İkinci kitap
VURULMAYA VAR MISIN
1- VAR MISIN
Bu mektup son olmasın kararını tez bildir
Bunca baskıya rağmen yar olmaya var mısın?
Gönül ferman dinlemez, duygu esir değildir
Semt i meçhule gidip sır olmaya ver mısın?
Büyükler karar vermiş, bu birlik olmaz demiş
Sormuşlar sebebini, bir eski husumetmiş
Kiralık katillere haber de gönderilmiş
O, kahpe kurşunlarla vurulmaya var mısın?
Bir kartal yuvasında mutluluk bizi bulsun
Ağaçlar tanığımız, dağlar yuvamız olsun
Aslı ile keremin sevdası unutulsun
Yanan aşk ateşinde, kavrulmaya var mısın?
Neden anlamıyorlar? nihayet biz insanız
Dilden dile dolansın, destan olsun aşkımız
Benim için fark etmez ,kefen olsun sevdamız
O kefene beraber sarılmaya var mısın?
2- A GÜLÜM
Aşk şerbetin içerek gönülden sevdim seni
Sevmeyerek hançerle vurma güzelim beni
Yıllar oldu, sakladın al yanakta buseni
Olur mu bu kalpsizlik, söyle dana a gülüm
Senin için başımı ateşlere atmışın
Dayanılmaz aşkını hep kalbimde tutmuşum
Manalı bakan gözden kanlı yaş akıtmışım
Ebedi akmasını ister misin a gülüm?
Kalpte temel bağlamış aşılmaz aşk sınırı
Daha çok gencim amma, sanki hayatım yarı
Ateşlendim, yanarım, seyrime dalsan bari
Boşaltsan denizleri sönmez artık a gülüm.
Kurduğum hayallerde bütün seni yaşattım
Hiç farkında olmadan bu çılgın aşka çattım
Gece rüyalarımda, dost göründün, aldattın
Kara günde dost olmak istemedin a gülüm.
Hiç aklımdan çıkmıyor,rüyamdaki gülüşün
Unutulur şey değil, hayalimde duruşun
Şu yaralı kalbime hançerleri vuruşun
İnsafsızlık değil mi anla bunu a gülüm.
Hayatın enginine dalıyordum rüyamda
Mesut bir gün yaşayıp coşuyordum bu anda
Bir cennet görüyordum, çevremde her yanımda
O cennetin hurisi yalnız sendin a gülüm
Bir motora binmiştik, giderken adalara
Candan önem vermiştik, eski hatıralara
Dünyalar versem azdır, o tatlı anılara
O tatlı günlerimi unutamam a gülüm.
Bitti tatlı anılar, uyandım,sona erdi
Aşk denen viranede, baykuşlar ötüverdi
Dermansız bir hastayım sebebi özlemindi
Aşkından hastalandım gidiyorum a gülüm.
Son yolcuyum göründe bakayım doya ,doya
Son olarak dalayım senle derin uykuya
Eller sahip olmuşlar sendeki selvi boya
Muradına ermeyen aşık oldum a gülüm.
3- SENLE BEN
Sen gülersen
Yüzünde gül bahçeleri görüyorum.
Bahçende çiçekler deriyorum
Dermekten usanmayan
Koklamaktan bıkmayan.
Sen küsersen
Izdırab zincirlerine vuruluyorum.
Pranga mahkumu oluyorum
Hür kalamayan.
Sen ağlarsan
Deryanda boğuluyorum.
Gemisi batan bir kaptan misali
Çaresizliğine ağlayan .
4- TREN
Her gün tren geçerken demirli bahçeden
Acı, acı çığlık atıyor
Seni getirdi sanıyorum
Seni hatırlıyorum.
Görürüm umuduyla penceremi açıyorum
Zifiri duman gözlerime doluyor
Önüme geliyor
Tren benimle alay ediyor
Her geçişte çığlık atıyor
Her seferde aldatıyor.
Gelişte o çığlık
Duruşta o çığlık
Kalkışta yine aynı çığlık
Trenlere bakıyor umutlanıyorum.
Sallanıyor
Kımıldanıyor
Ağır, ağır kalkışında
Sanki gülümsüyor bazen
Yarın gelir dercesine.
Her gelişinde diriltiyor umutlarımı
Her gidişinde öldürüyor
Tren benimle dalgasını geçiyor
Tren azap veriyor
Sırtımdan geçercesine.
5- BENİ ,BENİ
Ben bir fidan olsam,sende sarmaşık
Büyü dolam, dolam, sar beni, beni
Bir mektup olayım, dosttan haberli
Geçen postacıdan,sor beni ,beni
Mektup göndereyim haber salayım
Çağır beni koşa ,koşa geleyim
İstersen elinde ayna olayım
Hırslanıp, duvara çal beni,beni.
Öfkenin allığı vurmuş yüzüne
Öyle çatık kaşlı bakma yüzüme
Köle olmaz isem bir tek sözüne
En soğuk ülkeye sür beni, beni.
Üstüme bas,gezin, halın olayım
Yeter ki gönlünde, yalın olayım
Gönül bahçesinde, gülün olayım
Ne olur elinle der beni ,beni.
Bana bir fırsat ver,birazcık dinle
Yanar kavrulurum,ben bu özlemle
Biliyorum öleceğim,derdinle
Öldürmeden evvel,sar beni, beni.
6-SENDE BENDE
Bir baharsın yaprak,çiçek dal sende
Sonbaharın küskün hali var bende
Giyim kuşam, tatlı, tatlı dil sende
Duman bende,ateş bende,kül bende.
Seni kelimeyle anlatmak zordur
Eda sende,cilve sende,naz sende.
İstersen kendin vur,istersen vurdur
Arzu bende,özlem bende, haz bende.
Bütün güzellikler toplanmış sende
Neşe sende,lezzet sende, tat sende.
Benliğim yanıyor tütüyor sinem
Özlem ,özlem çağrı, bu feryat bende
Duygularım artık beni terk etti
Taş yüreklim aşka saygı yok sende.
Bu dert benle beraberken gülemem
Seveceğim öldürsen de ölsem de.
27-01-1972
7--YOKSA CANAN GÖÇTÜMÜ
Bir kenti bir kente bağlayan yollar
Haber verin, yarim buradan geçti mi?
Gece gündüz akıp duran pınarlar
Canan gelip suyunuzdan içti mi?
Görünce söyleyin yarenler eşler
Kolay aşılmıyor engel yokuşlar
Semanın neşesi kanatlı kuşlar
Kanatlanıp sizin ile uçtu mu?
Nereye gideyim nerde arayım
Dağa taşa ormanlara sorayım
Ey asırlık çınar,ey koca kayın
O, yar bir ağaca yara açtı mı?
Yetmedi mi bunca yıldır ettim zar
Tanrım bizim yazgımızı kim bozar
İnsan yutan toprak ey mermer mezar
Yoksa canan bu dünyadan göçtü mü?
8- OLMUYOR
Gönüller fetheden güzelliğine
Bakmasam olmuyor,baksam olmuyor.
Bir sevda seliyim,aşkın gölüne
Akmasam olmuyor,aksam olmuyor.
Sen çiçeksin ben benzerim arıya
Hayran oldum gözündeki karaya
Ar perdesi duvar oldu araya
Yıkmasam olmuyor,yıksam olmuyor.
Kararsızım ölçemedim açımı
Bukle, bukle eylemişsin saçını
Karşına dikilip sana içimi
Açmasam olmuyor açsam olmuyor.
Bilmem kovar mısın? seni seveni
Bu sevda ateşi yakıyor beni
Elinle sunduğun aşk şerbetini
İçmesem olmuyor,içsem olmuyor.
Ar perdesi kalkmaz ise aradan
Ben sana yabanım,sen bana yaban
Sonu olmayan bu kara sevdadan
Kaçmasam olmuyor, kaçsam olmuyor.
Aşığım derdimi döktüm kağıda
Kavak yelleri var aşkın bağında
Yüreğim ve aklım sokağınızda
Geçmesem olmuyor, geçsem olmuyor.
Bakıp pencereden sen gülümserken
Ben mahcup ve mahzun. gelip geçerken
Gün gelecek beni sevecek derken
Uçmasam olmuyor,uçsam olmuyor.
9- SEN KIR
Ölen aşkımızın kabri gönlümde
Söz ver,gelir misin? günü birinde
Bir aşk tutsağıyım yargı önünde
Beni sen yargıla, kalemi sen kır.
Sevenlerden hesap soruluyorsa
Sevginin,sevmenin değeri yoksa
Çile çekmem reva görülüyorsa
Bırakma feleğe,belimi sen kır.
Gönül yarasıyım, kanar dururum
Mutsuzum, mutluluk arar dururum
Yürürüm yollarda, sorar dururum
Umut ülkesine yolumu sen kır.
Ulu Tanrım bile sevdama tanık
Kor düştü bağrıma, yüreğim yanık
Artık aşk uğruna, olmuşum sanık
Verme kelepçeye kolumu sen kır.
10- GENÇLİK SEVDAM
Yıllar sonra geldi, çaldı, kapımı
Güya,hatırımı sormaya gelmiş.
Yeniden kurarken, umut çatımı
Hayatıma, gölge olmaya gelmiş.
Yalnız idim, bir selama muhtaçtım
Bir dosttur diyerek, kapıyı açtım
Doğrusu şaşırdım, ürkerek kaçtım
Perişan halimi görmeye geldim.
Üzgünüm diyerek özür diliyor
Anıları, tazeliyor, gülüyor
Çok mutluymuş, övünerek söylüyor
Tekrar gururumu kırmaya gelmiş.
Yıkılma ,ayakta dimdik dur dedi
Sev birini, artık, yuva kur dedi
Unut beni, başkasını gör dedi
Aklınca cesaret vermeye gelmiş.
Bilmiyor ki! Yıkılmışım, bitmişim
Ben hayatı, bir kenara itmişim
Sevginin üstüne, çizgi çekmişim
Güya,buna çare bulmaya gelmiş.
Dedim ona, dön git,bırak yakamı
Ne olur bir daha çalma kapımı
Gönlüme gömdüğüm, gençlik sevdamı
Eliyle mezara koymaya gelmiş.
11- İSTEDİM
Görünce yüreğim yerinden oynar
Seni her halinle sevmek istedim.
Kanım, damarımda ısınır, kaynar
Gönlümde, sana yer vermek istedim.
Sen gülümce, gözüm, gözünde kalır
Gamzeler, yüzünde bir desen olur
Kahkahan, aklımı başımdan alır
Rızanla ,gönlüne girmek istedim.
Tebessümün, derde soktu başımı
Bu neşen hayatın bir cilası mı?
Sevda çengelimi? aşk kancasını?
Sana gelmek için kırmak istedim.
Yüzünde tebessüm, gözünde sevinç
Yüzünde gamzeler, ilginç mi ilginç
Neyimi sevmiştin? diye sorma hiç
Bir ömür, seninle olmak istedim.
12- SENSİN
Seninle, gönlüme doldu sevgiler
Bütün sevgilerin anası sensin.
Gözümün önünde, tüm güzelliler
O güzellilerin,aynası sensin.
Bir rüya görmüştüm, elin ,elimde
Bir destan yarattık, aşkın dilinde
Seninle yaşadım özlemlerimde
Kalbimin, haz dolu sevgisi sensin.
Bir bütündük, senin ile özdeştik.
İkimizde aynı yarayı deştik
Bir dünya yarattık,orda birleştik
O hayal dünyamın Tanrısı sensin.
13-SÖZ VERMEDİK Kİ
Ayrılıktan yakınıp, dön gel geri, diyorsun
Senin ile ikimiz, el, ele tutmadık ki.
Göz göze bakışarak, duygu estiriyorsun
Geleceğe yönelik, bir hesap yapmadık ki.
Sevdim seni diyorsun,beni düşünmüyorsun
Tutsaksın duygulara, gerçeği görmüyorsun
Sevgi karşılık ister, bunu bilmiyor musun
Seninle bir yatakta ,sarılıp yatmadık ki.
Seni isteyenler var, neden ret ediyorsun
Bir gün olur diyorsun,umutla bekliyorsun
Adımı sayıklayıp,dönecek diyormuşsun
Buluşuruz diyerek, bir tarih atmadık ki.
14- SAĞ OL
Selam göndermişsin, bir dosttan sağ ol
Hala, merak edip, hatır sormuşsun
Aşılmaz engelmiş, aramızda yol
Sevindim doğrusu,mutluymuşsun.
Bana bıraktığın, yanan bir yürek
Evlensin demişsin, ona bu gerek
Ben mesudum, oda olsun diyerek
Bana, mutluluklar diliyormuşsun.
Ateşim küllense,dumanı tüter
Yıllar, bu sevdanın üstünü örter
Şayet, sen mutluysan, bana bu yeter
Tek tesellim budur, anlıyor musun
Çileye acıya alışmalıyız
Öpüşüp, koklaşıp barışmalıyız
Artık, dost olarak, görüşmeliyiz
Gayr, buralara gelmiyor musun?
Bir defacık görün, bir kez gel, yeter
Ailecek misafirim ol,yeter
Gözüme bak, tebessüm et gül, yeter
Hala , seviyorum bilmiyor musun?
15- ÖLMEYE YETER
Bir tatlı tebessüm, bir tek gülücük
Benliğimi, benden almaya yeter.
Sımsıcak nefesle bir tek öpücük
Bir ömür ismini anmaya yeter.
Düz değil hayatın yolları, çakıl
Sevgi tohumu ol, gönlüme ekil
Alnına dökülen, sap sarı kakül
Ömür boyu senle kalmaya yeter.
Ne zor imiş, bu sevdaya kapılmak
Belki sever diye, umut bağlamak
Günlünde yer vermek, gönülde kalmak
Neşeli olmaya, gülmeye yeter.
Senden başkasını, sevemezdim hiç
Sevdamız herkese geliyor, ilginç
Seni gördüğümde, duyduğum sevinç
Bir ömür harcayıp, bulmaya yeter.
Ben kıyıda kayık, sende bir umman
Bıktım, ayrılıktan, yeter, el aman
Mutlu geçirdiğim, en kısa zaman
Uğruna can verip, ölmeye yeter.
16-AL OKU
Anlatmak istedim kaygılarımı
Sana yazdım bu şiiri, al oku.
Sere serpe açtım duygularımı
Sana yazdım bu şiiri, al oku.
Geçmişten bir demet toplayıp sundum
Semalara uçtum, dallara kondum
Deryada balıktım, sana tutuldum
Sana yazdım bu şiiri, al oku.
Girdabında benim, dönmek isteyen
Benim ocağında, yanmak isteyen
Benim, hep adını anmak isteyen
Sana yazdım bu şiiri, al oku .
Sabrımın üstüne sabır ekledim
Yol boyunca, gelir diye bekledim
Ayrılınca, daha da çok, özledim
Sana yazdım bu şiiri, al oku.
Yüz yüze gelince, utandım, sustum
Seviyorum derken ,sesimi kıstım
Sevgilim, sanma ki, ben sana küstüm
Sana yazdım bu şiiri, al oku.
Uzanıp, elini tutmak istedim
Aşkımı, itiraf etmek istedim
Sarılıp, seninle yatmak istedim
Sana yazdım bu şiiri, al oku.
Birazcık, umut ver biraz gül artık
Çok fazla bekledim, geri gel artık
Sevmesen de, sevdiğimi bil artık
Sana yazdım bu şiiri,al oku .
17- UNUTMAK KOLAY MI Kİ
Mektubunda, unut diye yazmışsın
Unutmak kolay mı ki,sen unutabildin mi?
Çok ısrarcı diyerek, biraz bana kızmışsın
Unutmak kolay mı ki, sen unutabildin mi?
Mutlu geçirdiğimiz baharları, yazları
Yeminler ede, ede verdiğimiz,sözleri
Pırıl ,pırıl bakan, sevgi yüklü gözleri
Unutmak kolay mı ki,sen unutabildin mi?
Hayal dünyam, kararmışken, güneş sönmüşken
Ayrılık, hançer gibi, bağrıma saplanmışken
Umut çatım yıkılmış, harabeye dönmüşken
Unutmak kolay mı ki,sen unutabildin mi?
Fotoğrafın duvarda, mektuplar masamdayken
Ben arı ,sen çiçekken, sende, bal özü varken
Gönül ferman mı dinler, özlemini çekerken
Unutmak kolay mı ki,sen unutabildin mi?
18- TUTSAĞIM
Sahnelerde, şen ve şakrak göründün
Perde arkasında, kahrın var senin
Bakışınla, aşk sihrine büründün
Kalbimde, kanımda, zehrin var senin
Bütün engelleri, aşması kolay
Her tarafa, sevgi saçması kolay
Sanma ki, senden kaçması kolay
Neyleyim, ruhumda sihrin var senin
Tutsağım, yaptığın aşk hisarında
Hep sen yaşıyorsun, umutlarımda
İste benden, ne istersen, şu anda
Deme ki, ne biçim sabrın var senin?
19-ACI ELVEDA
Bilirim savaşmayı, ben, kendi kaderimle
Senden ihsan istemem, koy git beni derdimle
Çoktan razı olmuşum gülmeyen kaderime
Dipsiz bir kuyudayım uzanma ellerime
Kararını sen verdin, koştun sevilerine
Bağrıma taş basmışım, mutluluğun yerine
Hicrandır,bıraktığın, tatlı bir aşk yerine
Mümkün değildir dönmek, o eski günlerime
Benimde, elemlerim, özlemlerim, var idi
Avucumda umutlar, sabun gibi eridi
Gözlerinin içinde bir mana arıyorum
Sever mi ki diyerek, kendime soruyorum
Beklenmedik bir anda, bir zarf verdi postacı
Açarken sevinçliydim,okurken çektim acı
Bir tek sözcük var idi, bir de isim ve soy ad
Elveda diyen mektup, seni bana etti yad
20-YAZ BENİDE DEFTERİNE
Gönül limanım seni bekliyor
Sevgi yüklü gemi gibi
Gel aşk sahillerime.
Yalnızlık rüzgarı sardı çevremi
Simsiyah bir ilgidir özlemin
Zifiri gecede bir yıldız umut
Nefesin, nefesime karışmasa da
Sıcaklığını koy elerime.
Sevgi karşılık görünce güzeldir
Ben karşılıksız sevginin dumanıyım
Zorla güzellik olmaz bilirim
Yadsıma isyanımı
Razı olamıyorum kaderime.
Senden vazgeçmemi isteme benden
Bırak ta bir umutla yaşayayım
Sıranın en sonuna da olsa
Yaz beni de defterine.
Varsın, değmesin ellerim, ellerine
Nefesin, nefesine karışmasın
Gözlerine baktığım da, bakışların kaymasın
Zararı yok bir umut verme
Ne olur
Görünce başını çevirme
Bakabileyim gözlerine
Hayranım gözbebeklerine.
21- İSTEME BENDEN
Sevdan, beni döndürüyor şaşkına
Gelip sen yerleştin, gönül köşküne
Mazideki, mutlu günler aşkına
Senden vazgeçme mi, isteme benden.
Koyma, şu aşkıma, sakın ha sansür
Kov beni Dünyadan, yıldızlara sür
Bırak, duygularım bari, kalsın hür
Senden vazgeçme mi, isteme benden.
Varsın, herkes bildiğini söylesin
Hayalde sen varsın, rüyada sensin
Hayatla bağımsın, hep benimlesin
Senden vazgeçme mi, isteme benden.
Sevmeyi, yeniden öğreniyorum
Mutluysan, dönmemi istemiyorum
Aşkıma karşılık beklemiyorum
Senden vazgeçme mi, isteme benden.
Sen mesut ol, benim bahtım gülmesin
Dudakların, dudağıma değmesin
Sevdama kimseler, gölge etmesin
Senden vazgeçme mi, isteme benden.
Ben bu sevda ile, böyle yanarım
Elbet, bir gün teneşire inerim
Ölür iken yine seni anarım
Senden vazgeçme mi, isteme benden.
22-O TESADÜFE MINNETTARIM I
Her nefes alışımda yaşadığımı sandım
Hayatı böyle kanıksardım
Görmeyi,işitmeyi,duymayı
Yaşamak sandım.
Yaşamak sandım
Tat almayı,dokunmayı
Okumayı,yazmayı
Yürümeyi,gezmeyi
Sinirlenmeyi,kızmayı
Yaşamak sandım.
Yaşamak sandım
Yemeyi,içmeyi,konmayı,göçmeyi
Acılara alışmayı
Oturmayı,konuşmayı
Yatmayı,kalkmayı
Uyumayı,uyanmayı
Kan ter içinde çalışmayı
Yaşamak sandım.
Meğerse yaşamıyormuşum
Habersizmişim, sevmekten ,sevilmekten
Bir gönül’e girmekten,
Birine gönlümde yer vermekten
Habersizmişim.
Seni gördüğüm gün tattım sevginin tadını
O gün, sevmeyi öğrendim
Yollarını aradım sevilmenin
Sere serpe duygularımı sermenin
Yollarını aradım.
Yollarını aradım
Sevebilecek bir gönül’e girmenin
Gözden göze kurulan köprüde yürümenin
II
Odağı oldun tutkularımın
Doldurdun hayallerimi
Sürükledin özlem dolu bir serüvene
Gözlerinin içine baktım
Dizgin vuramadım duyguların titreşimine
Bakışlarda konuştum, anlarsın diye
Duygumu okursun sandım göz bebeklerimde
Ellerini ellerimde hayal ettim
Öyle olsun istedim
Sevgime umut ekledim.
Bakışlarında, tanıştım sevgiyle
Alfabesini okudum bakışların
Severek yaşamayı öğrendim.
Gözden göze köprü kurmayı
Sükut etse de dudaklarım
Sözcükler düşmese de dilimden
Bakışlarda manayı algılamayı
Bakışlarla konuşmayı
Hislenmeyi,duygulanmayı
İnsan gibi yaşamayı
İnsan olmayı öğrendim.
Sen varsın diye
Anlarsın diye.
Öylesine girdin ki kalbime
Ne çıkıp gidiyorsun.
Nede gönlüde yer veriyorsun
Özlemlerimde sükut
Hayalimde kor
Umutlarıma dekor oluyorsun.
Yalnızlıklara itiyorsun
Karanlıklara gömüyorsun
Aşk ateşiyle dağlıyorsun sinemi
Birde haber gönderiyorsun
Diyorsun ki
Unutsun beni.
Sevme tutkusunu aşıladın
Sevebilmen ihtimali ile avunuyorum.
Yanmasına, yansam da
Kül olup savrulsam da
Benliğim, seninle ruh buldu
Seninle yeşerdi umudum
Seninle ayağa kalktı vakarım
Seni karşıma çıkaran tesadüfe
Minnettarım.
23-ZEMBİL GÖNDER
Karanlıkta kaldım gel ışığım ol
Veya yakmak için bir kandil gönder.
Gözlerim yaş dolu silmeni bekler
Yada silmek için bir mendik gönder.
Sensiz, yaşamanın şevki kalmadı
Deli gönül sevgine hiç doymadı
Kulaklarım, bir tatlı söz duymadı
Bana, şakıyacak bir şen dil gönder.
Seni sevdim, başkasına bakamam
Anıları, yok edemem, yakamam
Bir aşk kuyusuna düştüm, çıkamam
Ya elini uzat, ya zembil gönder
24-ANILAR OLMASAYDI
Geleceğim olamaz, geçmişimle yaşarım
Duvardan resmin alır, tekrar, geri asarım
Kitaplarımı açar,hep ismine rastlarım
Dünü unutmak kolay, anılar olmasaydı.
Esen rüzgarlar ile saçların dalgalanır
Nerde bir çiçek görsem, duygularım uyanır
Her ışık bir özlemdir, ta kapıma dayanır
Günü unutmak kolay ,anılar olmasaydı.
Buluştuğumuz parkta, her şey yerli yerinde
Dönüyor dönme dolap, hep kendi ekseninde
Yapraklar seni söyler, her rüzgar estiğinde
Yani,unutmak kolay, anılar olmasaydı
Günde, belki bin defa, o semte uğruyorum
Kaldırım taşlarına, adını yazıyorum
Haber ver neredesin, sensiz yapamıyorum
Hani,unutmak kolay, anılar olmasaydı
Hep özlem duyuyorum, o gençlik yıllarına
Ya beni al yanına,ya geri dön yuvana
Sırılsıklam sarılıp, kaldım anılarıma
Seni unutmak kolay,anılar olmasaydı
25--NÖBET AL YETER
Para ile, gönül alınmaz satın
Gururu okşayan, tatlı dil yeter.
Sevgiye muhtaçtır, kemiğim, etim
Bir tatlı tebessüm eyle,gül yeter.
Sevmeye,sevgiye muhtacım, inan
Ben bir yanar dağım,ilgimse, volkan
Sevda sahilimden, gemisin kalkan
Gönül limanımda, demir al, yeter
Öfke ırmağını, kurutmak için
Sevgi seli ile, arıtmak için
Şefkat trenini, yürütmek için
Katar çeken şimendifer ol yeter.
Uzansın sonsuza dostluk bitmesin
Zaman sevgileri, alıp gitmesin
Gönlüme yabanlar, dalıp girmesin
Gönül kapısında, nöbet al yeter.
26-AYIRMASIN HİÇ BİR GÜÇ
Hayatın baharında, ne çiçek var, ne arı
Alan yok ki satayım, bu efkarı, şu zarı
Seni sordum ,dağa,taşa,kurda,kuşa, görmemişler
Nehirler, çaylar, çeşmeler, bir yudum su vermemişler
Belde,belde sokak,sokak,kapı,kapı, arıyorum
Bir telefon,bir mektup,yada tebrik bekliyorum
Hata varsa, ikimizin, beni atalı görme
Ne olur çık ortaya ,beni acze düşürme
Sadece benden kaçmışsın, yaşama küsmemişsin
Geçen gün nüfusa gittim,dünyadan göçmemişsin
Dün gece sahil yolunda, bir bayan geziyordu
Baktım ona ardından, sana çok benziyordu
Usul,usul yanaştım, öksürdüm duysun diye
Öyle çok benziyor ki, seslendim Aysun diye
Mahcup, özür diledim,seni benzettim, dedim
Dönüp gitmeden önce, ona, senden bahsettim
Gayet hoş karşılayıp, hafifçe gülümsedi
Anlatırsan kendini,seni dinlerim dedi
Kaptırmışım kendimi, sohbetin akışına
Kendimden bahsetmedim,senden bahsettim ona
Zifiri gecelerde el tutmasın elimden
Bir umut ver,ışık ol iz kalmışsa sevgimden
Bir mektup at,bir haber sal,bana seni aratma
Güneşim ol,yıldızım ol şu dünyamı karartma.
Tekrar el,ele verip su içsek çeşmelerden
Haz duyalım,tat alalım,aşktan,sevişmelerden
Kaldırsak uzaklığı, yırtsaydık karanlığı
İnsanlara beraber anlatsak, bağlılığı
İlk tanıştığımız gibi sarılalım, biz aşka
Ayırtmasın hiçbir güç, bizi ölümden başka
27- İSMİNAZ’ A
Yıllar geçti amma, daha dün gibi
Ellerini ilk tuttuğum an gibi
Balayına çıktığımız gün gibi
Bakışımdan, umut eksik olasın
O tatlı tebessüm, yüzünde alsın.
Seni mutlu görmek arzum, inan ki
İlk aşka, ilk adım attığın an ki
Beni acemice öptüğün gün ki
Işıltı, gözünden eksik olmasın
O tatlı tebessüm, yüzünde kalsın.
Yıllar, su misali akıp gitse de
Eski dostlar kerhen bakıp gitse de
Kader bizi perişan etse de
Gözlerinden hüzünlü yaş akmasın
O tatlı tebessüm, yüzünde kalsın.
Eski anıları tekrar özlersen
Karartma bahtını güldür istersen
At kederi, Allah’ını seversen
Bırak işler olurunda olmasın
O tatlı tebessüm, yüzünde kalsın.
Fırsat bulduğun da, git,eğlen de gel
Sorunlar, sevince olmasın engel
Bir haber göndersen, desen ki, dön, gel
Gelirim, gözlerin yolda kalmasın
O tatlı tebessüm, yüzünde kalsın.
Sevdiğimi düşün, sevgini düşün
Gelinlik giydiğin, ilk günü düşün
Hayatı, bir seni, bir beni düşün
Artık aramızda sorun kalmasın
O tatlı tebessüm, yüzünde kalsın
28-DİL İLE YARALAMA
Kirpiğin ok olsun, kalbe süzülsün
Neşter ile, tüm vücudum çizilsin
Şu sineme vur balyozu, ezilsin
Sakın ola, yaralama dil ile.
Ateşte yak,çal taşlara sel ile
Dumanımı göğe savur, yel ile
Paramparça eyle beni, el ile
Sakın ola, yaralama dil ile.
Kötü söz dünyamı eder kapkara
Soy rendeyle,ver istersen hızara
Ancak dil yarası, gider mezara
Sakın ola, yaralama dil ile.
Götür, dipsiz kuyulara at beni
Denizde boğ,kayalardan it beni
Çek tetiği, delik deşik et beni
Sakın ola, yaralama dil ile.
29- SÖZ VERMİŞTİK
Unutmadım hüznünü, yüzünü hatırlıyorum
Yaşla dolmuş masmavi gözünü hatırlıyorum
Elleri avucumda, sözünü hatırlıyorum
Hani, yıllar geçse de, seveceğiz demiştik
İkimiz bu uğurda öleceğiz demiştik.
Bakışarak göz göze,ant içtik sevgimize
Hiç kimse, hiçbir sebep, engel değildi bize
Hep bağlı kalacaktık, verdiğimiz o söze
Sorunları birlikte yeneceğiz demiştik
Bu tutkuyla bir savaş vereceğiz demiştik.
Bu aşkı, gönüllerde saklanan sır ederek
Sinemizi, atılan taşlara sur ederek
Duyguları,sevgiyi,hisleri bir ederek
Mücadele gerekse, vereceğiz demiştik
Beraberce bir yuva kuracağız demiştik.
Hasret dolu bu yıllar, geçecekdi, geçmedi
Bahçemizde sevgi gülü ,açacaktı, açmadı
Hayaller düştü suya,sözler doğru çıkmadı
Aşkımızın meyvesin, göreceğiz demiştik
Kaderin bağlarını kıracağız demiştik.
Ne yıllar, nede yollar, bizi ayırtacaktı
Sabrımız, irademiz, ayakta kalacaktı
Engeller yıkılacak, yasaklar kalkacaktı
Sonunda mutluluğa ereceğiz demiştik
Bir yastıkta beraber öleceğiz demiştik.
30-KİM, BİLİR
Kim bilir, belki bir gün
Beklenmedik bir anda karşılaşırız.
Belki,bir tatlı tebessümle
Belki, bir göz kırpmasıyla
Belki de, başımızı eğerek
Hafiften selamlaşırız.
Zaman sünger gibi silmiş olacak maziyi
Küllenen ateş yanmayacak
Mazi hatırlansa da,anılmayacak
Kahretsek de, karşı gelmeyeceğiz kadere
İki eski dost olarak tokalaşacağız.
belki de
Deşmeyeceğiz kabuklanmış yaraları
Anılar iz bırakmış olsa da, yüreğimizde
Geçmiş yer etmiş olsa da, belleğimizde
Çocukları soracağız birbirimize
Havadan sudan bahsedeceğiz.
Buram, buram hasret koksa da özlemlerimiz
Gitmek için ayrılacağız
Ayrı, ayrı gideceğiz evlerimize.
Hayatın akışına bırakarak kendimizi
Yan yana gelsek de açmayacağız sevgimizi
Duygular düğümlense de gırtlağımızda
Acılar yürekleri bursa da
Hatırlayıp direnemediğimizi
Mutluluklar dileyeceğiz birbirimize.
Düşünerek çocuklarımızı
Eşimizi, evimizi düşünerek
Allah’a ısmarladık diyeceğiz
Bakışlarımızdan kaçıracağız gözlerimizi
Kim bilir
Karşılaşsak da günün birinde
Maziye gömeceğiz sevgimizi.
31--MAZİDEN KALAN
İnan ki eve gitmek,ışığı yakmak gelmiyor içimden
Ne evi terk edebiliyorum,ne ışığa elveda diyebiliyorum
İstemeye,istemeye, yorgun,yorgun gidiyorum
Evde, bekleyenim vardır diye acele ediyorum
Basıp zilin düğmesine, kapıya kulak dayarım
Ne ses var,nede açan,dönmemişsin anlıyorum
Açıyorum kapıyı ,dalıyorum içeriye
İsyan ediyorum,yalnızlığa, yeter,yeter diye
Yalnızlık, bütün heybetini yüklenmiş geliyor
Karanlık, boğmak için dalga, dalga yükseliyor
Korkup irkiliyorum ışıkları yakarken
Ürküyorum, pencereden dışarıya bakarken
Aynı ürperti ile çekiyorum perdeleri
Gözlerimle tarıyorum duvarları,köşeleri
Duvarda resmine takılıyor gözlerim, maziden kalan
Derin,derin bakıyorum,bakışların, hala yalan
Bir an sinirleniyorum onu yırtmak istiyorum
İnan ki, kollarım bağlanıyor ona el süremiyorum
Acı,acı çığlıklar atıyorum, birden bire bu anda
Sakin,sakin,güler gibi duruyorsun, duvarda
Ne yalnızlığımı gideriyorsun,ne evi terk ediyorsun
Korkularıma korku ekliyor,yarama tuz ekiyorsun.
Bana mı öyle geliyor, dilleniyorsun duvarda
Üzülme ayrılık varmış diyorsun, fotoğrafında
Diyorsun ki hayat bu, bak işte alışıyorsun
Sözlerin manasız teselliye mi çalışıyorsun
Sana inanmıyorum,yalan,yalan, hepsi yalan
İçimde derdin,duvarda fotoğrafın var, maziden kalan
32-YAR UĞRUNA
O yar karanlıkta kalmış diyorlar
Gelsin aydınlansın,fenerim, fener.
Üşümüş diyorlar,kış günlerinde
Yeter ki ısınsın, yanarım, yanar
Dediler ki,bana aşka susamış
Toprak gibi çatlak, başka susamış
İçmek için aşk çeşmesi aramış
Gelip de içerse,pınarım,pınar
Artık gelsin diye, haber göndermiş
Tanrım ona tüm güzelliği vermiş
Çevresinde dönüşümü severmiş
Zaten bir girdabım,dönerim ,döner
Yar uğruna katlanırım her şeye
İster şehre çağır, istersen köye
Seviyorum onu ben ölesiye
Adını sayıklar, anarım, anar
33-HATA ETMİŞİM
Yalnızlık dostum oldu, kuş yuvamdan uçalı
Toka yapıp elini saldım, hata etmişim.
Gidişine hiç razı olmadığım bir halde
Onu uğurlamaya geldim, hata etmişim.
Akıyor gözümden yaş,durdu damarımda kan
Hicran üstüne hicran,olmuşum per perişan
Bağrına taş basarak şimdi yollara bakan
Tanrının aciz kulu oldum, hata etmişim
Onu uğurlar iken,dönüp gelecek sandım
Bana talih, onsuzda ,bir gün gülecek sandım
Bu umutla yeşeren tazecik bir fidandım
Hazan rüzgarlarıyla soldum, hata etmişim.
34- ŞARKILARLA GEÇER HAYAT
Günler kabus olur geçer sevenin sırtından
Hep aynı elemler depreşir içinde
Okur özlem plağı aynı hissin şarkısını
Aynı hayalin ardından.
Hayat devam eder şarkılar söylenerek
Şarkılarla dile gelir özlemler
Bir boşlukta hisseder kendisini
Seninle bir zamanla çok mesuttuk diyerek.
Gün olur canlanır sindirilen duygular
Gün olur lanet okur bahtına
Gün olur ateş düşer bağrına
Yeter ki, gel diyerek devam eder çağrılar.
Yaşar o genç yankılar ihtiyar kulaklarda
Diller bir eski şarkıyı mırıldanır
Genç nesilden bir çift gezer kol kola
O ihtiyar gönüller kapılır arzulara
Bu yanık havalarla herkes evine gider
Umulmadık bir anda karşılaşırlarsa da
Biri hicranlı erkek,biri yeisli kadın
Artık konuşamazlar, herkes evine gider
Görünce hatırlarlar geride kalanları
Son defa bir şarkıyı okur yaşlı dudaklar
Baştan sona hicran kokar ayrılık tüter
İçten gelen titrek bir ses derki,yeter yeter
Bir aşk masalı ile uzak gider şarkılar
Kasım 1969
35-GERİYE GÖNDER
Bir mektup göndermiş, bu son diyerek
Getirme postacı, geriye gönder
Kızgın bir demirle oy gözlerimi
Görmesin gözlerim, geriye gönder
Bunu bekliyorum, uzun zamandır
Bu an,benim manen öldüğüm andır
Okumam, çaresiz olduğum andır
Bir daha gelirse, geriye gönder
Bu gelen mektupta, başka mana var
Ne dil tarif eder, ne beyin anlar
Her sözcük, yüreğe kor olur damlar
Verme o mektubu, geriye gönder
Yaşama gücümü, yıktı bir sözcük
Bir kızı, bir gelin yaptı o sözcük
Gururumu aldı, yaktı o sözcük
Bari sen harlama, geriye gönder
Yıldız iken, ateş olmuş soyadı
Beni yıkmak, o mektubun maksadı
Yaşamanın bir anlamı kalmadı
Artık önemi yok, geriye gönder
Varlığım zar bana,yokluğum efkar
Anladım ki, ellere eş olmuş yar
Artık yaşamanın anlamı mı var
Bırakma kapıma, geriye gönder
36- ÖYLE GİT
İlk ve sonda olsa bir şefkat gönder
Bana biraz umut ver de, öyle git
Seven sevgisine karşılık ister
Ya sev,ya dünyadan sür de, öyle git
Sensiz bir virane gönül sarayım
Nerde,kime, kaç yıl daha sorayım
Eğer Şirin isen, Ferhat olayım
Kayalar kırayım, gör de, öyle git
Deki ne olacak sevenin hali
Sevilenin sırtındadır vebali
Çöllere düşeyim mecnun misali
Elinle kumlara,ser de, öyle git
İstersen ez beni, bir böcek gibi
İstersen al okşa,bir çocuk gibi
Susuz bahçedeki tomurcuk gibi
Dalı ve yaprağı, kırda, öyle git
Biçiliyor kalbim, aşk hızarında
Beş paralık ettin, halk hazarında
Satsam almıyorlar, aşk pazarında
Ya al,ya alıcı bulda ,öyle git
Sevişiyor falan fişman desinler
Onlar sevdiğine pişman desinler
İki seven insan düşman desinler
Tarumar et, saçım, yolda, öyle git
Sevmiyorum diye, söz etme sakın
Bu gün varım,yarın, beklide yokum
Bende biliyorum, ecelim yakın
Bari namazımı, kılda, öyle git
37-DİLEKÇE
Sorumlu gördüm kendimi,bunun için bu dilekçe
Bir öğrencime rastladım,kolların da kelepçe
Yıkıldım, sükutu hayala uğradım kahrımdan
Kendimi sorumlu tuttum, kendi hatıralarımdan
Beyaz yaka,siyah önlükle ayrılmıştı, yuvasından
Sevdi, ayırmadı bizi, anasından,babasından
Öğrenmeye gelmişti o,öğretmekti görevim
Layık olamamışım sevgisine öğrencilerimin
Suçu neydi, günahı ne? Bu biçare çocuğun
Duydum o anda ezikliğini bende ki suçluluğun
Meğer verememişim, insanlığı sevmeyi
Öğretememişim ona, gerçekleri görmeyi
İyiyi kötüden,güzeli çirkinden ayırmasını
Belli öğretememişim ben, insan olmasını
Suç tezgahlarını gösterememişim hiç
Şimdi anladım amma,çok geç kalmışım,çok geç
Ona, hep ben öğrettim, geometri ,cebir’i
Cebre karşı,savunmadan habersizdir her biri
Söz etmedik onlara, kurulu tuzaklardan
Belki hissettik amma, dolandık uzaklardan
Gelecek felaketi, görsek de, göstermedik
İstedi öğrenciler, amma bizler vermedik
Çizmedik tahtalara ,dalkavuk portesini
Kulaklara çekmedik,dolapların sesini
Bunları anlatmaya, göstermedik cesaret
Sığınağımız oldu, uydurma bir mazeret
Entrika masasının, şeklini bilmez onlar
Bu yüzdendir, ateşten kaçmayı sevmez onlar
İstesek, hükmederdik,göğe,toprağa,suya
Hangi sebepten,neden daldık, derin uykuya
Suçlu diye bakmayın, bu zavallı çocuğa
Yönlendiren,iten kim, onu bu bataklığa
Aslında, o, masumdur, siz suçuna bakmayın
Yerine bizi alın, onu tutsak yapmayın
İşte anlatıyorum, ben size gerçekleri
Bize takın onları, çözün genç bilekleri
Sıkmak isterse eğer, bir kolu kelepçeler
Ona, kol uzatmaya, hazırdır öğretmenler
Bu feryat,bu itiraf, öğretmenler adına
Tekrar sesleniyorum, öğrenci efradına
Bizim hatalarımızı, siz görün, siz yok edin
Utandırmayın bizi,hatamızı yok edin
Can verin doğruluğa,boyun bükün güzele
Set çekin kötülüğe,göğüs gerin çirkine
Siper olsun göğsünüz güzeli korumaya
Kenetlensin eliniz, insanca yaşamaya
Sizi kullananlara, bir iyice ders verin
Kötülüğe davete, sırtınızı çevirin
Kötülüğün üstüne, cesurca yapın akın
Bulunuz kaynağını, gözesini kapatın
Bunları yapmayıp da,düşerseniz ellere
Yem olur gidersiniz, derin üzüntülere
Mevkisini siper edip, saldıranlar olacak
Sizi görevinizden, aldıranlar olacak
Hatır için haksızlık, gelirse başınıza
Devam edin yılmadan, hak savaşınıza
Olacak dediklerim,bundan öncede oldu
Bir çok haksızı mevki, tertemiz haklı kıldı
İnsanlık böyle çöktü, böyle yıkıldı iman
Sürünmekten kurtulup, zirveye çıktı yılan
Hatamın cezasını, ben çekmeye razıyım
Dedim ki! şu yılana, son bir mezar kazayım
Bir insanlık oluşsun, alnı pak gönlü temiz
Biz, fedaya hazırız her şeyi, isterseniz
Yerleşin gönüllere, destan olun dillere
Emaneti tertemiz, gelecek nesillere
Veriniz, matemi yok ederek, veriniz
Veriniz ki! övünç duysun öğretmenleriniz.
38-ATATÜRK’E MEKTUP
Vecizelerini ezberledik, amma anlayamadık
Benimsedik ilkelerini, ve lakin uyamadık
Hani, bu millet, çok Mustafa kemal’ler çıkaracaktı
Hani, hakiki efendisi köylüler olacaktı
Köylü, hala köylü, abası yırtık,başı dertli
Köylü, yine yoksul,yine dertli, yine kasvetli
Traktörü bilmez ki, atsın kara sabanı
Bilse bile, alamaz ,Anadolu insanı
Bir umudun peşinde, dost olur çilelere
Bir ekmeğin peşinde, akarlar şehirlere
Ter onun, emek onun, güç onun
Eser, refah, kazanç, başka insan oğlunun
Vatan, millet, sevgisinden daha önde menfaat
Dön de, kurtar bizi Atam, dön de, ülkünü anlat
Bir çıkar tutkusu ki, daha ağır basıyor
Başımızda bilinmez, sam rüzgarı esiyor
Sen ölmedin, yaşatıyor kalbinde millet seni
Gel de, yücelt kemal’im, gel de, yücelt eserini
Mal değil de, işçi ihraç ettik, dış ülkelere
Köle olmak yakışır mı, yakışır mı Türk lere
Dolandıran, çalan, çırpan, bu ülkeden kaçıyor
Bankalar da, hep onlara kasaları açıyor
Bir gün gelecek diye, bekliyor millet seni
Yüce Atam ,gel kurtar, gel kurtar eserini
Gel de yücelt Kemal im gel yücelt eserini
Ezdirme, sefalete, yoksul köylülerini
Altmış beş milyon olduk, senin yerin dolmuyor
Türk’ün,Türk’ten başka dostu olmuyor
Dönüşün imkansızsa, gelmeyeceksen eğer
Geç kalmasın Atam, yerine birini gönder
29-11-1972
39-ERDAL’A
Düşünüyorum,düşüncelerim sonsuzluğa ulaşıyor
Tarifi mümkün olmayan bir his, içimde yaşıyor
Yanıyor! buram,buram, kıvrılıyor, kaynaşıyor
Yaşıyor işte beynimde,sökemiyorum, yaşıyor
Herkes yarını düşünür, ben yarından sonrasını
Değil, yazı kışı,değil yarın ki işi,değil, ekimi, kasımı
Değil yüz yıl,değil bin yıl,beş bin yıl sonrasını
Düşünüyorum,Türklüğün asırlarca var olmasını
Dünya yaşadıkça,şen,mutlu,refah içinde, sevinçli
Bir Türklük düşünüyorum,atılgan, çalışkan, doğru ve güçlü
Bir gençlik düşünüyorum, başarılı,eseri ile övünçlü
Bir vatan düşünüyorum ,cennet gibi olmasın suç ve suçlu
Şayet bizler estiremezsek, böyle vatan havasını
Oğlum Erdal ,siz çizin rotasını, siz yapın yuvasını
Tarihin öncesini anlayın, düşünün sonrasını
Hala duyuyorum, fikret’in yarınlara ferdasını
Yabancı gözlerin, Osmanlı hurdası diye baktıkları
Bu millet,mutlaka süslemeli, semaları, ufukları
Silmeli gözlerden yaşı,silmeli kalpten efkarı
Getirmek en büyük emel olmalı, yeşil baharı
Bayrağım, ebediyen ufuk ta dalgalanmalı al, al
Bu çınar büyüyüp yeşermeli, kol uzatmalı dal,dal
Yurdunda en müşkül durumda kalsan da, Erdal
Yurda hizmet,ona sevgi borcundur, orda kal
22-11-1972
40- BİR ÖĞRETMENE
Bir öğretmen incitmişim görevim nedeniyle
Görevim bitince gel döv,tokatla be hocam.
İnsanlık sayfasında bir satır olamazsam
Okuma o sayfayı,sil çiz,atla be hocam.
Kırmışsam gururunu,incitmişsem ben seni
Kırgınsan,öfkeliysen, affedemezsen beni
Eğer yenemez isen, bana olan öfkeni
Bir kağıt parçası say,kır,bük,katla be hocam.
Hatasız kul olmuyor,okulda okunmuyor
Hatasız yaşamayı, hocalar anlatmıyor
Bir musibet görmezsek,nasihatler tutmuyor
Karartıp şu dünyamı, beni yıkma be hocam.
Ne yalvarmak giderir, ne yakarmak acıyı
Affetsen de sökemem içimde ki sancıyı
Hancı yolcuyu suçlar, yolcular da hancıyı
Beni sen ,bu hallere ne olur sokma be hocam.
Bin kez özür dilerim, bir kez af olmam için
İstersen suyumu kes,sararıp solmam için
Kapına kul olurum, himmetin görmek için
Al dizinin dibine,al,öğütle be hocam.
Yarınlarda, yerimizi alacak nesilleri
Yetiştiren ellerdir, öğretmenin elleri
Minicik kardeşlere ,örnek diye bizleri
Gösterip gerçekleri, rüsvar etme be hocam.
Ne kadar dikkat etsen,yine hata oluyor
Hata da kasıt yoksa,yapan da kahroluyor
Tecrübe de,hatasız asla kazanılmıyor
Sinirlen,kız, sakın ha, nefret etme be hocam.
41-12-BİTMEYEN UMUT
Bir umut, bitmek tükenmek bilmeyen
Bir ateştir, alev,alev içimde yanan
Soğuk,soğuk,ılık,ılık esen rüzgardır
Buram,buran, kıvrım,kıvrım dumandır tüten.
Umudum coşuyor coştukça
Yercesine,
Bitirircesine.
Ateşim sarıyor her yanımı
Gecikme dercesine.
Rüzgarım esiyor estikçe
Delicesine,
Mertçesine.
Umut bende filizlendi
Ateş bende yandı
Bende esti rüzgar
Benim ile bitmesin
Yanmaya devam etsin oğlumda
Tütsün tütebildiğince torunumda
Delicesine
Mertçesine
Yiğitçesine
Essin torunumun torununda.
Bitmesin bende başlayan kavga
Tarihlere ilke,ilke yazılsın
Yoksulluk yok edilsin
Çekintiler bertaraf
Gerçekleşsin bu tutku,
Güllük gülistanlık olsun her taraf.
42-SANA YAKLAŞIYORUM
Sana yaklaşıyorum adım,adım
Seni tanıdım
Seni anladım
Anlatamadım.
Kitle,kitle koşarak aydınlığına
Mutluluğu yığın,yığın ortaklaşmak
İmkanları hakça paylaşmak için
Sana yaklaşıyorum adım,adım
Sana yaklaşacağım
Yolunda engel tanımadım
Tanımayacağım.
Bir,bir engelleri aşacağım.
İş çarkının dişlileri eziyorsa birilerini
Dövülen sırtlarda iz bırakıyorsa darbeler
Çığlıklar arşa yükseliyorsa
Maşalar tetik çekiyorsa çıkar çarkı için
Düşünen kafalara düşmanlık başlamışsa
Ve bir kör balta baltalıyorsa zamanı
Ve gençler şehit oluyorsa gözünü kırpmadan
Sen bir tutku olarak kaldıkça gönüllerde
Bil ki, sana yaklaşıyorum adım,adım.
Bil ki, insan olduğumu anladım.
Konuşan diller kilitleniyorsa sansürle
Ve nasırlı eller kelepçeleniyorsa bir,bir
Baskının ipleri ilmikleniyorsa masum boyunlarda
Yarınlar uğruna ölebiliyorsa delikanlılar
Anla ki, sana yaklaşıyorum adım,adım.
Anla ki, yarınlara ve sana susadım.
Ekonomi sınıflandırmışsa insanları
Bir kara maske ise, sömürü suratlarda
Amaçlara entrikalarla varıla biliniyorsa
Sarsılabildiyse baskının temelleri
Bil ki,sana yaklaşıyorum.
Anla ki, engelleri aşıyorum.
Hak isteyebiliyorsa emekçiler direnerek
Grev sözcülüğü yapılıyorsa, iş kapılarında
Damla,damla ter akıyorsa, alınlardan iş başında
Bakan gözler görebiliyorsa, yavaş,yavaş gerçeği
Sıkılan yumruk olmaya başlandıysa
Geri ile ileri arasında başlamışsa savaş
Ve
Sömürü çarkı hız kaybediyorsa
Açların daha da aç
Tokların daha tok olduğu düzenden kaçıyorum
Ağır,emin ve güven doluyum
Sana yaklaşıyorum.
Tek değilsem bir bütünsem
Hasretsem,sevdalıysam
Kızımla ,erkeğimle
Bir milletsem
Övünüyorsam seninle
Anla ki,seni anlamışım
Sana kendimi adamışım.
Hak arayan milyonlar meydanlara iniyorsa
Hep bir ağızdan lanetler okunuyorsa haksıza
Ser verip sır verilmiyorsa
Baskılara boyun eğilmiyorsa
Bu güne, dünden daha güvenli giriyorum
Sana yaklaştığımı biliyorum.
Senin için ölebiliyorum.
Kara Afrika da ölünüyorsa açlıktan
Gökdelenlerde endişeyle patlıyorsa şampanyalar
İnsan gücü karışıyorsa fabrika dumanlarına
Bir nasırlı el, evet diyebiliyorsa alınan kararlara
Bir emekçi, insan olarak tanınıyorsa
Engelleri aşarak sana gelmişim adım,adım
Seni bildim
Seni gördüm
Seni tanıdım.
Seni sevdim
Seni öğrendim
Seni anladım.
Dünyadan izimler siliniyor sayende
Sen gerçek demokrasi
Sen eşitlik
Sen insanlık
Sen özgürlüksün.
43-ZAMANI ZAMANLAMALI
Zamanı zamanlamalı
Yada durdurmalı yelkovanı
Olmazları,olur etmenin yolları aranmalı.
Bebeklerin gözbebeklerine
Analar acıklı,acıklı bakmamalı.
Gerilen kaslar bir hiç’i kaldırmamalı
Gelecek umut dolu olmalı
Yarınlar aydınlanmalı
Karanlıkta kalmamalı.
Dünya dar geliyor olmalı ki insanlığa
Biteviye bir birini yiyorlar
Ölüyorlar,öldürüyorlar
Sormuyorlar,nedenini
Dünya’ya sığmaz olmalı ki insanlık
Soyuzlar fethine çalışıyorlar fezanın
Apollolar yeni dünyalar arıyorlar
Yarınlara vermek için.
Yarınları aydınlık görmek
Karanlıkları silmek için.
Zamanı zamanlamalı
Bu yarışa katılmalı
Asılsız suçlamalar olmamalı dedim dedili
Kaprisler kaldırılmalı
İhtiraslar tabiatı fethetmek için olmalı
Müşterisiz kalmalı kahvehaneler
Oyunlar unutulmalı.
İnsanlık iş başında olmalı
Çalışmalı,çalıştırılmalı
Alın teri tattırılmalı herkese
Gelecek aydınlatılmalı
Yarınlar kazanılmalı.
Doğarken ağlayarak gelmemeli bebeler
Sevinebilmeli dünya’ya geldiğine
Uzay bizim olmalı
Her şeyin temeline sevgi damıtılmalı
Yarınlar hayran,hayran
Emek ve terle dikilen anıtlara bakmalı
Her tabut övünçle gitmeli kabristana
Uzay insanlığın olmalı
Hesaplar geleceğe göre yapılmalı
Mutlaka yarınlar aydınlatılmalı.
Rihterle ölçmek yetmez depremin şiddetini
Yer,sallanmadan haber alınmalı
Sırdaşı olunmalı yer kabuğunun
Gizlere ulaşılmalı.
Zaman zamanlanmazsa
İnsanlık bunu yapamazsa
Çöker ihtiyar dünya
Mezar olur insanlığa
Bu bilince varılmalı
Yarınlar karanlıkta kalmamalı
Gelecek geleceğe mezar olmamalı
Olmazları olur etmenin yolları aranmalı.
44- GURBET YOLCUSU
Ayrılırken sılamdan,içim yandı, gözüm sulandı
Yanımda bir başka köylü vardı,adı Osman’dı
Beraberce çıktık yola Merzifon dan
Konuştuk yol boyunca şundan,bundan
Yolar gibi umutları da uzuyor İstanbul’a
Bilmiyor ki,kul olacaktı ,orda bir başka kula
Akşam, ağır,ağır perde çekerken ufuklarına
Otobüs de,giriyordu, İstanbul sularına
Osman’ın sevinçleri uzadıkça uzuyor
Aval,aval hayret,hayret İstanbul’u süzüyor
Umutlar beta gibi arzular alfa misali
İnançları gama gibi ta! Köydeydi hayali
İstanbul’a gelmekle ,onca her şey bitmişti
Sevinçliydi, dudaklarından iki cümle söz düştü
Bu fakirlik beni attı gurbete
Merak etme döner gelirim Ayşe
Sen iyi bak Fadime’yle Ahmet’e
Gelir, sizi köyden alırım Ayşe
Berber indik Osman la, İstanbul sirkeci ye
Sevinçliydi,neşeliydi, iş bulacağım diye
Bir öz ana olmuştu, bu koca şehir ona
Halinden çok memnundu,dönüp dedi ki bana
İş bulur bulmaz,hemen evi getireceğim
Ahmet’imi okutup bir memur edeceğim
O neşeyle ayrıldı ve elveda diyerek
Başarılar diledim, akıbetin bilerek
Altı ay kadar sonra,amele pazarında
Ben tanıdım Osman’ı ,dururken bir kenarda
Uzamıştı saçları ağarmış şakakları
Kırış,kırıştı yüzü, solgundu yanakları
Yüzünü kaplamıştı uzamış sakalları
Lime, lime döküktü, ceketin yamaları
Çatlak,çatlak çatlamış, nasır tutmuş elleri
Solmuş umut bahçesi, lal olmuştu dilleri
Karşısına dikilip bakınca uzun,uzun
Çakmaklaştı gözleri, dedi işçimi lazım
Gömülmüş umutları, bu şehrin yokluğuna
Götürsen çalışacak, boğazı tokluğuna
Kendimi tanıtarak bir sigara uzattım
Dedim, Osman çocukları getirdin mi, ne yaptın?
Derin bir ah çakarak üzgün, baktı yüzüme
Dedi, beyim iş hani ,inan ki açım yine
Ben burada açım,.aç,köyde de çocuklarım
Geçen gün gel diye mektup göndermiş karım
Gideceğim buradan, yol parası kazansam
Bir daha dönmem geri, köyüme bir ulaşsam
Geldim,gördüm ,anladım İstanbul değil derdim
Bu cefaya katlanırsam, insan değil namerdim
Suya düştü umutlarım, hayallerim kurudu
Bir günlük kazancımla, aç karnım ancak doydu
Geleli altı aydır ahvalim açık, aha
Zannedersem çocukları, ben göremem bir daha
Ey taşı toprağı altın denen İstanbul
Osman gibi niceleri geldi,oldu sana kul
45-SÖZCÜKLER SEVİ DOLSA
Gönüller başka ister,diller başka konuşur
Böylesi insanlarla, birlik nasıl oluşur
Bir bütündür sanılır, bu yamalı cemiyet
Milyonları inletir, düzenbaz hakimiyet
Çocuklar okullara öğrenmeye gelirler
Bilgi öğrenmek yerine, siyaset öğrenirler
Öğretmenler burada görev yapamıyorlar
Yapmak isterler ise, orda kalamıyorlar
Hiç kimse demedi ki, bu gidişat yanlıştır
Bu yüzden öğretmenler, görev yapamamıştır
Kutup,kutup bölündü, güvence gençliğimiz
Bunlara göz yummuşuz,biz suçlu değimliyiz
Bir dilim ekmek ile, doymak isterken açlar
Maşa etti bunları,kirli,kötü amaçlar
İnsanlık yerini öfkelere bıraktı
Yandı nice bağırlar,ne göz yaşları aktı
Sözcükler zehir saçtı,kin doldu sinelere
Yıllarca hasret kaldık, o dostça sevgilere
Zorlar,zar’ı getirdi,tutuşan ciğerlere
Geleceği biz esir etmişiz öfkelere
Sözcükleri kin değil,süsleseydi sevgiler
Gönlüm hep bunu özler,aydın olsa zihinler
Allah’a yalvaralım, iyilik dileyerek
Düşmanlığı silelim, sevgiyi yeşerterek
Kin, ihtiras,öfkeyi, gönüllerden silelim
Biz hep bize muhtacız, bu bilince erelim
46-HALİMİZ BİZİM
İyi ahlak,köklü kültür verilmez ise
Bela olur, başımıza, dölümüz bizim
Sevgi dolu hizmet ağı örülmez ise
Desteler dertleri, dilimiz bizim
Sel götürür, önüne set gerilmez ise
Ölen umut,yenilenip dirilmez ise
Hep birlikte, nankör emel kırılmaz ise
Engel çıkar,zora gider, yolumuz bizim
Hal ve hatır, içtenlikle sorulmaz ise
Bulanıksa,huzur gölü, durulmaz ise
İhracata iyi düzen verilmez ise
Rezil olur, para etmez, malımız bizim
Suçlu,suçsuz,mert ve namert, ayrılmaz ise
Hak,adalet,hukuk,nizam, aranmaz ise
Gaye,amaç,fikir, niyet,bilinmez ise
Yeşerip de meyve vermez, dalımız bizim
Kör şeytanlar madrabazla anlaşır ise
Çıkarcılar birbiriyle dalaşır ise
Husumetler ortalıkta dolaşır ise
Per perişan,helak olur,halimiz bizim
47- İŞ ÇARKI
Eyvah,eksildi bir gün daha ömür kasamdan
Eksilen hiçbir şey yok,hicranımdan,yasımdan
Kavruluyor sinemde, bin bir türlü elemler
Benden daha da üzgün, gerçekleri bilenler
Şüphem yok,iman ediyoruz Tanrım adaletine
İman edip sığınmışız biz senin himmetine
Avuç açıp semaya, yalvarıyorum sana
Ya duygusuz hissiz yap,yada, yol göster bana
Neden,kuluna kötülük gelir kullarından
Biçareler umudunu çoktan kesti yarından
Haddime sual düşmez, kanaat yaratmadın mı
Kullarına birazcık insaf dağıtmadın mı
Emek bir başkasının, bir başkası kazançlı
Haklı melül ve mahzun,haksızlar daha hınçlı
Her şeyi bilensiniz neler oluyor neler
Sabrını ezilene,insafı ezene ver
Kullarına, kulların zulmetmesin yeter
Neden ter dökmeyen tok,ter döken açtan beter
Güneş yakar,iş ağır,kazanç az,böyle bitiriyorlar
Medeniyiz diyorlar, hak,hukuk ,bilmiyorlar
Masumun hakkı artık, verilmeyecek midir
Çoğunluk sefalette ,bu bir haklılık mıdır
Aç kalıyor çalışan,toktur nasırsız eller
Nasırlı eller yapar, yiyemezler ye derler
Şimdi daha değerli, sosyetede köpekler
Fakir ömründe bir kez,köpekler her gün et yer
Bitsin masumu ezmeyle başlayan savaş
Dinsin ağlayan gözlerden akan, kanlı yaş
Sadaka istemiyoruz, emeğe karşılık yeter
Altın kadar değerlidir, her alından akan ter
İnsan eşit doğmuşsa, eşitte yaşamalı
Emekçi,emeğinin karşılığını almalı
Böyle bir adaleti yaratacak bir önder
Ulu Tanrım, geç kalmasın, acele gönder
Yoksa madden ölenler,manen de ölecekler
İnsanlığı menfaatlere kurban mı edecekler
Çoğaldı, bir deri,bir kemik iskeletler
Zevk için köpeklere yedirilirken etler
Çoğunluğun kursağına, yılda bir kez er düşmez
Bu feryat arzı deler, fakat kimse işitmez
Bari sen duy sesimi,sen yarattın, sen acı
Böyle miydi kulların,kullarına amacı
Onlar hepsi ademle,havadan olmadı mı
Nasıl sildik dünyada, biz kardeşlik adını
Kardeş babaya hasım,babada evladına
Ne,denir ki ,bu türlü insanlığın adına
Sen yarattın her kulu,kul,kuldan nefret eder
Ne zaman sıyrılacak, düşkünden bunca keder
Hepsi sana malumdur,ne lüzum anlatmaya
İnanmak istemeyenler çoğaldılar hüda’ ya
Kadirsin, bilirsin,oldu bittileri tek,tek
Tüm yaralar kanıyor, hangi sargıyla örtsek
Yıllar yılı düşünceler, durulmadı karışık
Doğmadı ufuklardan, beklenen nurlu ışık
Masumu kurtarmak mümkün değilse zulümden
Şuuru ,düşünceyi, insana verdin, neden?
İdraksizce onlara, hizmet bel ki mümkündür
Ben ikbale boyun eğsem bile, düşüncem hürdür
Vurulur koluma zincir,tahammül gösteremezler
Amma düşüncemi hiçbir zaman, esir edemezler
Bu şekilde düşünürken ali’ler, veli’ler, Talat’lar
Terleri ile ürünler, emekleriyle inşaatlar
Yarışarak yükselir, yükselir bulutlara
Harcanan güçtür,akansa, terdir umutlara
Sonunda yüz kırışır,bel bükülür, ağarırı saç
Dün delikanlı bir gençti, bu günse bir yaşlı aç
Taşeronlar emek pazarına uğrayacaklar
İş var diye, güçlü kuvvetli gençler arayacaklar
İki genç bulacaklar hayatın baharında
Bir çoğu bekleyecek, amele pazarında
Herkes iş,aş, deyince, inanacak, kanacak
Dün,bu gün, yarın derken, farkına varmayacak
Böyle dönecek devran,durmayacak iş çarkı
İşçi aş mırıldanacak, patronlar ise şarkı
48-GÜCÜNÜN YETMEDİĞİNDE
İnsan kör olmak istiyor
Varoşlarda ki, sefaleti görmemek için
Üzülmemek için, ezilenlere
Görmemek için, dönmüş suratlarını çilekeşlerin
Ve,bir deri bir kemik iskeletleri görmemek için
Kör olmak istiyor insan
Kör olmak.
Ermek için ayırımın bilincine
İnleyişlerini duymamak için insanların
İşitmemek için feryatları,zarları
Anlamamak için intizarları
Izırap kusan çığlıkları duymamak için
Sağır olmak istiyor insan
Sağır olmak.
Ayırt etmemek için,terle, parfüm kokusunu
Çöp toplayanlara, acıyamamak için
Kuku alma duygusundan yoksun olmak istiyor
Koklamamak istiyor insan
Koklamamak istiyor.
Paylaşmamak için acıları
Gülmemek, ağlanacaklara
Duyarsız yaşamak için, yaşadığını bilmeden
Anlamamak için iyi ile kötüyü
Üzülmemek için kurtarılamayanlara
Duygusuz olmak istiyor insan
Duygusuz olmak,
İyiyi kötüden,
Haklıyı, haksızdan
Güzeli, çirkinden ayırt etmemek
Çare arayamamak ve bulamamak için
Deli olmak istiyor insan
Deli olmak.
Yoksun olmak istiyor her şeyden
Duyulardan,duygulardan
Düşünceden,
Mantıktan,
Ve insan olmaktan
Yoksun olmak istiyor insan
Yoksun olmak.
Yaşamamak için enayice,aptalca
Gaflet beşiğinde uyutulmamak için
Bile,bile manen ölmemek için
Maşa olmamak için ateşle oynayan ellere
Dokunmamak istiyor insan
Dokunmamak.
Böylesi güzeldir diye düşünüyorum bazen
Görmeyen gözlerin arkasında canlandırmak Dünya’yı
Gönlünce ayırtmak, iyi ile güzeli
Duyarsız kulakların ötesinde
Belki de benimsemek güzeldir kahkahaları
Dünya’dan zamandan bihaber
Bir Dünya yaratmak kendince
Yaşatmak, insanları dilediğince
Açmak, bütün iyimserliği düşünebildiğince
Yeniden insanlığı biçimlendirmek
Şekil vermek, özlediğince
Kahretmemek için insanlığa
Can pazarlarında ,can satmamak için
Hissiz olmak güzel şey
Güzel şey duygusuz olmak
Gücünün yetmediği yerde.
49-DEMOKRASİYİ ARIYORUM
Demokrasi eşitlikse
İnsanca yaşamaksa
Adaletli olmaksa
Adalet dağıtmaksa
Hür yaşamaksa