim

Sevgime umut ekledim.

 

Bakışlarında, tanıştım sevgiyle

Alfabesini okudum bakışların

Severek yaşamayı öğrendim.

Gözden göze köprü kurmayı

Sükut etse de dudaklarım

Sözcükler düşmese de dilimden

Bakışlarda manayı algılamayı

Bakışlarla konuşmayı

Hislenmeyi,duygulanmayı

İnsan gibi yaşamayı

İnsan olmayı öğrendim.

Sen varsın diye

Anlarsın diye.

 

Öylesine girdin ki kalbime

Ne çıkıp gidiyorsun.

Nede gönlüde yer veriyorsun

Özlemlerimde sükut

Hayalimde kor

Umutlarıma dekor oluyorsun.

 

Yalnızlıklara itiyorsun

Karanlıklara gömüyorsun

Aşk ateşiyle dağlıyorsun sinemi

Birde haber gönderiyorsun

Diyorsun ki

Unutsun beni.

 

Sevme tutkusunu aşıladın

Sevebilmen ihtimali ile avunuyorum.

Yanmasına, yansam da

Kül olup savrulsam da

Benliğim, seninle ruh buldu

Seninle yeşerdi umudum

Seninle ayağa kalktı vakarım

Seni karşıma çıkaran tesadüfe

Minnettarım.

 

23-ZEMBİL GÖNDER

 

Karanlıkta kaldım gel ışığım ol

Veya yakmak için bir kandil gönder.

Gözlerim yaş dolu silmeni bekler

Yada silmek için bir mendik gönder.

 

Sensiz, yaşamanın şevki kalmadı

Deli gönül sevgine hiç doymadı

Kulaklarım, bir tatlı söz duymadı

Bana, şakıyacak bir şen dil gönder.

 

Seni sevdim, başkasına bakamam

Anıları, yok edemem, yakamam

Bir aşk kuyusuna düştüm, çıkamam

Ya elini uzat, ya zembil gönder

 

24-ANILAR  OLMASAYDI

 

Geleceğim olamaz, geçmişimle yaşarım

Duvardan resmin alır, tekrar, geri asarım

Kitaplarımı açar,hep ismine rastlarım

Dünü unutmak kolay, anılar olmasaydı.

 

Esen rüzgarlar ile saçların dalgalanır

Nerde bir çiçek görsem, duygularım uyanır

Her ışık bir özlemdir, ta kapıma dayanır

Günü unutmak kolay ,anılar olmasaydı.

 

Buluştuğumuz parkta, her şey yerli yerinde

Dönüyor dönme dolap, hep kendi ekseninde

Yapraklar seni söyler, her rüzgar estiğinde

Yani,unutmak kolay, anılar olmasaydı

 

Günde, belki bin defa, o semte uğruyorum

Kaldırım taşlarına, adını yazıyorum

Haber ver neredesin, sensiz yapamıyorum

Hani,unutmak kolay, anılar olmasaydı

 

Hep özlem duyuyorum, o gençlik yıllarına

Ya beni al yanına,ya geri dön yuvana

Sırılsıklam sarılıp, kaldım anılarıma

Seni unutmak kolay,anılar olmasaydı

 

25--NÖBET  AL YETER

 

Para ile, gönül alınmaz satın

Gururu okşayan, tatlı dil yeter.

Sevgiye muhtaçtır, kemiğim, etim

Bir tatlı tebessüm eyle,gül yeter.

 

Sevmeye,sevgiye muhtacım, inan

Ben bir yanar dağım,ilgimse, volkan

Sevda sahilimden, gemisin kalkan

Gönül limanımda, demir al, yeter

 

Öfke ırmağını, kurutmak için

Sevgi seli ile, arıtmak için

Şefkat trenini, yürütmek için

Katar çeken şimendifer ol yeter.

 

Uzansın sonsuza dostluk bitmesin

Zaman sevgileri, alıp gitmesin

Gönlüme yabanlar, dalıp girmesin

Gönül kapısında, nöbet al yeter.

 

26-AYIRMASIN HİÇ BİR GÜÇ

 

Hayatın baharında, ne çiçek var, ne arı

Alan yok ki satayım, bu efkarı, şu zarı

 

Seni sordum ,dağa,taşa,kurda,kuşa, görmemişler

Nehirler, çaylar, çeşmeler, bir yudum su vermemişler

 

Belde,belde sokak,sokak,kapı,kapı,  arıyorum

Bir telefon,bir mektup,yada tebrik bekliyorum

 

Hata varsa, ikimizin, beni atalı görme

Ne olur çık ortaya ,beni acze düşürme

 

Sadece benden kaçmışsın, yaşama küsmemişsin

Geçen gün nüfusa gittim,dünyadan göçmemişsin

 

Dün gece sahil yolunda, bir bayan geziyordu

Baktım ona ardından, sana çok benziyordu

 

Usul,usul yanaştım, öksürdüm duysun diye

Öyle çok benziyor ki, seslendim Aysun diye

 

Mahcup, özür diledim,seni benzettim, dedim

Dönüp gitmeden önce, ona, senden bahsettim

 

Gayet hoş karşılayıp, hafifçe gülümsedi

Anlatırsan kendini,seni dinlerim dedi

 

Kaptırmışım kendimi, sohbetin akışına

Kendimden bahsetmedim,senden bahsettim ona

 

Zifiri gecelerde el tutmasın elimden

Bir umut ver,ışık ol iz kalmışsa sevgimden

 

Bir mektup at,bir haber sal,bana seni aratma

Güneşim ol,yıldızım ol şu dünyamı karartma.

 

Tekrar el,ele verip su içsek çeşmelerden

Haz duyalım,tat alalım,aşktan,sevişmelerden

 

Kaldırsak uzaklığı, yırtsaydık karanlığı

İnsanlara beraber anlatsak, bağlılığı

 

İlk tanıştığımız gibi sarılalım, biz aşka

Ayırtmasın hiçbir güç, bizi ölümden başka

 

27-      İSMİNAZ’ A

 

Yıllar geçti amma, daha dün gibi

Ellerini ilk tuttuğum an gibi

Balayına çıktığımız gün gibi

            Bakışımdan, umut eksik olasın

            O tatlı tebessüm, yüzünde alsın.

 

Seni mutlu görmek arzum, inan ki

İlk aşka, ilk adım attığın an ki

Beni acemice öptüğün gün ki

            Işıltı, gözünden eksik olmasın

            O tatlı tebessüm, yüzünde kalsın.

 

Yıllar, su misali akıp gitse de

Eski dostlar kerhen bakıp gitse de

Kader bizi perişan etse de

            Gözlerinden hüzünlü yaş akmasın

            O tatlı tebessüm, yüzünde kalsın.

 

Eski anıları tekrar özlersen

Karartma bahtını güldür istersen

At kederi, Allah’ını seversen

            Bırak işler olurunda olmasın

            O tatlı tebessüm, yüzünde kalsın.

 

Fırsat bulduğun da, git,eğlen de gel

Sorunlar, sevince olmasın engel

Bir haber göndersen, desen ki, dön, gel

            Gelirim, gözlerin yolda kalmasın

            O tatlı tebessüm, yüzünde kalsın.

 

Sevdiğimi düşün, sevgini düşün

Gelinlik giydiğin, ilk günü düşün

Hayatı, bir seni, bir beni düşün

            Artık aramızda sorun kalmasın

            O tatlı tebessüm, yüzünde kalsın

 

28-DİL İLE YARALAMA

 

Kirpiğin ok olsun, kalbe süzülsün

Neşter ile, tüm vücudum çizilsin

Şu sineme vur balyozu, ezilsin

Sakın ola, yaralama dil ile.

 

Ateşte yak,çal taşlara sel ile

Dumanımı göğe savur, yel ile

Paramparça eyle beni, el ile

Sakın ola, yaralama dil ile.

 

Kötü söz dünyamı eder kapkara

Soy rendeyle,ver istersen hızara

Ancak dil yarası, gider mezara

Sakın ola, yaralama dil ile.

 

Götür, dipsiz kuyulara at beni

Denizde boğ,kayalardan it beni

Çek tetiği, delik deşik et beni

Sakın ola, yaralama dil ile.

 

29-      SÖZ  VERMİŞTİK

 

Unutmadım hüznünü, yüzünü hatırlıyorum

Yaşla dolmuş masmavi gözünü hatırlıyorum

Elleri avucumda, sözünü hatırlıyorum

            Hani, yıllar geçse de, seveceğiz demiştik

            İkimiz bu uğurda öleceğiz demiştik.

 

Bakışarak göz göze,ant içtik sevgimize

Hiç kimse, hiçbir sebep, engel değildi bize

Hep bağlı kalacaktık, verdiğimiz o söze

            Sorunları birlikte yeneceğiz demiştik

            Bu tutkuyla bir savaş vereceğiz demiştik.

 

Bu aşkı, gönüllerde saklanan sır ederek

Sinemizi, atılan taşlara sur ederek

Duyguları,sevgiyi,hisleri bir ederek

            Mücadele gerekse, vereceğiz demiştik

            Beraberce bir yuva kuracağız demiştik.

 

Hasret dolu bu yıllar, geçecekdi, geçmedi

Bahçemizde sevgi gülü ,açacaktı, açmadı

Hayaller düştü suya,sözler doğru çıkmadı

            Aşkımızın meyvesin, göreceğiz demiştik

            Kaderin bağlarını kıracağız demiştik.

 

Ne yıllar, nede yollar, bizi ayırtacaktı

Sabrımız, irademiz, ayakta kalacaktı

Engeller yıkılacak, yasaklar kalkacaktı

            Sonunda mutluluğa ereceğiz demiştik

            Bir yastıkta beraber öleceğiz demiştik.

 

30-KİM,  BİLİR

 

Kim bilir, belki bir gün

Beklenmedik bir anda karşılaşırız.

Belki,bir tatlı tebessümle

Belki, bir göz kırpmasıyla

Belki de, başımızı eğerek

Hafiften selamlaşırız.

 

Zaman sünger gibi silmiş olacak maziyi

Küllenen ateş yanmayacak

Mazi hatırlansa da,anılmayacak

Kahretsek de, karşı gelmeyeceğiz  kadere

İki eski dost olarak tokalaşacağız.

 

belki de

Deşmeyeceğiz kabuklanmış yaraları

Anılar iz bırakmış olsa da, yüreğimizde

Geçmiş yer etmiş olsa da, belleğimizde

Çocukları soracağız birbirimize

Havadan sudan bahsedeceğiz.

 

Buram, buram hasret koksa da özlemlerimiz

Gitmek için ayrılacağız

Ayrı, ayrı  gideceğiz evlerimize.

 

Hayatın akışına bırakarak kendimizi

Yan yana gelsek de açmayacağız sevgimizi

Duygular düğümlense de gırtlağımızda

Acılar yürekleri bursa da

Hatırlayıp direnemediğimizi

Mutluluklar dileyeceğiz birbirimize.

 

Düşünerek çocuklarımızı

Eşimizi, evimizi düşünerek

Allah’a ısmarladık diyeceğiz

Bakışlarımızdan kaçıracağız gözlerimizi

Kim bilir

Karşılaşsak da günün birinde

Maziye gömeceğiz sevgimizi.

 

31--MAZİDEN  KALAN

 

İnan ki eve gitmek,ışığı yakmak gelmiyor içimden

Ne evi terk edebiliyorum,ne ışığa elveda diyebiliyorum

 

İstemeye,istemeye, yorgun,yorgun gidiyorum

Evde, bekleyenim vardır diye acele ediyorum

 

Basıp zilin düğmesine, kapıya kulak dayarım

Ne ses var,nede açan,dönmemişsin anlıyorum

 

Açıyorum kapıyı ,dalıyorum içeriye

İsyan ediyorum,yalnızlığa, yeter,yeter diye

 

Yalnızlık, bütün heybetini yüklenmiş geliyor

Karanlık, boğmak için dalga, dalga yükseliyor

 

Korkup irkiliyorum ışıkları yakarken

Ürküyorum, pencereden dışarıya bakarken

 

Aynı ürperti ile çekiyorum perdeleri

Gözlerimle tarıyorum duvarları,köşeleri

 

Duvarda resmine takılıyor gözlerim, maziden kalan

Derin,derin bakıyorum,bakışların, hala yalan

 

Bir an sinirleniyorum onu yırtmak istiyorum

İnan ki, kollarım bağlanıyor  ona el süremiyorum

 

Acı,acı çığlıklar atıyorum, birden bire bu anda

Sakin,sakin,güler gibi duruyorsun, duvarda

 

Ne yalnızlığımı gideriyorsun,ne evi terk ediyorsun

Korkularıma korku ekliyor,yarama tuz ekiyorsun.

 

Bana mı öyle geliyor, dilleniyorsun duvarda

Üzülme ayrılık varmış diyorsun, fotoğrafında

 

Diyorsun ki hayat bu, bak işte alışıyorsun

Sözlerin manasız  teselliye mi çalışıyorsun

 

Sana inanmıyorum,yalan,yalan, hepsi yalan

İçimde derdin,duvarda fotoğrafın var, maziden kalan

 

32-YAR  UĞRUNA

 

O yar karanlıkta kalmış diyorlar

Gelsin aydınlansın,fenerim, fener.

Üşümüş diyorlar,kış günlerinde

Yeter ki ısınsın, yanarım, yanar

 

Dediler ki,bana aşka susamış

Toprak gibi çatlak, başka susamış

İçmek için aşk çeşmesi aramış

Gelip de içerse,pınarım,pınar

 

Artık gelsin diye, haber göndermiş

Tanrım ona tüm güzelliği vermiş

Çevresinde dönüşümü severmiş

Zaten bir girdabım,dönerim ,döner

 

Yar uğruna katlanırım her şeye

İster şehre çağır, istersen köye

Seviyorum onu ben ölesiye

Adını sayıklar, anarım, anar

                                  

 

33-HATA  ETMİŞİM 

 

Yalnızlık dostum oldu, kuş yuvamdan uçalı

Toka yapıp elini saldım, hata etmişim.

Gidişine hiç razı olmadığım bir halde

Onu uğurlamaya geldim, hata etmişim.

 

Akıyor gözümden yaş,durdu damarımda kan

Hicran üstüne hicran,olmuşum per perişan

Bağrına taş basarak şimdi yollara bakan

Tanrının aciz kulu oldum, hata etmişim

 

Onu uğurlar iken,dönüp gelecek sandım

Bana talih, onsuzda ,bir gün gülecek sandım

Bu umutla yeşeren tazecik bir fidandım

Hazan rüzgarlarıyla soldum, hata etmişim.

 

34-      ŞARKILARLA GEÇER HAYAT

 

Günler kabus olur geçer sevenin sırtından

Hep aynı elemler depreşir içinde

Okur özlem plağı aynı hissin şarkısını

Aynı hayalin ardından.

Hayat devam eder şarkılar söylenerek

Şarkılarla dile gelir özlemler

Bir boşlukta hisseder kendisini

Seninle bir zamanla çok mesuttuk diyerek.

 

Gün olur canlanır sindirilen duygular

Gün olur lanet okur bahtına

Gün olur ateş düşer bağrına

Yeter ki, gel diyerek devam eder çağrılar.

 

Yaşar o genç yankılar ihtiyar kulaklarda

Diller bir eski şarkıyı mırıldanır

Genç nesilden bir çift gezer kol kola

O ihtiyar gönüller kapılır arzulara

Bu yanık havalarla herkes evine gider

 

Umulmadık bir anda karşılaşırlarsa da

Biri hicranlı erkek,biri yeisli kadın

Artık konuşamazlar, herkes evine gider

Görünce hatırlarlar geride kalanları

Son defa bir şarkıyı okur yaşlı dudaklar

Baştan sona hicran kokar ayrılık tüter

İçten gelen titrek bir ses derki,yeter yeter

Bir aşk masalı ile  uzak gider şarkılar

Kasım 1969

 

35-GERİYE  GÖNDER

 

Bir mektup göndermiş, bu son diyerek

Getirme postacı, geriye gönder

Kızgın bir demirle oy gözlerimi

Görmesin gözlerim, geriye gönder

 

Bunu bekliyorum, uzun zamandır

Bu an,benim manen öldüğüm andır

Okumam, çaresiz olduğum andır

Bir daha gelirse, geriye gönder

 

Bu gelen mektupta, başka mana var

Ne dil tarif eder, ne beyin anlar

Her sözcük, yüreğe kor olur damlar

Verme o mektubu, geriye gönder

 

Yaşama gücümü, yıktı bir sözcük

Bir kızı, bir gelin yaptı o sözcük

Gururumu aldı, yaktı o sözcük

Bari sen harlama, geriye gönder

 

Yıldız iken, ateş olmuş soyadı

Beni yıkmak, o mektubun maksadı

Yaşamanın bir anlamı kalmadı

Artık önemi yok, geriye gönder

 

Varlığım zar bana,yokluğum efkar

Anladım ki, ellere eş olmuş yar

Artık yaşamanın anlamı mı var

Bırakma kapıma, geriye gönder

 

36-      ÖYLE  GİT 

 

İlk ve sonda olsa bir şefkat gönder

Bana biraz umut ver de, öyle git

Seven sevgisine karşılık ister

Ya sev,ya dünyadan sür de, öyle git

 

Sensiz bir virane gönül sarayım

Nerde,kime, kaç yıl daha sorayım

Eğer Şirin isen, Ferhat olayım

Kayalar kırayım, gör de, öyle git

 

Deki ne olacak sevenin hali

Sevilenin sırtındadır vebali

Çöllere düşeyim mecnun misali

Elinle kumlara,ser de, öyle git

 

İstersen ez beni, bir böcek gibi

İstersen al okşa,bir çocuk gibi

Susuz bahçedeki tomurcuk gibi

Dalı ve yaprağı, kırda, öyle git

 

Biçiliyor kalbim, aşk hızarında

Beş paralık ettin, halk hazarında

Satsam almıyorlar, aşk pazarında

Ya al,ya alıcı bulda ,öyle git

 

Sevişiyor falan fişman desinler

Onlar sevdiğine pişman desinler

İki seven insan düşman desinler

Tarumar et, saçım, yolda, öyle git

 

Sevmiyorum diye, söz etme sakın

Bu gün varım,yarın, beklide yokum

Bende biliyorum, ecelim yakın

Bari namazımı, kılda, öyle git

 

37-DİLEKÇE 

 

Sorumlu gördüm kendimi,bunun için bu dilekçe

Bir öğrencime rastladım,kolların da kelepçe

 

Yıkıldım, sükutu hayala uğradım kahrımdan

Kendimi sorumlu tuttum, kendi hatıralarımdan

 

Beyaz yaka,siyah önlükle ayrılmıştı, yuvasından

Sevdi, ayırmadı  bizi, anasından,babasından

 

Öğrenmeye gelmişti o,öğretmekti görevim

Layık olamamışım sevgisine öğrencilerimin

 

Suçu neydi, günahı ne? Bu biçare çocuğun

Duydum o anda ezikliğini bende ki suçluluğun

 

Meğer verememişim, insanlığı sevmeyi

Öğretememişim ona, gerçekleri görmeyi

 

İyiyi kötüden,güzeli çirkinden ayırmasını

Belli öğretememişim ben, insan olmasını

 

Suç tezgahlarını gösterememişim hiç

Şimdi anladım amma,çok geç kalmışım,çok geç

 

Ona, hep ben öğrettim, geometri ,cebir’i

Cebre karşı,savunmadan habersizdir her biri

 

Söz etmedik onlara, kurulu tuzaklardan

Belki hissettik amma, dolandık uzaklardan

 

Gelecek felaketi, görsek de, göstermedik

İstedi öğrenciler, amma bizler vermedik

 

Çizmedik tahtalara ,dalkavuk portesini

Kulaklara çekmedik,dolapların sesini

 

Bunları anlatmaya, göstermedik cesaret

Sığınağımız oldu, uydurma bir mazeret

 

Entrika masasının, şeklini bilmez onlar

Bu yüzdendir, ateşten kaçmayı sevmez onlar

 

İstesek, hükmederdik,göğe,toprağa,suya

Hangi sebepten,neden daldık, derin uykuya

 

Suçlu diye bakmayın, bu zavallı çocuğa

Yönlendiren,iten kim, onu bu bataklığa

 

Aslında, o, masumdur, siz suçuna bakmayın

Yerine bizi alın, onu tutsak yapmayın

 

İşte anlatıyorum, ben size gerçekleri

Bize takın onları, çözün genç bilekleri

 

Sıkmak isterse eğer, bir kolu kelepçeler

Ona, kol uzatmaya, hazırdır öğretmenler

 

Bu feryat,bu itiraf, öğretmenler adına

Tekrar sesleniyorum, öğrenci efradına

 

Bizim hatalarımızı, siz görün, siz yok edin

Utandırmayın bizi,hatamızı yok edin

 

Can verin doğruluğa,boyun bükün güzele

Set çekin kötülüğe,göğüs gerin çirkine

 

Siper olsun göğsünüz güzeli korumaya

Kenetlensin eliniz, insanca yaşamaya

 

Sizi kullananlara, bir iyice ders verin

Kötülüğe davete, sırtınızı çevirin

 

Kötülüğün üstüne, cesurca yapın akın

Bulunuz kaynağını, gözesini kapatın

 

Bunları yapmayıp da,düşerseniz ellere

Yem olur gidersiniz, derin üzüntülere

 

Mevkisini siper edip, saldıranlar olacak

Sizi görevinizden, aldıranlar olacak

 

Hatır için haksızlık, gelirse başınıza

Devam edin yılmadan, hak savaşınıza

 

Olacak dediklerim,bundan öncede oldu

Bir çok haksızı mevki, tertemiz haklı kıldı

 

İnsanlık böyle çöktü, böyle yıkıldı iman

Sürünmekten kurtulup, zirveye çıktı yılan

 

Hatamın cezasını, ben çekmeye razıyım

Dedim ki! şu yılana, son bir mezar kazayım

 

Bir insanlık oluşsun, alnı pak gönlü temiz

Biz, fedaya hazırız her şeyi, isterseniz

 

Yerleşin gönüllere, destan olun dillere

Emaneti tertemiz, gelecek nesillere

 

Veriniz, matemi yok ederek, veriniz

Veriniz ki! övünç duysun öğretmenleriniz.

 

38-ATATÜRK’E  MEKTUP

 

Vecizelerini ezberledik, amma anlayamadık

Benimsedik ilkelerini,  ve lakin uyamadık

 

Hani, bu millet, çok Mustafa  kemal’ler çıkaracaktı

Hani, hakiki efendisi köylüler olacaktı

 

Köylü, hala köylü, abası yırtık,başı dertli

Köylü, yine yoksul,yine dertli, yine kasvetli

 

Traktörü bilmez ki,  atsın kara sabanı

Bilse bile, alamaz ,Anadolu insanı

 

Bir umudun peşinde, dost olur çilelere

Bir ekmeğin peşinde, akarlar şehirlere

 

Ter onun, emek onun, güç onun

Eser, refah, kazanç, başka insan oğlunun

 

Vatan, millet, sevgisinden daha önde menfaat

Dön de, kurtar bizi Atam, dön de, ülkünü anlat

 

Bir çıkar tutkusu ki, daha ağır basıyor

Başımızda bilinmez, sam rüzgarı esiyor

 

Sen ölmedin, yaşatıyor kalbinde millet seni

Gel de, yücelt kemal’im, gel de, yücelt eserini

 

Mal değil de, işçi ihraç ettik, dış ülkelere

Köle olmak yakışır mı,  yakışır mı Türk lere

 

Dolandıran, çalan, çırpan, bu ülkeden kaçıyor

Bankalar da, hep onlara kasaları açıyor

 

Bir gün gelecek diye, bekliyor millet seni

Yüce Atam ,gel kurtar, gel kurtar eserini

 

Gel de yücelt Kemal im gel yücelt eserini

Ezdirme, sefalete, yoksul köylülerini

 

Altmış beş milyon olduk, senin yerin dolmuyor

Türk’ün,Türk’ten başka dostu olmuyor

 

Dönüşün imkansızsa, gelmeyeceksen eğer

Geç kalmasın Atam, yerine birini gönder

                                               29-11-1972

 

39-ERDAL’A

 

Düşünüyorum,düşüncelerim sonsuzluğa ulaşıyor

Tarifi mümkün olmayan bir his, içimde yaşıyor

Yanıyor! buram,buram, kıvrılıyor, kaynaşıyor

Yaşıyor işte beynimde,sökemiyorum, yaşıyor

 

Herkes yarını düşünür, ben yarından sonrasını

Değil, yazı kışı,değil yarın ki işi,değil, ekimi, kasımı

Değil yüz yıl,değil bin yıl,beş bin yıl sonrasını

Düşünüyorum,Türklüğün asırlarca var olmasını

 

Dünya yaşadıkça,şen,mutlu,refah içinde, sevinçli

Bir Türklük düşünüyorum,atılgan, çalışkan, doğru ve güçlü

Bir gençlik düşünüyorum, başarılı,eseri ile övünçlü

Bir vatan düşünüyorum ,cennet gibi olmasın suç ve suçlu

 

Şayet bizler estiremezsek, böyle vatan havasını

Oğlum Erdal ,siz çizin rotasını, siz yapın yuvasını

Tarihin öncesini anlayın, düşünün sonrasını

Hala duyuyorum, fikret’in yarınlara ferdasını

 

Yabancı gözlerin, Osmanlı hurdası diye baktıkları

Bu millet,mutlaka süslemeli, semaları, ufukları

Silmeli gözlerden yaşı,silmeli kalpten efkarı

Getirmek en büyük emel olmalı, yeşil baharı

 

Bayrağım, ebediyen ufuk ta dalgalanmalı al, al

Bu çınar büyüyüp yeşermeli, kol uzatmalı dal,dal

Yurdunda en müşkül durumda kalsan da, Erdal

Yurda hizmet,ona sevgi borcundur, orda kal

                                               22-11-1972

 

40- BİR ÖĞRETMENE

 

Bir öğretmen incitmişim görevim nedeniyle

Görevim bitince gel döv,tokatla be hocam.

İnsanlık sayfasında bir satır olamazsam

Okuma o sayfayı,sil çiz,atla be hocam.

 

Kırmışsam gururunu,incitmişsem ben seni

Kırgınsan,öfkeliysen, affedemezsen beni

Eğer yenemez isen, bana olan öfkeni

Bir kağıt parçası say,kır,bük,katla be hocam.

 

Hatasız kul olmuyor,okulda okunmuyor

Hatasız yaşamayı, hocalar anlatmıyor

Bir musibet görmezsek,nasihatler tutmuyor

Karartıp şu dünyamı, beni yıkma be hocam.

 

Ne yalvarmak giderir, ne yakarmak acıyı

Affetsen de sökemem içimde ki sancıyı

Hancı yolcuyu suçlar, yolcular da hancıyı

Beni sen ,bu hallere ne olur sokma be hocam.

 

Bin kez özür dilerim, bir kez af olmam için

İstersen suyumu kes,sararıp solmam için

Kapına kul olurum, himmetin görmek için

Al dizinin dibine,al,öğütle be hocam.

 

Yarınlarda, yerimizi alacak nesilleri

Yetiştiren ellerdir, öğretmenin elleri

Minicik kardeşlere ,örnek diye bizleri

Gösterip gerçekleri, rüsvar etme be hocam.

 

Ne kadar dikkat etsen,yine hata oluyor

Hata da kasıt yoksa,yapan da kahroluyor

Tecrübe de,hatasız asla kazanılmıyor

Sinirlen,kız, sakın ha, nefret etme be hocam.

 

41-12-BİTMEYEN UMUT

 

Bir umut, bitmek tükenmek bilmeyen

Bir ateştir, alev,alev içimde yanan

Soğuk,soğuk,ılık,ılık esen rüzgardır

Buram,buran, kıvrım,kıvrım dumandır tüten.

 

Umudum coşuyor coştukça

Yercesine,

Bitirircesine.

Ateşim sarıyor her yanımı

Gecikme dercesine.

Rüzgarım esiyor estikçe

Delicesine,

Mertçesine.

 

Umut bende filizlendi

Ateş bende yandı

Bende esti rüzgar

Benim ile bitmesin

Yanmaya devam etsin oğlumda

Tütsün tütebildiğince torunumda

Delicesine

            Mertçesine

                        Yiğitçesine

Essin torunumun torununda.

 

Bitmesin bende başlayan kavga

Tarihlere ilke,ilke yazılsın

Yoksulluk yok edilsin

Çekintiler bertaraf

Gerçekleşsin bu tutku,

Güllük gülistanlık olsun her taraf.

 

42-SANA YAKLAŞIYORUM 

 

Sana yaklaşıyorum adım,adım

Seni tanıdım

            Seni anladım

                        Anlatamadım.

Kitle,kitle koşarak aydınlığına

Mutluluğu yığın,yığın ortaklaşmak

İmkanları hakça paylaşmak  için

Sana yaklaşıyorum adım,adım

Sana yaklaşacağım

Yolunda engel tanımadım

Tanımayacağım.

Bir,bir engelleri aşacağım.

 

İş çarkının dişlileri eziyorsa birilerini

Dövülen sırtlarda iz bırakıyorsa darbeler

Çığlıklar arşa yükseliyorsa

Maşalar tetik çekiyorsa çıkar çarkı için

Düşünen kafalara düşmanlık başlamışsa

Ve bir kör balta baltalıyorsa zamanı

Ve gençler şehit oluyorsa  gözünü kırpmadan

Sen bir tutku olarak kaldıkça gönüllerde

            Bil ki, sana yaklaşıyorum adım,adım.

            Bil ki, insan olduğumu anladım.

 

Konuşan diller kilitleniyorsa sansürle

Ve nasırlı eller kelepçeleniyorsa bir,bir

Baskının ipleri ilmikleniyorsa masum boyunlarda

Yarınlar uğruna ölebiliyorsa delikanlılar

            Anla ki, sana yaklaşıyorum adım,adım.

            Anla ki, yarınlara ve sana susadım.

 

Ekonomi sınıflandırmışsa insanları

Bir kara maske ise, sömürü suratlarda

Amaçlara entrikalarla varıla biliniyorsa

Sarsılabildiyse baskının temelleri

            Bil ki,sana yaklaşıyorum.

            Anla ki, engelleri aşıyorum.

 

Hak isteyebiliyorsa emekçiler direnerek

Grev sözcülüğü yapılıyorsa, iş kapılarında

Damla,damla ter akıyorsa,  alınlardan  iş başında

Bakan gözler görebiliyorsa, yavaş,yavaş gerçeği

Sıkılan yumruk olmaya başlandıysa

Geri ile ileri arasında başlamışsa savaş

Ve

Sömürü çarkı hız kaybediyorsa

Açların daha da aç

Tokların daha tok olduğu düzenden kaçıyorum

Ağır,emin ve güven doluyum

Sana yaklaşıyorum.

 

Tek değilsem bir bütünsem

Hasretsem,sevdalıysam

Kızımla ,erkeğimle

Bir milletsem

Övünüyorsam seninle

Anla ki,seni anlamışım

Sana kendimi adamışım.

 

Hak arayan milyonlar meydanlara iniyorsa

Hep bir ağızdan lanetler okunuyorsa  haksıza

Ser verip sır verilmiyorsa

Baskılara boyun eğilmiyorsa

Bu güne, dünden daha güvenli giriyorum

            Sana yaklaştığımı biliyorum.

            Senin için ölebiliyorum.

 

Kara Afrika da ölünüyorsa açlıktan

Gökdelenlerde endişeyle patlıyorsa şampanyalar

İnsan gücü karışıyorsa fabrika dumanlarına

Bir nasırlı el, evet diyebiliyorsa alınan kararlara

Bir emekçi, insan olarak tanınıyorsa

Engelleri aşarak sana gelmişim adım,adım

Seni bildim

            Seni gördüm

                        Seni tanıdım.

Seni sevdim

            Seni öğrendim

                        Seni anladım.

Dünyadan izimler siliniyor sayende

Sen gerçek demokrasi

Sen eşitlik

            Sen insanlık

                        Sen özgürlüksün.

 

43-ZAMANI  ZAMANLAMALI

 

Zamanı zamanlamalı

Yada durdurmalı yelkovanı

Olmazları,olur etmenin yolları aranmalı.

Bebeklerin gözbebeklerine

Analar acıklı,acıklı bakmamalı.

Gerilen kaslar bir hiç’i kaldırmamalı

Gelecek umut dolu olmalı

Yarınlar aydınlanmalı

            Karanlıkta kalmamalı.

 

Dünya dar geliyor olmalı ki insanlığa

Biteviye bir birini yiyorlar

Ölüyorlar,öldürüyorlar

Sormuyorlar,nedenini

 

Dünya’ya sığmaz olmalı ki insanlık

Soyuzlar fethine çalışıyorlar fezanın

Apollolar yeni dünyalar arıyorlar

Yarınlara vermek için.

Yarınları aydınlık görmek

Karanlıkları silmek için.

 

Zamanı zamanlamalı

Bu yarışa katılmalı

Asılsız suçlamalar olmamalı dedim dedili

Kaprisler kaldırılmalı

İhtiraslar tabiatı fethetmek için olmalı

Müşterisiz kalmalı kahvehaneler

Oyunlar unutulmalı.

İnsanlık iş başında olmalı

Çalışmalı,çalıştırılmalı

Alın teri tattırılmalı herkese

Gelecek aydınlatılmalı

                        Yarınlar kazanılmalı.

 

Doğarken ağlayarak gelmemeli bebeler

Sevinebilmeli dünya’ya geldiğine

Uzay bizim olmalı

Her şeyin temeline sevgi damıtılmalı

Yarınlar hayran,hayran

Emek ve terle dikilen anıtlara bakmalı

Her tabut övünçle gitmeli kabristana

Uzay insanlığın olmalı

Hesaplar geleceğe göre yapılmalı

Mutlaka yarınlar aydınlatılmalı.

 

Rihterle ölçmek yetmez depremin şiddetini

Yer,sallanmadan haber alınmalı

Sırdaşı olunmalı yer kabuğunun

Gizlere ulaşılmalı.

 

Zaman zamanlanmazsa

İnsanlık bunu yapamazsa

Çöker ihtiyar dünya

Mezar olur insanlığa

Bu bilince varılmalı

Yarınlar karanlıkta kalmamalı

Gelecek geleceğe mezar olmamalı

Olmazları olur etmenin yolları aranmalı.

 

44- GURBET YOLCUSU

 

Ayrılırken sılamdan,içim yandı, gözüm sulandı

Yanımda bir başka köylü vardı,adı Osman’dı

 

Beraberce çıktık yola Merzifon dan

Konuştuk yol boyunca şundan,bundan

 

Yolar gibi umutları da uzuyor İstanbul’a

Bilmiyor ki,kul olacaktı ,orda bir başka kula

 

Akşam, ağır,ağır perde çekerken ufuklarına

Otobüs de,giriyordu, İstanbul sularına

 

Osman’ın  sevinçleri uzadıkça uzuyor

Aval,aval hayret,hayret İstanbul’u süzüyor

 

Umutlar beta gibi arzular alfa misali

İnançları gama gibi ta! Köydeydi hayali

 

İstanbul’a gelmekle ,onca her şey bitmişti

Sevinçliydi, dudaklarından iki cümle söz düştü

 

Bu fakirlik beni attı gurbete

Merak etme döner gelirim Ayşe

Sen iyi bak Fadime’yle Ahmet’e

Gelir, sizi köyden alırım Ayşe

 

Berber indik Osman la, İstanbul sirkeci ye

Sevinçliydi,neşeliydi, iş bulacağım diye

 

Bir öz ana olmuştu, bu koca şehir ona

Halinden çok memnundu,dönüp dedi ki bana

 

İş bulur bulmaz,hemen evi getireceğim

Ahmet’imi okutup bir memur edeceğim

 

O neşeyle ayrıldı ve elveda diyerek

Başarılar diledim, akıbetin bilerek

 

Altı ay kadar sonra,amele pazarında

Ben tanıdım Osman’ı ,dururken bir kenarda

 

Uzamıştı saçları ağarmış şakakları

Kırış,kırıştı yüzü, solgundu yanakları

 

Yüzünü kaplamıştı uzamış sakalları

Lime, lime döküktü,  ceketin yamaları

 

Çatlak,çatlak  çatlamış, nasır tutmuş elleri

Solmuş umut bahçesi, lal olmuştu dilleri

 

Karşısına dikilip bakınca uzun,uzun

Çakmaklaştı gözleri, dedi işçimi lazım

 

Gömülmüş umutları, bu şehrin yokluğuna

Götürsen çalışacak, boğazı tokluğuna

 

Kendimi tanıtarak bir sigara uzattım

Dedim, Osman çocukları getirdin mi, ne yaptın?

 

Derin bir ah çakarak üzgün, baktı yüzüme

Dedi, beyim iş hani ,inan ki açım yine

 

Ben burada açım,.aç,köyde de çocuklarım

Geçen gün gel diye mektup göndermiş karım

 

Gideceğim buradan, yol parası kazansam

Bir daha dönmem geri, köyüme bir ulaşsam

 

Geldim,gördüm ,anladım İstanbul değil derdim

Bu cefaya katlanırsam, insan değil namerdim

 

Suya düştü umutlarım, hayallerim kurudu

Bir günlük kazancımla, aç karnım ancak doydu

 

Geleli altı aydır ahvalim açık, aha

Zannedersem çocukları, ben göremem bir daha

 

Ey taşı toprağı altın denen İstanbul

Osman gibi niceleri geldi,oldu sana kul

 

45-SÖZCÜKLER SEVİ DOLSA

 

Gönüller başka ister,diller başka konuşur

Böylesi insanlarla, birlik nasıl oluşur

 

Bir bütündür sanılır, bu yamalı cemiyet

Milyonları inletir, düzenbaz hakimiyet

 

Çocuklar okullara öğrenmeye gelirler

Bilgi öğrenmek yerine, siyaset öğrenirler

 

Öğretmenler burada görev yapamıyorlar

Yapmak isterler ise, orda kalamıyorlar

 

Hiç kimse demedi ki, bu  gidişat yanlıştır

Bu yüzden öğretmenler, görev yapamamıştır

 

Kutup,kutup bölündü, güvence gençliğimiz

Bunlara göz yummuşuz,biz suçlu değimliyiz

 

Bir dilim ekmek ile, doymak isterken açlar

Maşa etti bunları,kirli,kötü amaçlar

 

İnsanlık yerini öfkelere bıraktı

Yandı nice bağırlar,ne göz yaşları aktı

 

Sözcükler zehir saçtı,kin doldu sinelere

Yıllarca hasret kaldık, o dostça sevgilere

 

Zorlar,zar’ı getirdi,tutuşan ciğerlere

Geleceği biz esir etmişiz öfkelere

 

Sözcükleri kin değil,süsleseydi sevgiler

Gönlüm hep bunu özler,aydın olsa zihinler

 

Allah’a yalvaralım, iyilik dileyerek

Düşmanlığı silelim, sevgiyi yeşerterek

 

Kin, ihtiras,öfkeyi, gönüllerden silelim

Biz hep bize muhtacız, bu bilince erelim

 

46-HALİMİZ  BİZİM

 

İyi ahlak,köklü kültür verilmez ise

Bela olur, başımıza, dölümüz bizim

Sevgi dolu hizmet ağı örülmez ise

Desteler dertleri, dilimiz bizim

 

Sel götürür, önüne set gerilmez ise

Ölen umut,yenilenip dirilmez ise

Hep birlikte, nankör emel kırılmaz ise

Engel çıkar,zora gider, yolumuz bizim

 

Hal ve hatır, içtenlikle sorulmaz ise

Bulanıksa,huzur gölü, durulmaz ise

İhracata iyi düzen verilmez ise

Rezil olur, para etmez, malımız bizim

 

Suçlu,suçsuz,mert ve namert, ayrılmaz ise

Hak,adalet,hukuk,nizam, aranmaz ise

Gaye,amaç,fikir, niyet,bilinmez ise

Yeşerip de meyve vermez, dalımız bizim

 

Kör şeytanlar madrabazla anlaşır ise

Çıkarcılar birbiriyle dalaşır ise

Husumetler ortalıkta dolaşır ise

Per perişan,helak olur,halimiz bizim

 

47- İŞ  ÇARKI 

 

Eyvah,eksildi bir gün daha ömür kasamdan

Eksilen hiçbir şey yok,hicranımdan,yasımdan

 

Kavruluyor sinemde, bin bir türlü elemler

Benden daha da üzgün, gerçekleri bilenler

 

Şüphem yok,iman ediyoruz Tanrım adaletine

İman edip sığınmışız biz senin himmetine

 

Avuç açıp semaya, yalvarıyorum sana

Ya duygusuz hissiz yap,yada, yol göster bana

 

Neden,kuluna kötülük gelir kullarından

Biçareler umudunu çoktan kesti yarından

 

Haddime sual düşmez, kanaat yaratmadın mı

Kullarına birazcık insaf dağıtmadın mı

 

Emek bir başkasının, bir başkası kazançlı

Haklı melül ve mahzun,haksızlar daha hınçlı

 

Her şeyi bilensiniz neler oluyor neler

Sabrını ezilene,insafı ezene ver

 

Kullarına, kulların zulmetmesin yeter

Neden ter dökmeyen tok,ter döken açtan beter

 

Güneş yakar,iş ağır,kazanç az,böyle bitiriyorlar

Medeniyiz diyorlar, hak,hukuk ,bilmiyorlar

 

Masumun hakkı artık, verilmeyecek midir

Çoğunluk sefalette ,bu bir  haklılık mıdır

 

Aç kalıyor çalışan,toktur nasırsız eller

Nasırlı eller yapar, yiyemezler ye derler

 

Şimdi daha değerli, sosyetede köpekler

Fakir ömründe bir kez,köpekler her gün et yer

 

Bitsin masumu ezmeyle başlayan savaş

Dinsin ağlayan gözlerden akan, kanlı yaş

 

Sadaka istemiyoruz, emeğe karşılık yeter

Altın kadar değerlidir, her alından akan ter

 

İnsan eşit doğmuşsa, eşitte yaşamalı

Emekçi,emeğinin karşılığını almalı

 

Böyle bir adaleti yaratacak bir önder

Ulu Tanrım, geç kalmasın, acele gönder

 

Yoksa madden ölenler,manen de ölecekler

İnsanlığı menfaatlere kurban mı edecekler

 

Çoğaldı, bir deri,bir kemik iskeletler

Zevk için köpeklere yedirilirken etler

 

Çoğunluğun kursağına, yılda bir kez er düşmez

Bu feryat arzı deler, fakat kimse işitmez

 

Bari sen duy sesimi,sen yarattın, sen acı

Böyle miydi kulların,kullarına amacı

 

Onlar hepsi ademle,havadan olmadı mı

Nasıl sildik dünyada, biz kardeşlik adını

 

Kardeş babaya hasım,babada evladına

Ne,denir ki ,bu türlü insanlığın adına

 

Sen yarattın her kulu,kul,kuldan nefret eder

Ne zaman sıyrılacak, düşkünden bunca keder

 

Hepsi sana malumdur,ne lüzum anlatmaya

İnanmak istemeyenler çoğaldılar hüda’ ya

 

Kadirsin, bilirsin,oldu bittileri tek,tek

Tüm yaralar kanıyor, hangi sargıyla örtsek

 

Yıllar yılı düşünceler, durulmadı karışık

Doğmadı ufuklardan, beklenen nurlu ışık

 

Masumu kurtarmak mümkün değilse zulümden

Şuuru ,düşünceyi, insana  verdin, neden?

 

İdraksizce onlara, hizmet bel ki mümkündür

Ben ikbale boyun eğsem bile, düşüncem hürdür

 

Vurulur koluma zincir,tahammül gösteremezler

Amma düşüncemi hiçbir  zaman, esir edemezler

 

Bu şekilde düşünürken ali’ler, veli’ler, Talat’lar

Terleri ile ürünler, emekleriyle inşaatlar

 

Yarışarak yükselir, yükselir bulutlara

Harcanan güçtür,akansa, terdir umutlara

 

Sonunda yüz kırışır,bel bükülür, ağarırı saç

Dün delikanlı bir gençti, bu günse bir yaşlı aç

 

Taşeronlar emek pazarına uğrayacaklar

İş var diye, güçlü kuvvetli gençler arayacaklar

 

İki genç bulacaklar hayatın baharında

Bir çoğu bekleyecek, amele pazarında

 

Herkes iş,aş, deyince, inanacak, kanacak

Dün,bu gün, yarın derken, farkına varmayacak

 

Böyle dönecek devran,durmayacak iş çarkı

İşçi aş mırıldanacak, patronlar ise şarkı

                                              

 

48-GÜCÜNÜN YETMEDİĞİNDE

 

İnsan kör olmak istiyor

Varoşlarda ki, sefaleti görmemek için

Üzülmemek için, ezilenlere

Görmemek için, dönmüş suratlarını çilekeşlerin

Ve,bir deri bir kemik iskeletleri görmemek için

Kör olmak istiyor insan

Kör olmak.

 

Ermek için ayırımın bilincine

İnleyişlerini duymamak için insanların

İşitmemek için feryatları,zarları

Anlamamak için intizarları

Izırap kusan çığlıkları duymamak için

Sağır olmak istiyor insan

Sağır olmak.

 

Ayırt etmemek için,terle, parfüm kokusunu

Çöp toplayanlara, acıyamamak için

Kuku alma duygusundan yoksun olmak istiyor

Koklamamak  istiyor insan

Koklamamak istiyor.

 

Paylaşmamak için acıları

Gülmemek, ağlanacaklara

Duyarsız yaşamak için, yaşadığını bilmeden

Anlamamak için iyi ile kötüyü

Üzülmemek için kurtarılamayanlara

Duygusuz olmak istiyor insan

Duygusuz olmak,

 

İyiyi kötüden,

Haklıyı, haksızdan

Güzeli, çirkinden ayırt etmemek

Çare arayamamak ve bulamamak için

Deli olmak istiyor insan

Deli olmak.

 

Yoksun olmak istiyor her şeyden

Duyulardan,duygulardan

Düşünceden,

Mantıktan,

Ve insan olmaktan

Yoksun olmak istiyor  insan

Yoksun olmak.

 

Yaşamamak için enayice,aptalca

Gaflet beşiğinde uyutulmamak için

Bile,bile manen ölmemek için

Maşa olmamak için ateşle oynayan ellere

Dokunmamak istiyor insan

Dokunmamak.

 

Böylesi güzeldir diye düşünüyorum bazen

Görmeyen gözlerin arkasında canlandırmak Dünya’yı

Gönlünce ayırtmak, iyi ile güzeli

Duyarsız kulakların ötesinde

Belki de benimsemek güzeldir kahkahaları

Dünya’dan zamandan bihaber

Bir Dünya yaratmak kendince

Yaşatmak, insanları dilediğince

Açmak, bütün iyimserliği düşünebildiğince

Yeniden insanlığı biçimlendirmek

Şekil vermek, özlediğince

Kahretmemek için insanlığa

Can pazarlarında ,can satmamak için

Hissiz olmak güzel şey

Güzel şey duygusuz olmak

Gücünün yetmediği yerde.

 

49-DEMOKRASİYİ  ARIYORUM 

 

Demokrasi eşitlikse

İnsanca yaşamaksa

Adaletli olmaksa

Adalet dağıtmaksa

Hür yaşamaksa